canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Namaz ile Zikir Ayrı Şeylerdir - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

NAMAZ İLE ZİKİR AYRI ŞEYLERDİR

 

Bir kısım insanların, namaz, zikir deyip, hepsi namazdadır deyip, zikrullahı yapmayıp, yapanlara da mani olup, bu kadar zikrin ne lüzumu var, diyenlere cevaplar; namazın ayrı, zikrin ayrı olma-sına ayetler:

A’la suresi 14-15. Ayet-i kerime’lerde buyuruluyor ki;

 

قَدْ اَفْلَحَ مَنْ تَزَكّٰىۙ ﴿﴾ وَذَكَرَ اسْمَ رَبِّهِ فَصَلّٰىۜ

 

Yani şu kimse iman edip, günahtan kaçıp, ihlaslı ibadeti itaatla küfürden ve günahlardan temizlendi ve Rabbisinin ismini zikirle meşgul oldu ve namazı da edep ve erkanıyla kılmaya devam etti. İşte o kimseler kurtulup iflah oldu.

Nisa suresi 103. Ayet-i kerime’de buyuruluyor ki;

 

فَاِذَا قَضَيْتُمُ الصَّلٰوةَ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِكُمْۚ فَاِذَا اطْمَاْنَنْتُمْ فَاَقِيمُوا الصَّلٰوةَۚ اِنَّ الصَّلٰوةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ كِتَابًا مَوْقُوتًا

 

Şu memur olduğunuz vech üzere namazı eda ettiğinizde, namazdan fariğ olunca, ayak üzerinde yani kıyamda ve oturduğunuz yerde ve yattığınız mahalde tesbih ve tehlil ve zikrullaha devam edin ki namazda vaki olan kusurlarınıza keffaret olur.

Hadid suresi 17. Ayet-i kerime’de buyuruluyor ki;

 

اِعْلَمُوٓا اَنَّ اللّٰهَ يُحْيِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

 

Fahr-i Razi’nin beyanı vechile, ayet-i celile ölmüş kalbin zikrullaha devamla kalbin dirilmesini bildiriyor. Şu halde nasıl ki, yerde biten otlar ve bitkiler kuruyup ölüyor, bu ölmüş olan otlar, yağmur sebebiyle yeniden ihya olunup, diriliyor ise, aynen yağmura, rahmete benzeyen zikrullaha huzur-ı kalp ile devam eden-lerin de dünya kasaveti nefsi şehvani ve çeşitli hayvani arzularıyla ve dünyanın muhabbeti ile ve hırs ve tamahla ve dünyanın çeşitli endişeleriyle, kalpleri kurumuş ve kalpleri ölmüş, ölü olan kimseler zikrullaha devam ediniz. Nasıl ki, ölü olan otlar, bitkiler yağmur suyu sebebi ile dirilip, yeniden çiçekler açıp, meyveler meydana geliyor ise, işte rahmete benzeyen zikrullaha huzur-ı kalp ile çok devam olunur ise, ölü ve kurumuş olan kalplerin dirilip, zikrullahın da o kalpte çeşitli meyveleri zuhura gelir. İlim, irfanlar ve sırlar ve şevkler ve ilhan-ı rabbaniler zuhur eder ve ilmi hikmetler zuhura gelir ve kalpte nice ihlaslar zuhura gelir.

Şimdi namaz ayrı, zikrullah ayrı olduğu meydana çıktı.

Nisa suresi 103. Ayet-i kerime’de buyuruluyor ki;

 

فَاِذَا قَضَيْتُمُ الصَّلٰوةَ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِكُمْۚ

 

İbn-i Abbas Hazretleri, bu ayetin tefsirinde, gece ve gündüzde, karada ve deryada, seferde ve hazarda, zenginlik ve fakirlikte, marazda ve sıhhatte ve gizli ve aşikarda Cenab-ı Allah’ı zikredin, manasını vermiştir.

Şu halde insan cemii ahvalinde zikirle meşgul olmak iktiza eder. Lisanen zikir edemediği mahallerde kalben Cenab-ı Hakk’ı unutmayarak hatırda tutmak da zikirdir.

Zikrullahın Allah korkusu ile edep ve erkanı ile çok devam olunursa, dil durunca, kalbin zikirde çalışması hissedilir, kalp çalışıyor, durmuyor, kalpte neyin çok endişesi yerleşmiş, yer tutmuş ise, kalbin onunla çalışıp, onunla meşgul olur. Onun için Allah (c.c.) ile dost olmak, O’nun dostluğuna kavuşmak azminde olan sadıklar, kalbe Allah’tan başka gelenlerin hepsini kalpten atıp, her an Allah (c.c.) korkusunu kalpte tutup, Allah’ın zikrini kalbe yer-leştirip, onunla meşgul olmuşlar. Allah’ın dostlarının birine sordular ki, Allah’ın dostluğuna nasıl kavuştunuz? Buyurdular ki, otuz sene kalp kapısında bekçilik yaptım. Kalbime Allah’tan başka gelenleri kalpten atmak suretiyle, Hakk’a kavuştum.

