canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Nefsin Rüyaları - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

NEFSİN RÜYALARI

 

Birinci, nefs-i emmare rüyası şunlardır: Hınzır harama; kelb (köpek) gazaba, (öfke); fil ucuba; yılan acı söze; akreb azaba; fare gizli işe; pire mu­sibete; böcek sıkıntıya; eşek faidesiz işe; cemadat mezbele (zibil) dünyaya meyle; hamır (içki) harama; od (ateş) kaygıya; afyon (tütün) bir acı yaramaz can sıkan işe işarettir. Bunlar nefs-i emmarenin işaretidir. Riyazet ve Esmasına devam edilir ise geçer.

Levvame rüyası gelir: Siyah adam ayıba; dilsiz, ahraz aş­k-ı mecaziye; sarhoş şehvetinin aşkına, gülmek ibadeti terk etmeğe, dellal yalana; kasab kasavete, eşarp kalbin katılaşmasına; şaşılık şaşkınlığa işarettir. Bunları rüyada görmek bunlara işarettir. Mürşidin izniyle çok huzur ile lailahe illal­lah, zikrine devam edilir ise bu hallar geçer çekilecek esma adeti yetmiş bin den yüzbine kadar çekilir. Her bir ferde her gece için ikibin den yedi bine kadar verilir. Okuyacak olan bu dua ile niyet eder. Euzu besmele ile okunacak dua şudur:

اَعُوذُ بَسْمَلَه اِيلَه: اَللّٰهُمَّ اِنّ۪ى اَشْتَر۪ى مِنْ نَفْسِيَ اْلاَمَّارَتِ اُرْبِ هٰذِه۪ دُهُورَ سَبْع۪ينَ اَلْفًا تَقَبَّلْ مِنّ۪ى بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّحِم۪ينَ

“Allahümme inni eşteri min nefsiyel emmareti ürbi hezihi duhure seb'ine elfen takabbel minni birahmetike ya erhamer rahimin.” Şartı: Gece ıssız yani sirrini saklar, halini hıfz eder, mahaline dikkat eder. Muhakkak ihlas lazımdır. Mürşidin izni ile bunlara çalışılır ise levvame makamına varır.

İkinci Nefs-i Levvame rüyası şunlardır: Ev, dükkan, cami kalbin ra­hatlığına; koyun helal mala; deve cefaya tahammüle; balık helal kazanca; şeker, bal gibiler ahlak-ı hamidiyeye; meyva ve ip nefsin tabiatıdır; sı­ğır insana faidedir.

Esması Allah Allah, elli binden atmış bin’e kadar ve her geceye altı binden onbeş bin’e kadar verilir.

بِسْـــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ دُلَّن۪ى بِكَ عَلَيْكَ وَارْزُقْنِى الثَّبَاتَ عِنْدَ وُجُودِكَ حَتّٰى اَكُونَ مُتَاَدِّبًا بِه۪ بَيْنَ يَدَيْكَ يَااَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ إِلٰه۪ى بِعَظَمَتِكَ وَجَلَالِكَ اَرْزُقْن۪ى حُبَّكَ يَااَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ  اَللّٰهُمَّ اجْعَلْ قَلْبَ عَبْدِكَ الضَّع۪يفْ مَظْهَرًا لِذَاتِكَ وَمَنْبَعًا لِآيَاتِكَ يَااَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ

Duası: “Bismillahirrahmanirrahim,

Yâ Allâhu yâ Allâhu yâ Allâhu dülleni bike aleyke verzukni’s-ebâte ınde vücûdike hatte ekûne müte eddiben bihi beyne yedeyke yâ Allâhu yâ Allâhu yâ Allâhu ilâhi bi azametike ve celâlike erzukni hubbeke yâ Allâhu yâ Allâhu yâ Allâhu    Allâhümmec’al kalbe abdike’d-daiyf mazharan lizâtike ve menbean li âyâtike yâ Allâhu yâ Allâhu yâ Allâhu” mürşidin izniyle çekilir.      

Üçüncü, Nefs-i Mülhime rüyası, Mürşid’in izni ile Hu esmasına devam edilir Rüyası şudur: Kafirlik dinin noksanlığına; ehl-i dalalet dalalete, şaşkınlığa, kadınlık akıl noksanına; kızılbaşlık mezheb noksanına; sakalının noksanı musibete, belaya gözsüzlük şehadeti saklamağa, hak sözü gizlemek; sağırlık hak sözü işitmezliğe, şeriati işitmezliğe; topallık hakda iddia eder, amelde etmezliğe işarettir. İzn-i Mürşid ile Hu esmasına devamla geçilir. İnsan kendini böyle olmuş görürse hep bunlara işaret­tir. Tevbei istiğfar ile çalışmakla kurtulur. Esması Hu'dur, adedi elli bin’den yetmiş bin’e kadar. Bu da her ferdin iktidarına göre verilir ve çekilir.

