canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Yakîn İlmi Üçtür - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

 

YAKÎN İLMİ ÜÇTÜR

 

1- İlmel yakın. 2- Aynel yakın. 3- Hakkal yakın.

Hadis-i Şerif:

اَلْيَق۪ينُ الْإ۪يمَانُ كُلُّهُ

“Yakın imanın bütünüdür.”[1]

Yakın ilminin evveliyatını öğrenmek lazımdır ki, yakının yolu açılsın. Bu sebepten Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:

تَعَلَّمُوا الْيَق۪ينَ كَمَا تَعَلَّمُوا الْقُرْآنَ حَتّٰى تَعْرِفُوهُ فَاِ نّ۪ى اَتَعَلَّمُهُ

“Yakın ilmini öğreniniz. Kur’an’ı Kerim ilmini öğrenir gibi öğreniniz. Hatta onu iyice bilesiniz ki; Ben de öğreni-yorum.”[2]

Ben Kur’anı öğrendim, Kur’an bana yeter diyor. Yakın nerde kaldı. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem ayırıyor. تَعَلَّمُوا الْيَق۪ينَ “Yakını öğrenin” كَمَا تَعَلَّمُوا الْقُرْآنَ “Kur’an öğrenir gibi yakını de öğrenin.” Yine bir Hadis-i Şerifinde diyor ki:

اِنَّمَا اَتَخَوَّفُ عَلٰى اُمَّت۪ى ضَعْفَ الْيَق۪ينِ

“Ben ümmetimin üzerine şundan korkarım ki, onların yakınları zayıflar.”[3]

Şimdi bizim iflah olmadığımız yakınımızın zayıflığından. Yakınlarımız zayıf. Allahu Teâlâya, Peygamberimize, dine, diyanete, İslamiyete hakkıyla yakın hasıl edemiyoruz. “Ümmetimin üzerine en çok şundan korkarım ki, yakınları zayıflar.”Önceki hadis-i şerif de diyor ki: تَعَلَّمُوا الْيَق۪ينَ “Yakını talim edin. Kur’an öğrenir gibi yakını öğrenin.”

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: “Siz Allah’ı nasıl zan ederseniz Allah sizin zannınız kadar bulunur.”

Cenab-ı Hak Hadisi Kudsisinde buyuruyor ki.

اَنَا عِنْدَ ظَنِّ عَبْدِي بِي وَ إِنْ ظَنَّ بِي خَيْرًا فَلَهُ وَإِنْ ظَنَّ شَرًّا فَلَهُ

“Ben kulumun zannındayım. Kulum Beni ister hayırla zan etsin, isterse şerle zan etsin. Hayır zan ederse hayır bulur, şer zan ederse şer bulur.”[4] diyor.

Bir adam Allah’a zannını doğrultup cidden Allah’tan beklerse onun işini yapar. Cenab-ı Hak’ka tereddüt beklentisi zayıf olur, olmaz diye zan ederse, onun işi olmaz. Meşâyihlar dualarında:

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي جَعَلْنَا مِنْ اَهْلِ الْيَق۪ينِ

Yani, “Allahu Tealaya hamd olsun ki bizleri ehli yakınden eyledi.” derler. Tarikat yolu yakın öğrenme yoludur. Yukarıda geçen Hadis-i Şerif’te yakin öğrenin Kur’an öğrenir gibi dediği budur. Bidatlerden kurtulup şeriatle amel tarikatle sülük edenler her daim nefis ve şeytanla savaştadır. Bazı onları yener bazı yenilir. Bu mücadeleye devam ederse bazı esrarı ilahiden bir şeyler sezer batın esrarını anlamaya başlar yakını kuvvet bulur. Bu sırra ermeyenler bundan haberdar olmayanlar belkide inkar eder. Kerameti evliyayı ve bu Allah’a kavuşma yolu olan tarikat yolunu inkar edenler yakınları zayıf olduğundandır. Bu yakın gönül esrarının meyvesidir. Bunun içindir ki Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem yakın ilmini Kur’an öğrenir gibi öğrenin buyuruyor.

