canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Manevi Doktor - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

MANEVİ DOKTOR

 

İşte zahiren ceset rahatsızlığı hastalığı için dinimizde şeriatımızda doktora gitmek vardır. Bir de zahir cesat hastalığının dışında manevi emraz hastalıkları var ki bir çokları zahiren seni ölüme sürükleyen çeşitli kansere benzeyen hastalıklar vardır. Manevi emraz hastalıkların içindekilerin bir kısımları da cesette kalbi harap fesata verip imanı itikatı yok edip öldüren hastalıklar var işte zahiren hakiki doktor senin cesatını dışını hastalıktan tedavi edip sıhata kavuşturuyor.

Hakiki Allah’ın sevdiği dostları olan meşayihlerin vazifeleri de onların senin paranda hürmet yapmanda, hizmet yapmanda hiç birisinde gözleri olmaz Allah Resulullah için sırf senin kalbini muayene edip hangi manevi ahlakı zemime hastalığına yakalanmış isen tam sen de ona teslim olursan seni muayene eder gözden geçirir senin amelini ibadetini itikat imanını tahrip edip yok eden hastalıklarıyın tedavisine çalışıp içini kalbini maneviyatını temize çıkarır. İnşallahu Teala. O gibi manevi hastalıklara düşenler o gibi Allah dostu halktan maddi menfaat beklemiyen zatları arayınız bulunuz teslim olup tedavi olunuz.

Şimdiki yazacağımız konular rivayeten dilden dinlediklerimden kısadan bir örnek:

Ehli tasavvuf denilen sekiz haslet üzerine bina kurulmuştur. Her haslette bir peygamberden miras kalmıştır. Bunun uzun tafsilatı ileride yazıldı idi. Sekiz hasletten bir tanesi seyehata çıkmak bu da İsa Peygamber aleyhisselam’dan miras kalmıştır.

Bu seyehat konusunda Beyazıd-ı Bestami Hazretleri seyhate çıktığı zamanlarda bir hastaneye yolu uğruyor. O anda da hastane asabi hastanesi yani deliler hastanesi olmakta asabi doktoru gelmiş ordaki deli asabi hastaları muayeneye başlamış. Muayene bitince Beyazıd-ı Bestami Hazretleri doktor bey lütfen bir de beni muayene etsen deyince. Doktor soruyor. Senin ne hastalıkların vardır? Beyazıd-ı Bestami Hazretleri, bende Nefsi Emmare hastalıkları var Nefsi Emmare hastalıklarına yakalanmışım ondan kurtulmak için onun tedavisini arıyorum. Deyince doktor kızıyor. Bu ne biçim kelamdır. Bizim tıp içinde böyle bir nefsi emmare denilen tıpta böyle bir hastalık yoktur. Sen ne demek istiyorsun? Deyince ordaki delilerden bir tanesi diyor ki, doktor bey bana müsaade edersen o adamın yakalandığı nefsi emmare hastalığının tedavisini ben söyleyeyim, diyor. Doktor söyle bakalım deyince deli olan hasta Beyazıd-ı Bestami Hazretlerini çağırıyor. Yanıma yakın gel. Varıyor. Deli soruyor. Yakalandığın nedir? Hangi hastalığa düştün? Sorusuna Beyazıd-ı Bestami Hazretleri ben nefsime esir olup nefsi emmare hastalığına düştüm yani onun emrinde yaşayıp harice çıkamıyorum. Burayı biraz açalım iyi anlaşılması için.

Yani nefsi emmare hastalığına düşmüşem ondan kurtulmanın çaresini arıyorum. Deyince deli ne cevap veriyor?

Sen bu nefsi emmare hastalığından kurtulmak istiyorsan evvela sende bir benlik, gurur, kibir var bunlar seni bağlayıp tutmuştur. Evvela sendeki benlik, gurur ipini kırarsın hakkı ile Allah dostu olan bir mürşidi kamile varırsın. Ona teslim olursun. Ondan biraz tevbe istiğfar yaprağı alırsın. Onu gönül kalb havanına korsun la ilahe illallah tokmağı ile tekrar tekrar çokça iyice tokmakla döversin onu da ihlas süzgeçinden geçirir ve eleği ile elersin. Kalb gönül kazanına korsun. Allah aşkı, aşk ateşi ile gönül kazanını ataşlar kaynatırsın. Onu da parmağını batırır batırır yemeye devam edersin. Biiznillah nefsi emmare hastalıklarından tedavi olursun. Buyuruyorlar.

