canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

İhlas İle Zikretmek - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

İHLAS İLE ZİKRETMEK NASIL OLUR

 

Ey kardeş:

Zikrullahın fazileti, hususiyeti ve sevabı gayet çoktur. Yaz­mağa kalksam, ne kâğıt yetişir, ne mürekkep yetişir, ne ka­lem yetişir. Bütün ins ve cin kâtip olsalar yazmağa güçleri yetmez. Fakat sırası geldikçe faziletlerinden, hususiyetlerin­den ve sevaplarından söyleyebildiğim kadar anlatayım da aşıklar, talipler, okuyanlar, dinleyenler bu kitabın faydala­rından mahrum kalmasınlar. İnşaallahu Teâlâ.

Zikrullah konusunda Peygamber Efendimiz buyuruyorlar ki yarın mahşer yerine bütün yaratılmışlar insanlarda toplandığı bir zamanda insanların not tutulan katipler tarafından yazılan defterleri açığa çıkıp cehri sesle okunduğu zamanda insan oğullarının dünyada yaşadıkları sürelerinde Allah’ı zikrullah etmedikleri zamanlar saatler kendileri için ebedi pişman mütesirlik üzüntü saatleri olacaktır. Bu hususta kalbleri gafletten uyanmış olanlar gün gece saat dakika ve nefeslerini zay yerlere kullanmamışlar güçleri yettiği kadar her yerde yürürken otururken uzanıp yatarken dünya işlerinin başında her yerlerde dil ile kalbi birleştirip huzuru kalb ile zikrullahın devamına gayretle çalışmışlar işte bunlar yarın mahşer gününde Allah’ı gece gündüz zikreden zakir kulları müteessir olmayacaklar İnşallahu Teala amel defterlerini zikrulah ile ihlaslı olarak riyadan iftihardan gösterişliden temizleyerek çok gayretle yaptıkları zikrullahlar defterlerde okununcak kendilerini ihya edecek çok sevinçle surur içinde olacaklardır. İnşallahu Teala.

Bilmiş ol ki, tevhidin, yani la ilahe illallah deme­nin nuru vardır. Talibin kalbinde, zikrullah nuru bir kerre karar tuttuktan sonra, zakirin o nuru asla kaybolmaz, hatta kabrine bile girer, onu kabir azabından dahi kurtarır. Nefsin, o çirkin sıfatları korkunç birer canavar halinde kabrine saldırdıkları vakit, o nur zahir olur ve azap için gelen o cana­varlara karşı kendini muhafaza eder. Cenab-ı Hak Hadis-i Kudsisinde buyuruyorki:

 لٰۤاإِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ حِصْن۪ي وَمَنْ دَخَلَ حِصْن۪ي أَمِنَ مِنْ عَذَاب۪ي

“Lailahe İllallah kelimesi Benim metin kalemdir. Herkim tevhid kalesine girer çıkmaz ise dünyada korktuklarından kurtulur. Mezarda vesair mahşerde ve bütün azaplardan kurtulur.”[1]

Yine Hadis-i Şerif:

أَعْظَمُ النَّاسِ دَرَجَةً اَلذَّاكِرُونَ اللّٰهَ

“Nasın derecede en yüksek olanı Allah’ı çok zikreden kadın ve erkeklerdir.”[2]

Şeyhimiz Bilal Baba Hazretlerinin İzahati: Zikir yapanlar cehri yapmak isterse yatsı namazından sonra istirahete geçenleri uyarmasınlar. Ama seher vaktinde cehri yapabilirler dedi. Ve şu hadis-i şerifi de okudu:

إِذَا قُمْتَ مِنَ اللَّيْلِ تُصَلِّيَ فَارْفَعْ صَوْتَكَ قَل۪يلًا تَفْزَعُ الشَّيْطَانُ وَتُوَقِّظُ الْج۪يرَانُ وَتَرْضَى الرَّحْمَانُ