Hadisi Şerife dikkat et. İmamı Ali radıyallahu anh’dan; Resulullah sallallahu aleyhi ve selem dedi ki;

عِلْمُ الْبَاطِنِ سِرٌّ مِنْ اَسْرَارِاللّٰهِ تَعَالٰى وَحِكَمٌ مِنْ حِكَمِ اللّٰهِ تَعَالٰى يَقْزِفُهُ ف۪ى قُلُوبِ مَنْ يَشَۤاءُ مِنْ عِبَادِه۪

“İlmi batın Allah’ın sırlarından bir sırdır ve Allah’ın hikmetlerinden bir hikmettir.”[5]

Bunu dilediği kulunun kalbine koyar. İşte burada meydana çıktı ki Resulü Ekrem Efendimizin Ben ümmetimin üzerine korkarım ki yakinleri zayıfa düşer. İşte tarikatı maneviyat batın ilmini evliyanın kerametini inkar edenler ya­kınları zayıf olanlardır. İsterse bu adam Kur'an bilsin yakınları zaiftir. Peygamberlerin korktuğudur. Çünkü İslamiyetin kuvvetini Ümmeti Muhammedin kerametini ayetlerin tesirini Kur'an-ı Ke­rimin mucizatı Muhammediye olup ondan her esrarın zuhur ede­ceğini takdir edemiyorlar yakinler zayıftır.

Birisi yazmış ki mürşid ararsan Hazreti Kur'an yeter demiş halbuki bu yanlıştır. Bu şöyledir: Kur'an-ı Azimüşşanın esrarı senin okuman ile zuhur etmez. Mürşidi kamilin ağzından zuhur eder. Kur'an durduğu yer­de sana hiç bir şey anlatmaz dua o dua ama, ağız ise o ağız değildir. Esrarı çoktur ama ehlinden zuhur eder. Mesela Kur'an’da barut var kurşun var azze var fakat iyi bir tüfek lazım ki hedefe ulaştırsın. Ehli yakinin ağzı yani mürşidi kamilin ağzı sağlam bir tüfektir. Kalbi sağlam bir tüfektir, onların ağzından çıkan Kur'an ve duası hedefi vurur. İşte yukarıda;

عَنْ أَب۪ي سَع۪يدِ الْخُدْرِىُّ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُ وَاَب۪ى اُمَامَه رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُ وَاِبْنُ عُمَرْ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُمَاقاَلَ رَسُواللّٰهِ صَلَّى اللّٰه تَعَالٰى عَلَيْهِ وَسَلَّمْ. اِتَّقُوا فِرَاسَةُ الْمُؤْمِنُ هُمْ يَنْظُرُ بِنُورِ اللّٰهِ تَعَلٰى

“Mü’min’in firasetinden sakınınız onlar Allah'ın nuru ile bakar.”[6] dediği budur. Bunlar ehli yakindir. Mürşidi kamildir. Allahu Teâlâ’nın nuru esrarına ermişlerdir. Yoksa yakin ehli olmayan zayıf olanlar değildir. Alim olsa da yakini zayıftır. Allahu Teâlâ böyle yakını zayıf olan alimlerin ağzının şerrinden Muhammed ümmetini korusun.

Hakiki Allah’ın sevmiş olduğu alimler hakkında Hadisi Şerif:

وَحَضَرُ مَجْلِسِ ذِكْرٍ اَفْضَلُ مِنْ صَلَا ةِ اَلْفِ رَكْعَةٍ‘ وَحَضَرُ مَجْلِسِ عِلْمٍ اَفْضَلُ مِنْ عِيَادَةُ اَلْفِ مَرِيضٍ‘ وَحَضَرُ مَجْلِسِ عِلْمٍ أَفْضَلُ مِنْ شُهُودِ اَلْفِ جَنَازَةٍ. فَق۪يلَ يَارَسُولَ اللّٰهِ وَمِنْ قِرٰۤاءَةِ الْقُرْآنِ ؟ قَالَ وَهَلْ تَنْفَعُ قِرٰۤاءَةُ الْقُرْآنِ اِلَّا بِالْعِلْمِ؟

Zikir meclislerinde hazır bulunmak bin rekat nafile namaz kılmaktan daha hayırlıdır. Allah dostlarından bir ilim meclisinde bulunmak bin hastayı ziyaret etmekten hayırlıdır. Bin cenaze merasiminde bulunmaktan daha hayırlıdır.”

