canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Mü'minler Hakkında - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

MÜ’MİNLER HAKKINDA

 

Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresi’nin başında ne diyor:

الم “elif lam mim”

Elif Allah isminin ön harfine işaret ediyor. “Lem, lehül mülke” bütün mülke meleküt-e yemin ederim. “mim” Muhammed'e yemin ederim.[1]

ذٰلِكَ الْكِتَابُ

“Bu Kur’anı azimuşşan.”[2]

لاٰ رَيْبَ ف۪يهِ

“Bu Kur’an’da hiçbir şüphe yoktur.[3]

Yalan, yanlış tereddüt yapacak hiçbir şey yoktur.

هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ

“Bu Kur’an Allah'tan korkanlara hidayetçidir.”[4]

Her kim, yüreğinde Allah korkusunu çekiyorsa. Kur’an onu doğru yola getirir.

الَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ

“O kimse ki, gaybe iman etmiş.”[5]

يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ

“Onlar ki, Allah'ı görmedikleri halde aynel yakınen görmüş gibi iman ederler.[6]

Ve Allah'tan da hakkıyla korkarlar. İşte o kimseler için Kur’an hidayetçidir. Onlar Allah'tan korkup Allah'ın hidayetinde olan kimselerdir.

اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ

“Onlar gaybden Allah'a iman ettiler.”[7]

وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ

“Namazlarını terketmeyip mugım olurlar. Allah için rızklarından infak ederler.”[8]

وَالَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ

“Onlar öyle kimseler ki, ya Habibim Ahmed Resulum, ya Muhammed onlar sana iman ettiler ve senden evvelki peygamberlere de iman ederler onlara gelen kitaplara da iman ederler.[9]

وَمَا أُنزِلَ مِنْ قَبْلِكَ وَبِاْلآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ

“Onlar ahirete inanmışlardır, kalplerini kındırmışlardır (inandırmışlardır).”[10]

اُو۬لٰٓئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

“İşte onlar, bu saydıklarımız kimseler hidayete kavuşmuşlardır.[11]

Rabbılarından onlara hidayet vardır. Onlar iflah olmuş kimselerdir. İşte yakın ilmi Cenab-ı Hak’ka kalbini kındırmakdır (inandırmaktır.) İşte bu kalbe yemin ederim diyor. Cenab-ı Hak Teâle Hazretleri. O kalp arşurrahmandır. O kalp Allah’ın evidir. Bir hadis-i şerifte;

اَلْمُؤْمِنُ أَفْضَلُ مِنَ الْكَعْبَةِ

“Mü’mini kamil Allah indinde kâbeden afzaldır.”[12] buyuruyor.

Kâbeye yemin ediyor. İşte Allah mü’minin kalbine yemin ediyor. Hazreti Ömer Kâbe’de tavaf ederken Kâbe’ye yapışmış Yâ Rabbî, beni bu Kâbe’nin hürmetine affet diyor. O zaman Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem diyor ki:

- Sen öyle deme.

- Ya ne diyeyim? diyor.

- Sen kendi yakandan tut da, Yâ Rabbî, beni benim hürmetime affet de.

- Ben neyim ki? diyor.

- Sen mü’minsin. Mü’min bu Kâbeden afzaldır. Diyor.

- Nereden bileyim mü’min olduğumu, dediğinde.

- Sen mü’min olmasan gelip de, bu Kâbe’nin duvarına yapışıp; “Ben biliyorum ki sen Allah’ın evisin. Senin hürmetine Allah beni affetsin” demezdin.

Böyle olunca sen yakandan tut da benim hürmetime beni affet de. İşte mü’min Allah’ın yanında böyle kıymetli. Allah bizi imandan, itikattan, yakınden ayırmasın.

İşte bu kalbe yemin ediyor. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki. Bir kimse teheccüt namazının son iki rekatında veya şevval ayının altıncı günü namazında her rekatında Fatiha’dan sonra şunları okusa;

Birinci Rekatta  قَدْ اَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ

Kad eflahal Mu’minun Suresinin başından başlar (Mü’minun-23/1)

وَعَلَيْهَا وَعَلٰى الْفُلْكِ تُحْمَلُونَ

ve aleyhe ve alel fülki tuhmelun kadar (Mu’minun 23/22’ye kadar) okur.