Dördüncü, Nefs-i Mutmainne şudur:, Rüyası ism-i Hak, Kur'an okumak kalbin safasına ve ayetin manasına göre tabir olunur. İrşadı-nefs ve lutuf­dur ve efkar-ı hakka ve hayrata işarettir: Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, padişah, ulema görmek iman, İslam, din kuvvetine işarettir; Ka'be ve Medine kalb temizliğine işaret­tir; camiler, mescidler ilim temizliğine ve kalb; tüfek, mancınık, han­çer, döğüşmek ve hucumlar karşısında bunalmak görmek bunlar hep ves­vese-i şeytandır. Bunlardan halas olmak için izn-i Mürşidle ism-i Hak’ka devamdır. Hak ismi kırk bin den atmış bin’e kadar çekilir.

Beşinci, Nefs-i raziye rüyası, ism-i Hay'a devam. Adedi; kırk binden elli bin’e kadar çekilir. Huri, burak, cennet, hulle akl-ı kamile tamam takarrub ilallaha delalet eder. Güneş, ay maarif-i billahda husu­si murada işarettir, delalet eder.

Altıncı, nefs-i marziyye rüyası, Yedi gökler, ay, güneş, yıldız, gök gürlemek, şimşek, nurlar hepsi marziyyeye işarettir. Esması Kayyum. Ade­di: Yirmi Bin den Kırkbin’e kadar çekilir. Al­tı esmanın okunmasına müsade buyurulmuştur. Not: Sedasını yalnız kendisi işitecek kadar kalbe vurur. Her esmayı çektikçe gece gündüz onunla meşgul olur. Çekilecek esmalar başından ge­çen bir mürşid tarifesiyle olursa daha iyi olur.. Abdestli huzur ve rabı­ta, pirine, mürşidine tam bağlı olmakla olabilir. Misal olarak, bir ço­cuğun buluğ çağına geldiği gibi kuvvetine göre çalışabilir. Bir salik kimse de tarikat yolunda mürşid-i kamil velayetinde olarak her mevkie gelince kudretine karşı çekilebilir.

 Yedinci, nefs-i kamile Rüyası, ism-i Kahhar'a devam: Yağmur, kar, soğuklar, nehirler, pınarlar, kuyular, denizler görmek bunların hepsi sülukunun açılmasına işaret ve delalet eder. Müracaatla Kahhar ismini kalbine koyar. Bu işaretler zuhur ederse verir, yani metini delil rahmet ve marifetullah yani yukarıdaki işaretler zuhurunda tarif edilir. Şimdi iyice malum olsun ki, bir mürid tarikatta olup şeyhin huzurunda süluka girer ise işte onun rüyası böyle tabir olunur.

Başka kimseler bu rüyayı görseler onların da haline göre tabir olunur. Bu yedi mertebe nefsin yedi esması vardır. Bunları kimse kendi kendine yapamaz. Başka usulları da vardır. Sakınma­lıdır. Yani yüz bin, doksan bin, seksen bin, yetmiş bin, altmış bin, elli bin, kırk bin böylece birinden öbürüne, işaretleri zuhur edinceye kadar çalışır. Öbürüne geçer. Amma mürşidsiz olmaz. Bunların hepsi on üç esmadır.

Fakat bizim asıl usulümüz lailahe illallah'a devam ile bazı hal­ler zuhurunda Allah Allah Allah demek kendisine kolay tat verir ise o zama­na kadar gece gündüz devamlı lailahe illallah deyip sonra o halde ar­tık Allah demeğe gece gündüz devam eder. Sonra bu hal ilerler ise Hu Hu Hu demek ona hoş gelir ve zuhuratları, işaretleri bu şekilde görülür. O zaman gece gündüz Hu isminde devam eder. Sayı ve hesab yokdur. Dersi ne ise onu okur. Sonra kendine işaret olan isme devam eder. Abdest alıp iki rekat namaz kılar, niyetine alır ki bu isme şeyhim tarafından işaret olsun der. Artık kendi bulunduğu halde çalışır. Beş on gün sonra yahud ziyadeyle her ne ise, şeyhi tarafından Cenab-ı Hak kendine işaret gösterir. Hepsini gösteren, yapan Allah'dır. Fakat araya sebeb koyar da öyle yapar. Belki şeyhin haberi bile olmadan Cenab-ı Hak, şeyhinin suretinden yapar. Allahu Teala cümlemize Muin olsun, amin. Sakın kardaşlar, bu temsillere bakıp da alçak görmeyiniz. Çünkü Allahu Teala buyuruyor ki:

