canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Fani Olup Fenaya Geçmek - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

FANİ OLUP FENAYA GEÇMEK

 

Hadisi şerifte Resulü Ekrem ve Nebiyi Muhterem Efendimiz buyurmuştur ki;

Ölmeden evvel ölünüz. Demiştir. Fenafillah olunuz. Evvela mürid şeyhında fani olur. Buna fenafişşeyh derler. Sonra resulullahta fani olur. Buna da fenafirresul derler. Sonra Hak’ta fani olur. Bunada fenafillah derler.

Fena sahrasını görmezse salik, olamaz devleti irfana malik. Yine bir hadisi şerifinde Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem efnu sümme efnu sümme efnu. Yani, fani olunuz sonra fani olunuz sonra fani olunuz. İşte bu zatı ali kadiriler, arifi billahdırlar. Salikleri, müridleri bu süzgeçlerden geçirirler. Bazı sarığı cübbesi büyük bazı hoca bazı şeyh ismi altında şeriatı sünneti tamam olmayanlar bid’atle amel yapanlar bunların adabını bile bilemezler. Bu makamlara nice süzgeçlerden geçerek vasıl olunur. İşte, Ayetlerde bilenler dediği bu vuslat yolunu bilenlerdir. Körler dediği, bunları bilmeyip bilirim zannında olup, bu sultanlara karşı iddia mücadele edenlerdir. Bu sultanlar kıyamete kadar yer yüzünde bulunurlar.

Fenafişşeyh konularını inşallahu Teala Yüce Rabbımızın izniyle bildirdiği ile izah edilsin inşallahu Teala.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin hadisi şerifinde halifelerim benden sonra gelecekler. Onlar bellidir. Sizlere gökyüzünde açık havada çok büyük çok parlak çok nurlu yıldızlar, ufak ziyası zayıf olan yıldızlar gibimidir. O yıldızlar hem büyük hem parlak hem nurludur. Benim halifelerim yer yüzünde kıyamete kadar gelmektedir. Onların vazifeleri halkı aynen Resullulalh sallallahu aleyhi ve sellem Efendilerimizin halkı uyarıp ikaz irşat ettikleri gibi bunlarda aynen o vazifelerde yürüyenlerdir. Bunlardan herhangi birisini bulur tabi olur uyarsanız. Bana tabi olup uymuş olursunuz. Ne anlaşılıyor. En kısadan misaller zahirde maddi işlerinizin yapılıp hal olması için bir milletvekiline bir bakana belediye reisine ihtiyacınız işiniz düştüğü zaman onların ile yakın ilgili olanları yakınlarını arayıp bulduğunuz gibi işte bu konularda iyi anlaşılması için misal verildi.

Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize kavuşmak için onunla yakın ilgili olan Hak’kıyla onun halifeleri olan Hak’kıyla mürşidi kamilleri arayıp başvurmamız şarttır. Neden mürşide bu kadar sevgi muhabbet olurmu sen Allah’ı Resulullahı tanımıyormusun diyenlere cevap.

Cenab-ı Hak sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizi kendine kavuşmak için onu kapı kılmış. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize kavuşmak için Hazreti İmamı Ali kerremallahu veche Efendimizi kapı kılmış. Hazreti İmamı Ali kerremallahu veche Efendimize sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizede kavuşmak için onun hakkıyla halifeleri olan mürşidi kâmiller kapı kılınmış. Bu noktaları iyi düşünürsek mürşide şeyhe bağlanmanın bu kadar sevmenin ne lüzumu var diyenlere cevap.

Bunu Diyen Ey biçareler Mısrı Niyazi Hazretlerinin bir sözünü buraya ilave edelim.

Nerden gelir yolun senin tekrar geri nereye varır menzilin senin.

Nereden gelip gittiğini anlamayanlar hayvan imiş.

Diyor düşünün bir sefer seni sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize kavuşturucu seni yaratan Allah’ına kavuşturucu seni manevi asliyetine ulaşmana kavuşmana sebep olan sana senden hiçbir menfaat beklemeyerek böyle bir seni aslına götüren aslına kavuşturan zata buğuzmu edersin yoksa bunu candan severmisin. Seni nefsiyin çirkin huyları ve kötü ahlakı zemimelerinden içini temize çıkarıp temiz olan resulullaha Allah’ına kavuşturan böyle bir zatı sevmenin neresinde günahı var. İyi dinlerseniz cevaplar.

