canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Nefs-i Emmare - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

 

NEFS-İ EMMARE

 

Nefs-i Emmâre: Kötülükleri emredici insanın kendinden yine kendine gelen şehvani arzular, bol yemek içmek, zevk safahat arzuları yani kısaca Allah’ın rızasına uymayan bütün fikirler insanın nefsinden gelir. İnsana iyi fikirler nerden gelir dersen onlarda ruhu sultanıdan gelir İnşaallah ileride bu konu anlatılacaktır.

Şöyle tavsiye etmişler, insanda yedi derece var. Birincisine nefs-i emmare derler. İkincisine nefs-i levvame derler. Üçün-cüsüne nefs-i mülhime derler. Dördüncüsüne nefs-i mutmainne derler. Beşincisine de nefs-i raziyye, altıncısı nadanefs-i marziyye yedinci sine de nefs-i safiye derler.

 Bunlar çalışa çalışa nefs-i emmareden, nefs-i levvameye geçene kadar üç beş sene çalışırlar. Evvel ki zamanın adamı nefs-i emmaresini yıkıp da levvameye geçinceye kadar dört beş sene çalışırlardı. Nefs-i levvameden nefs-i mülhimeye geçinceye kadar belki on sene çalışırlardı. Ondan sonra mutmaineye geçinceye kadar belki on onbeş sene calışırlardı. Nefs-i mutmainneye geçtikten sonra artık nefs-i raziyye, marziyye, safiye bunlara çalışırlardı. Biz Allah’a şükür şimdi bu zamanda bir adam tarikata girip zikrullaha başlayıp iki üç gün zikrullah yapınca hal değişip başka türlü oluyor. Nefsi emmareyi yıkıveriyor. Hemen eğer kendi haline bıraksan dünyanın malını mülkünü terk edecek. Allah zikrinden başka hiçbir şey düşünmüyor böyle bir ateşli hale düşüyor. Evvelkiler bu hali senelerce çalışıp kazanamazlardı. Neden? O zaman çalışanlara herkes saygı hürmet gösterirdi. O zamanda bir adam Allah’a çalışırken bakarlardı ki derviş olmuş, hırkayı giymiş, öteki beriki herkes elini öper saygı gösterirlerdi. Bu hizmete bu saygıya karşı da nefis kabarır, şeytan gelir kendisini körükler, bir türlü kendi kendisini doğrultamazdı. Şimdi Allah yoluna girip ibadete çalışanlara tenkit var. Horluk var. Rezalet var, azap var, hadisi şerifte buyurdu ki;

يَاْت۪ي عَلَنَّاسِ زَمَانٌ اَلْمُتَمَسِّكُ بِسُنَّت۪ي عِنْدَاِخْتِلَافِ اُمَّت۪ي كَالْقَبِضَ عَلَى الْجَمْرِ

“İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, ümmetimin ihtilafı sırasında Benim sünnetime tutunan eli ile ateş tutan bir kimse gibi olacaktır.” [1]

“Ahir zamanda Sünnetim ateş olur tutanı yakar” buyuru-yor. Halkın kendisini alay, tenkit ve hor görmelerini bunların hepsini gözüne alıp çalıştığı için çabuk kazanıyor. İşte biz bu zamandayız. Şimdi emmare nedir onu söyleyelim.

Peygamberlerin dışında bütün anadan doğanlar nefs-i emmare üzere doğar. Cenab-ı Hak insanlara nefs-i emmare vermiş. Fakat bu nefs-i emmareyi yıkacak, onun karşısında imtihan verecek muazzam kabiliyetli yaratmıştır. Gerçek er o dur ki emmaresini yıkıp mutma-inneliğe ulaşa.

Emmarede yaşayan bir kimse ya kâfir ya münafık veya fasıktır.

وَمَآ اُبَرِّئُ نَفْس۪يۚ اِنَّ النَّفْسَ لَاَمَّارَةٌ بِالسُّوٓءِ

“Ben nefsimi temize çıkarmıyorum. Zira nefis gerçekten kötülüğü şiddetle emredicidir.”[2]

Yani demek olur ki, nefs-i emmareden beri olun. Çünkü size Allah’ın emrettiklerini yaptırmayan Allah’ın emirlerine isyan eden isyankâr nefsi emmarenizdir. Nefis yaratılışta küfre, şerre, şekavete bol yemek içmek şehvani isteklere meyillidir. Şimdi fasık nasıldır anlatalım da sen de nasıl bir nefis taşıdığını bilesin de, kendini bir şeyhe teslim edip emmarelikten kurtulup mutmainneye ulaşasın.

