canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Şefkat ve Merhamet - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

ŞEFKAT VE MERHAMET

 

Hz. Enes anlatıyor: Hz. Peygamber şöyle buyurdu; “Namaza başlamıştım, uzun surelerden okuyarak namazı uzatmak istiyor-dum. Bu sırada bir çocuk ağlaması işittim. Çocuğunun ağlamasına üzülen annenin duyduğu elemi hissettiğimden, namazı çabucak bitirdim.” (Müslümanlık, c.3 s.1155 Buhari-Müslim)

Ebu Hureyre anlatıyor; Bir bedevi, Resulullah’a gelerek, ken-disinden yardım istedi. İkrime: Öyle sanıyorum ki, bir maktülün diyetini istiyordu, diyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’da kendisine bir şeyler verdi. Sonra da:

-  Sana fazlasıyla verdim, buyurdu. Bedevi:

-  Hayır tam hakkımı vermedin. Dedi.

Bunun üzerine müslümanlardan bazıları, kızarak bedevinin üzerine yürümek istediler. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ona dokunmamalarını işaret etti. Buradan kalkıp evine gitti. Bede-viyi evine çağırttı. Ona;

-  Sen bize geldin, bir şeyler istedin. Biz de verdik, buna rağ-men ileri geri konuştun. Buyurdu ve biraz daha verdi.

-  Sana fazlasıyla verdim, diye ilave etti. Bedevi ise:

-  Evet fazlasıyla verdin. Allah, seni, aileni, kabileni hayırla mükafatlandırsın, dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:

-  Sen bize gelip, bir şeyler istemiştin, biz de vermiştik. Buna rağmen ileri geri konuşarak, eshabımın sana kızmalarına sebep ol-dun. Yanlarına varınca, burada söylediklerini onların huzurunda da söyle ki, sana karşı kalplerinde bir şey kalmasın. Buyurdu. Bedevi de;

-  Peki, dedi. Tekrar eshabın yanına geldikleri zaman, Resulul-lah sallallahu aleyhi ve sellem:

-  Dostumuz bize gelmiş, bir şeyler istemiş, biz de vermiştik. Bunun üzerine ileri geri bazı şeyler söylemişti. Kendisini evimize davet ettik. Biraz daha verdik. Bu sefer memnun olduğunu söylü-yor. Öyle değil mi, bedevi? Buyurdu. Bedevi de;

-  Evet, Allah, seni, aileni, aşiretini hayırla mükafatlandırsın, diye cevap verdi. Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem:

-  Benimle bu bedevi arasındaki münasebet, devesini elinden kaçıran bir adama benzer. Herkes o devenin peşinden koştuğu hal-de, onu tutmak şöyle dursun, bilakis ürkütürler, azdırırlar. Sahibi devenin peşinden koşuşan halka, ‘devemi bana bırakın, ben onun huyunu suyunu bilirim’ der. Devesinin yanına yaklaşır. Yerden bir tutam ot alır, devesine gösterir, nihayet deve gelir. Sahibi, yükünü devesine yükler, binip gider. Eğer ben bu bedevinin sözlerine kırılarak, size uymuş olsaydım, bu mutlaka cehennemlik olurdu. (Müslümanlık c. 3 s.1155-1156)

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>