canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Tevbe ve Münacat - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

TEVBE VE MÜNACAT

 

Tevbe ve Allahu Teala'ya sığınmak, Allahu Teala'ya dönmek mü­ridlerin ilk adımı ve Allah yolunda ilerlemenin başlangıcıdır. Hiç bir in­san tevbenin dışında kalamaz. Çünkü baştan sona kadar, yaratıldığı an­dan yok oluncaya kadar günahtan uzak durmak meleklere mahsustur. Günah ve isyana gömülmek ve bütün ömründe Allahu Teala'nın emir ve yasaklarına aykırı olmak, şeytanın mesleğidir.

Günah işleme yolun­dan tevbe ederek pişman olarak itaat yoluna girmek, Hz. Adem (aleyhis­selam) ve bütün insanların işidir. Fakat bütün ömrünü taat ve ibadetle geçirmek de, insan için mümkün değildir.

En önce kendisine verilen, şeytanın en fazla teşvik ettiği şehvet yönüdür. Çok sakınmak lazımdır. Şehvetin düşmanı ve melek cevherinin nuru olan aklı, arzular ve istekler yerini aldıktan, göğüs ka­lesini elde ettikten ve nefis onlarla anlaşıp, yakınlık kurduktan sonra ya­ratılmışdır. O halde sonradan ortaya çıkan aklın, bu kaleyi fethedebil­mesi ve şeytanın elinden kurtarabilmesi için muhakkak tevbe ve müca­hedeye ihtiyacı vardır. Demek ki tevbe, insanlara muhakkak lazımdır ve din yolunda ilerleyenlerin ilk adımıdır. Yoldan çıkıp, şeriat ve akıl nuru ile yeniden doğru yola girme uyanıklığı elde edildikten sonra tevbe etmekten başka hiç bir farz yoktur. Çünkü tevbe demek, yolunu şaşırmışın, yeniden yola gelmesi demektir.

Tevbe edilmeyen küçük günahlar, büyük günah olur. Günahların büyük küçük olması sahibinin elindedir. Herhangi bir günah akabinde tevbe edilmezse ne kadar küçük olursa olsun büyük günah yazılır. Akabinde tevbe, (pişmanlık) edilen günah ne kadar da büyük olursa olsun küçükdür.[1]  Ayeti Kerime:

نَبِّئْ عِبَاد۪يٓ اَنّ۪يٓ اَنَا۬ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُۙ ﴿﴾ وَاَنَّ عَذَاب۪ي هُوَ الْعَذَابُ الْاَل۪يمُ ﴿﴾

“Ey Habibim, kullarıma haber ver ki, Ben tevbe edenleri mağfiret ederim ve ibadet edenlere sevap vermekle mer-hamet ederim ve tevbe etmeyenlere azabım acıdır.” [2]

Yani ey Habibim, Sen mü’min ve kafire muti ve asi cümle kullarıma haber ver ki, hulus-ı kalp ile tevbe, istiğfar edenleri mağfiret ederim ve küfr üzere ısrar edip, tevbeye yapışmayan, günah üzere ısrar edip, tevbe, istiğfar etmeyenlere azabım elimdir, benim azabım başkalarının azabına benzemez Allahu Teala bütün insanlara tevbeyi emrediyor.

Ayeti Kerime:

وَتُوبُوٓا اِلَى اللّٰهِ جَم۪يعًا اَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

“Ey mü'minler, sizden meydana gelen kusurlardan Allahu Teala'ya tevbe ve rucu ediniz, ki felah bulup dünya ve ahiret saadetine kavuşasınız.”[3] Buyuruyor.

Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu:

اَلنَّدْمُ تَوْبَةٌ

“Pişmanlık tevbedir.”[4]

Yine bu­yurdu:

إِذَا تَابَ الْعَبْدِ اَنْسَى اللّٰهُ الْحَفَظَةَ ذُنُوبَهُ، وَأَنْسٰى ذٰلِكَ جَوَارِحَهُ، وَمَعَالِمَهُ مِنَ اْلاَرْضِ، حَتّٰى يَلْقَى اللّٰهُ وَلَيْسَ عَلَيْهِ شَاهِدً مِنَ اللّٰهِ بِذَنْبٍ

“Kul tevbe ettiği zaman Allah onun günahlarını hafaza meleklerine unutturur. Aynı şekilde onun organlarına da unutturur. İşlediği yerdeki izlerini de yok eder. Ta ki Allah’ın huzuruna vardığında şahidlik etmesinler diye.”[5]

 

Yine buyurdu:

إِنَّ اللّٰهَ يَقْبَلُ تَوْبَةَ الْعَبْدِ مَا لَمْ يُغَرْغِرْ

“Allahu Teala, can boğaza gelinceye kadar tev­beyi kabul eder.”[6] Yine buyurdu:

