canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Zikrin Hakikati - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

 

ZİKRİN HAKİKATİ

 

1- Dilin zikri olup, kalbin gafil olmasıdır. Bunun tesiri azdır. Fakat tamamen tesirsiz de değildir. Çünkü hizmet ile meşgul olan dil, lüzumsuz şeylerle vakit geçiren ve hiç bir şey söylemeyen dilden daha üstündür.

2- Kalbin zikridir. Fakat kalbe yerleşmemiş ve devamlı olmamıştır. Ancak uğraşarak kalbe yaptırılabilir. Bu uğraşma ve gayret olmazsa kalp gaflete düşer ve sahibi kalb, eski haline döner.

3- Zikrin kalbde yerleşmesi, kalbi kaplaması ve devamlı olmasıdır. Ancak uğraşarak kalbe başka şey getirilebilir. Fakat bu, büyük bir iştir.

4- Zikrullahın kalbi kaplamasıdır. Bu ise Allahu Teâlâ’dır, zikir değildir. Kalbi dostun tutmasıyle kalbin dostu zikretmesi arasında çok fark vardır. Zikrin en yüksek derecesi, zikirden haberdar olmanın kalpden git­mesi yalnız zikrolunanın kalmasıdır. Aşık bütün cömert­liğini maşukuna saklar. Hatta O'nunla olan meşguliyet sebebiyle isminin unutulmasını ister.

Sevgiye böyle gömülünce, kendini ve Allahu Teâlâ’­dan başka olan her şeyi unutur, tasavvuf yolunun başlangıcına kavuşur. Mutasavvuflar bu hale fena derler, yokluk derler. Yani kendine kendini hatırlatan her şey yok olmuştur. Kendisi de yok olmuştur. Zira kendini de unutmuştur. Kendi benliğini unutursa, o da kendisi için yok olmuş olur. Allahu Teâlâ’dan başka bir şey kalmazsa, onun varlığı Hak’la olur şöyle ki baktığın zaman göklerden, yerden ve onlarda bulunan­lardan fazlasını görmezsen, alem bundan fazla değildir, hepsi budur, der­sin.

 Bu kimse de Allahu Teâlâ’dan başka bir şey görmezse, her şey O'dur. O'ndan başkası yoktur, der. Bu makamda bulunmakla, onunla Allahu Teâlâ arasında (manevi) uzaklık kalkar ve beraberlik hasıl olur. Bu, tevhid aleminin ve vahdaniyetin başlangıcıdır. Kendine gelince, bazan vaki olan­ların eserleri, kendisinde kalır ve o halleri istemesi kendisini kaplar. Dün­ya ve dünyada olanlar, Haktan gayrilerinden zevk almaz olur. İnsanlar arasında bulunduğu halde, kalben onlardan uzak olur. Dünya işleri ile meşgul olanların hallerine şaşar. Onlara rahmet nazarı ile bakar. Çünkü, ne büyük bir işten mahrum kaldıklarını bilir.

 İnsanlar ise, onun dünya ile meşgul olmamasına gülerler. Hatta yakında aklını kaçıracağını sanırlar. Fena ve yokluk makamına ulaşmayan, bu hallere ve keşiflere kavuşmayan kimseyi zikir kaplarsa, bu da saadet olur. Çünkü zikir kaplayınca, muhabbet ateşi o kimseyi istila eder. Hatta öyle olur ki, Allahu Teâlâ’yı bütün dünyadan ve içinde olanlardan daha çok sever. Saadetin aslı, ölümle Allahu Teâlâ’ya dönerkendir. Allahu Teâlâ’yı müşahede lezzetinin kemali, muhabbet miktarıncadır.

 Dünyayı sevenler, dünyaya aşık oldukları için ondan ayrılırken üzülür ve yanarlar. Bir kimse çok zikir eder de, kendinde hallerden bir şey hasıl olmazsa, ye'se düşmemelidir. Çünkü saadete kavuşmak yalnız bu­nunla değildir. Kalbi zikrullah nuru ile süslenenin saadetin en büyüğü ele geçmiş demek­tir. Bu dünyada görülmezse, öldükten sonra görülür. Kalbi Allahu Teâlâ ile bulundurmak için, onu daima murakabe etmelidir. Çünkü devamlı Allahu Teâlâ’yı zikretmek, hatırlamak, Allahu Teâlâ’nın melekutundaki şaşılacak hallerin anahtarıdır.

Kısaca bu anlattıklarımızdan, bütün ibadetlerin özünün zikir olduğu anlaşıldı. Hakiki zikir, bir emir veya yasakla karşılaştığı zaman Allahu Teâlâ’yı hatırlamaktır. Günah ise elini çekmeli, emir ise, yapmalıdır. Eğer zikir bunu yaptırmıyorsa, hayaldir ve işin aslını anlamamıştır.

Seyid NİZAMOĞLU Hazretlerinin bir beyitlerini buraya yazmamız münasıp düştü.

 

Mevlam Senin müştakınam bildir bana Mevlam Seni

İstediğim Sensin benim, bildir bana Mevlam Seni.

 

Eğerce sevgin candadır, bilmem mekanın gandadır.

Bu derde derman Sendedir, bildir bana Mevlam Seni

 

Nurunla bir göz ver bana ol göz ile bakam Sana

Seyreyledikce her yana göster bana Mevlam Seni

 

Gözüm yüzünden ayırmıyam, hiç Senden gayrı görmeyem

Bir lahza Sensiz durmayam bildir bana Mevlam Seni

 

Seyid Nizamoğlu yanar Seni bulam deyu döner

Koyma beni arada derbeder, bildir bana Mevlam Seni.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>