Musa aleyhisselam Turi sinada kelam konuşurken Cenab-ı Hak teala Hazretleri buyurduki. Ya Musa benim için ne amel yaptın? Musa aleyhisselam yaptıkları amellerini hayratlarını söyledi. Cenab-ı Hak teala Hazretleri, Ya Musa bunların hepsi senin için, cennette karşılıkları yapılıp hazırlanıyor, sırf benim için ne yaptın? Musa aleyhisselam dedi, yâ Rabbî, sırf senin için ne amel yapmam gerektir, lazımdır? Cenab-ı Hak Teala Hazretleri buyurdularki. Ya Musa benim için hubbu fillah buğzu fillah yaptın mı? Anlamı yani benim için benim sevdiğim dostlarımı benim için sevdinmi? Ya Musa, benim sevmediğim düşmanlarımı benim için onları sevmeyip buğuz ettinmi? Şimdi anlayana bu kadar yeter.

Kısadan ikinci şeyhin, vasıtanın ne gereği var diyenlere karşı; Musa aleyhisselam Cenab-ı Hak Teala Hazretlerinden ilmi ledün istediğinde surei Kehf Ayet: 65 ayetle haber veriyor. Musa aleyhisselam’a ilmi ledün öğrenmek için Hızır aleyhisselam’a git o ilmi ondan öğren demesi. Musa aleyhisselam’ın, Hızır aleyhisselam’a gidip, bir misalde hata olmasın, tamamen bir mürid şeyhine teslim olur gibi Hızır aleyhisselam’a teslim olup ilmi ledünü öğrenip, anlaması, bununda mı ne gereği var. Diyorsunuz. Niyemi gitti diyorsunuz. Cebrail aleyhisselam Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri ile en sevgili olan bütün âlemlere rahmet olarak indirilen sevgili Habibine aracı vasıta olup yirmidörtbin kerre inmedimi, mi’racta Cebrail aleyhisselam O sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize delil olmadımı. Âdem aleyhisselam’a inip araziyi imar edip ekin ekmeyi biçmeyi un üğütmeyi kılavuz aracı olup öğretmedimi, bunlaradamı itiraz edersiniz. Eğer dediğimiz şu yazdığımız konulara itikatla okur dinlerseniz. Görüşte birleşelim.

Mısrı Niyazi Hazretlerinin sözünü tekrar edelim.

Mürşid gerektir sana Hak’kı hakkal yakin bildire.

Mürşidi olmayanların bildikleri güman imiş.

Yani zandan ibaret yakına ulaşamamışlar demektir. Evet birleşecek noktayı yazalım. Şeyh mürşid hoca âlim, ülema ismi altında ve kisvetinde olan bir kısımlar, şu asrımızda, bunların içinden ben mehdiyim deyip, namazı kılmayan zındıklar mevcut üreyip türüyorlar.

Bir kısımlar ayak ayağın üzerinde yan tarafa yatmış, elinde de kerih olan şeytanın ihdas ettiği sigara, elinde içtiği halde, yan üzerede yattığı halda, diyorki, ben istediğim zaman gözümü nerde yumarsam, Peygamberimiz, aleyhisselam demek yok. Peygamber benim karşımdadır diyen sapıklar bozuk mezhepler zındıklar üremiş türüyorlar. İslamiyete balta vuruyorlar. Bir kısımları, Kur’anın ve hadisi şerifin, dinimizin temeli olanları hor tutup, itaat etmeyip, Kur’anın hadisin emirlerine riayet etmeyerek, o isimler altında şeytanın maskarası olup kadınlar ile her türlü oturmada, kalkmada serbest kıskanma yok. Açık çıplak olarak kendisinde namaz yok. Ben sizleri kemale ulaştıracağım diyen zındıklar türemiş mevcuttur.