إِنَّ اللّٰهَ عَزَّ وَجَلَّ يَبْسُطُ يَدَهُ بِاللَّيْلِ لِيَتُوبَ مُس۪ٓيءُ النَّهَارِ وَيَبْسُطُ يَدَهُ بِالنَّهَارِ لِيَتُوبَ مُس۪ٓيءُ اللَّيْلِ حَتّٰى تَطْلُعَ الشَّمْسُ مِنْ مَغْرِبِهَا

“Allahu Teala, gündüz günah işle­yip, geceleyin tevbe edenin tevbesini kabul etmekte ve gece işleyip gündüzün tevbe edenin tevbesini kabul etmekte kerem sahibidir. Güneş batıdan doğuncaya kadar böyledir”[7]

Yine buyurdu:

اَلتّٰۤائِبُ مِنَ الذَّنْبِ كَمَنْ لَا ذَنْبَ لَهُ

“Günahlardan tevbe eden, hiç günah işlememiş gibidir.”[8]

Yine buyurdu:

كَفَّارَةُ الذُّ نُوبِ النَّدَامَةُ

“Günahın kefareti, (bir daha yapmamak niyeti ile) pişmanlıktır.”[9]

Yine buyurdu:

لَا يَزْنِي الزَّان۪ي ح۪ينَ يَزْن۪ي وَهُوَ مُؤْمِنٌ وَلَا يَسْرِقُ ح۪ينَ يَسْرِقُ وَهُوَ مُؤْمِنٌ

“Bir kimse, zina yaparken mü'min değildir ve hırsız, hırsızlık yaparken mü'min değildir.”[10]

Bundan, o hal­de kafir olacağını demek istemiyorlar. Fakat imanın, şube ve dalları çoktur. Dallardan biri, zinanın öldürücü zehir olduğunu bilmesidir. Bir kimse ise bile bile zehir içmez. O halde, bu işi yaparken şehvet sultanı, imanını zina zehiri ile helake götürmekte, ezmektedir. Yahut zinanın verdiği gaflet ile imanı görünmez olmuştur. Yahut da iman nuru şeh­vet sisleri arasında görünmez olmuştur.

Demek ki, en önce anlaşılan küfürden tevbe muhakkak lazımdır. Kafir değil ise, görenek ve gelenek şeklinde olan imandan da tevbe böyledir. Bu da bulunmazsa, yani gö­renek şeklinde değil ise, günah işlemekten kurtulamayacağı kuvvetli ih­timaldir. Bundan da tevbe etmek. vacibtir. Dıştan hiç bir günah işleme­se de, kalbi haset, kibir, riya ve bunun gibi insanı helake götüren şey­lerden kurtulamaz.

Bunların hepsi kalbin cinayetleri ve günahların esa­sıdırlar. Herbiri adaletle iş yapmaya gelinceye, şehveti akıl ve şeriata uyduruncaya kadar, herbirinden tevbe etmek vacibtir. Bu ise uzun mü­cahede ve uğraşma ister. Bunlardan hiç birisi olmasa da, vesvese ve nefsani düşüncelerden kurtulamaz. Bunlardan da tevbe vacibtir. Bundan da kurtulsa, bazı zamanlar Allahu Teala'yı hatırlamaktan, zikretmekten gafil olur. Bir an bile olsa, bütün noksanlık ve kusurların esası Allahu Teala'yı unutmaktır. Bundan da tevbe, vacibdir. Daima zikir ve fikir üzere olsa da, zikir ve fikirde farklı makamlar vardır. Herbiri bir üst­tekine göre, kusur ve, eksiklik derecelerine sahiptir.

 


[1] Tüffetüşşahan halebi sagır kenarı-149.

[2] Hicr: 15/49-50

[3] Nur: 24/31

[4] İbn Hibbân, Sahih, 2/376, 377; Hakim, Müstedrek, 4/271, 472; Ahmed b. Hanbel, 1/376, 422, 423

[5] C.sagır Muhtasarı-c.1. s. 168/296.(1:313/513) yeni asya yayınları. Parentez içindeki numaralar C.sağîr’de esas alınan numaralardır.

[6] Rüdani-5/332-9750 nolu hadis. İz yayıncılık İstanbul. C. Sağîr Muhtasarı c.1.s.508/1099 (2:306/1921) Parentez içindeki numaralar C.sağîr’de esas alınan numaralardır

[7] Müslim, Tevbe (2759.

[8] İbn Mace, Zühd (4250)

[9] Gazali, İhya, 4/28. Bedir Yayınları. İmam Ahmed ve Tabarani.

[10] Buhârî, Mezalim 30, Eşribe 1; Müslim, İmân 100 (57); Ebu Dâvud, Sünnet 15 (4689); Tirmizî, İmân 11 (2627); Nesâî, Sârik 1; İbn Mâce, Fiten 3 (3936); Ahmed b. Hanbel, 2/376

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>