canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Eshab-ı Suffa - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

ESHAB-I SUFFA

 

Resul-ü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Haz­retleri zamanında, zikir ehlinden bir zat, ahirete intikal bu­yurdu. Ashab-ı kiramdan bir çoğu, onu gusul etmeğe talip oldular. Hazret-i Ömer radiyallahu anh:

- Ben yıkayayım! dedi. Enes bin Malik radiyallahu anh:

- Ben yıkayayım! dedi. Ebu Derda radiyallahu anh:

- Ben yıkayayım! dedi. Daha bir çokları da geldiler ve merhumu yıkamağa talip oldular. Aleyhissalatü vesselam Efendimiz, hiç birisine müsa­ade buyurmadılar ve:

- Bunun da ehli vardır, onlar yıkasınlar. Bana, Selman-ı Farisi'yi çağırın, o şimdi zikirdedir, buyurdular. Gidip Selman-ı Farisi radiyallahu anhı çağırdılar. Efen­dimiz:

- Ya Selman! buyurdu. Bu zakiri sen yıkayacaksın. Zira, sen de zikir ehlindensin, o da zikir ve tecrit ehlinden idi. Selman-ı Farisi radiyallahu anh'ın, dünya malı olarak belinde yalnız bir kemeri vardı, o da tecrit ehlinden idi. Hz. Selman, merhumu ortaya getirdi ve yıkamağa hazır­lanırken, Efendimiz:        

- Ya Selman! Onu bir halvet yere götür ve yıkarken de bir perde koy ki, zikir ehline ölümlerinden sonra adete muha­lif bazı haller zahir olur, o halleri senden başka kimse öğren­mesin, buyurdular. Selman-ı Farisi, merhumun cesedini tenha bir yere gö­türdü, soydu. Edep yerini bir bezle örterek yıkamağa başladı. Sıra, edep yerini yıkamağa gelince, Selman-ı Farisi Hazretleri elini uzatır uzatmaz, ölen zat eliyle onun elini itti ve edep yerine dokundurmadı. Selman-ı Farisi radiyallahu anh ağlamağa başladı ve başını merhumun göğsüne koyarak hıçkırırken, dehşetle farketti ki türlü türlü sesler ve feryatlarla pazarlık eder gibi' Hak’la söyleşiyor. Hıçkırıkları arasında merhumun kulağına doğru eğildi ve ona:

- Bir kimse öldükten sonra nasıl dirilir ve hareket eder? diye sordu. Merhum, derhal gözlerini açtı ve Selman hazret­lerine:

- Ya Selman! dedi. Allah ile olan kimseler ölürler mi sa­nırsın? Gönülleri zikrullah ile dirilmiş olanların, ölüm ancak bedenlerine erişebilir. Ben, ölmedim ve ancak şimdi yeni bir hayat buldum. Sen şu işini bitir ve elini çabuk tut dedi ve şu Ayeti kerimeyi okudu.

وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَمْوَاتٌۜ بَلْ اَحْيَآءٌ وَلٰكِنْ لَا تَشْعُرُونَ

“Siz Allah yolunda ölenlere ölü demeyiniz, belki onlar diridir. Velakin siz bilemiyorsunuz”[1] Ayetini unuttun mu bizler diriyiz deyip geri yatıyor.

Selman-ı Farisi radiyallahu anh, keyfiyeti Fahri Alem Sallallahu Aleyhi vesellem Efendimiz Hazretlerine arz edince şöyle buyurdular. Mü’minler ölmezler. Fani ve Muhakkak olan dünya evinden baki ve ebedi olan ahiret evine göç ederler.[2]

İbni Abbas radıyallahu anh rivayetiyle; Resulullah sallallahu aleyhi ve selem buyurdular ki;

اَبْشِرُوا يَااَصْحَبُ الصُّفَّةِ فَمَنْ بَقِىَ مِنْ اُمَّت۪ي عَلَى النَّعْتِ الَّذ۪ى اَنْتُمْ عَلَيْهِ رَا ضِيًا بِمَا هُوَ ف۪يهِ فَاِ نَّهُ مِنْ رُفَقٰۤائِ يَوْمَ الْقِيَمَةِ

“Ey eshabı suffa size müjdeler olsun her kim üm-metimden sizin bulunduğunuz naat ve hal üzere olurlarsa onlar ki siz onlardan razısınız. Onlar da sizden razıdır. Onlarda rızasıyla o hala nat’ı-şerif üzerindedirler onlar muhakkak kıyamet günü benim refikim ve yoldaşımdırlar.”[3]

Peygamber Efendimi­z sallallahu aleyhi ve sellem’in Eshabı Suffası vardı. Bunlar 700 kişi idi camii şerifin sofa­sında gece gündüz zikrullah ile meşgul olurlar idi. Bunlara söylemiştir. Resulullah Efendimiz bunları çok severdi. Bunlardan acaip garaip haller zuhur ederdi. Bunların hepsi Resulü Ekremin mutfağından yerlerdi. Gayet büyük bir sini vardı. Dört tarafın­da dört kulpu var idi. Babayiğitler dört kulpundan dört kişi tu­tardı. Bir kat pilav bir kat et böylece yükselmişti. Bu tarafta oturan öte taraftakini görmezdi.

