canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Fatiha'nın Tefsiri - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

 

FATİHA’NIN TEFSİRİ

 

Fatiha-ı şerifi, ulu'l-elbab ve arifi billah olanların Fatiha’yı şerifi tefsir yaptıkları yazılacaktır. İnşallahu Teâle.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ ﴿﴾ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ﴿﴾ اَلرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ ﴿﴾ مَالِكِ يَوْمِ الدّ۪ينِ ﴿﴾ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَع۪ينُ ﴿﴾ اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَق۪يمَ ﴿﴾ صِرَاطَ الَّذينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ* غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَاالضَّٓالّ۪ينَ ﴿﴾

Elhamdullillâhi Rabb-il alemin. Errahmanirrahim. Maliki yevmiddin. Allah, Rab, Rahman, Rahim, Malik beş isimdir. Herbir ismin hem sıfatı hem ef’âli, hem de zuhuratı vardır

1- Sıfatı, Bâkidir.

2- Ef’âli, icadı (yapması). Yani yoktan var etmesidir. Dilediğini var eder, diledigini yok eder.

3- Zuhuratına gelince, yer yüzünde türlü türlü kokuda ve renkde otlar, çiçekler ve lezzetli meyvalar ve insanlara şifa veren çeşitli ilaçlar bu isimlerin zuhuratındandır.

Bu insanların anlayamadığı dünyada zarar, ziyan, fitne, fesat hepsi bu isimlerin zuhuratındandır.

Fakat bu kötü hallerin meydana çıkmasına sebep olan insanın kendisidir, fiilidir. Şöyle ki insanlar Allahu Teâlâ’ya itaatte, ibadette ve ona kullukta bulunursa Rahim ismiyle tecelli eder. Ne vakit ki insanlar Allahu Teâlâ’yı unuturlar, ibadet etmezler, isyan ederlerse o zaman gazap sıfatıyla tecelli eder. Ondan da fitne, fesat, zarar ve ziyanlar zuhur eder, sebebi insanlardır.

وَمَا رَبُّكَ بِظَلاَّمٍ لِلْعَب۪يدِ

“Rabbin, kulları için zulmedici değildir.”[1]

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ

Elhamdu, yani ben hamd ederim. Lillahi Allah’a hamd ederim. Kimdir O? Rabb-il alemin, alemlerin Rab’bisi İki cihan mülkünün sahibidir. Hamdin manası nedir? Her namazda okuduğumuz buna iyi dikkat etmeliyiz. Elhamdu, hamdin manası fedâi demektir. Canım, malım, varım, Allah’a feda olsun demektir.

Cenab-ı Hak Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem fedai olarak, fedai kabul ettiği için ismini Hz. Muhammed koymuştur. Hamid, hamd edilen, Hz. Muhammed hamd etmiş kimse demektir. Hamd olunmuş kimse demektir. Öyleyse Allah için elhamdu, ben Allah’a canımı malımı varımı hepsini feda ederim. Elhamdülillah Allah içindir. Rabbil Alemin O alemlerin Rabbisidir. İşte yeri, göğü bütün mahlukatı, kâinatı yaratıp vücuda getiren Allahu Teâlâ’dır. Bütün besleyici, büyütücü, yürütücü hepsine yetişici Allahu Tealanın in’amı ve ihsanıdır.

اَلرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Errahmanirrahim deyince Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki, elhamdullilahi Rabb-il alemin yazdı diyor. Kalem bismillahirrahmanirrahim deyince kalem çatladı. Bundan sonra Cenab-ı Hak Teâlâ Hazretleri errahmanirrahim, Elham’ı yazdı elhamdan sonra Rahman Rahim yazdı. Yani elhamdullilahi Rabbil alemin yazılınca bütün kainat vücuda geldi Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: Rahmanirrahim yazılınca iki deniz zuhur etti. Birisi feyzi rahmettir ki besleyici hayır bereket biriside zulumat denizi zuhur etti. Maliki yevmiddin bundan da iki deniz zuhur etti yani hem dünya hem Ahiret maddiyat maneviyat bunlar zuhur etti. O denizin birisi nur, biri zülumat kim nur deryasının içinde yüzerse o kimse nurdur. Cennete kavuşur. Allah’a kavuşur. Kim ki o zülumet içinde yüzerse cehennemi Cenab-ı Hak kahrından yaratmış zülumattır. O zülumata kavuşur. Onun için şeriatı Muhammediyenin bize haram dediğinden zülumat zuhur ediyor. Zülumat denizinde yüzüyor onu yapan kimseler şeriatın men ettiği şeyleri yapanlar doğrudan doğruya zülumat denizinde yüzüyorlar. Şeriatı Muhammediyenin emrettiği şeyleri tutanlar ibadette ve taatte bulunanlar nur deryasında yüzüyorlar. Kardeşim insan çok ayık olmalı böyle onun bunun sözüne bakmamalı. Allah alnıma nasıl yazmış ise öyle gelir dememeli. Öyle diyenlerin sözlerine bakmamalı.