İşte sakınması lazım gelenler, buğuz edilmesi lazım gelenler, peşlerine takılanları onların tuzaklarından kurtulmaları için çaba gösterip, peşindekileri kurtarmaya çalışıp, kurtaranlara büyük mükâfat var. İşte o gibilerede buğuz yapmak. Adavet yapanlarada, büyük mükâfat var. Böylesileri söyleyiniz. İnsanları ayıktırınız, amma hakiki Resulullahın halifelerine, halktan hiçbir menfaat beklemeyerek insanları dalalatten, nefsin şeytanın hile tuzaklarından kurtarıp, Allah’ın razı olduğu doğru istikatemete Allah’a yönelmelerine çalışıp onların refahına iki dünyada selametine ulaşmalarına çalışan zatlara, sakınınız. Dil uzatıp buğuz yapmayınız, sonunda büyük tehlikelere düşersiniz. Kısadan bir misal, anlaşılması için, sebze hallerinde, sebzelikten, meyvalıktan çıkmış, çürümüş, ulmuş insanlara yenince çok zarar hastalığa düşüren, ulmuşları, kokmuşları belediye arabasına doldurun selamete dökünüz. Amma sandık ambalajının içinde ulmamış, kokmamış, kurtlanmamış, çürümemiş, insanlara yiyenlere fayda, menfati gıda verici olan meyvalar ile içi kurtluları, çürümüş olanları, ulmuş olanları biri birine karıştırmayınız. Seçilmesi lazımdır.

Kısadan, mevzumuza dönelim. Gayemiz, Allah’ın dostlarını Allah için sevmek. Cenab-ı Hak teala Hazretlerinin ayet ve sözlerine dikkat edelim. Yüce Rabbımız neler söylüyor neleri bildiriyor dikkatle bakınız:

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِق۪ينَ

Ayetin mealinde: “Ey Allah’a iman edenler. Allah’tan çok korkunuz. Takva ile şüphelilerden sakıncalı olarak amel yapınız. Sadık kullarımı arayınız. Bulunuz. Sadıklarla beraber olunuz.”[1] buyuruluyor.

Sadıkların maiyetinden ayrılmayınız. Onların zahirde sohbetlerinden faydalanınız, onlara, gıyabende Allah için sevip rabıta edinki, ruhaniyetlerinden de fayda görürsünüz.

Buradaki anlatmak istediğimiz Allah’ın hakkıyla dostu olan bir dostunu bulup, seni resulullah’a, Allah’a asliyetine içini temizleyipte kavuşturan öyle bir zatı sevmezmisiniz. Sevmek ortada maddiyet yoktur. Sırf Allah için evet öyle bir zatı sevgisini sevmeyi Cenab-ı Hak cümlemize nasip etsin. Bu sevgiler başlayıp gide gide Şeyhte fani olması ne zaman hangi noktada fani olabilir. Burda, artık, inşallah, Cenab-ı Hak hata saymaz dinleyenlere ayıkmaları için söylememiz icap etti.

Şeyhimiz Bilal Baba Hazretlerine teslimiyetim ve itikatım muhabbetim çok, çok, çok fazla idi. Çünkü ondan gördüğüm faydayı yardımı hiçbir kimseden görmedim. Rabbım Ruhun şad etsin. Nice zamanlarda madden manen felaketlerden kurtulmama sebep oldu. Bu sevgi muhabbet devamlarında halende kendisi dünyasını değiştiği halde bu sevgi devam etmektedir. Sevgiyi koyanda Allah’tır iyi anlayınız. Tenha bir mahalde kıbleye karşı oturmuş idim. Tefekkür, murakaba halinde idim. İlhami Rabbani geldi.

İlhami rabbani, iyi anlamamız gerekir ki. İlhami rabbani gelen bir kimsenin kalbi arınmış, kinlerden, küdretlerden ve ağyarlardan, dünya muhabbetlerinden, nefsin zevki, arzularından, nefsin kötü huyu, ahlaklarından temiz olması gerekirki, öyle bir kalbe İlhami rabbani gelsin. Temiz olmayan kalbe, nefsin kötü huyları, ahlakı zemimeleri, nefsin havayi, arzu, şehvani, dünyavi, arzu putları o kalbten gitmeden, onlar dururken İlhami Rabbani gelmez. Bu tasavvuf alimlerinin sözüdür. Tasavvuf alimlerinin sözlerinden: Kenz açılmaz her gönülde taki cümleden dur olmadan. Hak tecelli etmez o kalbe ki pür nur olmadan. Sür çıkar cümle arzuları şu kalbten Hak tecelli ede sana. Padişah konmaz taki o saraya o hane, saray mamur olmadan.

