canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Hayrın ve Şerrin Takdiri - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

HAYIR VE ŞERRİN TAKDİRİ

 

Burada şu konuyu da inşaallah açalım: Allah’ın kulları hakkında takdir-i ezeli ervahta o kulun hakkında hayır ve şerri yazma konusunu, nasıl yazıldığını ki, Levh-i mahfuz’da yazı var mı, yok mu? Diye İmam-i A’zam Efendimize sordular. İmam-ı A’zam Efendimiz buyurdular ki, sizin dediğiniz, ezelki levh-i mahfuzdaki yazı, sizin dediğiniz gibi değildir. Cenab-ı Hak, levh-i mahfuzdaki yazı vasıf sıfatı ile yazılmıştır. Kullarım iradelerini emrettiğimiz hayrat yollara kullanırsa, şöyle mükafatlar vardır. İradelerini nehyi, haram ve yasak kıldığımız yollara kullanırsa, şöyle ceza, şöyle azaplar vardır, diye vasıf ve sıfatıyla yazılmıştır. Sizin dediğiniz, filan kul cennetlik, filan kul cehennemlik yazılmıştır, diyorsunuz. Öyle olsa, Cenab-ı Allah’ın adaletine yakışmaz. Çünkü Cenab-ı Allah adildir, şefkat, merhamet sahibidir.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hadis-i şerifinde buyuruyor ki;

 

كُلُّ مَوْلُودٍ يُولَدُ عَلٰى فِطْرَةِ الْاِسْلٰامِ

 

Yani “bütün anadan doğan çocuklar İslam olarak doğarlar”[1], diye buyururlar. Ana rahminden dünyaya günahsız gelirler. Gene bir hadis-i şerifinde buyururlar ki: Cenab-ı Hak, üç yerde günah yazdırmaz; biri bir çocuk, ana rahminden dünyaya gelip, buluğ çağına gelinceye kadar, iki uykuya yatan uyanıncaya kadar, üç bir mecnun ayılıncaya kadar günah yoktur.

 

Gene İmam-ı A’zam Efendimize sordular ki, cehenneme girmek ne ile, cennete girmek ne iledir? Buyurdular ki, cehenneme girmek küfür, masiyetle. Cennete girmek iman ve itaatladır, buyurdular.

Amelin iki kısım olup, biri cehenneme mültahakka ve biri de cennete müstahakka sebep olduğunu beyan etmek üzere,

İsra suresi 18. Ayet-i kerime’de buyuruluyor ki;

 

مَنْ كَانَ يُرِيدُ الْعَاجِلَةَ عَجَّلْنَا لَهُ فِيهَا مَا نَشَآءُ لِمَنْ نُرِيدُ

 

Yani, bir kimse ameliyle yalnız dünya lezzetini murad ederse, Biz onun için dünyada dilediğimizi istediğimiz kimseye veririz. Ayetin devamında;

 

ثُمَّ جَعَلْنَا لَهُ جَهَنَّمَۚ يَصْلٰيهَا مَذْمُومًا مَدْحُورًا

 

Yani, istediğini verdikten sonra, onun için biz cehennemi hazırlarız. Mezmum ve matrud olduğu halde, o kimse cehenneme dahil olur.

İsra suresi 19. Ayet-i kerime’de buyuruluyor ki;

 

وَمَنْ اَرَادَ الْاٰخِرَةَ وَسَعٰى لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَاُولٰٓئِكَ كَانَ سَعْيُهُمْ مَشْكُورًا

 

Eğer bir kimse iradesiyle, ameliyle ahireti murad eder, ahiret için iradesini güzel amele sa’y eden kimselerin sa’yleri makbul ve sevabı çoktur.

Yani bir kimse iradesiyle, ameliyle, yalnız dünyayı murad eder ve himmetini dünyaya sarf eder, ancak istediğini dünya için ister ve ahiretten tamamen gafil olursa, o kimse için, Biz istediğimiz miktarı dilediğimize veririz. Biz onların istediklerinden layık oldukları meta-ı dünyayı bilir ve iktizasına göre veririz. Badehu o kimse için biz cehennemi hazırlarız, matrud olduğu halde cehenneme girer. Ve eğer bir kimse gönderdiğimiz Resulümüze itaatle ahireti murad eder, ahiret için çalışır ve çalıştığı amelini rıza-ı ilahiyeyi murad ederse, Biz o kimseye dilediğimiz miktar dünyasını verir, ahirette vaad kıldığımız nimetleri veririz.