Sahabeler: “Bu meclislere gitmek, Kur’an okumaktan daha mı üstündür ya Rasulallah?” diye sordular.

Buyurdu ki: “İlim olmadan okunan Kur’anın faydası olur mu?”[7]

Yine bir hadis mealinde:

“Bir kimse öyle bir alimin huzurunda bir saat oturup onu dinlese elli senelik kabul olmuş ibadetinden efsaldır.” buyruluyor.

Yine Hadis Mealinde:

Salihlerin cemaatlerinde bulunanlara rahmet olur” buyurmuştur.

Yakin hakkında bir hadisi şerifte buyuruluyor. En fazla ümmetimin üzerine kortuklarım yakinları zayıfa uğramasından, Allah’a yakini zayıf olanların, Allah’a güvenci, inancı, tevekkül, teslimiyetleri zayıf olur. Hakkı ile teslim olup Allah’ı her işine itimat edip güvenip hakkıyla vekil yapamaz. Teslim olamaz. Ancak yakini kuvvet bulan kimseler Allah’ı her işine hakkıyla vekil yapar Allah’a güvenir teslim olur.

Yakin hakkında biraz konuşuldu. Daha iyi anlaşılması için Alim ülema ehli tarik, ehli şeriat olan kimselerin hangilerinin Allah’a yakini kuvvet bulmuş hangilerinin yakini zayıf kalmış nesinden belli olur. Allah’a ruhen yakini hakkıyla kuvvet bulmuş olanların alametleri toplum cemaatte, gerekse tenha yalnız olduğu zamanlarda, tek başına yatağının içindede olsa yakini kuvvet bulmuş ise edebini hayasını muhafaza eder. Şakalaşmak, yarenlik, yavanlık konuşmalarına girişemez.

Malayani lüzumsuz kelamlar ile meşgul olamaz. Saatlerini her nefeslerini zay edip fuzulu yerlere kaçırmaz. Çünkü tereddütsüz her an kendisini huzuru Allah’ta bilir. Allah’tan çok korkar utanır. Müteessir mahçup vaziyette yaşar. Söylediği kelamları bizzat sahibine müracaat edip Hak’tan alır Halka konuşur. Riyada iftiharlardan kendini meth ve sena hürmet edenlerin hürmetinden hizmetinden çok sakınır. Sakıncalı olur. Şek şüphe olmayarak her yerde kendisini huzuru Allah’ta yakinen hakkal yakin bilip tastik eder. İşte bu vasıflar kimlerde görülür ise onlar Allah’a yakini kuvvet bulup yakin hasıl etmiş.

Evet, yakin zayıfı her ne kadar ilmi, tahsili, kelamı kibar, lugatlı, belağatlı konuşmalar var ise de yakinine bakınız. Yakini zayıf ise konuşmalarda iftiharlı konuşur. Kendini meth ve sena edenlerden haz duyar. Gubarır o kürsüden, camiden çıkınca hemen serbestlik hallar görürsünüz. Tiryaki ise hemen sigara yanar. Emsallarını bulunca gülmek, şakalaşmalar, serbestlik hallar, faydasız, lüzumsuz kelamlar konuşur. İşte yakini zayıftır. Yakini Allah’a kuvvet bulsa idi bu hallar olmazdı.

Çünkü padişahın sarayının dış kısımlarından biraz daha uzakta olan asker hizmetçiler, padişah huzuruna uzak olduklarından serbestlik hallar görürsünüz. Konuşmalarında, gülmelerinde, ölçüsüz konuşup ölçüsüz hareket ederler. Niye sarayın içindeki padişaha, biraz uzak mesafede oldukları için. Bu serbestlikler oluyor. Padişahın sarayının iç kısım avlusuna geçip merdivenlerde olan köleler biraz onlarda korku edep az çok görürsünüz.