İşte bu konuyu anlatmak için; tenha bir mahalde kıbleye karşı huzur rabıta murakaba ile oturmuş idim. Bir müddetten sonra, kalbime yüce Rab’bımın lütfuna, ihsanına canlar feda olsun o anda, İlhami Rab’bani kalbime ihsan etti. Kalbime gelen İlhami rabbani; Hiçbir dünyalığım yoktur. Ve mal, mülk, evlat, ayalım, kimsem yoktur. Ben de yokum, kim var şeyhım var. Bunu iftihar için konuşmuyorum, hakikatın anlaşılması için konuştum kendisini Allah’a götürene, dünya ve ahiret servet sadetine seni kavuşturan bir zata sevgi nasıl ne kadar olmasını dinleyip okuyanlar ölçsünler, bizler başımızdan geçenleri, aklımızın yettiğini, anlamayanlara, bu sırlara vakıf olmayanlara, gayemiz Allah için anlatmaktır.

Geri ilhama dönelim. İlham şahıs olmaz, ses sedada olmaz, mekanda olmaz, çok az uyku uyanıklık arasındaki mızlanma dediğimiz kadar bile yoktur. O anda kalbinden kalbine söylenir. Harfsiz, savtsız, mekansız şahıs olmayarak, kalbiyin derununden, kalbinden kalbine çok sürmez, bir anda olur. Bazen olurduki, rabıtam teveccühümü çevirip, kalbime sıfatı, şekli kendiliğinden gelince, kalbim halım değişir, belki gözümden yaşlarda çıkar idi.

İkinci ilham konusu: Allah için sevdiğim şeyhim Bilal Baba Hazretlerine sevgim çok fazla olması Allah tarafındandır. Bize yaradanımız Allah’ımızı ve Allah’ımıza yakın ettiği için sevgilerimiz artar idi. Hürmet hizmetlerimde Allah için şevk ile aşk ile artar idi. Bu konular esnasında şeytan melun bir yerden fırsat yolu bulup kalbime iğva ile tereddüt attı. Attığı tereddüt sen şeyhini sevmekte hürmet, hizmet yapmanda ve meşgul olmanda şeyhine yaptığın hürmet, hizmet, muhabbet sevgilerde Allah’tan ileri geçiyorsun. Şeyhe tapmış oluyorsun. Bu tereddütü kalbimize sürüyor. Bu tereddüt rahatsızlığı tahmini on onbeş gün sürdü. Sonra şeyhim Bilal Baba Hazretlerinin yanına gittim. Konuyu anlatmak için bir tenha yalnız bulmayı düşünüp oturdum. Ezan okundu. Namaza beraber gittik. Camide sünnetleri kılıp imama uyduk. Kendisi benim önümdeki safta bende kendisinin aynen arkasındaki safta imama uyduk kıyamda iken o ana kadar hiçbir namazlarda bana mızganma bir anda olsa mızganmak gelmez idi. O anda çokta değil dakikada değil bir an içinde üzerime bir ağır dağ bindi. O an için mızganma yok sallanmada yok devrilmede yok kalbimden kalbime mürid şeyhe şeyh Hak’ka sessiz harfsiz şahıssız bir anda söylenince hem üzerimdeki ağırlıklar kalktı kalbimdeki şeytanın vesvese tereddütleride gitti. Buradaki konular yanlış anlaşılmasın. Tasavvuf ülamalarına göre kendi başlarından konular geçtiği için her şeylerin hakikatına vakıf oldukları için arkaya konuları ümmeti Muhammed’e bir reçete halında bırakmışlar.

Bu fenafişeyh hakkında bir mürid yapışmış olduğu mürşid denilen hakkıyla Allah Resulullah taraflarından onların izniyle halkı Hak’ka irşad ikaz vazifeleri verilip o vazifeye tain olmuş ise işte öyle bir mürşidi kamile yapışan bir mürid tasavvuf ülamalarına göre o mürid öyle olan şeyhinin terbiyesi ile terbiyelenmez ise şeyhinin edebi ile edeblenmez ise o kimse başka türlü hadis ayetler ilede terbiyelenmez edeblenmez konularını yazmışlar. Mürid bilmesi lazımki kendisi cehalet gaflet nefsin ahlakı kötü huy zemimeleri hastalıklarının içinde kıvranmakta bu manevi hastalıklardan kurtulmam için beni rabbım bu zata teslim etmiş deyi bilmesi lazım. Lazım gelen Allah için kendisini manevi imanını imha edici hastalıklardan kurtarıcı olan manevi tabibe hürmet hizmeti edebi hayası tam olması lazım.