İsra suresi 9. Ayet-i kerime’de buyuruluyor ki;

 

اِنَّ هٰذَا الْقُرْاٰنَ يَهْدِي لِلَّتِي هِيَ اَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ الْمُؤْمِنِينَ الَّذِينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ اَجْرًا كَبِيرًاۙ

 

Şu Kur’an, insanların kaffesini adalette ziyade ve tarikatta açık olan yollara hidayet kılar. Yani doğru yolları gösterir ve amel-i salih işleyenleri büyük mükafat ve ecirle tebşir eder.

İsra suresi 10. Ayet-i kerime’de buyuruluyor ki;

 

وَاَنَّ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ اَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا اَلِيمًا۟

 

Şu kimseler ki, onlar ahirete iman etmezler, Allah’ın emirlerini tanımazlar. Resullerine itaat etmez, iman da etmezler. Biz onlar için ahirette azab-ı elim hazırladık.

Yani hakla batıl beynini tefrik eden Kur’an cemii nasa adaletten ibaret olan tarik-ı hakkı gösterir ki, o tarik, tariklerin en doğrusudur ve o Kur’an şu mü’minleri ecr-i kebirle tebşir eder ki, o mü’minler amel-i salih işlerler. Onlar için büyük ecir olmasıyla tebşir eder. Çünkü onlar imanlarını salih amelleri ile takviye ettiklerinden ve me’mer oldukları tekalifi yerine getirdiklerinden, onları ecr-i kebir olan cennet ve fevz-ü felahla mesrur eder ve şu kimseler ki ahirete iman etmezler, işte onlar için Biz elem verecek azabı hazırladık.

Fahr-i Razi’nin beyanı vechile, Cenab-ı Hak Teala ve Tekad-des Hazretleri bu ayette Kur’an’ı üç sıfatla sena etmiştir:

1-     İnsanları, hak olan itikada ve salih olan a’male irşad etmiştir. Kur’an’a yapışanın doğru yola yapışmış olacağında şüphe yoktur.

2-     Kur’an’ın beyan ettiği itikadı ve amel-i salihi işleyenleri Kur’an’ın cennetle tebşir etmesidir.

3-     Kur’an’ın gösterdiği yola gitmeyenlere cehennemin hazırlandığını beyan etmesidir.

Burada açığa çıkan, Cenab-ı Hak, halk ettiği kullarına Kur’an-ı Kerim ile önceden kanun-ı ilahiyesini haber verip, bildiriyor. Kârı-mızı, zararımızı ve nasıl yaşayacağımızı bildirmektedir. Kanun-ı ilahiyesine uyup, itaat edenlere cenneti ve cemalini, nimetleri vere-ceğini vaad ediyor. Kanun-ı ilahiyesine ve yasak kıldıklarına uyma-yanları ceza yeri olan cehennem azapları ile azap edeceğini bildirmektedir. Önce ikaz ve irşad ediyor. Eğer yaratılışta cennetlik, cehennemlik yazılmış ise, hayra gidecekler hayır yapacaklar yazılmış ise, şer günah yapacaklar da ezeli yazılıp takdir olunmuş ise, kullar dünyaya gelip yaptıkları günahlardan muhasebeye çekilme-mesi ve cezalanmaması gerekir. Çünkü ezelde nasıl olsa said cennetlik yazılmışım diyecek, sevap yapsam da yapmasam da, şaki, cehennemlik yazılmış isem, bu yapılan sevaplar bir fayda vermeyecektir, diyeceklerdir. Bu itikat cebriye mezhebinin itika-dıdır. Bizim itikadımız ehl-i sünnet itikadıdır. Ehl-i sünnet itikadı, şu hadis-i şerife göre:

 

كُلُّ مَوْلُودٍ يُولَدُ عَلٰى فِطْرَةِ الْاِسْلٰامِ

 

Yani, “bütün anadan doğanlar İslam olarak doğar”[2]. Çünkü Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri hadis-i kudsisinde buyurur ki:

 

كُنْتُ كَنْزًا مَخْفِيًّا فَاَحْبَبْتُ اَنْ اُعْرَفَ فَخَلَقْتُ الْخَلْقَ

 

Yani, “Ben bir gizli hazine idim. Diledim ki, bilineyim. Bu halkı yarattım.”[3] Öyle olunca, bu mecmu-ı mahlukat, Cenab-ı Hakk’ın sevgisinden ve kendi muhabbetinden yaratmıştır ve marifet için yaratılmıştır. Kendi sevgisinden seve seve halk eylediği insanları ateşte yakmak için mi yaratmıştır?