Fasık odur ki Allah’a imanı itikadı var. İnanılması gereken imanın şartlarına inanır. Belki ibadet de yapar. Emmarede yaşadığından yapdığı iyiliklerin karşılığında kötü işler yapdığı için ameller boşa gider. İşte bunlar fasıklardır. Şunu iyi bilesin ki, nefis emmarelikten kurtulmayınca kötülükten dönmez.

Çünkü Ayeti Kerimede اِنَّ النَّفْسَ لَاَمَّارَةٌ بِالسُّوٓءِ  yani kötülüğü emir edici demektir.

 Hadisi şerif:

مَنْ عَرَفَ نَفْسَهُ فَقَدْ عَرَفَ رَبَّهُ

Yani “Her kim nefsini bilir, Rabbısını da bilir,[3] nefsi neye meyilli, nasıl bir yapıya sahip olduğunu bilmeyen Rabbısını da bilmez demektir. Ayet-i kerime:

وَلَا تَتَّبِعِ الْهَوٰى فَيُضِلَّكَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ

“Nefsinizin hevasına uymayın ki onun hevası seni Allah’ın gösterdiği yoldan çıkarıp azdırıcıdır.”[4]

Kardeşim adamı şeytan azdırır, dersin ya şeytanı kim azdırdı. Şeytan da nefsin hevasına uyup Adem babamıza hasitlik edip Allah’ın secde edin emrine karşı gelerek azmadı mı? Şeytan azdırmak için nefsin heva kapısından girer onun için Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de:

اِسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ فَأَنْسَاهُمْ ذِكْرَ اللّٰهِ

“Şeytan üzerinize galabe gelir Allah’ın zikrini unuttu-rur.”[5] buyurmaktadır.

أَفَرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلٰهَهُ هَوَاهُ

Yani: “Habibim şol nefsinin arzusunu kendine ilah edenleri görmüyor musun?”[6]

 Eğer sen de bu Allah’ın düşman tuttuğu nefsi emmareden kurtulup Cenab-ı Hakk’ın davet ettiği mutmainneye ulaşmak Allah’ın rızasına kavuşmak istersen kâmil bir şeyhe teslim olup mücahede yolunda çalışasın. Eşrefoğlu Rumi Hazretlerinin birkaç söylediği beyitleri buraya münasip düştü. Onu da yazıyoruz.

 

Şeyhsiz varılmaz yola

Zinhar şeyhe eriş şeyhe

Şeyhin himmetidir ali

Zinhar şeyhe eriş şeyhe

 

Bir şeyh edin yola rehber

İş bu yola şeyh ile var

Budur sana doğru haber

Zinhar şeyhe eriş şeyhe

 

Hak Habibi iken Resul

Şeyhsiz hakka varmadı ol

Kişinin şeyhi yok şeytandır ol

Zinhar şeyhe eriş şeyhe

 

Gör ol şeyhsiz gidenleri

Kimi Mülhit kimi dehri

Olma sen de cebri yahut kaderi

Zinhar şeyhe eriş şeyhe

 

Talibi isen hak yolunun

Var elin al bir ulunun

Tut bendin Eşrefoğlunun

Zinhar şeyhe eriş şeyhe

 

Hak Habibi iken Resul, Şeyh’siz hakka varmadı ol beyitinin açıklaması:

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem miraca çıkarken. Cebrail aleyhisselam’ın delil kılavuz olduğu işaret ediliyor. Cenab-ı Hak Teala Hazretleri ile Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem arasına yirmi dört bin kerre indi. Cebrail aleyhisselam kılavuzluk ve delillik yaptı. Amma derece bakımından Peygamber Efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem’den Allah indinde daha sevgili daha bir muhteber kimse yoktur. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem hakkında Rahmetellil alemin ayetinin meali:

 Ya Habibim “Biz Seni bütün alemlere rahmet olaraktan indirdik.”

 Bu konuda Sevgili Peygamberimiz Cebaril aleyhisselam’a sordu ki ya Cebrail sen de bu rahmetellil alemin ayetinden faydalandın mı? CEVAP: Evet Ya Muhammed ben de bu rahmetenlil aleminden faydalandım buyurdu.

Eşrefoğlu Rumi Hazretleri Şeyhe erişmek kavuşmak yönlerinden tavsiye buyurdu. Biz de Cebrail aleyhisselam’ın Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e mürşid delil ve kılavuz olduğunu söyledik.

Yine bu konu açılmış iken bizim de hakiki Mürşid-i Kamilden gördüğümüz faydaları söylememiz icap etti. Şeyhimiz Bilal Baba Hazretleri ile zahirinde ve onun gıyabında hatta vefatından sonra yine ruhaniyetlerinden fayda görmekteyiz.

