canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Musa aleyhisselamın Hızır aleyhisselama Gitmesi - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

MUSA ALEYHİSSELAM’IN HIZIR ALEYHİSSELAM’A GİTMESİ

 

Rabıta yapmayı ve Allah’a kavuşmak için bir mürşüdü kamile gitmeyi ve Allah’a kavuşmaya vesile vasıta yapmayı kötü görenler iyi dinlesinler şimdi anlatacağım konu safi ayettir inanmayan kafirdir.

Bu vesile, vasıta konusu kitabın ilerisinde de işlenecek sağlam delilleriyle tekrar tekrar izah edilecektir ki münkir olanların yalanı anlaşılsın ehli sünnet mezhebinde olupda farkına varmadan bozuk mezheplerin adamı olanlar itikatlarını düzeltsin Allah’ın tevfık ve inayetiyle. Bizimki iyiliğe vasıta olmaktır.

Fir’avn ve kavmi denize gark olunduktan sonra Musa aleyhisselam kendi kavmine bol nasihatta bulundu. Kavminden sordular: “Ya Musa! Dünyada senden daha alim kimse var mı?” deyince “bilmiyorum” dedi. Kendisi Cenab-ı Hak’ka sordu: “Yâ Rabbî, dünyada benden daha alim var mı?” deyince, Cenab-ı Hak var Ya Musa dedi, Musa aleyhisselam o ilmi banada ver yâ Rabbî deyince Cenab-ı Hak şöyle buyurdu:

فَوَجَدَا عَبْدًا مِنْ عِبَادِنَآ اٰتَيْنَاهُ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا وَعَلَّمْنَاهُ مِنْ لَدُنَّا عِلْمًا

“Ya Musa, o ilmi öğrenen bizim kullarımızdan bir kulu-muzdur. O kulumuza biz kendimizden nimet verdik. Ve Biz onu kendimizden bir ilme talim ettik ki o ilim kitap veya bir üstatdan talim vasıtasıyla değildir. Bizim ona bildirdiğimiz bazı esrar sırrımızdır ve eşyadan bazı şeyin ledünniyatını ona bildirdik. Git o ilmi ondan öğren[1]dedi. “Yâ Rabbî o adamı nerde bulayım” dediğinde. Rum denizi ile faris denizinin birleştiği yerdedir” buyurdu.

قَالَ لَهُ مُوسٰى هَلْ اَتَّبِعُكَ عَلٰىٓ اَنْ تُعَلِّمَنِ مِمَّا عُلِّمْتَ رُشْدًا

“Musa aleyhisselam Hızır aleyhisselam’a senin sevap ve doğru olarak talim olunduğun ilimden bana talim etmek üzere ben sana ittiba ediyorum dedi.”[2]

قَالَ اِنَّكَ لَنْ تَسْتَط۪يعَ مَعِيَ صَبْرًا

“Musa aleyhisselam’ın talep ve ısrarı üzere Hızır aleyhisselam dedi ki: “Ya Musa sen benimle elbette sabra kadir olamazsın.”[3] dedi.

وَكَيْفَ تَصْبِرُ عَلٰى مَا لَمْ تُحِطْ بِه۪ خُبْرًا

Ve sirrine mutaalli olmadığın ve neticesini bilmediğin şeye nasıl sabır edebilirsin?”[4]

قَالَ سَتَجِدُن۪يٓ اِنْ شَآءَ اللّٰهُ صَابِرًا وَلَآ اَعْص۪ي لَكَ اَمْرًا

“Musa aleyhisselam Hızır aleyhisselam’ın sabrı tavsiyesi üzerine inşallah beni sabredenlerden bulursun ve ben sana hiçbir işinde isyan etmem ve emrinden çıkmam”[5] dedi.