مَالِكِ يَوْمِ الدّ۪ينِ

Malikiyevmiddin bundan da iki deniz oldu birisi nur birisi zülumat denizi Allahu Teala hazretleri nur denizini bize şöyle beyan ediyor ki iman edip amel-i salih işleyenler o nur denizinde yüzerler. Bir adam bir acı kavun bir ağaç kavunu onu alıp doğruyorlar, şekerin balın içine katıyorlar. Bir müddet bal ya da şekerin içinde kalınca o acı kavun istediği gibi nur oluyor. Allah’a iman ve amel-i salih denizinde zikrullah deryasının içinde yüzersen sen niçin nur olmayasın. Senin vücudun da nurlanır. Kalbin de nurlanır. Nur deryasında yüzen nur olur. Ötekisi zülumat deryasında yüzüyor Allah’ın men ettiği, nehy ettiği şeylerin hepsini yapıyor. Vücudunu çirkef kaplıyor. Cenab-ı Hak Teâlâ Hazretleri buyuruyor ki nur deryasında yüzenlere:

تَعْرِفُ ف۪ي وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ النَّع۪يمِ

“Allah’ı zikredip ameli Salih işleyip zikrullaha çalışan-ların yüzünde bir nur olur.”[2]

Yüzün nurlanıyor neden? İşte o nurdan geliyor. Cenab-ı Hak bunlar hakkında buyuruyor ki:

وُجُوهُهُمْ قِطَعًا مِنَ الَّيْلِ

“Onların yüzleri sanki gecenin karanlık bir parçaya bürünmüştür”[3] O zülumat içinde yüzenlerin güzel mis gibi on sekiz yirmi yaşlarında hepsi güzel adam günah işlerken işlerken ne oluyor yüzü gecenin karanlığının bir parçası gibi oluyor. Kül rengini tutuyor yüzü gözü kararıyor. Siyahlaşıyor yüzünde nur eseri kalmıyor. İşte cehennem sıfatı buradayken yüzünde görünüyor. Cenneti kazananların yüzünde cennet sıfatı zuhur eder. Yüzü nurlanıyor. Cehennemi kazananların yüzünde cehennem sıfatı görünüyor. Bu okuduğumuz elhamdullilah’ta bunlar var.

إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَع۪ينُ

Bunda da iki büyük derya var ibadet, nur deryası ki o Allah'a kullukdur iyya kena’budu “Ey bizim Allah’ımız biz Sana ibadet ederiz.” “Ve iyyâke nestaîn” zulumat deryası ki o Allah’ın nehyettiği sapık yollardır. O müşriklerin kafirlerin zalimlerin gittiği yoldan Allah’a sığınıyoruz. Sen bizi o yoldan koru onların gittikleri dalalet yolundan bizi koru muhafaza eyle yâ Rabbî. “İyyake na’budu” Allah’ım bizi Sen kendi ibadetinden ayırma. Biz Sana ibadet ederiz. “İyye ke na’budu” ibadettir. Saadettir, kulluktur, Allah’ın emirlerine itaattir.

Ve iyya ke nastain, isyandır ki, yâ Rabbî bu kötülük isyan denizine dalıp orada helak olup Senden uzağa düşmekten yine sana sığınırız. İyye ke na’budu, ibadet yoludur. İbadetse nurdur cennet ise nurdan yaratılmıştır. Bu yolda gidenler cennete cemalullaha kavuşur. “Ve iyya ke nestain” zulumat denizi ki günah yönünde olanlardır.

اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَق۪يمَ

Allah'ım bize doğru yolu göster, bizi doğru yola hidayet et.”

Bunda da üç yol vardır:

1- Cehennem yolu ki, dünyadan aşagı tahtasseraya gider.

2- Cennet yolu ki, cennete gider.

3- Hak’ka kavuşma, gurbiyyet yoludur. Bu yolda gidenler de Allah’a kavuşur. Buna şu ayet delildir:

ثُمَّ اَوْرَثْنَا الْكِتَابَ الَّذ۪ينَ اصْطَفَيْنَا مِنْ عِبَادِنَاۚ فَمِنْهُمْ ظَالِمٌ لِنَفْسِه۪ۚ وَمِنْهُمْ مُقْتَصِدٌۚ وَمِنْهُمْ سَابِقٌ بِالْخَيْرَاتِ بِاِذْنِ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَضْلُ الْكَب۪يرُۜ

“Sonra o kitabı kullarımızdan seçip ayırt ettiklerimize miras kıldık. İmdi onlardan nefsine zulmeden vardır ve onlardan mutedil olan vardır ve onlardan izn-i ilâhî ile hayırlarda ileri geçen vardır. İşte bu, en büyük bir keremdir.”[4]

صِرَاطَ الَّذ۪ينَ أَنعَمْتَ عَلَيْهِمْ

Öyle bir sıratki “enamte aleyhim”: Onların üzerine hidayet, in’am ve ihsan ettiğin doğru yoldan ayırmadığın kimselerin yollarını bize göster. Onlar ki Allahu Teâle onlara in’am ve ihsan eyledi. Onlar dört kısım kimselerdir, biri peygamberler enbiyalardır, biri sıdıklardır, biri şehitlerdir, biri de salihlerdir. Bunlarla arkadaş olmak ne güzel şeydir. Allah’ım nasip eylesin, amin.

Bunlar Allahu Teâlâ’nın yolunda türlü cefalara göğüs gererek, gece gündüz nefislerine rahat yüzü göstermeyip Allahu Teâlâ’ya çalışmışlardır. Cenab-ı Hak sadakatları karşılığında bunları çok yüksek makamlara yüksek derecelere eriştirmiştir. Bunlara yakın olanlara da büyük dereceler vermiştir, bunlar ölmezler, yalnız dünyalarını değişirler. Bunların;

1- Birincisi peygamberlerdir ki, onları Allahu teâlâ çok sevmiştir. Onlara Cebrail aleyhisselam’la kitap göndermiştir. Her kim inanmazsa kâfir olur.

Cenab-ı Vacib-ül Vücut Hazretleri kendini seven kendinin gösterdigi yolda giden kullarına ne nimetler vermiştir. Şu ayeti kerime delildir:

مِنَ النَّبِيّ۪نَ وَالصِّدّ۪يق۪ينَ وَالشُّهَدَآءِ وَالصَّالِح۪ينَۚ وَحَسُنَ اُو۬لٰٓئِكَ رَف۪يقًاۜ

“Onlar öyle bir refik ki dünyada onlarla refik olanlar dünyada ve ahirette yollarını düzeltirler onlar ne güzel arkadaştır.”[5]

Allah bizi onlardan ayırmasın. Amin…

2- İkinci sadıklardır. Bunlar Cenab-ı Hak’kın sadık kullarıdır ki, bu sadıklar da kamil şeyhlerdir. Bid’atten kurtulanlardır. Sünnet ve şeriatı tamam olanlardır. Evliyalardır. Peygamberlerden sonra bunlar çok büyük derecelere sahiptirler. Çünkü onlar bir zaman bir şeyhe sırf Allahu Teâlâ’nın rızası için nice seneler hizmet etmişler. Allah yolunda nice zahmetlere katlanmışlar nice imtihanlardan geçmişlerdir.

Bazıları var ki bu yola gitmemiş ne olduğundan haberi yoktur. Bu ayetleri düşünmez de bunların Allah’ı çok zikrettiklerini söz eder. Halbuki Allahu Teâle ayette buyuruyor ki:

وَحَسُنَ اُو۬لٰٓئِكَ رَف۪يقًا

Yani, “Onlar arkadaşlık için ne güzeldirler.” buyurmaktadır.