 Onun hayası edebi ile ahlakı ile tamamen kendisi onda yok olup fani olup. Tamamen ahlakı zemimelerden kurtulup yeniden ikinci anadan doğmuş misali temizlenip ondan sonra onun maneviyette ruhaniyetini Cenab-ı Hak tarafından onun teveccühü Resulullaha çevrilir. Aynen şeyhinde sevgi muhabbetler korku edeb şeyhine olduğu gibi ruhaniyetinde teveccühünü resulullaha çevirme zamanı gelince Cenabı Allah tarafından Resulullaha çevrilir. Şeyhinde fani olduğu gibi resulullah’ta da tamamen sevgiler muhabbetler ahlaklar kemal tam bulunca Cenab-ı Hak tarafından artık onun ruhaniyeti maneviyette Allah’a çevrilir. Orda sevgi muhabetler dünyalıklar iki dünyanın servetlerinin malındanfani olur. Dünyasından fani olur. Ayal evladından fani olur sonunda kendi nefsinden fani olur. Fenafillah makamına Allah’ın lütfu ile ermiş olur.

Dünyadan fani olmak nedir? Dünyadan nasıl fani olunur. Dünyadaki olan dünya varlıkları dünya maddiyeti, malı, mülkü, ailesi, evlat, efrad hülasa dünyanın içindeki olan maddi varlıkların muhabbet eseri kalbte kalmaz onlara iltifat etmez olur. Allah’tan gayri sevgilerden muhabbetlerden kesilir. Gayrilerden tat, lezzet, zevk almaz olur. Evet mürşidi kamiller fenafillah makamına geçirilir ise dünyasından evladından, malından, ailesinden, bütün dünyanın içindeki nam ve şöhretlerden hizmet hürmet davetlerden hepsinden fani olur. Fani dediği bunların hiç birinden zevk lezzet almaz olur. Bunların muhabbet sevgisi kalbinde kalmaz. Hak’tan başka. Mürşidi kamil olanların dünyaca böyle olunca ahrette Hak’tan gayri cenneti, cennetin içindeki nimetleri huri ve gılman ve Vildanlarının hepsinin sevgisi kalmaz hemde kalmaması lazım. Tek Allah sevgisi onun cemalinin sevgisi kalır. Hemde kalması lazım. Bu fenafişeyh, fenafiresul, fenafillah zuhuretinde neler zuhur edecek acaba Evliya-i Kiram buyuruyorlar ki:

مَحْوَ الْمُحِبِّ لِصِفَاتِه۪ وَاِثْبَا تِ الْحَب۪يبِ لِذاَتِه۪

Yani: “Aşığın kendi sıfatı ve zatı sevgili maşukunun zatı sıfatında yok olmak. Kendi sevgilisi, maşukunun sıfatını kendi zatında isbat etmek ve isbata geçmektir.”[2]

Burda önceki yazmış olduklarımızı kısaca yazmış idik. Fenafişeyh devrinde o zamanlarda bazen öyle zamanlar olurduki yürüyorsam yürüdüğüm yerde kendim yok olur. Yürüyen iskelet sıfat tamamen şeyhim olurdu. Nerde olsam kimseye bildirmez idim. Bazen gözlerim yaşarır manevi hallar değişirdi. Bazen oturduğum yerde bazen her hangi bir nerde olursam oralarda bu hal zuhur eder idi. Kendi iskeletim yokmuş, yok olur tamamen iskelet varlığı şeyhim olmuş gibi aynen olunca manevi hallar değişir ceryan çarpmış gibi değişiklikler olurdu.

Anlayanlara yürümek isteyenlere nasıl bir mürşid lazım alametlerini az çok yazıldı. Mürid böyle bir mürşide ne için yapıştığını sevdiğini anlayıp beni manevi kansere benzer imanımı yok edici ahlaki zemimelerden tedavi edip içim deki günah ocağını temizleyici böyle bir zata beni Allah teslim etmiştir. Beni Allah’ıma ancak bu kavuşturacak çünkü buna beni Allah teslim etti. Bilmesi lazım. Şeyh dediğimiz hakkı ile o mürşidliğe batınen Allah Resulullah tarafından ümmeti Muhammedi uyarmak için ikaz etmek için halkı Hak’ka davet için tayin olmuş öyle bir mürşid ise o mürşidde kendisine sırf Allah için teslim olup intisap eden müridlerini bunları bana teslim eden Allah’tır bunlar bana Allah’ın emanetidir. Allah’ın teslim ettiği emanetine nasıl davranmam gerekir nasıl onların dünya ahretlerinin saadetine kavuştura bilirim diye onları kendi öz evlatlarından daha ileri bilmesi lazım çünkü onlar Allah’ın emanetidir.