İşte burda bu bir örnek anlayanlara açıkca bir misaldir. Bir zahiri doktor var zahir cesat bedendeki olan aksamlar organları muayene yapıp dahili tahlillerden geçirmekle hastalıklarını bulup tedavisine teslim olursan çalışırlar tedavi yapılır yine Allah’ın yardım izniyle.

Bir de Allah’a olan imanını Allah’a olan yaptığın amel ibadetlerini yok edip harap edip imansızlığa sürükleyici manevi göz ile görünmeyen hastalıklar var. Her insanda nefis mevcut nefiste olunca bu haslalıklar da mevcuttur. Bu hastalıklardan imanını itikatını amellerini kurtarmak için manevi bir tabibe varır teslim olursan o sendeki olan bu manevi hastalıkların uzmanı olan doktor sana bakınca muayeneden seni süzgeçten geçirince Allah’ın lutfu ile hangi manevi hastalığa düştüğünü anlar teslim olursan seni tedavi eder.

Manevi emraz hastalıklar nedir ki bunu yazıyorsunuz? Buna itiraz mu’teriz olan kimseler sizde, bütün insanlarda, hepiciğimizde bir nefsi emmare denilen nefis vardır. Yani vücudu kalbi her nefis kiraya tutmuş kiralamış o vücuttaki olan azaları organları kendi yetkisine alıp istidiği şekilde emir edip emrini icra ettiriyor. İşte o nefis amir olmuş ruhaniyette Cenab-ı Hak’kın nurundan süzülüp gelen vücuttaki ruhu sultanı nefsi emmarenin hükmü altında esir olarak kalmış. Zalim nefis dediğimiz vücut alemini kendi hükmünün tasarrufunun altına almış. Ne emrederse vücuttaki olan bütün azaları emrine itaat ettiriyor. İşte nefsi emmare dediğimizin özeti budur.

Her nefiste de sayacağımız hastalıklar var. Kötü huy ahlakı zemimeler mevcut benlik hastalığı var. Kibir büyüklenmek, gurur hastalıkları var. İftihar kendini çok beğenmek hastalıkları var. Ucub maddiyetine servetine ilmine güvenme dayanıp çok serbest eminliğe düşmek haslatığı var. Riya her ibadetini amelini Allah göre dururken o nefsi emmarede bunları halka kendi gibi insanlara göstertmekten görmelerinden zevk alır. Her şeyini dışa göstertmeye çalışır. Hasedlik var. Meslektaşını, ihvan kardeşini, Müslüman kardeşini hased etmek kıskançlık yapmak ve onun elindeki maddi manevi servetin gitmesinin arzusunda olur. Onun elinden ya gitsin ya bana geçsin olur. Hırs tamah var. Allah’ın vermiş olduğu rızkına tam tevekkül ile bağlanıpta kanaatlı olmaz hırsı tamahı çok fazla olur. Buhul yani pintilik nakis cimri ne yiyebilir ne de yidirebilir eli sıkı pintilik bu da nefsi emarede mevcuttur. Gazap öfke şiddet kullanmak çevresini ailesini İslam ihvan kardeşlerinin kalbini kırmak azarlamak kükremek Allah’ı unutmak bu da nefsi emmarede var. Muhakkaten gelip geçici dünyaya, dünyanın içindekilerine sevgi muhabbetini Allah’ı unutup dünya malına parasına bağlayıp gece gündüz kalb, dil bunlar ile meşgul ah para vah para bu da nefsi emarede mevcuttur.

Bu sayılan sıfatlar nefsi emmarenin sıfatlarıdır. Kötü huy ahlaklarıdır. Bunlar tamamen kalbten kökleri sökülüp atılıp temizlenmeden bunlar ile beraber yapılan ameller ibadetler Allah indinde makbule geçmez karşılık mükafatını da bulamazsın belki de bunlardan dolayı Allah sana gücenirse bir de ceza azabını çekersin. Az çok anlaşıldı herhalde her vücutta bu nefsi emmare var. Bu saydıklarımız kötü huylar Allah’ın çok sevmediği ahlaklar her nefiste mevcuttur. Her nefis sahibi kendimizi kontrol edip, bu söylediğimiz ahlaki zemime hastalıklarından kurtulup iman itikat selamete çıkıp amellerin makbule geçmesi için Allah dostlarından bir manevi uzman doktoruna teslim olunuz. Bu imanı itikatı amelleri yok edip bir de Allah’a gücendirip ceza alınmaklardan kurtulmaya çalışalım inşallahu Teala.