Allahu Teala buyuruyor ki, ey Bana inanan kullarım, Ben size her nimetlerimi hazırladım. Ben sizi seve seve yarattım. Ananız, babanızdan, Ben size daha çok merhametliyim. Sizin kötü olduğunuzu istemem. Kitabımda size her şeyi bildirdim ve anlattım ve Resulüme söylettim. Ama şunu da iyi bilmelisiniz ki, size Benim tarafıma göndermeyici, sizi ayırıcı ve Benden uzaklaştırıcı bir düşmanınız vardır. O düşmanınız daima sizin arkanızdan ayrılmaz. Sizi Bana düşman etmek için, sizi Benim nimetlerimden mahrum edip, azaba layık olup, azap çekmenize çalışır. Bu da kuvvetli düşmanınız şeytandır. O, sizi daima zulmete çeker. Ben sizi nura çekerim. Onun dediğine giderseniz karanlığa, zulumata, cehenneme düşersiniz. Benim dediklerimi tutarsanız, cennetime, cemalime kavuşursunuz. Başka sözlere bakmayınız. Benim vaadim haktır, vaadimden dönmem ki, Kur’an-ı Kerimde:

 

وَعْدَ اللّٰهِ حَقًّاۜ

 

Allah’ın vaadi haktır, demektir. Şeytanın vaadleri hep yalandır. O, sizi daima şaşırtmaya, aldatmaya çalışır. Zulumata çeker. Ben sizi nura çekerim. Buna dair ayete bak, ibret al: Bakara suresi 257. Ayet-i kerime’de buyuruluyor ki;

 

اَللّٰهُ وَلِيُّ الَّذِينَ اٰمَنُواۙ يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِۜ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوٓا اَوْلِيَآؤُهُمُ الطَّاغُوتُۙ يُخْرِجُونَهُمْ مِنَ النُّورِ اِلَى الظُّلُمَاتِۜ اُولٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ۟

 

Manası: Allahu Teala iman edenlerin ve iradelerini Allah’ın gösterdiği iyi, rızası olan yollara, iradelerini sarf edenlerin Allah onların dostudur. Bunları zulumat-ı karanlıktan nura çıkarır. İşte inkar, küfür edenleri de ve kendinin gösterdiği kanuna uymayıp ve Resulüne de uymayıp, itaat etmeyenleri de ve küfr edenleri de şeytanın dostudur. Şeytan da onları nurdan zulumata çıkarır.

Nur denilen Cenab-ı Hak ruhlarımızı kendi nurundan, Peygamber Efendimizin nurunu ve O'’un nurundan Peygamber Efendimizin ruhunu ve O’nun ruhundan bütün insanların ruhlarını halk ettiğini haber veriyor. Yani fıtrat-ı asliyemiz nurani ve İslam olarak yaratılmıştır. İşte Allah’ın kanununa uymayanlar, cehennem ehli olurlar. Onlar ebedi olarak orada kalırlar. Ne anlaşıldı, işte Allahu Teala kullarını daima iyiliğe çeker ve iyi olmalarını ister. Kullar O’nu bırakıp ve O’nun dediklerine kulak asmayıp, nefsinin hevasına ve şeytanın sözlerine ve gösterişine bakar, Allahu tealayı da unutur, Allah’a asi olur, azgınlaşır. İşte böyle olmadıkça, Allahu Teala kulunu cehenneme attırmaz. Buna dair hadis-i şerif:

 

اَلاٰ كُلُّكُمْ يَدْخُلُ الْجَـنَّةَ اِلَّا مَنْ شَرَدَ عَلَى اللّٰهِ شِرٰادَ الْـبَعِيرِ عَلٰى اَهْلِهِ

 

Ebu Umame radıyallahu anh’den rivayet edilen hadis-i şerifte Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:“Bilmiş olunuz ki, hepiniz cennete gidersiniz, yalnız sahibine ve ehline aksi olan deve gibi Allahu Teala’ya asi olmadıkça, cennete girersiniz.”[4]

İşte Allahu Teala, kulunu kolay kolay cehenneme sokmaz, asi camuz, asi deve gibi olmadıkça. Sahibine asi olan deve gibi kükreyip, kibirlenip, şişip, söz dinlemeyip ve vaaz ve nasihate, aye-te, hadis-i şerife karşı durup meydan okurcasına ayete, hadis-i şerife kıymet vermez, itirazlar eder. Burnunu kıvırır geçer. Hiç Allahu Teala’dan korkmaz. Sonum neye varır demez. Dinini, diyanetini hor görür. Bu kadar olduğu halde, yine Allahu Teala geçmez, sonunu bekler. İpe sapa gelmeyeceğini iyice bekler. Ayrıca kullarının ağzından da ikrarlarını alır. Azgın olduğunu herkes söy-ler. İşte ümit tamamen kesildikten sonra, cehenneme koyar. Kendi omuz zoru ile zorlaya zorlaya cehenneme girer. Böylece Allahu Teala nura çeker, yani kulunun kalbine iyilikleri ve iyi şeyleri koyar. Şeytan da zulmete çeker, o da kendine dost olana vesvese verir. Dine, şeriata, tarikata, hakikate ve marifete itirazlar koyar. Allahu Teala iman edenlere ilham eder, tasdikler, muhabbetler koyar. Böylece insan bu ikisinin arasındadır. Cenab-ı Hak, rüyalar ile ayıktırmak ister. Şeytan da rüyalar ile azdırmak diler.