“Gece kalktığın zaman namaz kıl! Sesini biraz kaldır! Şeytan fiza etsin. Komşun da uyansın! Rahman da senden razı olsun.”[3]

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:

إِذَا مَرَرْ تُمْ بِرِيَاضِ الْجَنَّةِ فَارْتَعُوا, قَالُوا: يَا رَسُولَ اللّٰهِ! وَمَا رِيَاضُ الْجَنَّةِ؟ قَالَ: حَلَقَ الذِّكْر

“Her kim zikrullah halakası bulursa yani Allah’ı zikreden bir cemaat bulursa siz de oraya iştirak edin. Cennet bahçesi orasıdır.”[4]

Cennet bahçesi zikrullah yapılan halkadır. Yazıklar olsun ki, ben alimim, ben hocayım deyip de zikrullah halkasından kaçanlara. Zikrullah aleyhine söyleyenlere sakın aldanmayın. Bütün yanlış, bütün yanlış. Bu kadar ayet-hadis yazıyoruz. İnanmayanın dini gider, imanı gider. Kendisi kâfir, hanımı boş olur. Çünkü bunun hangisine itiraz edeceksin? Hadisi şerif

مَنْ أَحَبَّ أَنْ يَرْتَعَ ف۪ي رِيَاضِ الْجَنَّةِ فَلْيَكْثُرْ ذِكْرَ اللّٰهِ

“Cennet bahçelerinde eğlenmek isteyenler Allah’ı çok zikretsin”[5] Yine Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:

اَلٰۤا أَدُلُّكُمْ عَلٰى خِيَارِ هٰذِهِ الْأُمَّةِ الَّذ۪ينَ إِذَا رَأَهُمُ النَّاسُ ذَكَرُوا اللّٰهَ وَإِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ عِنْدَهُمْ أَعَانُوا عَلٰى ذِكْرِه۪

“Ben size delâlet edeyim. Bu ümmetin en hayırlılarından size söyleyeyim. Onlar halkı gördüğünde Allah’ı zikreder-ler.”[6]

Allah’ın zikrini onlara tavsiye ederler. Allah’ı zikredenleri görünce onların zikrine yardım eder. Onların zikrini kolaylaştırır. Beraber zikrullaha katılır Onlara aşk ve şavk verir demektir.

اَلذِّكْرُ خَيْرٌ مِنَ الصَّدَقَةِ وَالذِّكْرُ خَيْرٌ مِنَ الصِّيَامِ

“Zikrullah etmek sadakadan hayırlıdır ve zikrullah etmek nafile oruçdan hayırlıdır”[7] buyuruyor. Hadis-i Şerif:

تَعَلَّمُوا الرَّم۪ي وَالْقُرآنُ وخَيْرٌ سَاعَاتُ الْمُؤْمِنُ ح۪يْنَ يَذْكُرُ اللّٰهَ عَزَّ وَجَلَّ

“Atıcılık öğreniniz. İkinci Kur’an’ı öğreniniz mü’minin en hayırlı saati, zikrullah yaptığı saattir.[8] Hadis-i Şerif:

ثَلَا ثَةٌ لَا يَرُدُّ اللّٰهُ دُعٰۤائِهِمْ؛ اَلذَّاكِرُ اللّٰهَ كَث۪يرًا وَدَعْوَةُ الْمَظْلُومِ والْإِمَامِ الْمُقْسِطُ

“Allahu Teâle Hazretleri üç kimsenin duasını reddetmez. Allah’ı çok zikredenlerin. Bir de zulme uğrayanların. Mazlum ve biçarenin ve Adelet üzere olan idarecinin.”[9] Bu üç kimse-nin Cenab-ı Hak duasını geri çevirmez. Ey hoca! Senin kabul etmediğin zikrullahta neler var. Hadisi şerif