Bu Meşayih Efendilerimizin hakiki olanları da senin içini kalbini temizliyorlar. Tedavi edip selamete çıkarıyorlar. İçinde kalbinde ne emraz ne hastalık var ki diyenler insan oğullarının içinde nefis vardır her nefisin içinde öyle bir günah ocağı ataşı vardır ki onların hangisinin kıvılcımı kalbe düşer söndürülmez ise imanını yok eder. Bunlar çok sayıldı. Hased kibir, gurur, benlik kendisini çok beğenmek riya gösterişli amel tamah buhul pinti öfke gazap dünya sevgisi şehvani arzular bunlar imanı ameli yok edip helaka sürükleyici kanser hastalıklarından çok eşedtir. Çünkü zahiri kanser seni ölüme sürükler bunlar manevi emraz hastalıkları hakkıyla tedavi olunmaz da o hastalıkların içinde yaşarsan imanını imha eder. İmanını yok eder helak eder kalbini bütün fesata verir.

İşte zahiren hastalık için doktora baş vurulduğu gibi bu manevi hastalıklar içinde bu manevi hastalıkları bilen kendisi bunlardan tedavi olup kurtulan bir manevi doktora baş vurmayı unutmayınız benlik kibir, gurur sizi bağlayıp tutup da helak olmayın hiç kimseye benim ne ihtiyacım varki gideyim demeyiniz. Ancak bunu bütün insanlara düşmanlığını cenneti alada açığa çıkaran ilan eden mel’un şeytan söyledi Adem’e secde etmedi. Hem de benim izzetim şerefim Adem’den yüksektir. Adem’e ne ihtiyacım var ki secde edeyim dedi. Benliğe düşüp helak oldu gitti. Bu örnekler alanlara yeter. Almıyan itiraz edenlere de Allah hidayet etsin amin.

Allah’ın evliyalarının sözlerinden tedavi olmak fayda bulmak isteyenlere birkaç beyitte ilave ediyorum.

 

Ehlullahın sözleri

İkaz, irşad eder bizleri

Yaş ile doldurur gözleri

Çeker götürürler seni aslına

 

Aslından sana getirirler haber

Uyarsan onlara olursun Hak yanında muteber

Acı zehir iken olursun şeker

Çeker götürürler seni aslına

 

Gıybetten tutarlar dilini

Cömertliğe açarlar elini

Aşk, şevk ile doldururlar gönlünü

Çeker götürürler seni aslına

 

Seni sana bildirirler

Ölü kalbini diriltirler

Aşk ile gönlünü doldururlar

Çeker götürürler seni aslına

 

Gel Allah dostlarından ayrılma

Köksüz ağaçlara sarılma

At gönülden gayriyi çok da yorulma

Gayret et yürü yoluna kavuş burada aslına

(Hacı Mustafa GÜNEŞ)

 

Nadirinin burağı

Yakın eder ırağı

Hak rızası durağı

Gel beraber gidelim.

Gayriyi terk edelim.

 

Nadiriye uyanlar

Nefse karşı koyanlar

Benliğini savanlar

Gel beraber gidelim.

Gayriyi terk edelim.

 

Gir nadiri koluna

Devam et Hak yoluna

İhsan eder kuluna

Gel beraber gidelim

Gayriyi terk edelim.

 

Nadir yolu seçenler

Nefse Cihad açanlar

Hak’ka doğru kaçanlar

Gel beraber gidelim

Gayriyi terk edelim.

 

Nadirinin gülüne

Taş atma bülbülüne

Sahip ol bu diline

Gel beraber gidelim

Gayriyi terk edelim.

 

Nadiriyi bulalım

Ona köle olalım

Aslımızı bilelim

Gel beraber gidelim

Gayriyi terk edelim.

 

Çektiğimiz bu dersler

İmanımızı süsler

Gerçek oldu hevesler

Gel beraber gidelim

Gayriyi terk edelim.