İşte bu dereceye ulaşmış böyle bir zat dünyada hayatında iken ondan fayda çok menfaatler görüldüğü gibi duası ile müşküllerin hal olduğu gibi böyle olan bir zatların dünyadan ahrete göçmelerinden sonrada iskelet cesetleri ile vazifeler bitti isede fakat ruhaniyette ruhları ölmüş değildir. Diridir. Daha keskindir. Öyle bir zatlara Allah için bağlı itikatlı olanlar onların ölümünden sonrada maneviyetle-rinden ruhaniyetlerinden fayda görülür. Ve bizlerde görmekteyiz. Ehamdülillah. Onların ruhlarına suretlerine teveccih yapılmasında kalbin düzelip değişilip bir feyizli hala gelmeleri var. Kısadan nasılki Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin ruhaniyetine maneviyetine teveccih rabıtalar yapılıp faydalar görüp caiz olduğu gibi salavatlar getirilirken kendine ve ali evladlarıda salavata müşterek katılması caiz olduğu gibi rabıta teveccihde Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize ve onun halifelerine hali hayatta ve ölümlerinden sonrada rabıta teveccüh yapılması caiz oluyor.

Hadis-i Şerif:

اَلْمُؤْمِنُ لـِلْمُؤْمِنِ كَالْـبُنْيَانِ يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا

Yani, “Bir mü’min inanç, sevgi ile yekdiğer bir mü’mine sevgi ile rabıta yapar ise, düşmüş olduğu maddi ve manevi sıkıntılarından kurtulur ve muhafaza olur.”[3]

Bir müşkül sıkıntı zamanlarınızda hüsnü zan ettiğiniz bir mü’mini kamile rabıta teveccüh yapabilirsiniz. Müşkülünüz hal olur sıkıntılarınız gider buyuruyor.

Yine Rabıta hakkında Hadis-i Şerif:

اَلْمُؤْمِنُ يَأْلـِفُ وَلاَخَيْرَ ف۪يمَنْ لاَ يَأْلـِفُ وَلاَ يُؤْلَفُ

Yani: “Allah’ın böyle sevdiği ulemalar ile zahir onlarla sohbetten kesilmiş olanlar ve Benim hiç kimseye ihtiyacım yoktur, deyip, bu gibi Allah’a sevilmiş ve Allah’ı seven mü’minlere rabıta-ı ülfetten kesilmiş olanlarda hayır yoktur”[4] diye buyurmuştur.

Yarın mahşer gününde onların eğitiminden sorumluluk var. Kendisi yarım olanlar müridleride yarım noksana aşılayanlar düşünsünler Allah indinde yarin ne kadar sorumlular sorgular açılacak mürşide sen hakkıyla ehli takva olsan idi. Tütün içmekten kerih olan bid’atten buna benzeyen şüphelilerden sakıncalı olsan idi. Bunlarda sana bakarlar bunlarda takva sahibi olurlar idi. Bunlar başına senin her şeyi bilirsin bizi içimizi temizleyip aslımıza Allah’a resulullah’a kavuşturur güzel ahlaklara takvaya yapıştırır. Nefis havalarından savıştırır diye sana yapıştılar idi. Onlar bilmiyorlar idi. Sende bilirim diye kendine alim, ülama, şeyh ismini taktın gel bakalım sorulara azap çekmeye cevaplar ver denilecek. Allah korusun ümmeti Muhammed’i.

Sen böyle şeyh, alim, ülema göründüğün halde bilindiğin halde başta nefis arzusundan ibaret olan en kötü kerih olan tütünü içer isen birinci hadisi şerifin mealine göre bid’atle yapılan amele şeytan karışır. Rüyasına girer kendi itikatını kendisine güzel gösterir. Tamam bildirir sonu felakettir sebebi bid’atle amel yapmasından dolayı şeytan amele karışıyor.