  ثَلَاثَةٌ مَعْصُومُونَ مِنْ شَرِّ إِبْل۪يسٍ وَجُنُودِه۪؛ اَلذَّاكِرُونَ اللّٰهَ كَث۪يرًا بِاللَّيْلِ وَالنَّهَار وَالْمُسْتَغْفِرُونَ بِاْلأَسْحَارِ وَالْبَاكُونَ مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِ

“Üç kimse şeytanın ve adamlarının şerrinden kurtul-muştur. Allah’ı çok zikreden erkekler ve kadınlar. Gece gündüz Allah’ı çok zikredenler. Seher vaktinde tesbihlerini eline alıp istigfar çekenler. Yani Allah’dan affını talep edenler. Onlar şeytanın ve şeytanın adamlarının şerrinden kurtulurlar.” وَالْبَاكُونَ مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِ “Allah’ın korkusundan ağlayan gözler,”[10] bu üç sınıf şeytanın ve avanalarının şerrinden kurtulur. Ayet:

اَمَّنْ هُوَ قَانِتٌ اٰنَآءَ الَّيْلِ سَاجِدًا وَقَآئِمًا

“Şol kimseler gecelerini secde ve kıyamla ve ‘zikrullah ve ibadetle’ geçirirler. Onlar gafletle yatanlar gibi midir?”[11]

İyi anla bunda ne söylüyor. Bu yalınız beş vakit namazı söylemiyor. Geceleri diyor gecelerini ibadetle geçirirenleri söylüyor. Ayet:

فَوَيْلٌ لِلْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْ مِنْ ذِكْرِ اللّٰهِۜ

“Veyil Cehennemi şunlar içindir ki kalpleri Alah’ın zik-rinden uzak dura dura katılaşmış olanlar içindir.”[12]Sen istersen git bin kere camide namaz kıl. Allah’ın zikrinden kalbin katılaşdıkdan sonra veyil cehenneminden kurtulamazsın. Onun elinden kendini kurtaramazsın. Cehennem bir ejderha gibidir. Ancak

Allah’ı zikredenlerden korkar. Ayet:

وَ ذُكِرَ اللّٰهُ وَحْدَهُ اشْمَاَزَّتْ قُلُوبُ الَّذ۪ينَ

“Şol kimseler var ki, Allah’ın zikrini yanında yaparsan kalpleri sıkılır, canları sıkılır.”[13]

Ya uykusu gelir veya ordan kalkıp gidesi gelir. Orda duramaz. Ne zaman ki dünya sözü söylenir, onun bunun gıybeti söylenirse, o zaman çiçeği açılır. Allah’ın zikrinden kalpleri sıkılır. Başka şeylerden hoşlanırlar. Ayet:

بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَ

“Sen, Allah’ın kulları Allah’ı zikrettiğinde onlara teaccub ederdin, bir de maskara ederdin.”[14]

وَاِذَا ذُكِّرُوا لَا يَذْكُرُونَۖ

“Onlar Allah’ı zikrettiğinde sen zikretmezdin.”[15]

وَاِذَا رَاَوْا اٰيَةً يَسْتَسْخِرُونَۖ

“Onlardan bir alâmet bir kerâmet görseniz alay ederdi-niz.[16]

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:

كُلُّ مَجْلِسٌ يَذْكُرِ اسْمُ اللّٰهُ تَعَالٰى ف۪يهِ تَحُفُّ بِه۪ الْمَلٰۤا ئِكَةُ حَتّٰى اِنَّ الْمَلٰۤا ئِكَةَ يَقُولُونَ: ز۪يدُوا زَادَكُمُ اللّٰهُ وَالذَّكِرُ يَصْعَد ُ بَيْنَهُمْ وَهُمْ نَاشِرُ وأَجْنِحَتَهُمْ

