canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Evde Hanımlarımıza Düşen Vazifeler - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

Evde Hanımlarımıza Düşen Vazifeler

 Yemek yaparken besmele’i şerife unutulmamalı, beyleri soğukta, sıcakta ailenin geçimi için çalışırken hanımlar da tembellik yapmayarak ibadetle ve çocuklarının terbiyesiyle meşgul olmalı. Yemek pişirme evvelinde huzuru kalp ve besmele-i şerife ile başlanmalıdır. Bu şekilde yapılan yemekler ve çaylar hem bereketli hem de lezzetli olur. Eli altındaki çocukların eğitiminden ekseri kadınlarımız çok mesuller, ekseriyetle çocukların ana terbiyesine daha çok ihtiyaçları oluyor. Çocuklarımıza yemek yemelerine başlarken besmele-i şerif’i öğretip sağ el ile yemelerini ve yemekten sonra Allah’a hamd ve şükür etmeyi öğretmemiz lazımdır. Cenab-ı Hak kendisini helal yönden beyine emanet etmiştir. O hanımın namusu beyine emanettir. Onlara düşen vazifeler maddi ve manevi emanetlere hainlik edenlerden olmamalarıdır.

Hem Allah’ın emaneti olan a’za organları korumalı, hem de beyine olan vazife ve sorumluluğunda hainlik yapmamalıdırlar. Allah‘a olan vazifelerden abdest, namaz, zikir ve tövbe istiğfardan ayrılanlar, Allah’ın emirlerinden uzağa gidip şeytanla nefsin teşvik ettiği fesat, fuhşiyat, zina yollarına gidenler iki dünyada felaket ve dalalettedirler. Çünkü Allah’ın Resulünün gösterdiği yoldan ayrılıp nefsin, şeytanın teşvik ettiği yollara gittiler. Allah’ı unutup şeytanın ve nefsin arzusuna uyduklarından maneviyatlarının muhafazası kalkmış oldu. Nasıl bir binanın kapısı, penceresi sökülür dışarı atılır ise o eve canavar, ayı, kurt, köpek, kedi serbest olarak girip o evdeki eşya ve yiyecekleri tahrip etdikleri gibi o insanın maneviyatı da öylece tahrip olur. Abdestle, namazla, yemeği az yemekle, ölümü çok tefekkür ile dili kalbi salavat ve zikrullaha bağlı olanlar, canavar gibi melun şeytanın kalbe gelecek yollarını kapatmış olurlar.

Hz. Aişe, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e sordu:

قَالَتْ: يَا رَسُولَ اللّٰهِ! أَوْ مَعِيَ شَيْطَانٌ؟ قَالَ: نَعَمْ, قُلْتُ وَمَعَ كُلِّ إِنْسَانٍ؟ قَالَ: نَعَمْ, قُلْتُ: وَمَعَكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ! قَالَ: نَعَمْ, وَلٰكِنْ رَبّ۪ي أَعَانَن۪ي عَلَيْهِ حَتّٰى أَسْلَمَ

“Ya Resulallah bizlere iğva vesvese veren musallat olan şeytan gibi Senin de bu şekilde şeytanın var mı? O’da; evet, Benim de şeytanım vardır. Fakat Benim şeytanım müslüman oldu.”[1]

Yalnız Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in şeytanı müslüman olmuştur. Onun haricindeki insanlara vesvese musallat olan şeytanlar mevcuttur. Allah’ın kanununa uyup, Resulullahın sünnetlerine uyup şeriati tamam olanlara şeytanın eli erişmez. Çünkü onlar gelecek yollarını kapatmış olurlar. Cenab-ı Hak ayet-i kerimede:

إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَص۪ينَ

Yani, “Benim muhlis, ihlaslı olan kullarıma elin yetişemez.”[2] buyurmuştur.

كُنَّا إِذَا حَضَرْنَا مَعَ رَسُولِ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ طَعَامًا لَمْ يَضَعْ أَحَدُنَا يَدَهُ حَتّٰى يَبْدَأَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَإِنَّا حَضَرْنَا مَعَهُ طَعَامًا فَجٰٓاءَ أَعْرَابِيٌّ كَأَ نَّمَا يُدْفَعُ فَذَهَبَ لِيَضَعَ يَدَهُ فِي الطَّعَامِ فَأَخَذَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِيَدِه۪ ثُمَّ جٰٓاءَتْ جَارِيَةٌ كَأَ نَّمَا تُدْفَعُ فَذَهَبَتْ لِتَضَعَ يَدَهَا فِي الطَّعَامِ فَأَخَذَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِيَدِهَا وَقَالَ إِنَّ الشَّيْطَانَ لَيَسْتَحِلُّ الطَّعَامَ الَّذ۪ى لَمْ يُذْكَرِ اسْمُ اللّٰهِ عَلَيْهِ وَ إِنَّهُ جٰٓاءَ بِهٰذَا الْأَعْرَابِيِّ يَسْتَحِلُّ بِه۪ فَأَخَذْتُ بِيَدِه۪ وَجٰٓاءَ بِهٰذِه۪ الْجَارِيَةِ يَسْتَحِلُّ بِهَا فَأَخَذْتُ بِيَدِهَا فَوَالَّذ۪ى نَفْس۪ي بِيَدِه۪ إِنَّ يَدَهُ لَف۪ي يَد۪ى مَعَ أَيْد۪يهِمَا