Allah (c.c.) korkusu insanı şevke yetiştirir ve şevk aşka ye-tiştirir. Aşk ise Allah’a yetiştirir. Şeyh Zünnun-ı Mısri’ye sual ettiler ki, Allah’a ne ile eriştin? Cevap verip dedi, kim, Allah korkusu ile hasta oldum, şevk ile yandım, aşk ile öldüm, Allah ile dirildim. Bu mertebeye eriştim ki, kişiye korku gerek imiş ve korkuyu adet edinmek gerekmiş.

Duhan suresi 51. Ayet-i kerime’de buyuruluyor ki;

 

اِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي مَقَامٍ اَمِينٍۙ

 

Yani, Allah’tan hakkı ile korkanlar eminlik, muhafaza içindedirler.

Zikrullah bahsinde idik; zikirde de namazda da kendimizi huzurullahda bilip, ben her ne kadar Allah’ı görmüyorsam da, Allah beni görüyor, bilmek gerektir ki, o ibadetin tesiri ve zevki olsun.

A’raf suresi 205. Ayet-i kerime’de buyuruluyor ki;

 

وَاذْكُرْ رَبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعًا وَخِيفَةً وَدُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِ وَلَا تَكُنْ مِنَ الْغَافِلينَ

 

Yani zikrullahın hem lisan, yani dil ve cehri seda ile hem de hafi kalp ile yapılmasına işarettir. Yani, ya Habibim, tazarru ve niyaz ve Cenab-ı Hak’tan korkucu olduğun halde nefsinde Rabbini zikret. Akşamda ve sabahta ve gizli ve aleni sada ile gizli arasında zikrullaha devam et, gafillerden olma, demektir.

Yani kalpte korku hasıl olunca imanı kavi olur ve kuvvet bulur. Bir Hadis-i Şerif’de Cenab-ı Hak: Kulumun kalbinde iki korkuyu cem etmem buyurmuştur; eğer bir kulum dünyada Benden hakkı ile korkarsa, ahirette korkutmam ve yine; iki ferah ve süruru kulumun kalbinde cem etmem; eğer dünyada Allah korkusu yoksa, daima nefsin işi, hevesi ferah ve sürurda ise, o kimse ahirette ferah olmaz. Yani Allah korkusundan gafil, Allah’a ibadetten gafil olanlar, nefsine, şeytana esir, köle olanlar, ahirette korku ve sıkıntı çekerler, demektir.

Ankebut suresi 45. Ayet-i kerime’de buyuruluyor ki;

 

وَلَذِكْرُ اللّٰهِ اَكْبَرُۜ

 

İbn-i Abbas hazretleri, bu ayetin iki manası vardır: Birisi Allahu Teala’nın sizi zikri, sizin de Allahu Teala’yı zikrinizden büyüktür; birisi de Allah’ın zikri yani Cenab-ı Hakk’ı kelime-i tevhid veya lafza-ı celal ile zikretmek, sair ibadet ve taatın cümlesinden ekber, büyük ve efdaldır, buyurmuşlardır.

Cenab-ı Hakk bir hadis-i kudsisinde buyuruyor ki;

 

اَنَا جَل۪يسُ مَنْ ذَكَرَن۪ى

 

Yani, “Kulum Beni zikir ile dudakları hareket ettiği zamanda Ben de kulumla beraberim”[1], buyurmuştur. Ve Sultan Şeyh Abdulkadir Geylani (rahmetullahi aleyh) der: Allahu Teala kendi adından ayrı değildir; şu gözünün akının karasının yakınlığından. Allahu Teala dahi onun adına yakındır.

Bir Hadis-i Şeriflerinde buyururlar ki, Allah’ın azabından kula necat bahşedecek zikrullah gibi hiçbir ameli kul amel etmemiştir, buyurmuşlardır.

Ashab-ı kiram dediler ki, zikrullah cihad fi sebilillahdan efdal midir, ya Resulullah, dediklerinde, cihad-ı fi sebilillahdan, zikrullah efdaldır, buyurmuşlardır. Yalnız şu kadar var ki, kılıcınla harbe gidersin, kılıcın kırılıncaya kadar düşmanı katledersin, sonra sen de kırılırsın, yani şehid olursun; işte o zaman müstesnadır, buyurmuşlardır.

 


[1] Beyhaki Şuabu’l-İman, c. 1, s. 451/680 (Beyrut) Ebu Nuaym Hilyetü’l-Evliya, c. 6, s. 42 (Beyrut), İbni Ebi Şeybe Musennef, c. 1, s. 108/1224 (Riyad).

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>