Zikrullah meclislerine oturulduğu zaman melaikeler etrafını sararlar. Hatta melaikeler derler ki, daha ziyade zik-rinizi artırın Allah da size nimetini in’amını, ihsanını artırsın. Yapılan zikir semaya yükselir aralarından melekler kanat-larını açarlar. Artık onlar da zevke, aşka gelirler. Bu Allah’ın kulları Allah Allah deyip başı kesik tavuk gibi parpazla-dığında, o meleklerde öyle zevke gelirler. Aynı onlar da öyle patırdarlar.”[17] ve yine Hadis-i Şerif:

وَحَضَرُ مَجْلِسِ ذِكْرٍ اَفْضَلُ مِنْ صَلَا ةِ اَلْفِ رَكْعَةٍ وَحَضَرُ مَجْلِسِ عِلْمٍ اَفْضَلُ مِنْ عِيَادَةُ اَلْفِ مَر۪يضٍ وَحَضَرُ مَجْلِسِ عِلْمٍ اَفْضَلُ مِنْ شُهُودِ اَلْفِ جَنَازَةٍ فَق۪يلَ يَارَسُولَ اللّٰهِ وَمِنْ قِرٰۤاءَةِ الْقُرْآنِ قَالَ وَهَلْ تَنْفَعُ قِرٰۤاءَةُ الْقُرْآنِ اِلَّا بِالْعِلْمِ

Yani zikir ve ilim meclislerinde hazır bulunmak bin rekat nafile namaz kılmaktan daha hayırlıdır. Bir zikir ve ilim meclisinde bulunmak, bin hastayı ziyaret etmekten daha hayırlıdır. Allah dostlarından bir ilim meclisinde bulunmak bin cenazenin merasiminde hazır bulunmaktan daha hayırlıdır. Ashaplar sordular ki, bu meclislere gitmek, Kur’an okumaktan daha mı üstündür ya Rasulallah, diye sordular; buyurdu ki, ilim olmadan okunan Kur’an’ın faydası olur mu?[18] Buyurdular. Ondan önce yetmiş kere günah toplayıcı meclislere girip çıktıklarının yetmiş tanesinin kefaretine sayılır. Ayeti Kerime:

وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمٰنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَر۪ينٌ

“Her kim böyle Rahmanın zikrini bırakır, uzaklaşır, burnunu kıvırırsa üşenir, huylanır, yapmazsa Cenab-ı Hak Teâlâ Hazretleri diyor ki: Biz de onun üzerine bir şeytan havâle ederiz. Onun eşi, ğarini, yoldaşı şeytan olur.”[19]

Ayet Kerime:

اِسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ فَاَنْسٰيهُمْ ذِكْرَ اللّٰهِۜ

“Şeytan onların boynuna biner Allah’ın zikrini unutturur. Sevincinden şad olur.”[20] Kendine bir asker yakaladı artık. Hadisi kutside buyuruyor ki:

اَللّٰهُ عَزَّ وَجَلَّ قَالَ: لٰۤاإِلٰهَ إِلَّااللّٰهُ حِصْن۪ي وَمَنْ دَخَلَ حِصْن۪ي أَمِنَ مِنْ عَذَاب۪ي

La ilahe illallah” Benim metin bir kal’amdır. Her kim bu metin ‘la ilahe illallah’ kal’asına girerse, bütün korktukların-dan kurtulur.”[21]

 Bu korku hem dünyada hem ahirette bütün korktuklarından emin olmaktır. Cenab-ı Hak bu hadisi kutside bunu vaad etmektedir.”

 وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ

“Allah’ın vaadi haktır.”[22]

“Allah kadar vadinde duran kimse bulunmaz.” Bu hadis-i kudsiye karşı ne anlaşılıyor? Emredilenlere uymak, nehyedilenlerden kaçınmak Allah’tan uzaklaştırıcı olan nefsin heva ve heves fesat-larından, şeytanın iğvalarından, dünyanın endişe ve hayallerinden, firar edip Cenab-ı Hak’kın vaadi olan Lâ İlahe İllallah kal’asına girip orada karar etmek gerekir. Bu manevi serveti kazanma kabiliyeti kadın ve erkek hepsinde vardır. Hak’ka kavuşmak, veli olmak, Allah’ı sevmek, sevilmek her şahısta var Ama kendisinin sayı gayretine bağlıdır.