Hacı Mustafa GÜNEŞ

 

Bulamam dünyada böyle bir zevki

Gönül bahri aşka dalda seyreyle

Her zaman artırır gönülde şevki

Bir kamil himmetin al da seyreyle

 

Ne gelirse Hak’tan zerre sakınma

Sev herkesi hiç kimseye dokunma

Kusurun bil dört yanına takınma

Arif ol her şeyi bil de seyreyle

 

Neye bakarsan bak ibret nazarla

Alakan olmasın çarşı pazarla

Dünyadan elini çekmeye zorla

Gönlünü Mevlaya sal da seyreyle

 

Verme nefse gıda nanın çok diye

Açlığı mutad et karnın tok diye

Desinler ki sana deli oluk diye

Bak o hala sende dal da seyreyle

 

Görme elde kusur bil sen suçunu

Kıllı kış bırakma pak et içini

Yükletmeden ahirete ayrılık göçünü

Hakikatlı dostu bul da seyreyle

 

İşte nefsi mülhimede üçüncü bir temizlik üçüncü maraz emraz hastalıklarının tedavisinden kurtulmak temizlenmek yıkanmak bir de orada başlar. Bu kimse azminde sebat doğru istikamete devam keşfe keramete şiş vurmaya topuz vurmaya ateşte yanmamaya suda batmamaya bu gibi keşif kerametlerin ve halkın kendisine hürmet hizmet taltif elini öpmesine hiç birisine eğleşmez iltifat etmez yoluna hedef istikametine devam hiç birine iltifat etmez doğru istikametine devam en doğru istikamet yüce Rabb’ımızın rızası ve onun cemal kabesinin yolculuğu istikamet hedef bu hiç birisine aldanmaz doğru istikametinde olur ayrılmaz devam ederse Allah’ın inayeti mürşidinin duası himmet yardımı ile kendisinin ihlaslı ibadet ve sayı gayreti ile bu makamda da ince süzgeçlerden geçerek denenmeler küçük büyük imtihanlardan denemelerden geçerek Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretleride bu makamlarda diler ise o kimseye lütfu ihsanından varidatı ilahiyeler eder.

 İlhami Rabb’anı gibi kalbinden bilmediği ilmi hikmetlerin zuhuratı zuhur etmeye başlar. Esrar sırlar hissetmekler o kalbten zuhur etmeye başlar işte bu göz ile görünmeyen Cenab-ı Hak’kın lütfu ihsanı ile kalbten bunlar zuhur ettikçe işte o zaman o kimsenin imanı kuvvet bulur. Yakini yani zan gider zanlar kalmaz yakin hasıl olur yakini kuvvetleşir. Teslimiyeti kuvvetleşir. Tevekkül teslimiyetler kuvvetleşir. Cenab-ı Hak ihsanı ile ihsanlar ettikçe iman kat be kat ziyadeleşir. Kuvvetleşir. İman ziyadeleşir mi? Zayıf imanlı olanlara size cevap Cenab-ı Hak Teala Hazretlerinin Kur’anı Kerimde ayeti kerimesi ile cevap verilecektir. Kur’an’ı Kerimde

اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَاِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ اٰيَاتُهُ زَادَتْهُمْ ا۪يمَانًا وَعَلٰى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَۚ

Yani anlamı: “Ancak hakkı ile imanı kuvvet bulan şol mü’minler dir ki onlar Allah’ın zikrini yanlarında zikretmeye başlasalar. Veyahut kendisi Allah’ı zikretmeye başladığı zamanlarda halı ahvalı değişiverir. Kalb kamaşır. Tüyler ürperir kalbi bundan dolayı cilalanır. İşte bu haldan bu zevkden dolayı da onların imanları ziyadeleşir kuvvet bulur.”[1]

Anladın mı hocam iman nerden hangi yol ile hangi zikir ile kuvvet bulur. Evet hocam diye hitap ettiğim bu Kur’anı Kerimden söylediğimiz ayetleri hakkıyla açıp anlamını Müslümanlara anlatmayan hocalara söylenir. Hocalardan şeyhim diyenlerden iyileri çok iyidirler. Kötüleri çok kötüdürler. Şeyhim diyenler de başınada biraz insan toplanmış durumda olan bir şeyhin müridi bize haber verdi.

