canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Mülhime - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

 

MÜLHİME

 

Mülhime ilham makamı demektir. İlham gelmesi için şu şartlar olması lazımdır: O kalbe nefsin heva, fesat fikirleri gelmez. Hatta Allah zikri ve sevgisinden başka hiçbir şeyden tat lezzet almaz olur.

O adamın gözünün yaşında tuzluluk kalmaz. Aynı ılık su gibi olur. Kendisi ibadete tamamen meyli muhabbeti kuvvetleşir. Nefis ibadete yatışır. Cenab-ı Hak dilerse bu mülhime makamında o kimseye ilham kapısını açıp, ilham eder. Bu gelen ilham Rahmani ise şeksiz şüphesiz o kimse bunu bilir. Şeytani ise onun altında mutlaka bir hile vardır. Melekten gelenden de zarar görünmez. Nefsinden gelen ilham ise çocuk gibi devamlı istediğini ister. Mülhimede gözüne görüken nur kırmızı olur.

Cenab-ı Hak böyle olan bir kimseye ilham etmek dilerse namazda veya huzuru rabıtaya oturduğu zamanlarda ilham eder.

Kelam-ı İlahi: Cenab-ı Hak’kın söylemesidir. İnsan o dereceye vasıl olunca Cenab-ı Hak insanın sirrinde harfsiz, savt­sız söyler.

وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ اَنْ يُكَلِّمَهُ اللّٰهُ اِلَّا وَحْيًا اَوْ مِنْ وَرَآئِ حِجَابٍ اَوْ يُرْسِلَ رَسُولًا فَيُوحِيَ بِاِذْنِه۪ مَا يَشَآءُۜ اِنَّهُ عَلِيٌّ حَك۪يمٌ

"Ve bir beşer için sahih değildir ki, Allah onunla mükâlemede bulunsun. Ancak vahy ile veya bir hicap arkasından (kelâm ile) veyahut bir elçi göndererek kendi izniyle dilediğini vahyettirmesi ile (olan mükâleme) müstesna. Şüphe yok ki O, pek yücedir, çok hikmet sahibi-dir."[1]

Bu konuya çok dikkat etmemiz gerekir. O kimsenin şeriatı, sünneti, edep hayası, tamam olup bütün kötü bid’atlerden arınıp temiz olması lazımdır. Bu şekilde ilhamı Rabbani o kimseye gelir ise şahıs görükmez. Mekân da olmaz. Ses de olmaz. Çok uzun süre de olmaz. Bir anda kalbinden kalbine söylenir. Bunun ölçüsü Kur’an-ı Kerim’e ve hadis-i şerife ve sünnetlere mutlaka uygun olur. Şeytani, nefsani ilhamlar Kur’an’a, hadise, sünnetlere uygun olmaz. İlham konularına iyi dikkat edilsin. Pirimiz Şeyh Abdulkadir Geylani Hazretlerini bile mel’un şeytan yanıltmak istedi.

Şöyle ki, pirimiz Şeyh Abdülkadir Geylani Hazretleri dışarıda iken kulağına ses geldi. Ses gelen tarafa baktı. Ne semada, ne yerde, ne gökte, boşlukta altın kürsü üzerinde bir şahıs gördü. Şahıs diyor ki ya Abdulkadir’im “ben senden razı oldum sen de benden razı mısın?” Pirimiz Abdülkadir Geylani Efendimiz derhal anladı. Bir Euzu besmele çekti, “ya mel’un senin şerrinden Rabbime sığınırım.” deyince havadaki o şahıs melun şeytan bir anda yok oldu. Pirimiz Abdülkadir Geylani Efendimize sordular ki; şeytan olduğunu nasıl bildiniz? Dedi üç ilim ile bildim. Eğer Cenab-ı hak kuluna ilham ederse şahıs olmaz, mekân da olmaz, ses de olmaz, bunun fiili üçünede muhalif oldu.”

Bir adam mülhimede sayi gayretle çalışmaya devam ederse mutmainneye geçer. Burada nur gözükecek olursa nurun rengi yeşil olur. Artık Cenab-ı Hak Teâle hazretlerinin esrarı zuhur eder. Hakikat aleminin sırları zuhur eder o zaman Cenab-ı Hak Teâlâ hazretleri ihsanlar etmeye başlar. Adeti nasın o can aksini işler heman, artık kim senin sözüne uymaz. Cenab-ı Hak kendine ne işaret ettiyse ona bakar. Emmareden levvameye geçti. Levvameden mülhimeye, ordan mutmainneye. Dördüncü makamdır, kardeşim benim hocam ne yapıyor. Ne emmareden haberi var, ne levvameden haberi var, ne onun âdâbı usulünden haberi var, ne mülhimeden haberi var, ne mutmainneden haberi var, halbuki Cenab-ı Hak erkânı kurmuş. Evliyaullahlar Allah’ın has kulları bu yolda yürümüşler. Gece-gündüz bu esrarı keşf etmektedir. Niçin biz geri duralım. Gece gündüz bu esrarı anlamaya çalışanlar var. Cenab-ı Hak Teâlâ Hazretleri onlara ilm-i irfan kapısını açıyor.

Mülhimeye geçen insanın misali, ocak, şubat aylarından mayıs, haziran aylarına çıkan gibidir. İlk bahardan, yaza doğru, ağaçlar meyva vermeye başladığı gibi mülhimeye geçen de ilhamı Rabbaniler varıdatı ilahilerle artık mahsul almaya başlar. Daha misali asli vatanından ayrılmış, yıllarca uzak gurbetlerde dostundan ayrı kalmış, sonrada dostundan telefon geldi ki huzura kabul olundu. Cenab-ı Hak diyor ki:

“Ey benim sevgili kulum bana kavuşmak için ne imtihanlardan doğru çıktın. Türlü cefalara göğüs gerip benim sevgime kavuşmak için yılmadan çalıştın. Artık kavuşma vakti geldi. Seni çağırıyorum. Artık dön, benden tarafa gel. Artık aramıza kimse girmesin. Aramızda hiçbir engel kalmasın” denir. Mülhime makamının bir kapısı ileri kapı olan mutmainneye, diğer kapısı ise levvameye açıktır. Dikkat etmez gevşek durursa geldiği yere geri döner. Emmareye kadar düşer. Maazallah sonu berbat olur. Mülhime ehli çok dikkat etmeli ki ileri mutmainne için hazırlıklar tamam olsun. Çünkü çağrılma mutmain-neye geçince olur.

اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُمْ بِذِكْرِ اللّٰهِۜ اَلَا بِذِكْرِ اللّٰهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُۜ

Yani: “O kullarım ki, kalplerini zikrullahla mutmainneye yetiştirirler.”[2]

Nefs-i emmareden başlar, zikrullaha çalışırken levvamaye, ordan mülhimeye ordada sayı gayret mücadele çalışmasıyla mutmainneye geçer. Allah cümlemize nasip etsin Amin.

 


[1] Şura-42/51.

[2] RAD-13/28

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>