 

Hakkı seven aşıkların eğlencesi tevhid olur

Aşk oduna yanıkların eğlencesi tevhid olur.

 

Daima söyler dili sorar müdam doğru yolu

Gerçek ere din beli eğlencesi tevhid olur.

 

İzinden ayırmaz gözünü canla tutar sözünü

Görmeğe yüzünü eğlencesi tevhid olur.

 

Halkın arasından çıkan tevhide can atar

Bülbül gibi daim öter eğlencesi tevhid olur.

 

Mal ve menalını terk eder ehli ayalın terk eder

Kal ile kılı terk eder eğlencesi tevhid olur.

 

Dünya ve ukba perdesin ardına atar cümlesin

Kor mâsivayı eğlencesi tevhid olur.

 

Mısrıya uyan kişinin gider çürüğü işinin

İçindeki can kuşunun eğlencesi tevhid olur.

Niyazi Mısrî Hazretleri

Ebû Ümâme radıyallâhu anh anlatıyor: Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

مَنْ أَوٰى إِلٰى فِرَاشِه۪ طَاهِرًا يَذْكُرُ اللّٰهَ حَتّٰى يُدْرِكَهُ النُّعَاسُ لَمْ يَنْقَلِبْ سَاعَةً مِنَ اللَّيْلِ يَسْأَلُ اللّٰهَ شَيْئًا مِنْ خَيْرِ الدُّنْيَا وَاْلآخِرَةِ إِلّٰۤاأَعْطَاهُ إِيَّاهُ

"Kim yatağına temiz (abdestli) olarak girer ve uyku bastırıncaya kadar Allah'ı zikrederse gecenin herhangi bir saatinde uyanıp da Allah'tan dünya veya âhiret hayırlarından bir şey isterse Allahu Teâlâ, istediğini mutlaka ona verir.”[23]

Hz. Muâz İbnu Cebel radyallahu anh anlatıyor:

مَا عَمِلَ امْرُؤٌ بِعَمَلٍ أَنْجٰى لَهُ مِنْ عَذَابِ اللّٰهِ عَزَّ وَجَلَّ مِنْ ذِكْرِ اللّٰهِ

“Kul, kendini Allah’ın azabından kurtarmada zikrullah-dan daha müessir bir amali işlememiştir.”[24]

ذِكْرُ اللّٰهِ شِفٰۤاءُ الْقُلُوبِ

“Zikrullah kalplerin şifasıdır.” [25]

Yani kalp hastalanır, kalp marazlanır onun marazının şifası zikrullahdır. Her kim zikrullaha devam ederse, o kimsenin kalbi selamete çıkar, nurlanır. Zikrullahın nuru, kıldığın namazın nuru, tutduğun orucun nuru kalbe inerse bunlar hepsi insanın kalbini nurlandırmak içindir. Nur diyor, kalbe girdiği zamanda kalpdeki kötülüklerin hepsini fısk eder, siler süpürür. Kalbi selamate, temize çıkarır, kalbi açar, feth eder. İşte bizim bütün çalışmamız bunun içindir. Allah bunu bize anlatsın da anlayalım buna çalışalım.

