canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Manevi Sürgün - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

 

MANEVİ SÜRGÜN

 

Alim ulemadan bahsederken aklıma başka bir konu daha geldi. Bilal Babam Giresun’a sürgüne gidince Samsun’un Çarşamba kazasından bir adam sürgüne geldiği mi duymuş. O da böyle alim ulemaları gezer şeyhlerle tanışır sevişir yoklarmış. Bana geldi dedi ki. Hoşbeşten sonra sürgüne geldiğimi anlayınca bana bir misal verdi. Dedi ki; hoca efendi inşeallah sen de bizim Giresun müftüsü gibi sürgün olmayasın dedi. Giresun müftüsü nasıl sürgün oldu dedim. Giresun mezarlığını Milli Eğitim tarafından istimlak edilmek istenmiş mezarlık buradan kalksın yerine okul mu ve yahut devlete ait bir bina yapılmasını münasip görmüşler.

Milli Eğitim bu kararda iken düşünmüşler. Biz eğer mezarlığı yıkmak için hemen greyder getirirsek halk ayaklanır, halkı bastırmak için şu Giresun müftüsünü çağırak. Bu mezarların buradan kalkmasında bir zarar yok diye bir fetva verirse halk yatışır böylece ayaklanmazlar demişler. Müftüyü çağırmışlar şöyle bir fetva ver halk müdahale yapmasın biz de bu işi yapalım demişler. Müftü düşünmüş şimdi ben bu fetvayı vermezsem beni Giresun’dan sürgün ederler. Veya beni görevden çıkarırlar muhakkak bir şeyler yaparlar. Zahir bu sürgünlük korkusundan maaşının kesilmesi korkusundan bile bile fetvayı veriyor bu mezarlığın buradan kalkmasında bir mani yoktur. Bu mezarlığı greyderler, dozerler geliyor mezarları söküp kemiklerini başka bir tarafa taşıyorlar Çarşamba’dan şeyhimizi görmeye gelen adam da o müftünün arkadaşı imiş.

 Bu adam rüya görüyor rüyamda kendimi Medineyi Münevverede buldum ki, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ve dört tane Hülefai Raşidin ve ashabi Güzeyn toplumu çevrelerinde oturuyorlar. Giresun mezarlığındaki, müftünün fetva verdiği mezarlık mevtalarının ruhları Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e şikayete gelip müftünün idamını istiyorlar. İlmi olupta bunu bile bile yaptığı maaş korkusundan fetva verdiğinden biz de bunun idamlığını istiyoruz ya Resulullah diyorlar.

 O zaman Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hz. Ebubekir’e soruyor ya Ebu Bekir, sen bu müftünün hakkında ne diyorsun? Hz. Ebubekir Sıddık radıyallahu anh diyor ki; ya Resulallah bu müftü kendisi alim olduğu halde bunu bile bile yaptığı için idamlığı hak etmiş bunun cezası idam olsun Ya Resulallah diyor. Ondan sonra Hz. Ömer Efendimize dönüyor Ya Ömer sen ne dersin bu müftü hakkında Hz. Ömer radıyallahu anh diyor ki ya Resulallah bu müftü kendisi alim olduğu halde bunu da bile bile yaptığı için bunun cezası idam olsun. Hz. Osman’a sordu o çekimser kaldı. En sonunda ya Ali sen ne dersin bu müftü hakkında Hz. Ali kerremallahu veche Efendimiz buyuruyor ki ya Resulullah bu kadar ilmi bilgisi olduğu halde bu fetvayı vermiş. İdamlık cezasına hak olmuş ama şimdi müftü idam olursa kendisi ölür gider, ilmi de beraber gider. Bu suçundan dolayı idamı hak etmiş fakat idam yerine Samsun’un Çarşamba kazasına sürgüne gitsin. Oradan da gelmesin bu idam cezasından dolayı sürgünde kalsın. Ölünceye kadar Senin Ümmetin ilminden faydalansın.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem İmamı Ali Kerremallahu veche Efendimizin görüşünü münasip görüyor. O şekilde karara geçiyorlar. Adam uyanıyor kalkıp Giresun’a geliyor müftüyü arayıp buluyor. Müftü efendi sen ne yaptın vallahi sen kendi elinle kendi dizine baltayı çaldın. Ben rüyamda böyle gördüm diyor. O zaman müftü ağlamaya başlıyor. Arası üç ay geçmeden kendi sürgünlük korkusundan fetva veren müftüyü sürgün ediyorlar. (Evvela bir adam şerre layık oldu mu önce manaviyatta karara geçer zahirde sonradan çıkar. Halk ancak zahire çıktığı zaman görür halbuki o evvelden karara varılmıştır). Üç aya ulaşmadan Çarşamba’ya sürgün gidiyor. Orda hep ağlıyor. Ben cezalıyım ebedi burada kalırım. On sene orda, Çarşamba’da kaldı, ilminden de istifade ettiler, orada da öldü.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>