canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Nefsin Mertebeleri - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

 

NEFSİN MERTEBELERİ

 

Nef'isin yedi mertebesi vardır: Emmare, levvame, mülhime, mutmainne, ra­ziye, marziyye, safiyedir. Dikkat et, kemal ne ile olur imiş bak, yukarıda kapıları açan dediğimiz yedilerden:

1- Nef­s-i emmaredir. Sahibini hevasına tabi eden budur.

اَفَرَاَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ اِلٰهَهُ هَوٰيهُ

“Kendi hevasını ilah edi­neni gördün mü?”[1] demektir.

Nefs-i emmare, sahibi ya fasık ya münafık, ya kafirdir. Seyrüha ilallah, seyri Hak’ka olur. Gönlü Hak’kı ister. Zikri lailahe illallahdır. İlmüha şahadet, ilmi ancak gözünün gördüğü dünyadır. Bunun ehli gözünün gördüğünü anlar. Mahallüha essadr, yeri göğüsdedir. Tevhid evvel gönüle düşer.

Nefsi emmare, hali daima dünyaya meyl etmektir. Gözü ondadır. Aceleci ve kibirli olur şehveti ziyade ve hasedi çok olur. Hak’dan gafil olur ve tez öfkelenir. Hak’dan cahil ve zikrullahdan uzak olur.

2- Levvamedir. Ayet-i Kerime:

وَلَآ اُقْسِمُ بِالنَّفْسِ اللَّوَّامَةِ

“Kendi kendini levm eder. Ey nefis, beni azdırdın, der[2]

Tevbe eder, geri bozar yine tevbe eder imanı kurtarır ise ne ala.

Nefs-i levvame sahibi ebrardır. Hak’kı tanır, amma nefis kendini aldatır. Günah işler, pişman olur. Seyruha lillah, seyri, çalışması Allah için olur. Zikri Allah Allah Allah’dır. Alemel-berzah, berzah ale-mindedir. Ya nefsinin ya ruhunun isteğini tutar. Kalb, zikir yeri kalb dedir. Ora gelir. Zikri kalbde devam eder. Hali muhabbetdir zikrullah etmeyi sever muhabbeti ziyadeleşir hem şeriat hem tarikatı tutar teveccüh rabıtada nur görünür ise nuru sarı renktedir.

Nefs-i levvame, hali kendini kınamak makamıdır zalim nefsim beni aldattın diye nefsini kınar korkulu düşünceli ve kabızda kalmıştır ucup yani kendi yaptığını beğenir bilmez ki ileride neler var daima itirazcı olur biliyorum zanneder halka sui zanda olur.

3- Mülhime. Hak'dan ilham kapısı açılan nefisdir. İbadet bunda oturaklaşır. Aşk, muhabbet bundadır.

Nefs-i mülhime, ilham kapısıdır açılan, sirr-i İlahiyeye vakıf olur. Allah, seyri üzere. Zikrolur, zikri Hu Hu Hu’dur. Alemi ıslahda olur. Güzel ibadetler eder ve tadını bulur devam eder Mahalluha erruh, ruh sağ yandadır. Kalbden zikir ruha geçer, orada devam eder. Hali aşkdır ağlamak çagırmaklar olur halktan utanmayı atar. Yani kendini kınayanların kınamasından yolundan kalmaz. İsteği marifettir rabıtasında nuru kırmızı görür.

Nefs-i mülhime, haluha ilham makamıdır cömert ve kanaatlı olur tarikat ehli olur ve ilmi artar gönül alçaklığı ile ibadete kaim olur günahını bilir tövbe eder ibadet zahmetine sabır eder ve bu yolda eza cefalara tahammül eder hüsnü zan ile halkın hepsini evliya zanneder.

4- Dördüncü Mutmainnedir. Hak’kın sırleri ve tecellileri bundadır. Kalb Hak’ka mutmain olur. Nişanı Hak’ka tevekküldür. Dünyadan elini çekmedir. Ve hiç bir vazifesi olmaz.

 Nefs-i mutmainne, kalbi Hak’ka mutmain olmuş kimsedir. Seyrüha maallah seyri Hak ile olur. Zikri, esması Hak Hak Hak’dır. Hakikatı anlar. Buraya gelmeyen bilmez. Artık sirre geçer. Vücudunda türlü haller olur.