İşte bu ibadet namaz ve zikrullahlarda yapılırken ihlas halis niyet şart. Olduğu gibi huzuru kalp ile hem kendimizi huzuru Allah’ta bilip korku huşu ile hem de kalbi sair dışarılardan ilgi alakalar kesilip kalp huzuru Allah’ta durup dil çıkarttığı Kur’an, zikir, tesbih ve namaz sureleri ve namazdaki rüku secdedeki tesbihleri kalb yerinde başka tarafa kaymayarak huzuru Allah’ta korku edeple durması dilin vazifeside çıkartmış olduğu kelamları Kur’an, zikir, tesbihleri dil kalbden çıkarınca ağızda kalmayarak hırtlaktan kalbe sevk etmektir. İbadetlerin yekün hepsinde arzu istekleri maksatı yalnız Allah yalnız Allah’ın rızası olmak başka maksatlar arzular olmamak bir de şöyle bir misal ki toprak tabanında su olduğu anlaşılıyor. Suya ihtiyacı olanlarda suyu toprak tabanından yüzüne çıkarıp sudan fayda görmek için bir tulumba attı. Kuyunun tabanına tulumbayı indirdi. Tulumbanın tabanına inen yerde boru ucunda bir süzgeç olur. Borunun kuyudan yukarı toprağın yüzünde boruya bir kol eklenir. Kol yukarıdan basınca tabandaki su bir anda yukarı yüze çıkması gerekir. Fakat suyun tabandan yukarı çıkmasına mani olanlar var. Süzgeçten borudan yukarı dışa çıkan kola kadar borunun bir yerinde az bir delik bulunsa su çıkmaz. O deliğin tamir edilmesi gerekir. Teşkilatlar hepsi kuruldu. Kol da takıldı. Hava alan delikler de kapanmadı açık kaldı. Yukarıdaki adam kola basmaya başladı durmadan kola basar. Kola bastıkça lakırtı lakır lukur sesler çıkar. Su çıkmaz. Kuruluş tamam boru tamam tabanda su da tamam toprağın yüzünde basacak kol da tamam adamda kola basmağa devam ediyor. Lakır lukur sesler geliyor basıyor basıyor tabandan yukarı yüze su çıkmıyor. Sebebi hava boşlukları delikleri açık kapanmamış o hava alacak deliklerin tamamen hepsi kapanmayınca kol şakırtısı lakırtısı suyu yukarı çıkaramaz. Yorgunluk üzüntüler sahibine kalır. Bu, konunun iyi anlaşılması için misal veriliyor.

Bir kimsenin kalbi hikmet membai ilim irfan membai esrar sır membai bu kalbin tabanında daha ne ilimler ne irfanlar ne hikmetler mevcuttur. Bunların kalbin tabanından dile gelip dilde akması için aşkı ilahi feyzi ilahi menbaide vardır. Dili pompanın dışındaki kola misal verirsek: Dilde Kur’an var zikrullah var ders tesbihler var. Dil kolu bağlı olduğu kalbe inen boru ve tabana inen süzgeçlerden ta yukarıya kadar hava delikleri boşluğu olup suyun çıkmasına mani olduğu gibi kalbte bu kadar hikmet menbai aşk zevk, feyiz menbai, ilim irfan menbai kalbin görükmeyen tabanındaki bu mevcut olan esrar hikmet muhabbet aşk şevk sularını tabandan dile çıkarmak ancak huzuru kalb huzura dalıp kalbden daha derin huzura dalıp o tabandaki kıymetli esrar sırları hikmetleri kalbe getirmek Allah’ın lütfu ile ihsanı ile bir de bu adam dilden kalbe kalbten daha huzura derine dalıp kalbte kibir boşluğu, benlik, ucup, riya, haset, hırs, tamah, buhul, gazap, dünya sevgisi, şehvani arzu bunlardan kalb borusunun delikleri de bunları atıp kalb borusunun hava delik boşlukları kapandığı zaman dilden kalb tabanına dalmak huzuru kalb ile kalb tabanından bu hikmetleri dile getirip sarf etmek. Yoksa yalnız bir dilde olursa ses var lakırtı var aşk yok muhabbet yok hikmet yok boşlukları kapanmamış yapılmamış bir tulumba borusu gibidir.