قَالَ فَاِنِ اتَّبَعْتَن۪ي فَلَا تَسْـَٔلْن۪ي عَنْ شَيْءٍ حَتّٰىٓ اُحْدِثَ لَكَ مِنْهُ ذِكْرًا۟

“Musa aleyhisselam ısrarı üzerine Hızır aleyhisselam: ‘Ya Musa eğer sen bana uyarsan ben sana hakikatını beyan edinceye kadar bana hiçbir şeyden sual etme’ demek ile bazı şartlar sundu.”[6]

فَانْطَلَقَا۠ حَتّٰىٓ اِذَا رَكِبَا فِي السَّف۪ينَةِ خَرَقَهَاۜ قَالَ اَخَرَقْتَهَا لِتُغْرِقَ اَهْلَهَاۚ لَقَدْ جِئْتَ شَيْـًٔا اِمْرًا

“Hızır aleyhisselam Musa aleyhisselam ile sohbete başlayarak ikisi beraber deniz kenarına bir gemi aramak üzere gittiler ve orada buldukları bir gemiye bindiler."[7]

Hızır aleyhisselam bindikleri gemiyi deldi Musa aleyhisselam Hızır aleyhisselam’ın gemiyi delmesini, insanlara haksız yere zarar verdiği için doğruyu emretmek kötülüğü nehyetmesi emri ilahi olduğundan Hızır aleyhisselam’a itiraz edip dedi ki:“Sen gemidekileri suya batırmak için mi gemiyi deldin.”

قَالَ اَلَمْ اَقُلْ اِنَّكَ لَنْ تَسْتَط۪يعَ مَعِيَ صَبْرًا ﴿﴾ قَالَ لَا تُؤَاخِذْن۪ي بِمَا نَس۪يتُ وَلَا تُرْهِقْن۪ي مِنْ اَمْر۪ي عُسْرًا ﴿﴾

“Dedi ki: "Ben demedim mi ki, şüphe yok sen benimle beraber sabra takat getiremezsin?" Dedi ki: "Unuttuğum şey ile beni muahaze etme. Bana bu işimden dolayı bir güçlük teklif eyleme."[8]

فَانْطَلَقَا۠ حَتّٰىٓ اِذَا لَقِيَا غُلَامًا فَقَتَلَهُۙ قَالَ اَقَتَلْتَ نَفْسًا زَكِيَّةً بِغَيْرِ نَفْسٍۜ لَقَدْ جِئْتَ شَيْـًٔا نُكْرًا

Yine gittiler, nihâyet bir oğlan çocuğuna rastgeldikleri an hemen onu öldürüverdi. Dedi ki: "Bir tertemiz nefsi, bir nefs mukabilinde olmaksızın öldürdün mü? Muhakkak ki, pek kötü bir şey yapmış oldun.[9]

Hızır aleyhisselam dedi: “Ben sana benim işlerime sab-redemezsin demedim mi?” Musa aleyhisselam: “Ben işin ledunnunu bilmediğimden dayanamadım. Ben sana verdiğim sözü unuttum. Beni yoldaşlıktan ayırma ki, tahsilim yarım kalmasın. Bundan sonra senin işine karışmam” dedi. Sonra (iki müfessirin beyanına göre) Antakya şehrine geldiler. Misafir olmak istediler. Kendilerini misafir alan olmadı. Yemek de vermediler. Harebe bir evin eğrilmiş duvarını doğrulttular. Hızır aleyhisselam’ın duvarı doğrultması Musa aley-hisselam’ın görüşüne uygun gelmedi. “Bunlar bizi misafir etmediler bu duvara çalışmamıza ücretde istemedik. Halbuki ücret istemek hakkımızdı. Ücretimizi alsaydık karnımızı doyururduk” dedi. Hızır aleyhisselam Musa aleyhisselam’a: “Seninle yoldaşlığımız son buldu” dedi.

Bak, peygamberi peygambere gönderdi. Vasıta olarak bir delildir. Sizinde kibriniz, gurunuz, biraz ilminiz varsa bu bana yeter deyip de kendi kendinizi tedavide yarım koymasın. İyi bir manevi doktora varın, ondan tedavi olun, temizlenin. Cenab-ı Hak arka-dakilere bir örnek olsun diye bu konuyu Kur’an-ı Kerim’de teferruatıyla bahsetmektedir.

Daha misali, insan anadan doğuyor. Göz var, kulak var, el, ayak var, kalp, yürek var ama vazifesini yapamıyor. Ne zamana kadar ? Buluğ çağına kadar. Onun zahmetini, her türlü beleğini, pisini temizleyen, eğitimden çıkmış, merhametli, terbiyeli bir ana lazım. Ananın elinden çıkarsa, o zaman olgunlaşır. Yaş bakımından buluğa geldik. İskeletimiz büyüdü, her şeyimiz yerini buldu ama manevi yönünden daha çocuk akıllıyız. Bizler de kemal yok.