Yedi yüz eshab belki de yedi yüz de misafir bulunurdu. Bunların hepsi Resulullahın sofrasından yemek yerlerdi. Bu Eshab-i Suffa harbe gitmezler zikrullaha çalışırlar askerler harbe girince bunlar geride dua ederler Allahu Teâlâ'yı zikreder­lerdi. Resulullah onlara böyle emrederdi.

Ökkaşe radıyallahu anh bunlardandır ve hem de Muhacirdendir. Çok harbler yapmıştır. Resulullahın sevgilisidir. Bunların yolu tarikat yoludur. Ehli zikrin piri ve başıdırlar. Ehlullahtırlar. Allahu Teâlâ'nın Sevgili Peygamberine bunlarla beraberliği emreylediği ayeti kerime.

وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدٰوةِ وَالْعَشِيِّ يُر۪يدُونَ وَجْهَهُ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْۚ تُر۪يدُ ز۪ينَةَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَلَا تُطِعْ مَنْ اَغْفَلْنَا قَلْبَهُ عَنْ ذِكْرِنَا وَاتَّبَعَ هَوٰيهُ وَكَانَ اَمْرُهُ فُرُطًا

“Sevgili Habibim onlarla beraber olmağa nefsi­ne sabret onların terlerine kokularına her hallarına sabret ki on­lar Rabbilerine mürid olup akşam sabah cemalini isterler. Zikir dua ederler. Onlar Allahu Teâlâ'ya kıymetlidirler. Mürid olmuşlar­dır.”[4] Müridin anlamı: Arz edip isteyen kimselere mürid denilir. Bunlarda Rabbılarının cemaline aşık olmuşlar. İstekleri mürid oldukları Rabbılarının cemalidir. İstekleri odur.

Her kim, zikir ehli olmak dilerse, bütün nefsani muratlarını ardına atmalı, halvete oturmalı ve zikrullah ile meşgul olmalıdır. Ne zaman ki nefis arzularından birisini terkederse, gönüle hayattan bir nasip verilir. Ne zaman. da, nefsin arzu­larına uyarak, nefs üzerine şehvet kapılarını açarsa, o kimse nefis hevasında olur. Nefsinin ve şeytanın hevaları onun üzerine galip olur. Bu gibi kimseler, bid'at ve dalalet devlerinin kolları arasında şaşkın ve boynu bükük kalırlar ve Ne'uzü billahi Teala bu hale düşen kimseler büyük felaket içindedirler. Allah’ım muhafaza eylesin. Onun için, zikrederken bütün düşünce ve nefis arzularını kalpten çıkar­mak ve kalbi yalnız Allahu Tealaya doğrultmak gerektir. Nitekim, Kur'an-ı Azim’de buyurulmuştur ki:

وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمٰنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَر۪ينٌ

“Kim hevasına uyarak Rahman’ın zikrinden huylanır iraz eder uzuklaşırsa ikabından korkmaz ve sevabımı ummazsa Biz de onun üzerine bir şeytan musallat kılarız. O artık onun ayrılmaz eşi yoldaşı olur.”[5]   

Hak Teala Hazretleri, bu ayet-i kerimede işaret edip bu­yurmuşlardır ki, kim Rahman'dan yüz çevirir ve dünyaya meylederse, Hak Teala ona şeytanı musallat eder. Burada, yüz çevirmekten murat, gönülün yüz çevirmesidir. Yani, nefis he­vasına uymak ve Allahu azimü'ş-şanı unutmaktır.

Şunu da bilmiş ol ki, gönül bir amildir ki, asla durmaz. Nefis ise, öylesine uyanık biri ki hiç uyumaz. Arzu ve heveslerini ve şehvetlerinin tahsili için fırsat bekler. Onun için, nefis denilen düşmandan son derece sakınmak la­zımdır. Gönlü hayallerden korumak ve kurtarmak lazımdır. Bilhassa, zikrullah ile meşgul olurken bunlara son derece dikkat etmelidir.

 


[1] Bakara 2/154

[2] Müzekkin nüfus

[3] Ramuzel Ehadis c.1.s.7/3, El Hatib, Eddeylemi ve Ebu Abdurrahmanü-sselemi. Fi sünen’is sofiyye.

[4] Kehf-18/28.

[5] Zuhruf -43/36

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>