 Tamamen kibir, benlik, gurur, ahlakı zemime hava delik boşlukları kapanır ise kalbin Hak’tan başka gidiş yolları kesilirse Cenab-ı Hak hidayet yardım edip kalbin kendinden başka gidiş yollarını yardımı ile ihsanı ile kapatıp kendi kudreti ile kendine çevirirse inşaallah büyük lütfu ihsanına gark etmiş olur. Huzurla kalb tabanına huzura dalarak inşallah ordan cevahirler esrarı ilahiler alıp dilden sarf etmeye başlar.

Gerisini Cenab-ı Hak anlatsın anlattığı ile de ihlaslı amel yapmayı nasip etsin.

İşte Cenab-ı Hak’kın veli kulları böyle huzura dalıp Hak’tan alır öyle konuşurlar. Dersini sahibinden alır öyle konuşurlar.

فَاذْكُرُون۪ي أَذْكُرْكُمْ

“Siz Beni zikredin ki, Ben de sizi zikredeyim.[26]

İlm-i hikmetin zikrullah ile zuhur edeceğine delâlettir. Yani diyor ki, siz Beni zikredin ki Ben de sizi zikredeyim.

Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: Resûlullah aley-hissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Allahu Teala Hazretleri diyor ki:

يَقُولُ اللّٰهُ عَزَّ وَجَلَّ: أَنَا عِنْدَ ظَنِّ عَبْدِى بِى، وَأَ نَا مَعَهُ ح۪ينَ يَذْكُرَن۪ى. فَإِذَا ذَكَرَن۪ى ف۪ي نَفْسِه۪ ذَكَرْتُهُ ف۪ي نَفْس۪ى، وَإِنْ ذَكَرَن۪ى ف۪ي مَلٰۤاءٍ ذَكَرْ تُهُ ف۪ي مَلٰۤاءٍ خَيْرٍ مِنْهُ. وَإِنِ اقْتَرَبَ اِلَيَّ شِبْراً تَقَرَّ بْتُ إلَيْهِ ذِرَاعاً وَإِنِ اقْترَبَ اِلَيَّ ذِرَاعاً اِقْتَرَبْتُ اِلَيْهِ بَاعاً، وإنْ أَتَان۪ى يَمْش۪ي أَتَيْتُهُ هَرْوَلَةً[. أخرجه الشيخان.

"Ben, kulumun hakkımdaki zannı gibiyim. O, Beni andıkça Ben onunla beraberim. O, Beni içinden anarsa Ben de onu içimden anarım. O, Beni bir cemaat içinde anarsa, Ben de onu daha hayırlı bir cemaat içinde anarım. O, şayet Bana bir karış yaklaşacak olursa, Ben ona bir zira yaklaşırım. Eğer o, bana bir zira yaklaşırsa Ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim Bana yürüyerek gelirse Ben ona koşarak giderim. Kim Bana şirk koşmaksızın bir arz dolusu günahla gelse, Ben de onu bir o kadar mağfiretle karşılarım.”[27]

Namı, şanı yüksek bir adam olursunuz. Eğer siz Beni toplulukla zikrederseniz Ben sizi mela-ı âlâda meleklerle zikrederim. Arşur-rahmanda meleklere zikrederim. Cenab-ı Hak Teâle Hazretlerinin melekleri var. Ayeti Kerime:

وَتَرَى الْمَلٰٓئِكَةَ حَآفّ۪ينَ مِنْ حَوْلِ الْعَرْشِ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْۚ وَقُضِيَ بَيْنَهُمْ بِالْحَقِّ

“Habibim! Ahmed Resulum! Ya Muhammed! Sen onları görürsün ki, onlar arşı alanın etrafını sarmışlar. Onlar ayakta zikrullaha devam ederler. Allah’ı zikredip coşarlar. Onlar Rablarını tesbih ederler. Kendi aralarında hakkı ispat ederler.”[28]

وَلِلّٰهِ الْاَسْمَآءُ الْحُسْنٰى فَادْعُوهُ بِهَاۖ وَذَرُوا الَّذ۪ينَ يُلْحِدُونَ ف۪يٓ اَسْمَآئِه۪ۜ سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

