canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Allah'ın Dinine Yardım - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

 

ALLAH’IN DİNİNE YARDIM

 

Allah’a itaat edip, O’nun dinine yardım edenler hakkında Muhammed suresi 7. Ayet-i kerime’de buyuruluyor ki;

 

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوٓا اِنْ تَنْصُرُوا اللّٰهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ اَقْدَامَكُمْ

 

Yani, ey ehl-i iman-iman edenler, siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, Allahu Teala da size yardım eder. Yani ey mü’minler, size hitap ederim ki, eğer siz Allah’ın Resulüne tebaiyet ve dinine yardım ederseniz, Allahu Teala düşmanlarınız üzerine sizi galip kılmakla yardım eder. Hukuk-ı İslamiyeyi edaya ve kafirlerle mücahedeye size kudret ve kalbinize metanet ve ayaklarınıza sebat verir. Şu halde gerek vazife-ı diniyeyi ifada ve gerek düşman karşısında yorulmaz bir halde olursunuz. Allah’ın dinine, Müslümanların yar-dım etmesine gelince, dinin ihyasına çalışmak ve ahkamını gerek kendi nefsinde ve gerek sairleri hakkında tatbike uğraşmak ve Resulullah’ın sünnetine tamamıyla yapışmaktır.

Şu şartlar dairesinde Müslüman olanlara yardım edeceğini Allahu Teala kullarına bu ayetle beyan buyurmuştur. Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri kendi zatından başka her şeylerin baki olmadığını beyan etmek üzere, Kasas suresi 88. Ayet-i kerime’de buyuruluyor ki;

 

كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ اِلَّا وَجْهَهُۜ لَهُ الْحُكْمُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

 

Yani, Cenab-ı Hak’tan başka her şeyler helak ve fani olur, ancak her şeyleri halk edip, yaratan Allahu Teala bakidir. Şu halde akıbet rücu, yani varacak mahal O’nun huzur-ı manevisidir. Yasin suresi 51. Ayet-i kerime’de buyuruluyor ki;

 

وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَاِذَا هُمْ مِنَ الْاَجْدَاثِ اِلٰى رَبِّهِمْ يَنْسِلُونَ

 

Yani birinci surdan sonra, ikinci defa olarak İsrafil aleyhisselam tarafından sura üfürülünce görülür ki, cümle ölüler, kabirlerinden kalkarak, Cenab-ı Hakk’ın canib-i maneviyesine süratle giderler. Herkes amelinin hesabı ve cezası için çağrıldığında devr-i Adem’den ila yevmil kıyam geçmiş olan insanlar küçük ve büyük hepsi çağırıldıkları mahalle gitmeye mecbur olduklarından, hemen süratle gidecekler. Rızalı ve rızasız, süratle Cenab-ı Hakk’ın huzuruna gidecekler. Başka gidecek bir yer yoktur.

Ra’d suresi 39. Ayet-i kerime’de buyuruluyor ki;

 

يَمْحُوا اللّٰهُ مَا يَشَآءُ وَيُثْبِتُۚ وَعِنْدَهُٓ اُمُّ الْكِتَابِ

 

Yani Allahu Teala, dilediği şeyi mahveder ve dilediğini ispat eder. Allahu Teala’nın indinde kitapların aslı olan levh-u mahfuz vardır. Ve hafaza meleklerinin yazdıkları ve her şey onda yazılıdır. Cenab-ı Hak, onlardan dilediğini siler ve dilediğini yerinde sa-bit eder. Allah’ın yazdırması ve yazılıyı sildirmesi kulların fasit niyetlerine ve azgınlaşıp, Allah’ın kanunlarını tanımaz, emre itaat etmez, kendini yaradanı tanımaz ve Allah’ın sayısız nimetlerine nankörlük ve küfür eder, Allah’ın gazabını kazanır. Allah’da o zaman nasibinde olanları siler, gazabından belalar yazar, kimse karşı duramaz. O, her şeye kadir, muktedirdir. Yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Kul, halis niyetle Allah’ın kanunlarına uyar, resullerine itaat eder, nefsi-ne uymaz, şeytanın iğvasına uymaz, Allah korkusunu kalbinden çıkarmaz, daima günahlarını unutmayıp, kendini Allah’a karşı suçlu bilip, tevbeye devam ve tazarru ile ve niyaz ile zikrullaha devam eder ve ahlakını düzeltir, nefsini terbiye eder, kötü huylarını güzelleştirir ve arzu ve maksatları, istekleri Allah rızası ve istekleri Allah sevgisi olup, gayrileri daima kalpten atar. O’nun rızasını talep eder. O’na aşık ve sadık olmayı, gayri arzuları gönülden atar. O’nun şevki ve aşkı ile ve rızası ile kaim kalmak niyetinde sabit olup, sıdk-u sadakat ile azminden gevşemeyip, çalışanlara nasi-binde olmayan neler ve ne mükafatlar yazdırması vardır.

İşte aynı bir ziraatçı araziyi güzel imar edip sürer, arazide yabani haşereler ve sair bitki, otlardan arıdır. Temizleyip, üzerine safi halis tohumları imar olan araziye toprağa gömer. Artık onu yaratan, halk eden Allah’ın kuvveti ve kudreti iledir ve O’nun iradesi iledir. Kul üzerine imar esbabında bulunur, sonra da hangi çeşit tohumu o toprağın içine gömerse, işte Cenab-ı Hakk da o tohumun cinsine göre o tohumu yaratır, açığa çıkarır.

İşte insanlar da eğer iyi, güzel niyet ve eğer kötü çirkin niyet tohumunu kalbinde tutar, taşırsa ve o niyetin fiilinde de bulunur ise, Allah’da onu o zaman yaratır, o zaman onu halk eder. Halis ni-yetle amel-i salihaya devam eder, Allah’ın kullarını doğruya çekmeye çalışır, gayret ederse, insanlardan hiçbir menfaat beklemez, kendisi sabır ile her an Allah korkusunu kalbinden çıkarmayarak, Allah ve Resulullah’ın gösterdiği yolda devamla ve ihlaslı amele ve ihlaslı zikrullaha ve ihlaslı nafile ibadete devam edenlere Cenab-ı Hakk’ın vereceği nimeti vaad ediyor. Hac suresi 34. Ayet-i keri-me’de buyuruluyor ki;

 

فَاِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌ فَلَهُٓ اَسْلِمُواۜ

 

Yani sizin ilahınız bir Allah’tır. İslam olunuz, O’na teslim olunuz. Ayetin devamında;

 

وَبَشِّرِ الْمُخْبِتِ۪ينَۙ

 

Bu İslamiyet’te nefsini zaptedip, nefsinin terbiyesine hakim olanlara tebşir et ve müjdeler eyle. Cennetim ve cemalim onlaradır. Kurbiyyet-i İlahiyem onlaradır. İşte bunlar şunlardır ki, tarikatta tezkiye-i nefs, tasfiye-i kalp edenlerdir. Nefsiyle, şeytanıyla mücahede ve mücadele edenlerdir. Nefsini mutmainneye yetişti-renlerdir.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>