canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Bu Din Dört Katlı Bir Binaya Benzer - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

 

Bu Din Dört Katlı Bir Binaya Benzer:

 

Bu din dört katlı binaya benzer. Birinci katı şeriat ikinci katı tarikat üçüncü hakıkat onun üzeri marifet. Mesela alt kattaki bakkal, üstündeki kuyumcu, onun üstündeki mücevheratcı daha üstündeki milyarları alıp veriyorlar kendisi aşağıda bakkallık yapıyor sen yukarı (tarikat) dairesine çıkmamışsın oradan hiçbir haberin yok bir bilgin yok görmediğin malumatın olmadığı şeyi inkar ediyorsun sen daha birinci katta yani şeriattasın ben her şeyi biliyorum varsa yoksa bu başka bir şey yok diyorsun gerçi şeriatsız tarikat olmaz şeriat birinci kat binanın temel katıdır tarikat binası şeriat binasının üzerine yapılır. Fakat şeriatdeki tarıkatı bilmez çünkü adam yukarı çıkmamış insan görmediği bilmediği şeyden haber veremez. Tarıkatın üzeri hakıkatdır. Hakıkat aleminde neler oluyor neden haberin var hakıkatın üzeri marifetdir marifeti Hak Teale Hazretlerinin meclisinde olanlar bilir.

أَ نَا جَلِيسٌ مَنْ ذَكَرَن۪ي

Cenab-ı Hak, Beni zikreden kullarım ile beraberim.[1]

buyuruyor. Sen şeriattasın tarikattan hakıkattan haberin yok ahkam kesiyorsun şu yok bu yok diyor şu olmaz bu olmaz diyorsun nasıl olmaz sen gördün mü halbuki Peygamberimizin yolu şeriatı Muhammediye tarikatı aliye hakıkatı Muhammediye ma’rifeti sırrı Muhammediyedir. Bir adam şeriatle amel tarikatle suluk ederse hakikat halıyle hallenirse marifet sırrına erer Resulullahın izinden temamen gitmiş olur Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki

مَنْ تَمَسَّكَ بِسُنَّت۪ى فَهُوَ اُمَّت۪ى مَنْ لَمْ تَمَسَّكَ بِسُنَّت۪ى لَيْسَ اُمَّت۪ى

Manası: “Sünnetimi tutan ümmetimdir. Herkim sünnetimi tutmaz ise ümmetim değildir. "[2] buyuruyor.

Allah yolunda sünneti Resulullah yolunda amel edenler sonunda servet sahibi olur çok büyük devlete servete ererler ve din hususunda sağlam bir adam olur bunu deyince Hazreti İmamı Ali radıyallahuanh ya Resulallahsünnetlerin nedir bize söylermisin dediğinde Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

قَالَ عَلَيْهِ السَّلَامْ: اَلشَّر۪يعَةُ اَقْوَال۪ى وَالطَّر۪يقَةُ اَفْعَال۪ى وَالْحَق۪يقَةُ حَال۪ى وَالْمَعْرِفَةُ سَرّ۪ى وَذِكْرُ اللّٰهِ اَن۪يس۪ى والصَّلَاةُ قُرَّةُ عَيْن۪ى وَالصَّوْمُ حُجَّت۪ى

Yani; ”Şeriat kavlimdir, tarikat fiilimdir, hakikat halimdir, marifet sirrimdir, zikrullah enisim, gece gündüz eşim ve yol-daşımdır, namaz gözümün nuru, oruç hüccetimdir.” buyur-du.[3]

Piri Tarikat Abdulkadir Geylani Efendimiz şöyle buyurmuştur:

 بَيْنَ النَّاسُوتِ وَالْمَلَكُوتِ فَهُوَ شَر۪يعَةِ بَيْنَ الْمَلَكُوتِ والْجَبَرُوتِ فَهُوَطَر۪يقَةِ بَيْنَ الْجَبَرُوتِ وَاللَّاهُوتِ فَهُوَ الْحَق۪يقَتِ

Yani: “Bu görünen nasut ile meleküt arası işte o şeriattır. Meleküt ile ceberut arası işte o tarikattır. Ceberut ile Lahut arası hakikattır." demiştir. Bu alemleri gönülden geçerek Hak’ka gurbiyet yakınlık hasıl etmek marifettir.