İşte, sen sana düşün, sen şeytanın dediklerini kabul, Allahu Teala’nın dediklerini kabul etmiyorsun, bir de Allahu Teala’ya ba-hane bulursun. Bu yaptığın günahları ezelde alnıma Allah böyle yazmıştır, diye Allah’a iftira edersin. Allahu Teala sana peygamber-ler ile ne söyledi, Kur’an’da aşikar söylüyor, rüyalarda gösteriyor, alimler söylüyor, kitaplar söylüyor. Bunların hepsini hiçe sayarak şeytanın vesvesesine, nefsin hevasına uyup, nefsini kendine ilah ediyorsun.

 

Casiye suresi 23. Ayet-i kerime’de buyuruluyor ki;

 

اَفَرَاَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ اِلٰهَهُ هَوٰيهُ

 

Manası: Ya Habibim, görmedin mi şu kimseler ki, nefsinin hevasını kendine ilah yaptı, diye buyuruyor.

İşte Allahu Teala’yı bırakıp nefsinin, şeytanın hevasına uyanlar, kimseyi beğenmez, sözünü de beğenmezler. Böyle olmadıkça cehenneme girmezler.

Bakara suresi 28. Ayet-i kerime’de buyuruluyor ki;

 

كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِاللّٰهِ وَكُنْتُمْ اَمْوَاتًا فَاَحْيَاكُمْۚ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ  

 

Yani sizi icad ve vücudunuzu hadd-i lâyığına göre sizi halk eden Allahu Teala’ya nasıl küfür, inkar ediyorsunuz? Halbuki O, sizi babalarınızın sulbünde aynı bir cansız cemadat kabilinden ruhsuz, ölü, meyyit mesabesinde idiniz. Sonra babalarınızın sulplerinden (beden) sizi analarınızın erhamına inzal ile ihya ve dünyaya ihraç edip ve envai nimetleri ile terbiye etti. Bundan sonra sizi öldürür, daha sonra diriltir ve dünyada amelinize göre ceza verir. Haliniz bu minval üzere cereyan edince, nasıl olur da bu hallerden ibret almaz da, Allahu Teala’ya küfür edersiniz. Yani bu kadar cesim nimetlere karşı nasıl inkar, küfür edersiniz? Küfrünüz taaccübe şayan bir haldir, demek olur.

Şimdi burada Fahr-i Razi’nin beyanına göre, küfür ve bütün günahlar ve şerler, kulların kendi kesb ve ihtiyarı ile olduğuna, bu ayet dalalet eder. Zira Cenab-ı Hak Teala’nın inkara, küfre, şerre giden kafirleri tekdir buyurması, kafirlerin ceza alması, onların irade ve ihtiyarları ile hasıl olduğuna delildir.

Burada şu anlaşılıyor ki, Allahu Teala’nın şerri ve hayrı halk etmesi, kul iradesini şerre veya hayra sarfı üzerine halk ettiği için küfürden, kul mesuldür. Allahu Teala’nın hayrı, şerri halk etmesi, kulun iradesini küfre ve hayra sarfı üzerine olduğundan, kul o küf-rü yapmaya mecbur değildir. Bu konunun kaynağı, Hulasatü’l Beyan Tefsiri, Cilt 1, Sayfa 78.

İşte ehl-i sünnet itikadı böyledir. Gene İmam-ı A’zam Efendimizin sözleri: Kul yapacağı herhangi bir işi niyetine alır, fiilinde de iradesini sarf eder, Allah da o zaman onu icad eder. İradesini sarf etmedikçe, o işi icad etmez, buyuruyor.

 


[1] Münavi, Feyzu’l-Kadir, c. 6, s. 135 (Mısır).

[2] Münavi, Feyzu’l-Kadir, c. 6, s. 135 (Mısır).

[3] Mustafa bin Abdullah er Rumi, Keşfuz-Zunun, c. 2, s. 1040 (Beyrut), Ali bin Muhammed bin Ali El Cürcani Et-Ta’rifat,s. 218 (Beyrut), Münavi Et-Tearif, s. 568 (Beyrut).

 [4] Ahmed ibni Hanbel, Müsned, c. 5, s. 258/22.280 (Mısır).

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>