canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Sülukün Mahiyeti - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

SÜLUKÜN MAHİYETİ

 

1- Fark, 2- Cem, 3- Mahv, 4- Sahv, 5- Fena, 6- Beka, 7- Zuhur.

1- Fark: Sülük ehli Hakkıyla çalışırsa verilen evrad ezkarlara Huzuru kalb ile devam ederse, nafileleride ilave ederse abdestli durmayı adet yaparsa misvak kullanmayı gece teheccüde devam dersinden gayri kelime-i tevhide devam az yemekle ve yemeği helal kazanç ile yemek bunlarla beraber arzu isteği tek Allah sevgisini ve Allah dostuluğuna kavuşmak niyeti ile devam ederse fark etmek, anlayış her şeylerin zahir ve batınını Allah dilerse fark ettirir, hisseder anlar iman kuvvetleşir.

2- Cem: Cenab-ı Hak’kın kendisini ananiyeti olan benlik zincirinden kurtarıp her yerde Hak’kı hazır görür. ve hazır bilir kendinde benlik kalmaz her zuhur eden halları ağızda söylenen dilleri çıkan sedaları sahibinden dinlemeye başlar. Cenab-ı Hak ile ünsiyet başlar. Ünsiyet dediğimiz kendisi yok olup her an Hak ile beraber olduğunu tastik eder. Bütün her şeylerin Hak ile gaim olduğunu yakinen tastik eder anlar.

3- Mahv: Mahv-e geçmesi sıfattan mana alemine geçer. Mana alemine geçince suretini halka gösterişli kıyafetlerden hoşlanmaz. Kalb tasfiyesine devam eder. Çünkü kalb ahlaki zemimelerden tamamen arınıp silinmeyince o kalbe Cenab-ı Hak tecelli, İlhami rabbani etmez.

4- Sahv: Sahv dediğimiz buraya kadar bir sülük ehli çalışırsa her şeyin Hak ile gaim olduğunu tereddütsüz inanır. Her şey Hak ile gaim vechi Muhammed’den Allah görünür her daim. Yani her şeyin hakikatine mütealli olunca Cenab-ı Hak o kimseyi geri Sahv-e çıkarır. Ayıklığa dönderir. Mahvi fenada bazen o kimselerde esrik (ayıklık ile sarhoşluk arasında olmak) halleri zuhur eder. Esrik halından ileri geçmeyen kimse şeyhlik makamına münasip olmaz.

5- Fena: Kendisi sevgili dostunun yolunda cidden Sıdkı sadakat ile çalışırsa Cenab-ı Hak murad eder ise o kimseyi tecelliyetine gark eder. O tecelliyette o kimsenin kendi varlığı fani olur. Yok olur. Hak’kın varlığından başka bir şey görmez olur. Cenab-ı Hak diler ise o kimseyi tecelliyeti ile öldürür. Fani kılar hem geri diriltir. Hemde zahire çıkartır. O kimse Hâlık’ını anlar. Mahluk olduğunu da anlar. Fena sahrasına ermez ise salik, devleti irfana olamaz malik.

6- Beka: İman, İtikat, tevekkül kemal bulunca aşkı ilahide kemal bulunca Hak’tan gayri küllü arzular tamemen kalbten gidince yalnız istek arzuları Allah olunca anlar. Aşık en kıymetli canını dostuna feda edince beka mülkünün vereslerine layık olur. Suretten geçer. Ten canın tahtı, canda cananın tahtı olduğunu anlar. Dostluk kemal bulur. Bütün varlıklar Allah aşkında yok olur. Beka mülkünün veresçisi olur. İnşallahu teala çünkü en kıymetli olan canını dostuna feda edince bakalım dostu karşılık ne ikram ne varidatlar ihsan edecek. Ehli olan mahallerinde anlar bilir.