Şeyh ben mehdiyim der namaz kılmaz kadınların sitir elbiselerini soyar ben sizleri böyle kemale ulaştıracağım diyenlere bunlara zındık olmuş deriz. Allah korusun ümmeti Muhammed’i. Hocalarımızın içinden bir kısımlarıda nafile namaza itiraz inkar, hakiki mürşidi kamil sadıkları inkar siz onlara tapıyorsunuz diyen hocalarımıza cevaplar yazıldı Allah hidayet etsin bu cehaletten, gafletten uyarsın. Gerekse şeyh gerekse hoca bunların hakkı ile Allah rızasında kulları ikaz, irşada menfaat beklemiyerek çalışanlardan Allah razı olsun.

Yarım olup Müslümanları da yarım alıştıranların, noksan alıştıranların dinimizin temelinde Hz. Ebubekir, Hz. İmamı Ali kerremallahu veche Efendilerimizden onlar da Peygamber Efendi-mizden intisapla Peygamber Efendimize de Cebrail aleyhisselam kelimeyi tevhidin huzuru kalb ile çok çekilmesini talim buyurup bu ana kadar bu tevhid yolunda hakiki olanlar çalışmışlar Allah’ın kullarınıda ikaz irşad edip bu yolu bu ana kadar sürüktürüp gelmişler. İtiraz edenler. Tarikat yoktur diyenler. Hepsini beraber inkar etmeyiniz. İçini uldurmuş, kurtlandırmış olanları tenkit edin. Onların peşine takılanları uyarmıya çalışınız. Hakiki Allah’ın dostluğuna layık olanların aleyhinde sakınınız taş atıp konuşmayınız. Çünkü Allah’ın dostu olan enbiya evliyasının hakkında kötü konuşanlar, onlara buğuz edip, gıybet yapıp, düşmanlık yapanlar büyük tehlikededirler. Bu konular münafıklık alametidir. Münafıkların da azap yerleri cehennemin taban katıdır.

Evet bu konular Cenabı Allahu Teala hazreleri müsaade eder izin verir ise biraz daha ileriye gidilebildiği kadar gidelim. Nefsi mülhimede küçük büyük ibtila bela meşakkatlar imtihanlar başladı. Hem de buna karşı iman itikat daha teslimiyet güçlenmesi kuvvet bulması için Cenab-ı Hak’ta bir tarafından imtihanlar denemeler bir taraftandan da dilediği vakitlerde İlhami Rabb’aniler esrar sırlar hissetmekler ilim irfanlar ilmi hikmetler aşkı ilahi feyzi ilahi tecellii ilahiyeleri ihsan ettikçe iman itikat kuvvetleşir sevgisi muhabbeti artmaya başlar başka arzularda gözü sözü özü kalmaz gözü sözü özünde Allah olur. Bu halda sıdkı sadakatla yılmadan azminde gevşemeden istikametinde hiçbir taraflara meyyal edip eğleşmeden devam ede ede Allah’ın lütfu ihsanı ile hidayeti ile hakiki mürşidinin himmet dua yardımı ile kendinin ihlaslı ibadet sa’i ve gayreti ile devam zikrullahın çokluğu ile devam ede ede nefsi mülhimeden mutmaine makamına Cenab-ı Hak lütfu ile ulaştırır.

Nefsi mülhimede işaretleri ağlar ise gözünün yaşı ağzına geldiğinde tuzluluk kalmaz. Soğukluk da kalmaz. Biraz ılık abdest suyu gibi olur. Evet mutmainne makamına geçince götürebildiği kadar büyük imtihanlardan geçti. Sebatından gevşeyip dönmedi. Çok büyük imtihandan ve ince takva süzgeçlerinden geçerek pişkin kamil bir adam olup mutmainneye ayak bastı. Artık orda Cenab-ı Hak’kın dilediği kadar daha fazla ikramlar İlhami Rabb’aniler ve ihsanı ilahiyeler ilim irfanlar ilmi hikmetler kalbten bilmediği ilimler zuhur etmeye başlar. İmanında itikatında tevekkül teslimiyetinde zerre kadar şek şüphe tereddüt kalmaz. Kalbi tamamen mutmain olur. Zanlar gider yakinler hasıl olmaya başlar.

Şimdi burda yakinden bahsettik bir dağ başındaki televizyon görmeyen bilgisayar görmeyen radyo görmeyen dinlemeyenlere bunlardan vardır demeye söylesen evet inanır amma bir de acabadan ileri geçemez yani zanda kalır ne zaman o adamı getirip televizyonu düğmeye basar açar bilgisayarı kurar çalıştırır yaptıklarını gösterir radyoyu açar dinletirsen işte o zaman bu adamda şek şüphe tereddüt zan kalmaz yakin hasıl olur çünkü gözü ile gördü. Eli ile düğmeleri açtı kelamları da dinledi. İnancında şek şüpheler gitti yakin hasıl oldu.