Nefsi emmarenin kötü arzu pisliklerinden kurtulamadık, şakalaşmak var, gafillik var, cahillik var, bol yemek var, dünyaya hırs ve tamahı var, kendi kendini beğenmek var, kibir var, gurur var. Bu pisliklerden kurtulmak için muhakkak, merhametli, nefis şeytan eğitiminden çıkmış, bir mürşidi kâmile ihtiyaç var.

 

Gel ey kardeş Hak’kı bulmak istersen,

Bir kâmil mürşide varmayınca olmaz.

Resulün cemalını göreyim dersen,

Bir kâmil mürşide varmayınca olmaz,

 

Niceleri gittiler mürşid arayı,

Arayanlar buldular derde devayı,

Bin okusan ağdan karayı,

Bir kâmil mürşide varmayınca olmaz.

 

Kadılar müftüler cümle geldiler,

Kitaplarını bir yere koydular,

Sen bu ilmi nerden aldın dediler,

Bir kâmili mürşide varmayınca olmaz.

 

Bu kadar zahir ilmini yuttukları halde, yine bir manevi tabibe varmışlar, teslim olmuşlar, öyle olgunlaşmışlar. Tevazu ile, kemal bulmuşlar. Nasıl ki anan seni temizliyor yetiştiriyor, bir memur yapıyor, hakiki mürşidi kâmilde seni manen Allah’ın adamı yapıyor. Yoksa senin hizmetinde, paranda gözü yok. Onun niyeti seni manevi pisliklerden temizleyip, Resulullah’a kavuşturmaktır. O manevi makamlara temiz olmayanlar ulaşamaz.

 Bir gün bir belediye otobüsüne bindim, koltuğa oturdum. Otobüse bir kişi daha çıktı. Adam tamirci imiş. Tulum giymiş üstü başı biraz lekeli, yağlı. Emin ol ki, şoför koltuğa oturtmadı. Devletin malı senin pisleyeceğin yer değil dedi, ondan hisse aldım.

Bir şoför devletin koltuğuna temiz olmayınca oturtmuyorda, yarın mahşerde seni temizlerin arasına koyarlar mı? Temizlerin toplumuna varmak için, temiz olman lazımdır. Şeytan ne yönden şeytan olup Allah’ın gazabına uğradı? Cenab-ı Hak meleklere emretti.

قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَۗ فَسَجَدُوٓا اِلَّآ اِبْل۪يسَۜ لَمْ يَكُنْ مِنَ السَّاجِد۪ينَ

Hz. Adem aleyhisselam’a secde edin فَسَجَدُوا bütün melekler Hz. Âdem aleyhisselam secdeye kapandılar. İblis secde etmedi.”[10] Cenab-ı Hak sordu

قَالَ مَا مَنَعَكَ اَلَّا تَسْجُدَ اِذْ اَمَرْتُكَۜ قَالَ اَنَا۬ خَيْرٌ مِنْهُۚ خَلَقْتَن۪ي مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ ط۪ينٍ

“Sen neden secde etmedin?” şeytan cevab olarak “Onu topraktan balçıktan yarattın. Beni ateşin yalımından yarattın. Benim izzetim şerefim Adem’den yüksektir. Adem’e ne ihtiyacım var ki secde edeyim”[11] dedi.

Musa aleyhisselam’a Cenab-ı Hak ilmi ledünü git Hızır aleyhisselam’dan öğren buyurunca “ben mürsel peygamberim. Allah ile kelam konuşuyorum. Hızır aleyhisselam’a ne ihtiyacım var” demedi. Tevazu, gönül enginliği ile ilmi ledün öğrenmek için Hızır aleyhisselam’ı bulup her emrine itaat edeceğini vaad edip, bir müddet yoldaşlık yaptılar. Buradaki tek bir maksadımız, nefsi anlayıp nefis bizleri şeytan gibi bilginliğe benliğe gurura sevk etmesinden Cenab-ı Hak’ka sığındık. Cenab-ı Hak Cümlemizi bu hallerden muhafaza etsin. Amin.

 


[1] Kehf 18/65.

[2] Kehf 18/66.

[3] Kehf 18/67.

[4] Kehf 18/68.

[5] Kehf 18/69.

[6] Kehf 18/70.

[7] Kehf 18/71.

[8] Kehf 18/72-73.

[9] Kehf 18/74

[10] A’raf 7/11

[11] A’raf 7/12

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>