Hadisi şerif: Enes radıyallahu anh’dan

اِنَّ الْعَبْدَ اِذَا عَمِلَ بِالْبِدْعَةِ خَلَاهُ الشَّيْطَانُ وَالْعِبَادَةِ وَالْقِيَ عَلَيْهِ الْخُشُوعِ وَالْبُكٰۤاءِ

 Yani buyurdu ki: “Muhakkak bir kul bid’at ile amel işler ise muhakkak o kimseye şeytan müdahale eder. Ve o kimsenin ibadetinede karışır. Ve o kimseye korkular verir. Evhem yani korku verir ve o kimseyi ağlatır.”[5]

Şeytanın ağlatması çocuk ağlaması gibi sesle ağlatır o yana buyana kafasını sallar bilki şeytandandır. Şeytanında ağlatması kendisi bid’atle amel yaptığından şeytan karışıyor. Bid’atleri terk etmesi lazımdır. Rahmandan gelen bir ağıt içi kalbi yanar derin nefes alır. Gözden yaşlarda bazen dökülür içi yanar sessiz olur. Buna dair bir hadisi şerif daha: Huzeyfe radıyallahu anh’dan rivayetle

بُكٰۤاءِ الْمُؤْمِنِ مِنْ قَلْبِه۪ وَبُكٰۤاءِ الْمُنَافِقِ مِنْ هَامَّتِه۪

Yani “Mü’minin ağlaması kalb iledir. Münafıgın ağlaması baykuş gibidir.”[6]

Baykuş o tarafa bu tarafa başını bükerek öter seslenir. Münafıkta zikrederek ağlar ise aynı onun gibi ses ile ağlar. Bunun da sebebi bid’atla amel ettiği içindir. Bid’atlerden bir alim ülema bir şeyh ismi altında olanlarımız dikkatle çok sakınmalıyızki cahiller gafiller bir şey anlamıyanlar bunlara bakanlar onların gevşemelerine bid’atlere yönelmelerine yol açmaya işte alim, ülema, şeyh isminde görenler sebep olurlar cahillerin daha serbest olup bunda bir kötü kerih bir şey olsa idi filan şeyh, filan alim, filan hoca bunu içmez idi. Buna benzeyenleride yapmaz idi. Deyip onların daha cesaretle harama kadar gitmelerine bunlar sebep olurlar. Yazılan kitabımızda bu konular yazıldı idi. Ancak bizlerin sözümüz duamız bu tütün içmeye, içki kullanmaya, alkol, bira daha çeşitli isimler ile kerih olan sarhoşluk verenleri bunlara müptela olan tiryaki olan din kardaşlarımıza, Müslüman kardaşlarımıza Cenab-ı Hak teala Hazretleri bir an evvel soğukluğunu verip kurtulmalarını hidayet eylesin amin.

Resulu Ekrem sallallahu teala aleyhi vesellem Efendimiz bir diğer hadisi şeriflerinde buyuruyorlar ki.

تَفَكُّرُ سَاعَةٍ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ سَنَةٍ

Yani: “Bir saat tefekkür bin seneden hayırlıdır.”[7] demektir.

Hayırlı rızalı olarak bir saat enaz tefekkürde oturmak bin seneden hayırlı olduğunu hadisi şerifte buyuruyor. O düşüncelerimiz tefekkürde düşünecelerimiz Rabbım cümlemize anlatsın. Rızalı olaraktan bildirip yapılmasını kolaylığını ihsan etsin.

Bu düşünceler hayırlı Allah’ın rızasına uygun olmak düşünceleri tefekkürüdür. Kıbleye karşı oturup gözleri kapalı ölümü, ölüm hallarını mezara yolculuk hallarını mezarın çukuruna indirilme hallarını mezara konup taşlar topraklar ile üzerleri tamamen kapatılma hallarını düşünür. Başa gelecek bu işleri şimdiden gelmiş gibi bilir.