“En güzel isimler Allahu Teâlâ'ya mahsustur. O'na o isimler ile duada bulunun ve O'nun isimlerinde haktan ayrılan kimseleri terkediniz. Onlar işler oldukları şeylere göre cezaya uğrayacaklardır.”[29]

Buyuruyor ki Allah’ın Esma-ül Hüsnaları var ki, onu zikredin. Onunla Allah’a dua edin. O Allah’ın isimlerini zikrettiğiniz zamanda, ona müdahale edip alay edenleri siz Bana bırakın. Siz Bana güzel isimlerimle dua etmeye devam ediniz. O mülhitleri yani, o yalancıları, o ilhakcılar ki kınayıcılar, gülücüler maskara ediciler onların yaptıklarının cezasını ben vereceğim, onları türlü belalara düşürürüm” Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hak’kın doksan dokuz Esmau’l Hüsnaları var. Allah, Rahman, Rahim, Melik, Kuddus, Selam, Mu’min, Muheymin böyle sonuna kadar gider. Bunun hangisiyle zikrederseniz edin hepsi Benim ismimdir. Benim ismimi zikredince o mulhitler o münafıklar sizinle alaylık maskaralık yapıp size hakaret edip kötü sözler söylerlerse siz onları Bana bırakın demektir.

 


[1] Deylemî, Firdevs,5/244; Münavi, Feyzul-Kadir, 4/490; Ebu Nuaym, Hilye, 3/192; C. Sağir Muhtasarı c.2.s.302/1955 (3:378/3694)

[2] Ramuzel Ehadis c.1.s.74/ 13 de Beyhakî’nin “Şuab”ından

[3] Ramuzel Ehadis c.1.s.58/10 enes R.a ]

[4] Ramuzel Ehadis c.s.64/1 Beyhaki, Şuabu’l-İman, 1/398, Tebarani, İbni ebi şeybe, Tirmizi, De’vât (3510) Ahmet bin Hanbel, Hazreti Hasan radıyallahuanh ve Enes radıyallahu anh hazretlerinden rivayettir.

[5] Ramuzel Ehadis c.2.s.396/10, (İbn Receb, Camiu’l-Ulum ve’l-Hikem, 1/444. İbn Receb, bu hadisi; İmam Ahmed’e, İbn Hibbân’a ve Nesâî’ye dayandırmıştır.)

[6] Ramuzel Ehadis c.1.s.166/7

[7] Ramuze-l E-hadis c. 1.s. 208, Müzekki Nufus Ebu Hureyre RADIYALLAHU ANHden

[8] Deylemî, Firdevs, 2/43; Ramuzel Ehadis c.1.s.254/5

[9] Ramuzel Ehadis c.1.s.265/6

[10] Ramuzel Ehadis c.1.s.266/1

[11] Zümer 39/9

[12] Zümer 39/22

[13] Zümer 39/45

[14] Saffât: 37/12

[15] Saffât: 37/13

[16] Saffât: 37/14

[17] Ramuzel Ehadis c.2.s.342/10

[18] İmam-ı Gazali’den İhya-i ulumiddin c.1.s.91

[19] Zuhruf 43/36

[20] Mücadele: 58/19

[21] Deylemî, Firdevs,5/244; Münavi, Feyzul-Kadir, 4/490; Ebu Nuaym, Hilye, 3/192; c.sagır muhtasarı c.2.s.302/1955(3:378/3694

[22] Yunus 10/55

[23] Tirmizî, De’vât 3449

[24] Muvatta Kur’an 24,(1,211) Tirmizi Daavat 6,(3374), İbnu Mace, Edep 53,(3790).

[25] Beşyüz Hadis, no. 337. Ö. Nasuhu Bilmen.

[26] Bakara: 2/152

[27] Buharî, Tevhid 15; 35; Müslim, Zikr

[28] Zümer: 39/75.

[29] Araf: 7/180.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>