Çünkü padişaha yakîn mesafede olduklarından edeblerini muhafaza ederler. Belki uygunsuz konuştuklarımızı padişah duyabilir diye. Üçüncü bir kısım çalışan hizmetçi, köleler bizzat padişahın oturduğu odasının kapısı önünde oturmuş padişahın zile basmasını bekleyip oturur. Bir kısmı padişahın odasının dışını, iç kısmının temizliğine çalışırlar. Bunlar gevezelik, yerenlik, yavanlık, şaka-laşmalar, edebe uymayan, hayaya uymayan kelamda hareketlerde bulunabilirler mi? Çünkü huzura geldiler. Padişah huzurunda çalışıyorlar. Hele daha mühim olan kapı önünde hizmetçi olan bir asker gibi oturur telefonun başında padişahın zil çalmasını işaretini bekleyen ordan uzağa gidebilir mi? Her an büyük zattan işaret emirler beklediği gibi kulağı telefon zilde olduğu gibi.

Ehli yakin olanların misali bunlara benzer. Zahirini temiz tutup batınını Allah korkusu ile istiğfar, tevbe yaparak, temizliyerek dilini ölçüsüz bırakamaz. Görünen bedenin, cesetin iç kısmına dalıp ordan ilhamı rabbani ve hikmetler, esrar, sırlar bekler. Allah cümlemizi böyle ruhan yüce Rabbımıza yakın ehli olup esrar, sırra geçip yakini kuvvet bulan ehli yakin mü’min kullarından eylesin amin.

İşte yakini zayıf olanların konuşmaları, hareketleri, bir sanatkar metresiz, santimsiz, ölçüsüz biçi biçtiği gibi marangoz ise düşünüp ölçmeden bıçkı çeker ise keresteyi heder eder. Terzi ise tekrar tekrar kumaşı ölçmeden biçmeden makas atar ise kumaşı heder eder. Yakini zayıf olan sınıflarda böyle zamanını, vaktini, konuşmalarını ölçüsüz konuştuğundan kendi halını heder eder.

Anlamak isteyenlere yakini zayıf olanlar ve kimlerin yakini kuvvet bulmuş ise meydana, açığa çıkmış oldu. Bu yakini zayıf olanlar namazın da, zikrin de, sair ibadetinde bir zevk, feyiz alamazlar. Halavetini bulamazlar. Neden, hakkıyla ehlinden anlayıp huzuru bilip huzuru bulup huzurda kalmadıklarından iman varsa da kemal bulmamış zanda kalmışlar. Hakikatine esrar sırrına ulaşılmadığından zan üzerinde kalmışlar yakin hasıl olmamış. Yakin ilmi ehli yakinden öğrenilebilir. Kendisi yakini zayıf olanlardan yakin öğrenilmez.

Yakini kuvvet bulanlar huzuru kalb ile halis niyet ile yemeği kifayet miktarı yemek ile huzuru kalb ile zikrullahın çokluğu ve nafile namaz ibadetlerle meşgul olması çoğalınca Cenab-ı Hak’kın hidayeti ile sıfattan sirete mana alemine geçince Cenab-ı Hak’kın o kimseye lütfu ihsanlar etmesi olur. Kalbten ilmi hikmet zuhur eder. Kalbe bilmediği ilimler anlayışlar zuhur eder. İlhamı Rabbaniler Allah’ın dilediği zaman ilham eder. Aşkı feyzi ilahiyeler kalbe inmeye başlar. Bunlardan dolayı imanı kuvvet bulur. Zanlar gider yakin hasıl olup aynel yakin hakkal yakinler hasıl olur. İmanında itikatında zerre kadar şek şüphesi kalmaz. İnşeallah ehli yakinlardan olur.

 


[1] Buhari, İman 1; Hakim, Müstedrek, 2/484 [Beyhaki-İbni Mesud dan]

[2] Ramuzel hadis c.1.s.254/1

[3] C.sagır muhtasarı c.3.s.258/3358, Ez-Zühdü li İbni-l-Mübarek c.1.s.196/557 (Beyrut), Tabarani El-Mu’cemu-l-Evsat c.8.s.3591/8869 (Kahire), Beyhaki Şuabu-l-İman c.1.s.63/30 (Beyrut), Deylemi El Firdevsü bi Me’sûru-l-Hıtab c.4.s.94/6294 (Beyrut)

[4] İmam Ahmed Müsned/8715, Buhârî, Tevhid 50; Müslim, Zikr Tirmizî, (3603)

[5] Remuzel hadis c.2.s.317/3-Deylemi, Ahmed bin Hanbel.

[6] Ramuzel hadis c.1.s.14/12

[7] Gazali ihya Bedir yayın evi. C.1.S.91

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>