7- Zuhur: Bir ehli sülükte hertürlü imtihanlara yılmadan göğüs gerip hakkıyla hem farz ibadetleri hem nafile ibadetlere riyazet mücadeleler ile çalışır ise Hak’tan gelen hertürlü imtihanlara sabır, sebat ile doğru çıkar dosttan gelen hertürlü iptilalara meşakkatlara sebatlı olarak devam eder ise mürşidine son derece sevgi muhabbed itikatla teveccüh rabıtasını ayırmayarak çalışır ise iman itikat teslimiyet tevekkül bu kimsede kemal bulunca varidatı ilahi olarak neler gelir acaba gardaşım. Allah’ın velisi varidatı ilahiyesi affı, mağfireti, şefkat merhameti hiçbir kimseye benzemez.

Bu kimseye ihsani ilahi olarak gelenler: Sakinlik gelir, sukünetlik gelir, sabırlılık gelir, sehavet gelir, haya edeb gelir, yakin gelir. İnsanlara merhamet şevkat acımak hissiyeti gelir. Hüsnü Hulk gelir. Hüsnü Hulk da:

Cenab-ı Hak’kın sevdiği güzel huylar bu varidatı ilahiyelerin gelmesi o çalışan kimselerin kabiliyetine göre her mevkide Cenab-ı Hak lüzumuna göre ihsan eder. Bir çocuğa biçilen elbisesi vücud kalıbına göre biçilir. Daha ömrü olur yetişir ise vücuda biçilen elbisede kalıbına göre biçilir. Bir ehli sülükde, sülük hallerinde Ruhan çalışır. Çocuğun yetişip elbisesi kalıbına göre biçildiği gibi Cenab-ı Hak’ta kendisine dostluk kazanmak niyeti ile ihlaslı çalışan kimseler her mertebeye gelince mertebe derecesine göre varidatı ilahiyeler ihsan eder.

Bu kimse o zaman hakkı ile zuhuratı anlar. Kendi iradesini terk eder. Ruhsatıda terk eder. Her işlerini zuhurata bağlar. Cenab-ı Hak ne emrediyor, neyi işaret yapıyor, neyi gösteriyorsa ona tabi olur. Zuhurat denilen herkesin anlayabileceği bir yuka ağaç yongası denizin üstünde duruyor. Ne taraftan rüzgar eserse yonga o tarafa gider. Yonganın hareketi yönlere gitmesi rüzgara bağlıdır. Bunun gibi zuhuratı anlayan kişide Cenab-ı Hak kendisini ne tarafa yönlendirir neyi işaret yapar neyi zuhur ettirir ise ona tabi olur.

Bunların her biri bir felekdir. Dünya gibidir. Cemi-i efIakdır. İnsan bunların cümlesinin kapısıdır. Yani hepsi insandadır. İnsanın ayinesine bunların hepsi sığar.

Cenab-ı Hak Hadisi Kudsisinde buyuruyorki.

مَا وَسِعَن۪ي أَرْض۪ي وَلَا سَمٰۤائ۪ي وَوَسِعَن۪ي قَلْبِ عَبْدِي الْمُؤْمِنِ

“Yerlerim, göklerim geniş gelmedi, illa mü'­min kulumun kalbi geniş geldi”[1] dediği budur. Mürid süluk esnasında çalışır iken evvel fark, sonra cem', sonra mahva, sonra sahva, sonra fenaya, son­ra bekaya, sonra zuhura varır. İnsan denen insan bunları geçendir. Bu kapıları açan anahtarları da zincirleri de yedidir. Ayet-i kerime:

وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰىۙ

 “İnsan ancak çalışmak içindir.”[2]

1- İman-ı kamil, 2- İlim ile amel, 3- Sehavet cömertlik, 4- Ka­naat ile vera', 5- Tevazu ile ibadet, 6- Tevbe ile ihlas, 7- Sabır ile cefaya tahammüldür.