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem ashabı ile beraber otururken yemek yemek için sofra açıldı. Yemekler döşendi. Daha yemeğe başlamadan bir erkek hızla koşarak kapıyı itip içeri girdi. Hemen euzu besmele çekmeden sol eliyle yemeğe uzandı derhal Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem bileğine yapıştı. Tekrar bu vaziyette bir de kadın koşup geldi. O da hızla gelip sofraya elini sundu, onun da eline yapışıp yedirmedi. Çünkü euzu besmelesiz sol eliyle oturdular. Sahabeler: “Ya Resulullah ne acayip iş oldu. Bu hızla bileklerini tutup yemek yedirmemenin hikmeti neydi?” diye sordular.

Peygamberimiz: sallallahu aleyhi ve sellem “Beni yaratan Allah’a yemin ederim ki bunların bileklerine yapıştığımda şeytanında eli beraber elime geldi.[3] Çünkü yemeğe besmelesiz sundular, şeytan da beraber iştirak etti. Şeytan bu sofradan yemek istedi. Biz euzu besmele çektiğimiz için yanaşamadı. Bunların kalbine girdi havale etti bunların sebebiyle yemek istedi.” buyurdu.[4]

أَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ   بِسْـــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Euzu besmeleyi unutmamamız lazımdır. Euzu billahimineşşeytanirracim. ‘Euzu’ yani sığındım demektir. Bir adam sıkışırsa, karşısındaki silahlı güçlü adamın elinden kaçar. Kendisini koruyup muhafaza edecek bir yer arar. Kendisini muhafaza edecek kuvvetli silahlı güçlü bir kimseyi bulunca aman sana sığındım, beni koru muhafaza et der. Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrah-manirrahim sığındım. Ya Rab’bim Rahman ve Rahim olan büyük Allah’ıma onun dergâhından sürülmüş kovulmuş melun şeytanın şerrinden Sana sığınırım. Ya Rab’bi, Adem Babamızdan beri ademoğullarına düşmanlığını açıktan ilân eden melûn şeytanın şerrinden Sana sığınırım. Yâ Rabbî, beni muhafaza et. Cenab-ı Hak Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri melun şeytana kuru gizli iğva vermeye müsaade etmiş, velakin zor ve cebir kullanmaya salahiyet vermemiştir. Benim kanunlarıma uyan itaat edenler bir kere euzu besmele ile Bana sığınırlar ise her Bana sığınmalarında senin 360 askerlerini yakar imha ederim buyurdular.

Bir kimse huzuru kalp ile “Euzubillahimineşşeytanirracim” derse o kimsenin üzerine 70 türlü kötülük kapıları kapanır. ”Bismillahirrahmanirrahim” hem dili ile hem huzuru kalp ile derse bütün rahmeti ilahi fuyuzati ilahi aşkı ilahi rahmeti ilahi o kimsenin üzerine iner.

“Bismillah” ‘B’, sin ve mim olmak üzere üç harften ibarettir. ”B hüvel berru rahim” o “b” harfi haliktır, beridir yani ancak sığınacak bir metin kal’adır. Arşı aladan tâ da yedi kat yerin altındaki tahtı seraya kadar yaratılmışların bütün mahlukatın Beri-i’dir, hepsinin yaratıcısıdır. Sin harfi Cenab-ı Hak, “Semidir” arştan ta yedi kat yerin altındaki tahtı seraya kadar yaratılmışların hepsinin konuştuklarını işitici duyucudur. Semi’dir. Onların sedasını işiticidir. Hepsinin küçük büyük kalbinden geçenleri bilicidir. “Mim” arştan ta yedi kat yerin altındaki tahtı seraya kadar yaratılmışların mükerremidir, Mecididir.

 


[1] Müslim, Münafikun 70; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 6/115

[2] Hicr: 15/40

[3] Deylemi,3/5466 Ebu Davut

[4] Müslim, Eşribe 102; Ebu Dâvud, Et’ime 15 (3766); Ahmed b. Hanbel, 5/383, 398

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>