İşte nefsi mutmainnede o insanlarda tereddütler şek ve şüpheler zanlar hepsi gider yakin hasıl olup kendi kalbinde İlhami Rabbaniyi duyduğu gibi bilmediği ilimler kalbten zuhur hikmetler esrar hisler zuhura geldikçe kendi vücudunda Allah’ın varlığını var olduğunu şek şüphe etmeden tastike geçer. Buraya kadar çok zahmetlerden büyük imtihanlardan büyük bela musibetlerden çok süzgeçlerden geçip çok nefsiyle şeytan ile çatışı çatışı az yemekle nefsi ile şeytanı ile cihad etmekte yılmayıp onlara karşı çıkmakla bu makama ulaşan kuluna Cenab-ı Hak’kın daha vereceği ihsanı ilahiyesi lütfu var mı? Acaba. Diyenler Kur’anı Kerimde Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri o kuluna şöyle hitap buyuruyor ki:

يَآ اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُۗ ﴿27﴾ اِرْجِع۪يٓ اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةًۚ ﴿28﴾  فَادْخُل۪ي ف۪ي عِبَاد۪يۙ ﴿29﴾  وَادْخُل۪ي جَنَّت۪ي ﴿30﴾

Yani: “Ey nefsini bu kadar riyazet perhiz zindanlarına hapis ederek bu kadar meşakkatlarda sabır sebatla doğru çıkan kulum bu kadar hürmetlere hizmetlere aldanmayıp doğru Bana kavuşmak azminde istikametten ayrılmayan kulum nazar ettiğim kalbte benden başka nefsiyin arzu zevklerini şeytanın iğvalarını ve dünya içindekilerinin küllü-sünü Benim için kalbinden atan kulum tek arzu maksatı istediği aradığı Ben olduğum kulum Benden gayrilerden hiç birisinden zevk lezzet almayan ancak Benim aşkıma Bana aşıkı sadık olan kulum dön gel artık Rabb’ına gel ey kulum Rabb’ın seni daha bu makamdan ileri raziye, marziye makamlarına ulaştıracak buyuruyor.”[2]

Tarikat zamanı değil diyen hocalarımız bu söz üstünde eğleşip kalanlar işte Kur’anı Kerimde fecr suresinin son ayetine tekrar tekrar bakınız. Bu çağırmalar gel artık benim tarafıma gel diye çağırmalar teklifler nerede oluyor arayınız bulun da haber veriniz. Nefsininizin emri altında yaşadığınızdan mı nefsinizin arzu putlarını kalbinizden kırıp atamadığınızdan bu feyzi ilahi aşkı ilahi lezzet tadını alıp İlhami Rabb’anilere layık olup bunlardan büsbütün mahrum olduğunuzdan dolayı mı imanınızı kuvvetleştireceksiniz. Sizlerin bunu inkar edenlerin kuru kuruya bir lafları neye benzer.

Kovan arısının içinde olmaz ise balı, bir kuru vızırtı ile ne olur onların halı” yalnız surette kalmayın aldanmayın her şeyin dışı var içi var zahiri var batını var biraz iç alemine sıfattan manaya geçin mana alemlerinde Cenab-ı Hak Teala Hazretleri o kimselere lütuf tecelli etmeye başlar. Bu tecelli ancak başlarına gelen onun kıymetini bilir. Zatın bir tanesi bu konuda Cenab-ı Hak’kın şu viran kalbime bir kez tecelli etmesini hocam senin cennetteki sevip arz ettiğin kasır ve saraylara yüzbin huri kılmana değişmezem buyuruyor. Allah’ım ümmeti Muhammed’e hidayet eylesin. Hakiki sadık olanları Allah aşkı ile bağrı yanık olanları anlattık. Bir de taklitçileri yarımları bid’atçileri anlattık onlardan sakınıp sadıkları bulup Allah için onları sevip onlarınla beraber olmayı Ümmeti Muhammed’e cümlemize nasip müyesser eylesin amin.

 


[1] Enfal 8/2

[2] Fecr 89/27- 30

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>