Nefs-i mutmainne, kalbi Hak’ka kaynamıştır çok ziyade cömert olur asla rızk için endişeye düşmez kendine yapılan kötülüğe karşı yumuşak olur ibadetini artırır. Hak’kın şükründe olup verdiği inam ve ihsanlara şaşar Hak’dan gelen kaza belalara rıza gösterip razı olur sabır eder halkın hepsini sever hepsini kendi gibi yapmak ister kimseye azap kötülük istemez.

Raziye, Marziyye, Safiye böyle üç daha vardır demişler. Bize yazılması lazım olan dördüdür. Bu üçü bela makamıdır. Bela çekmeden bunlar geçil­mez. Evliyalar makamıdır. İşte bu dünyaya gelmekten murad bu makamlara varmaktır. Hoca efendi, senin bunların hangisinde olduğundan, haberin yoktur sen tarikatı ne bilirsin eğer bilsen inkar etmezdin.

Nefs-i Raziye, dünya malından kazancından elini çeker kendini Sıtkı hulus ile ibadete verir vera ile süküt eder. Hak sözü çok söyler dünya bütün kendinin olsa da kendini garip sayar o kadar merhametli olur ki halkın için canını feda eder.

 Nefs-i Raziye, Hak’kın belalarına, kazalarına razı olur. Seyrüha fillah, seyri Hak'da olur. Hay Hay Zikri zuhur eder, alemi lahuti. Anlar bilir. Sirr-i İlahi açılır esrar-ı İlahilere varır ki akıl ermez olur.

 Nefs-i Marziyye, Cenab-ı Hak bundan razı olmuş olur Hak’dan gayri her şeyi terk eder Allah’a yakın olmak için halka menfaatsiz hasbeten lillah büyük lutuflar eder kendini unutur Cenab-ı Hak’kın büyüklügünü düşünürde hayrete düşer kalır halktan gizlenip Hak’la bulunur dünyanın hiçbirşeyini istemez sevgisini de tamamen kalpden atar.

Nefs-i Marziyye, Hak kendinden razı olmuş olur. Seyrüha anillah, seyri Hak'dandır. Zikrinde Kayyum demek, zuhur eder. Şeha­dettir. Burada Şeriat-ı Muhammediye'nin aslı bilinir, farkdır mahalli hafiyya varır Türlü türlü haller olur. Hayrete varır şaşar kalır isteği şeriatı hakkıyla icra etmek olur buna farkı Muhammediye derler nuru siyahdır gayet güzeldir sevadı azam budur

Nefs-i Safiye, her şeyden safi olmuş kimse olur. Seyrüha billah, seyri Allah ile olur. Zikri Kahhar Kahhar Kahhar, esmasıdır alemi vahdet, birlik ale­midir. Orada şaşar, hayrete düşer, bilmez. Mahalluha ahfa, ahfaya geçer. Buralar kaleme gelmez. Hak’la baki bulur bunun istek ve arzusu buraya kadar söylediklerimizin hepsi olur yani şeriat tarikat hakıkat marifet bunları ister şeyhlik makamı budur. Dürrü beyzâda budur nurunun rengi yoktur fakat dürrü beyzâ demişler kitabın başından beri tekrar tekrar okur isen anlarsın bunları okuyup anlamak üzerimize şarttır inşallah tekrar tekrar okur iseniz neler anlayacaksınız.

Sıfat-ı nefs-i kamile, safiye, kamiledir. Cümle söylenen sıfatlar hepsi bunda vardır. Hatta bilmeyenler levvamede zan ederler, vallahu alem. Hakikatı ise daha ziyade Allahu Teala bilir, ötesi de, hayrettir.

يَآ اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُۗ ﴿27﴾ اِرْجِع۪يٓ اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةًۚ ﴿28﴾ فَادْخُل۪ي ف۪ي عِبَاد۪يۙ ﴿29﴾ وَادْخُل۪ي جَنَّت۪ي ﴿30﴾

“Ey mutmain olan nefs! Rabbine dönüver, sen razı, O da senden razı olarak. Artık kullarımın arasına gir. Ve cennetime giriver.”[3] İnsan tarikata girmeden bu menzilleri, bu makamları, bulmanın imkanı yokdur. Emmare ehli de müslümandır fakat aradaki farka bak!

 


[1] Casiye 45/23.

[2] Kıyamet 75/2

[3] Fecr: 89/27, 28, 29,30.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>