Ebû Hüreyre radıyallâhu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

 عَنْ أَب۪ى هُرَيْرَة رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى للّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: كَانَتْ بَنُۤو إِسْرٰۤائ۪يلَ تَسُوسُهُمُ اَنْبِيٰۤاءُ عَلَيْهِمُ السَّلَامُ كُلَّمَا هَلَكَ نَبِىٌّ خَلَفَهُ نَبِىٌّ، وَإِنَّهُ لَا نَبِىَّ بَعْد۪ى، وَسَيَكُونَ بَعْد۪ى خُلَفٰۤاءُ فَيَكْثُرُونَ. قَالُوا: فَمَا تَأْمُرُنَا؟ قَالَ: أَوْفُوا بِبَيْعَةِ الْاَوَّلِ، ثُمَّ أَعْطُوهُمْ حَقَّهُمْ، وَاسْأَ لُوا اللّٰهَ تَعَالَى الَّذ۪ى لَكُمْ، فَإِنَّ اللّٰهَ تَعَالٰى سٰۤائِلُهُمْ عَمَّا اسْتَرْعَاهُمْ. أخرجه الشيخان

Benî İsrail'i peygamberler aleyhimusselâm idâre ediyorlardı. Bir peygamber ölünce onun yerine ikinci bir peygamber geçiyordu. Ancak, Benden sonra peygamber yok. Ama ardımdan halifeler gelecek ve çok olacaklar."

Orada bulunanlar: "(Onlar hakkında) bize ne emredersiniz?" diye sordular. “Önceki biatınıza sadâkat gösterin. Onlara haklarını verin. Onlar üzerindeki haklarınızı (eda etmedikleri taktirde, kendilerinden değil) Allah'tan isteyin. Zîra Allahu Teâlâ, idâreleri altındakilerin hukukunu onlardan soracaktır." buyurdu.[4]

Madem ki evliyalar peygamberlerin varisleridir öyleyse en doğru inanç ve en doğru yol bu tarikat tekkelerinin yetiştirdigi velilerin şeyhlerin yoludur.

Şimdi bu yolun büyüklüğünü ayet, hadislerle ve büyük meşayihlerin sözleriyle anlatılacaktır. İnşallahu Teala.

Şeriat ve tarikat hakkında ayetin başında ahkamı Kur’andan ayrılmamayı söyler. Kur'an-ın tefsirinde aynen şöyledir. Ayeti Kerime.

لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنْكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجًا

Ey nas sizden her bir tahife için bir şeriat ve tarık koydum ittihaz ettim diyor.”[5]   

Cenab-ı Allahu Teâlâ şeriat ve tarikat bizim için bu erkanı kurmuştur. Bunun ikisini birbirinden ayırmak birini tutup birini atmak ve ayırmak ve amel etmemek ne haddi­mizdir. Her kim ayeti kerimelere itiraz ederse dini imanı gider kendi kafir ve hanımı boş olur; çünkü Kur'an-ı Kerim Allahu Teâlâ'nın bizzat kendi sözüdür. Hadisi şerifler yine böyledir ki bizzat Resulullahın sözüdür, buyuruyor ki:

 Benim hadislerime inanmayan ve hadislerimi tasdik etmeyen müslüman değildir, diye buyur­muştur. Hadis mevzular İmamı Azam Efendimizin zamanında beş­ yüz din ulaması tarafından seçilmiştir. Bir kimse hadisi şerifle­re inanmıyor ise o kimse kendi dinini yalanlamıştır. İtham etmiş­tir, kendi dininde şüphesi vardır, bozuk mezheblerin kitaplarını oku­mak onlara inanmak insanın dinini, imanını parçalar. Sözüne ina­nılacak adamın takvası kuvvetli olanıdır bir kimse Kur’an’dan Hadisi Şeriften ve kelami kibardan çok yakışıklı hayrete düşürecek sözler söyler, hakiki mü’minin sözlerini söyler fakat bu adamın takvası nasıl, sünneti Resule uyması nasıl, sözü fiili bir birini tutuyor mu asıl işleğine bakılır, münafıklar çok güzel ko­nuşur bakma bunların beyanı ayeti kerimelerle gelecektir inşeallahu Teâlâ.

 


[1] İmamı Gazali, Bidayetul Hidaye, 105.

[2] K.Sitte, c.1, s.323

[3] Ruhul Beyan Cilt:4 Saife:257, Şerhi Ramuz 456, Mecmuatül Cevahir, El Cemiul Usul ve Şerh ve Tercümei Delâili Abdulkadir Geylani s.174

[4] Buharî, Enbiyâ 50; Müslim, İmâret 44, (1842).

[5] Maide 5/48

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>