İkinci Rekatta Sure-i Furkan’ın

تَبَارَكَ الَّذ۪ى جَعَلَ ف۪ى السَّمَآءِ بُرُوجًا وَجَعَلَ ف۪يهَا سِرَاجًا وَقَمَرًا مُن۪يرًا

Tebarek ellezi Ceale Fissemai burucen’den başlayıp (Furkan) (25-61)’den başlar surenin sonu fe sehve yekunü lizamende biter (77. ayete kadar). Sonuna kadar okusa Cenab-ı Hak o kimseye mağrifet kapılarını açar. Kalbinden diline ilmi hikmet pınarları kaynar. Kalbine ilmi hikmet akmaya başlar. Bu ayeti Kerimelerin nasıl İlmi Hikmet saçtığını şimdi söyleyeceğim.

قَدْ اَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَۙ ﴿1﴾ اَلَّذ۪ينَ هُمْ ف۪ي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَۙ ﴿2﴾ وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَۙ ﴿3﴾ وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِلزَّكٰوةِ فَاعِلُونَۙ ﴿4﴾ وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَۙ ﴿5﴾ اِلَّا عَلٰىٓ اَزْوَاجِهِمْ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ فَاِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُوم۪ينَۚ ﴿6﴾ فَمَنِ ابْتَغٰى وَرَآءَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْعَادُونَۚ ﴿7﴾ وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَۙ ﴿8﴾ وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَلٰى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَۢ ﴿9﴾ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْوَارِثُونَۙ ﴿10﴾ اَلَّذ۪ينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَۜ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ ﴿11﴾ وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ ط۪ينٍۚ ﴿12﴾ ثُمَّ جَعَلْنَاهُ نُطْفَةً ف۪ي قَرَارٍ مَك۪ينٍۖ ﴿13﴾ ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَامًا فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْمًاۗ ثُمَّ اَنْشَاْنَاهُ خَلْقًا اٰخَرَۜ فَتَبَارَكَ اللّٰهُ اَحْسَنُ الْخَالِق۪ينَۜ ﴿14﴾ ثُمَّ اِنَّكُمْ بَعْدَ ذٰلِكَ لَمَيِّتُونَۜ ﴿15﴾[13]

 

قَدْ اَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَۙ    ‘Kad eflehal mu’minun’dan başlayıp

وَعَلَيْهَا وَعَلَى الْفُلْكِ تُحْمَلُونَ ‘ve aleyhe ve ale fulki tuh melun’a kadar şeraitten bahseder. Tebarekellezi ceale fissemai burucen’den başlayıp sonuna kadar tarikata ait şeyleri söyler. Bu ayetlerin birisi suretil Muminun’da birisi sureyi Furkan’dadır.

قَدْ اَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَۙ

Yani, “Müminler iflah oldular.”[14]

İman ettiler kurtuldular. Umduklarına nail oldular. Yalnız Allah'a inandım demekle inanmak olmaz Allah'ın gücüne kuvvetine her şeyine inanman lazım. Allah her şeyi yapar kulun fiiline göre yapar.

اَلَّذ۪ينَ هُمْ ف۪ي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَۙ

“O müminler Allah’tan korkup kemali tevazu ve korkuyla namazlarını kılarlar.”[15]

Dışarıyla ilgiyi kesip bedenini Allah’ın huzuruna getirdiği gibi kalbini de Allah’tan gayri yerlerden toplayıp Allah’a yakınen huşu ve saygı ile eğilirler demektir.

وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَۙ

“O mü’minler oyun oyuncak olan işlerden sakınırlar.”[16]

Yani o müminler maleyani sözlerden, (dünyaya veya ahirete bir faydası olmayan sözler) kumar, içki vs. kahvehanelerde oynanan oyun işlerinden ve zamanlarını boşa geçirecek şeylerden hatta zaruret olmadıkca mubahı bile işlemeye tenezzül etmezler. Cenab-ı Hak mü’minlerin yapmaları gereken ibadeti yaptıkları gibi terk etmeleri gereken kötü davranışları yapmayacaklarını beyan buyur-muştur.

وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِلزَّكٰوةِ فَاعِلُونَۙ

“Onlar zekatlarını verirler.”[17]

Çünkü zekatı terk etmek Allah’a isyan ve fukaranın hakkını vermemektir bu cihetle mü’minler bu mürüvveti ihlal etmezler.

وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَۙ

“Onlar namuslarına sahip olurlar yani kendilerini zinadan haramdan sakınırlar.” [18]

اِلَّا عَلٰىٓ اَزْوَاجِهِمْ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ فَاِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُوم۪ينَۚ

“Yalnız ailelerinden ve Cariyelerinden esirgemezler. Bunlar bu cihetten kınanmazlar.” [19]

فَمَنِ ابْتَغٰى وَرَآءَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْعَادُونَۚ

“Artık kimler de bunların ötesini istemiş olursa işte haddi tecavüz etmiş olanlar onlardır.”[20]

Allahu Teala tarafından helal olanların kınanmayacağını söyledikten sonra kendisine helal olandan gayriye meyil edenler ancak zalimlerdir onlar için felah yoktur demektir.

وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَۙ

“Ve o mü'minler ki, onlar, emanetlerine ve ahdlerine riayet edenlerdir.”[21] Emanet ikidir biri Cenab-ı Hak’la kulu arasındaki kulluk va’didir ikincisi ise insanlar arasında ki vaki olan emanetler ki bu bir eşyanın emaneti olması gibi aralarında yaptıkları, mukavele, sözleşme, şartlaşmaları, ve insanların konuştuğu sözler de emanettir mü’minler bunun cümlesine riayet ederler.

وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَلٰى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَۢ

“Ve o mü'minler ki, onlar namazları üzerine muhafazada ederler.”[22]

Yani o müminler ki kendilerine farz olan namazlarını adabına riayet edip korku, huşu ile eda ederler. Riya, ucüp, süm’a (iyi desinler) gibi yaptığı ibadetin sevabını giderici fena ahlaklardan kaçınırlar namazlarının vaktini geçirmeden kılarlar.

اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْوَارِثُونَۙ

İşte vâris olanlar, onlardır.” [23]

اَلَّذ۪ينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَۜ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ

“Onlardır ki, Firdevsi âla’nın veresçisi olurlar, orada müebbeden (devamlı) kalıcılardır.”[24]

فَتَبَارَكَ اللّٰهُ اَحْسَنُ الْخَالِق۪ينَۜ

“Allah en güzel surette insanı dünyaya getirdi.”[25]

Öyleyse insan kendi kıymetini bilmeli.

 


[1] Bakara: 2/1

[2] Bakara: 2/2

[3] Bakara: 2/2

[4] Bakara: 2/2

[5] Bakara: 2/3

[6] Bakara: 2/3

[7] Bakara: 2/3.

[8] Bakara: 2/3.

[9] Bakara: 2/4.

[10] Bakara: 2/4.

[11] Bakara: 2/5.

[12] İhyai Ulumi-d-din c.4.s275 (Bedir Yayınları), Remuze-l-Hadis –c. 2.s.348/9 (Değişik lafızla)

[13] Mü’minun 23/1-15

[14] Mü’minun: 23/1.

[15] Mü’minûn: 23/2

[16] Mü’minûn: 23/3

[17] Mü’minûn: 23/4

[18] Mü’minûn: 23/5

[19] Mü’minûn: 23/6

[20] Mü’minûn: 23/7

[21] Mü’minûn: 23/8

[22] Mü’minûn: 23/9

[23] Mü’minûn: 23/10

[24] Mü’minûn: 23/11

[25] Mü’minûn: 23/14

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>