Mezarda sorgu melekleri ile karşılaşacağını ve onlara cevap vereceğini ve mezara nasıl bir hal ile nasıl bir fiiller ile nasıl bir ameller ile gelmiş ise ona göre mezar ya cennet bahçelerinden bir bahçe rahmet melekleri saygı ile hürmet ile gelip müjdeler ile karşılayıp mezarını genişletip nurlandırıp, Allah’ın rızasına uygun yaptığı ameller çok sevdiği kimselerin suretinde gelip kendine hem hizmet hem de kıyamete kadar yoldaş olacaklarını bunları düşünür. Yapmış olduğu Allah’ın hoşuna gelmiyen kötü fiileri kötü amellere defterinden silinmek için tevbe etmeyi bir dahi nefsin kötü emirlere emrettiği emirlerine gitmeyeceğine vaadle düşünür. Tefekkür eder. Bu başa gelecek karşılaşacağı işleri aynen şimdi karşılaşmış gibi bilerek oturur. Böyle bir saat tefekkür eder. Artık Allah’ın nazar ettiği bu kalbi bu emanet olan vücuttaki aza organları bundan sonra Allah’ın rızasına, zikrinde çalışmayı düşünüp tefekkür yapar. Ciddiyetini muhafaza ederek gecesini gündüzünü saatlerini dakikalarını alıp verdiği nefeslerini beyhude yere zay ettiklerine çok nadim mütesirlikle pişman olur. Bundan sonra gayretle kalbe bu organlara sahip olup namazını zikrini dersini Kur’anını sair ibadetlerini yaparken dikkatli olup bu okuduğum ayetleri kıldığım bu namazları çektiğim bu tesbihleri artık Cenab-ı Hak’ka münacatla riyadan iftihardan kibir gururdan arıdarak ahlaki zemimelerin cümlesini kalbden temizleyerek nefsini uyarı yaparak işte bu günkü günüm son günmüş gibi bilmen lazım ey zalim nefis. Bu yaşadığım saatimi son satmiş gibi bilmen lazım. Böylece dikkatli olup davranılması lazım.

Gayret yapıp mühim olan Allah’ın nazar ettiği kalbte nefsin arzu hava zevk putlarını o kalbten tamamen bütün arzularını ordan atılmasını yüce Rabbımdan reca ederek yardım isteyerek o kalbte Allah sevgisi aşkından Allah feyzinden Allah Rızasından başkalarının hepsini kalbten atıp yalnız Allah rızası kalmasına gayret ciddiyet lazımdır. Bu konularda yüce Rabbım yardım hidayetini üzerimizden esirgemesin. Bazen insanlarda bana tecellii ilahiyeler geliyor feyizi ilahi İlhami rabbaniler gelip söyleniyor diyorlar. İlhami rabbani tecelliihi ilahi feyzi ilahi nefsin bütün kötü huyu ahlakları arzu istekleri o kalbe yerleşmiş kökleşmiş yer tutmuş sanki o kalbi kiraya tutmuşlar çıkmak istemiyorlar.

Öyle bir kötü huy ve ahlaklar kalbte arınmamış sökülüp arzu putları atılmamış olan kalbe Cenab-ı Hak ilham etmez tasavvuf ehlinin mübarek sözleri böyledir. İşte bir saat içindeki hayırlı mehfaat verici rızalı düşüncelerden bir kısımlar yazılmış oldu. Geri bilmediklerimizi Rabbım bildirip öğretsin tutmayıda kolaylıkla nasip müyesser eylesin.

Bir hadisi şerifinde sevgili Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyorlar ki:

مَنْ عَمِلَ بِمَا عَلِمَ رَزَقَهُ اللّٰهُ عَلِمَ مَالَمْ يَعْلَمْ

Mealinde: “İlmi ile amil olan alime Cenab-ı Hak ilmi ledüni ihsan eder.”[8]

Yani bir kimse gücünün miktarı Allahu teala hazretlerini sevip sevilmek ona yakın olmak ve onun rızasına muhabbetine kavuşmak gayri arzulardan savuşmak niyetiyle gücünün miktarı bu niyet ile Allah’a zikir ibadetle ihlaslı ameller ile bildiği kadar anladığı kadar ile çalışmaya başlar devam ederse Allahu teala hazretleri o kimseye sair bilmediklerini ona bildirir öğretir buyuruyor. Cenab-ı Hak buna cümlemizi layık etsin. Amin ya Muin.

 


[1] Tevbe 9/119.

[2] Mevahibi Ledüniye ikinci Cilt:Saife:123

[3] Kenzül İrfan 1001 hadis s.136/880

[4] Kenzül İrfan 1001 hadis s.81/492

[5] Ebu Nasr, Ğarâibul Ehadis

[6] Tabarani Fil kebir Vel ukeyli ve Ebu Naim’in Hilyesi

[7] Deylemi Müsned 2/46

 

[8] Kenzül İrfan 1001 hadis s.101/639

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>