اِنَّ اللّٰهَ لَا يَسْتَحْي۪ٓ اَنْ يَضْرِبَ مَثَلًا مَا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَاۜ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا فَيَعْلَمُونَ اَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْۚ وَاَمَّا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَيَقُولُونَ مَاذَآ اَرَادَ اللّٰهُ بِهٰذَا مَثَلًاۢ يُضِلُّ بِه۪ كَث۪يرًا وَيَهْد۪ي بِه۪ كَث۪يرًاۜ وَمَا يُضِلُّ بِه۪ٓ اِلَّا الْفَاسِق۪ينَۙ

“Şüphe yok ki, Allahu Teâlâ bir sivrisineği ve onun üstünde bulunanı misal olarak irad buyurmaktan istihya etmez. İmdi imân etmiş olanlar bunun Rableri tarafından bir hak olduğunu bilirler. Kâfir olanlar ise, "Allah bununla misal olarak ne murad etti?" derler. Hak Teâlâ bu misal ile birçoklarını dalâlette bırakır, birçoklarını da hidâyete eriş-tirir. Allahu Teâlâ bununla ancak fâsık olanları dalâlete düşürür.”[1]

Yahudiler geldiler, Allah, kitabın­da sinek kanadı, filan demekle temsil getirmekden ne anlaşılır, faydasız sözlerdir, dediler. Bunun için Cenab-ı Hak da buyurdu, biz hakkı ve ha­kikatı aşikare etmek için sinek ile daha başka şeyler ile temsil getir­mekden haya etmeyiz, diye buyurdu. Her ne şeyler olur ise ol­sun hakikatı anlatmak için misal ile güzel anlaşılır. Amel insanın niyetine bağlıdır. Niyet halis olur ise iman selamet olur. Biz de hakkı hakikatı anlatmak için haya etmeyiz. Niyetimiz halisdir, hemen Rabbim Teala hatamızı sevab olarak kabul eylesin. Bizleri bu ilim ile amil olan­lardan eyleyip cümlemizi bu ilme aşina eylesin, amin.

اِنَّ رَبّ۪ي بِمَا تَعْمَلُونَ مُح۪يطٌ

“Şüphe, yok ki benim Rabbim, yapar olduğunuz şeyleri çepeçevre kuşatıcıdır."[2]

إِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ مُح۪يطٌ

“İyi bil ki, muhakkak O, her şeyi ilmen ihata edendir.”[3]

Allahu Teala ve Tekaddes Hazretlerinin bu ism-i şerifi cümle alemleri ve her şeyleri ihata ve muhafaza eden ve alim olan Allahu Teala'dır. İşte karşıda görünen bize kendi kalbi­miz ne kadar yakın ise Allahu Teala'ya bu alemlerin içinde olanların cümlesi daha ondan yakındır. Allahu Teala'nın kudreti ilmi her cihetle bu alem­leri kaplamıştır. Bu görünen alemlerin altlı üstlü hep Onun avucunun içindedir. Büyüklüğünü ona göre kıyas etsen, hiç kıyasa gelmez. Müslümanın mü'minin en hası O'nu kendine daim yakın bilip ona göre hareket eder.

Bir kutunun içine karıncaları koysalar, avucunun ortasına alsalar, koynuna koysalar, karıncalara sorsalar; siz, bizim neremizde­siniz? Onlar sizdeyiz, demekden başka bilemezler. Onun gibi biz de Hak­dayız, Hak bizde değildir. Yani biz kuluz, O Rabbimizdir. Bizi istediği gibi kullanır. Kul Hak olamaz. Zındıkların itikadı, orada kul hakka vasıl olunca Hak olur. Balığın denizde olduğu gibi derler deniz balıkta değildir.

Hak’ka vasıl olunca Haşa, kul Hak olamaz. Velakin Hak’kın nurunda fani olur da kendi vücudunu göremez olur. Demirin ateşte kızarması gibi, bu halde iken bir saat ya üç gün ya on beş gün devam eder. Demir soğuyunca ateş ateştir. Demir de demirdir. Onun gibi bir kula Cenab-ı Hak’kın tecelli-i esmasından son­ra tecelli sıfatından tecelli-i ilahiler gelince, Kul Hak’ka vasıl olur. O zaman kendini bulamaz. Sonra azalır, yalnız ilim kalır. Beyazid-i Bes­tami de altı ay devam etmiştir. Aklı başında, fakat kendi yok, Hak’kı var görür. Çok sürmez kendini bulur. Hak kimdir, kul kimdir fark eder. Bu da altı ayda bir yahud senede birkaç defa olur. Her zaman olmaz. Eğer her zaman olur ise Rahmani değildir. Resulullah sallallahu Teala aleyhi ve sellem de böyle haller olurdu, bazen de olmazdı.

 


[1] Bakara 2/26.

[2] Hud 11/92.

[3] Fussilet 41/54

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>