Bunu şek şüphem olmayarak hakiki Kamil Mürşide varıp Allah için teslim olup onun sevgi ve nazarı altında yaşamalarımızı tavsiye ederim. Bu konuya temas olunca Yunus Emre Hazretlerininde bu konulara münasıp söyledikleri beyitleri yazmamız münasip düştü. Şimdi yazıyoruz.

Bizim tavsiyemizde başımızdan geçtiği için kamil bir şeyhe teslim olunmasını tavsiye ediyorum. İsimleri şeyh olup kendileri kamil olmayan şeriat ve sünnetleri yarım olanlar bunlara teslim olmayın. Kamil bir Mürşid arayın ona teslim olunuz. Yunus Emre Hazretlerinin Beyitlerini yazıyoruz.

 

Gel ey kardaş Hak’kı bulayım dersen

Bir kamil Mürşid’e varmayınca olmaz

Resulün cemalin göreyim dersen

Bir Kamil Mürşid’e varmayınca olmaz.

 

Niceler gittiler mürşid arayı

Arayanlar buldu derde devayı

Bin okursan ağdan karayı

Bir Kamil Mürşid’e varmayınca olmaz.

 

Gel imdi kardaşlar gidelim bile

Nice aşıkların bağrını dele

Cebrail delildir Muhammede bile

Bir Kamil Mürşid’e varmayınca olmaz.

 

Kadılar müftüler cümle geldiler

Kitapların hep bir yere koydular

Sen bu ilmi kimden aldın dediler

Bir Kamil Mürşid’e varmayınca olmaz.

 

 

Yunus Emre bunda mana var dedi

Bir Kamil Mürşide sen de var imdi.

Hazreti Musa’ya Hızır’a var dedi.

Bir Kamil Mürşide varmayınca olmaz.

 

Sırası düşmüşken, buraya Yunus Emre Hazretlerinin beyitlerini ekliyoruz.

 

Aşkın aldı benden beni, bana Seni gerek Seni

Ben yanarım dünü günü bana Seni gerek Seni

          

Ne varlığa sevinirim ne yokluğa yerinirim.

Aşkınla avunurum, bana Seni gerek Seni.

 

Aşkın    âşıkları öldürür, aşk denizine daldırır

Tecellisi ile doldurur, bana Seni gerek Seni.

 

Aşkın zencirini şeşem, mecnun olup dağa düşem

Sensin dün ve gün endişem, bana Seni gerek Seni.

 

Âşıklara sohbet gerek, zahidlere cennet gerek

Mecnunlara Leyla gerek, bana Seni gerek Seni.

          

Eğer beni öldüreler, külüm göğe savuralar

Toprağım onda çağıra, bana Seni gerek Seni.

 

Cennet cennet dedikleri, bir ev ile birkaç huri

İsteyene ver onları bana Seni gerek Seni.

 

Yunus’dur benim adım, dün gün artar benim derdim

İki cihanda maksudum, bana Seni gerek Seni.

          

Bu aşk konusunda Yunus Emre Hazretlerinin münasip düşen beyitlerini daha ilave yapıyoruz.

 

Ben yürürem yana yana aşk boyadı beni kana

Ne aklım var ne divana gel gör beni aşk neyledi.

 

Kâah eserim yeller gibi, kâh tozarım yerler gibi

Kâh çağlarım sular gibi, gel gör beni aşk neyledi.

 

Akan su gibi çağlarım, dertli yüreğim dağlarım

Yarım için ben ağlarım, gel gör beni aşk neyledi.

 

Ben yürürüm elden ele, dost sorarım dilden dile

Gurbette halım kim bile, gel gör beni aşk neyledi.

 

Gurbet ilinde yürürem, dostu düşümde görürem

Uyanır melül oluram, gel gör beni aşk neyledi.

 

Benzim sarı, gözlerim yaş, bağrım yara ciğerim taş

Halım bilen dertli gardaş, gel gör beni aşk neyledi

 

Aşkın beni mest eyledi, aldı gönlüm hast eyledi.

Öldürmeye kast eyledi gel gör beni aşk neyledi

 

Ben Yunus’am biçareyem aşk elinden avareyem

Baştan ayağa yarayım gel gör beni aşk neyledi.

 


[1] Ramuze-l-Ehadis-2/502-10-Nolu hadis

[2] Yusuf 12/53

[3] Hilyetül Evliya c.10.s.208, Keşfüzzünun c.2.s.1362, İmam Münavi kunuzuddakaik-s.11. Deylemi’den

[4] Sâd 38/26

[5] Mücadele 58/19

[6] Casiye 45/23

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>