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِق۪ينَ

Yani, Ey müminler! Allahu Teala’dan korkun, sadık kullarımın mahiyetinde olun.”[6] diye buyurmuştur. Bu beraberlikte her zaman muhabbetle O’nun kalbine kendi kalbini yakın tut ki sende sadık olasın.

3- Üçüncü şehitlerdir. Bunlar cahidu fillah ayeti hükmünce Allahu Teâlân’ın yolunda mallarıyla canlarıyla çok çalışıp o yolda ölenlerdir. Bunlar da iki kısımdır.

Biri küffar elinde şehit olmuş, ikincisi ise gaffar elinde şehit olmuştur. Yani Allahu Teâle yolunda gece gündüz onun zikriyle aşkıyla yanmış, varlığını mahveylemiştir. Bunlar da batın şehitleridir.

4- Dördüncü salihlerdir. Bunlar hakkındaki ayeti kerime şudur:

اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ كَانَتْ لَهُمْ جَنَّاتُ الْفِرْدَوْسِ نُزُلًاۙ

“O kimseler ki, imân ettiler ve sâlih amellerde bulundular, onlar için Firdevs cennetleri elbetteki bir konak olmuştur.”[7] buyuruyor.

Yine salihler hakkında ayet:

فَمَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقَآءَ رَبِّه۪ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَالِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّه۪ٓ اَحَدًا

“Her kim Rabbi’sinin rıza ve cemaline kavuşmak isterse, sâlih amel işlesin ve Rabbisinin ibadetine hiçbir kimseyi ortak edinmesin.”[8] buyurmaktadır.

غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَاالضَّٓالّ۪ينَ

“Onlar Senin gadâbın olan yola gitmediler.”

Onların Senin gadâbın olan yollara gitmeyenlerden eyle bizi yâ Rabbî. Cenab-ı Hak’kın gazabına uğramaktan korkmayan kâfirlerdir.

إِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَوَۤاءٌ عَلَيْهِمْ أَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لاَ يُؤْمِنُونَ

“Muhakkak o kimseler ki kâfir olmuşlardır, onları korkutsan da, korkutmasan da onlar için müsavîdir, onlar imâna gelmezler.”[9]

وَلَاالضَّٓالّ۪ينَ

“Onlar dalâlete de gitmediler.”

Şimdi burada iş ikiye ayrıldı. Bir sapık yola gitmeyenler var, bir de gidenler var. Allah'ım Sen o sapık yola gidenlerin gittikleri yollara bizi gönderme yâ Rabbî. “Sırat ellezine en amte aleyhim gayril mağdubi aleyhim veladdalin amin.” Amin’de mühürdür. Allah’ın ismi, Peygamberimizin ismi, bütün kainatın, hayatın, bütün mükevvenatın hepsinin mana imzasıyla imzalıyor ki amin. Gelelim şimdi arifler ne demişler. Elhamdülillahi Rabbil alemin kafada, errahmanir rahim iki kanat kol, maliki yevmiddin iki böğrün küreklerin, iyya kena’büdü ve iyya kenastain göbeğe, ihtinassıratel müstakim sıratellezine en amte aleyhim ğayril mağdubi aleyhim veladdalin amin, göbekten aşağı yani yedi kat yer aşağı yedi kat gök yukarı biz şimdi yerin göbeğindeyiz, göbek beraberindeyiz bu bizim bulunduğumuz yerden aşağısı dalâlettir, şekâvettir. Aşağıya gittikçe cehenneme gider. Buradan yukarı yükselen makamı ulviye Cenab-ı Hak’kın ulviyetine yükselir. Ruhaniyette yükselir. Böyle olunca bir insan göbekten yukarının havasına uyarsa dinini kurtarır. Allah tarafına yükselir göbekten aşağısının havasına uyarsa dini de gider imanı da gider. Elhamdülillahi Rabb-il Aleminin özü böyledir.

اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَق۪يمَ ﴿﴾ صِرَاطَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ* غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَاالضَّٓالّ۪ينَ ﴿﴾

Göbekten aşağıdadır. Oraya kadar göbekten yukarıdır. Makamı ulviyettir. Burda Allah’ın beş ismi vardır. Elhamdulillahi bir, Rabb-il Alemin iki, errahmanirrahim üç ve dört, maliki yevmiddin beş. Bu alem, bu bulunduğumuz alem, alem-i nasuttur. Buradan yukarısı alem-i melekküttir, ki mana alemidir. Hadis derler. Kesafet alemi, bu bulunduğumuz alem alemi nasuttur. Ondan yukarıya alemi ceberut derler. Ondan yukarıya alemi lahut derler. Ondan yukarıya alemi hayret derler ki, Cenab-ı Hak Teâlâ Hazretlerinin zatı ilahiyesidir ki, kimsenin aklı yetmez. Elhamın içinde bu beş alemden söz etmektedir. İşte ihtinassıratel mustakime gelinceye kadar bu alemdir. Buradan aşağı ya doğru alemi şehvettir. Nasıl ki insan göbekten yukarısının havasına giderse Allah’ın rızasına gider. Kalp burada ruh burada zikir burada ibadet burada taat burada ve Allah’a söylemek buradadır. İnsanı daima şehvete şeytanın havasına çeken göbekten aşağıdadır. Bunun için göbekten aşağının havasına gidenler Allah etmesin dalâlete, felakete gider Cenab-ı Hak buyuruyor ki.

صِرَاطَ الَّذينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ* غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَاالضَّٓالّ۪ينَ *

Bizleri doğru yola hidâyet et, o kendilerine in'am etmiş olduğun zâtların yoluna ilet, gazabına uğramışların ve sapık yola gidenlerin gittiği yola değil. O dalâlete gidenlere işaret ediyor. O gadâbına gitmeyenlerden eyle bizi diyor. Demek ki göbekten aşağının havasına uyanlar Allah’ın gadâbına gider. Allahu Teâla’nın istediği yoldan çıkar. İşte cehennem yolunu tuttu. Allah’ın bunda ne suçu var. Seni yaratmış bu dünyaya göndermiş dünyada nasıl yaşayacağını ve kendinin rızasını nasıl bulacağını ve dünya ahiret saadetine nasıl kavuşacağını ikaz için irşad için peygamberlerini göndermiş ve kitaplarını göndermiş bunlarınla hepsini haber vermiştir. Artık bu ikaz bu irşatlardan sonra iradeyi cüzziyeni de eline vermiştir. Artık kârın zararın günahın sevabın sana aittir. Dikkatli ol Seni yaratan Allah’ın ve O’nun resullarının dediklerini mi yapacaksın bunların dediklerini yaparsan Allah’ın resulünün vaadleri var kanuni ilahiyesine uyanlara cennetini cemalini nice sayısız nimetlerini vaad ediyor. Düşmanlığını cennette Havva anamıza Adem babamıza ilan edip açığa çıkan ve onların evlat zürriyetlerinin peşinde çeşitli iğva ile gezen bir de zalim nefsin bu ikisinin dediklerini teşvik ettiği yönlerimi seçeceksin kendi elinle tayin et kimseye bahane etme nefsin ile şeytanın dediklerini yapar onların emrine havasına uyar itaat eder Allah’a isyan asilik edersen kendi elinle iki dünyanı harap ettin kendini Allah’ın gazabına layık olup kendi kendini cehenneme atarsın. Çünkü sebebi Allah ve Resulünün bu kadar ikazlara irşadlara bu kadar büyük vaadlerini melun şeytan ile nefsin havalarına iğvalarına değişmiş oldun. Bu yüzden cehenneme layık oldun. Allah Resulünün dediklerini ciddi olarak en üstte önde gayretle tutup şeytanın nefsiyin dediklerini kabul etmez atsa idin Allah’ın vaadi olan cennetine cemaline kavuşurdun. Şeytan ile nefsin dedikleri hoşlandıkları vaad ettiklerinin hepsi yalandır. Plan dalaveredir. Allah’ın vaadi Hak’tır. Allah kadar vaadinde sebatlı duran bir kimseyi bulamazsınız. Vesselam.

 


[1] Fussilet: 41/46.

[2] Mutaffifîn: 83/24.

[3] Yûnus: 10/27.

[4] Fâtır: 35/32.

[5] Nisâ: 4/69

[6] Tevbe: 9/119.

[7] Kehf: 18/107.

[8] Kehf: 18/110.

[9] Bakara: 2/6.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>