Tevekkül-ü tam ile bunlara çalışan kimse bu kapıları açar. Dergah-ı İlahiyeye kadar geçer yerlerde ve göklerde olan perdeleri Hak kaldırır, gösterir. Nefs-i emmareden levvameye, mülhimeye, mutmainneye, raziyeye, marziyyeye, safiyeye varır. Alem-i gayb olanları, sirr-i İlahiyeyi, tecelli’i İlahi­yeleri hergün çoğalmakda görür, yahut görmez ise idrak eder. İdrak görmekten büyüktür. Cennetten yeryüzüne zincir uzanması budur. İşte bu kimse cenneti buldu. Nur yolunu tuttu, nura kavuştu, nur oldu. Çalışan bulur. İşte buraya kadar insan yukarıdan aşağıya geldiği gibi geride o alemi bulacaktır İnsan bu dünyada kemal buldu. Yukarıdakilerin sonunda hepsini gösteren ayinedir. Bir ağacın yere ekilen tohumu ne ise ağacın Başındaki meyvası tohumu aynı evvelki gibi olur. Evvela insan kamil suretinde nur-ı Muhammediye idi. Süzülüp geldi. Burada aynı oldu.

Mesela sığırlar yayılmaya çıkarlar. Akşam herkes yatağına dönerler. Bu­nun gibi ruhlar alem-i ezelden süzülüp geldiler. Hak teala bunlar için iki yatak bıraktı: Biri illiyyin cennette, biri siccindedir. Cehennemde, cennet de iki esma-i İlahiyedendir. İkiside O'nundur. cenneti, Rahmetinden cehennemi gazabından yarattı. Yani cennet güzel, rahmet eseredir, cehennem gazab-ı İlahi, şiddet, korkunç hiddet eseridir.

Cenab-ı Hak’da adalet vardır, Kullar hangisinin yolunu tutar ise onu bulur. Ona layık olur. Hak Teaala'ya hiç ziyan yoktur. Layıkını verir. Nur yolunu tutan nur olur, Kur’an, zikir, ibadet nurdur. Şeriatın emirleri nurdur. Nehyettikleri zulumattır. Zulumat yolunu tutanların cehennem sı­fatı yüzünde görünür. İşte bu dünyada iken ikisi de layıkını buldular. İnsan cenneti burada bulur. Kendinde cennet nişanları görünür. Cehennemide burada bulur Nişanları aşikara olur. herne buldularsa Burada iken buldular, vesselam.

Yedi kat birbirinin altındadır. Her biri bir alemdir, yedidir. Birin­ci katta bu dünyadan aşağı bu gözümüze görünen göklerin ve yerlerin ve daha ötesindedir. Mesela sağdan sola gözümüze görünen göklerden daha ötedir. O bir kat yer daha ondan ötedir. Böyle böyle yedi kat yerler her biri bu dünyanın büyüklüğünde olarak aşağı inerler. Ondan sonra daha nice bu dünyanın misli kadar aşağı iner. Yedi cehennem. her biri bu dünyanın yüzlerce misli olarak aşağı inerler. Cehennem bu dünyadan büyük olduğuna inanmayanlara büyük bir de­lil aşikare göstereyim;

Güneş’in bu dünyadan nice kereler büyük olduğunu her insan tasdik ediyor. Halbuki göze görünen güneş bir parçadır,. Bu muhakkak-tır ki dünyadan büyüktür öyle ise insafla kendini yokla, cehennem bu dünyadan kerrelerce, cennet cehennemden kerrelerce büyüktür. Cehennemin sıcağını anlamak kolaydır. Güneş dünyaya ne kadar uzak iken nasıl yakıyor, artık cehennemi de düşün, vesselam.

 


[1] Müzekki’n-Nüfus, Ahmed İbni Receb el-Hanbali Câmiu’l-ulûm vel Hikem s.398 (Beyrut), Deylemi el-Firdevsü bi Me’sûru’l-Hıtab c.3.s.174/4446 (Beyrut),Münavi Feyzu’l-Kadir, c. 2, s. 496 (Mısır).

[2] Necm 53/39

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>