canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Bu Alem Beş Türlü Yaratılmıştır - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

BU ALEM BEŞ TÜRLÜ YARATILMIŞTIR

 

Cenab-ı Hak bu alemi beş türlü yaratmıştır

1- Alemi nasut: İşte bu göz ile görülen el ile tutulan bu gördüğümüz hissettiğimiz alemi nasuhdur bu dünya alemidir ay güneş yıldız hepisi bu dünya aleminindir alemi nasuhdandır Cenab-ı Hak Kur’anı Kerim de buyuruyor ki:

وَلَقَدْ زَيَّنَّا السَّمَآءَ الدُّنْيَا بِمَصَاب۪يحَ

 “Ben dünyayı zinetlendirdim yıldızlarla ayla güneşle süsledim.”[1]

Evin içine ışık yakdığın gibi.

Bir adam nekadar yükselse ayı yıldızı güneşi ileri geçse yine budünyanın içindedir buna alemi nasuh derler sonra

2- Alemi melekut: Daha geniş alemki o alem meleklerin alemidir o alem rüya alemidir o aleme geçen kimse nefsi mülhimeye geçmiş olur. sonra

3- Alemi ceberut: Nurani okadar genişki bu dünyanın yüzbinlerce genişliğindedir ondan sonra

4- Alemi lahut: Ondan sonra

5- Alemi hayret: Böylece derviş bu beş alemi çalışa çalışa geçer alemi nasuhu, alemi melekutu, alemi ceberutu, alemi lahutu geçer alemi hayrete düşer gurbiyyeti ilahiyeye vasıl olur artık ne kendini, nede nasıl olduğunu bilmez.

Şeyhimiz Bilal Baba hazretleri buyurdu ki: evin batı tarafından dereden çay akıyor. Oradan bir abdest aldım. Temiz bir çimen üzerinde namaz kıldım. Kıbleye karşı gözler kapalı oturdum. Bir müddet sonra Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem zuhur etti. Benim tarafa geliyor. Yakına gelince bu kelamları üç sefer bana tekrar söyledi. Bende kelamların ne demek olduğunu o zaman anladım.

اَلشَّيْخُ مَرْكُوبِ الْمُر۪يد،ِ اَلشَّيْخُ سَف۪ينَةِ الْمُر۪يدِ، اَلشَّيْخُ مِعْرَاجِ الْمُر۪يدِ

Yani; “Şeyh müridin karada binegi denizde gemisi göklere çıkmağa merdivenidir.” Bir adam uzak bir yola gitmek için evvela bir binek arar müridin karada binegi şeyhinin gönlüdür manaviyyatıdır şeyhin manaviyyatından yol gider denizde gemisi gibidir yine onun kalbinin içine girmeden gidilmez göklere çıkmağa merdivenidir. Buna dair. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki. Şeyhimiz Bilal Baba Hazretlerinden rivayet.

“Irak’da erler zuhur eder sanki yerden arşurrahmana merdiven kurarlar.”

Irak dediği Şam diyarıdır. Irak Şam hepsi Şam diyarı sayılır hepsi beşinci orduya bağlıdır. Bizim bu diyarın hepsi Elbistan’a kadar Şam diyarı sayılır burada öyle erler zuhur ederki sanki yerden arşurrahmana merdiven kurarlar halkı Hak’ka irşat ederler. İşte alemi nasuhdan, alemi melekuta, ordan alemi ceberuta, ordan alemi lahuta daha sonra alemi gaybe kavuşdururlar. Alemi gaybde kendini kaybeder. Allahu Teala Hazretlerinin varlığından başka bir şey kalmaz nasıl suya düşen camın kendi kendini kaybedip bilmedigi gibi. fakat camın vücudu yine var insan Hak olmaz Allahu Tealaya kavuşmayla haşa Allah olmaz.

Bazı zındıklar biz hakıkate erdik artık bizim için bir şey kalmadı diyenler çok yanılıyor.

MAHŞERE GELİŞ

فَمِنْهُمْ ظَالِمٌ لِنَفْسِه۪ۚ

“İmdi onlardan nefsine zulmeden vardır.”[2]

Kullarımdan bazıları varki kendi nefislerine zulmeder kendi nefislerine zalimdirler. Çünkü ben onları cennete cemalime layık olarak yaratmışım seve seve yaratmışım isterimki hepsi cennete gitsin kendisi kendine zulmedip zorla cehenneme çekiyor ikinci

وَمِنْهُمْ مُقْتَصِدٌۚ

Ve onlardan mutedil olan vardır.”[3] birde muktesid kulla-rım var ki yani orta hallı bazı nefsine zulmeder zalimlerden olur bazı tövbekarlardan olur buda muktesid orta hallidir. Bu kimsenin defteri ameli sırtına yüklenip yayan olarak mahşer yerine gelecektir. Üçüncü. İyilik, hayrat yolunda gidenlerdir.

وَمِنْهُمْ سَابِقٌ بِالْخَيْرَاتِ بِاِذْنِ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَضْلُ الْكَب۪يرُۜ

“Ve onlardan izn-i ilâhî ile hayırlarda ileri geçen vardır. İşte bu, en büyük bir keremdir.”[4]

وَكُنْتُمْ اَزْوَاجًا ثَلٰثَةًۜ ﴿7﴾ فَاَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَآ اَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِۜ ﴿8﴾ وَاَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِ مَآ اَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِۜ ﴿9﴾ وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَۙ ﴿10﴾ اُو۬لٰٓئِكَ الْمُقَرَّبُونَۚ ﴿11﴾ ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِ ﴿12﴾

“Siz o kıyamet günü mahşere üç bölük gelirsiniz. Biri Allahu Tealanın emrini kabul edip amel edenlerdir. Biri Alla-hu Tealanın emirlerine uymayanlar ve tutmayanlar amel etmeyenlerdir. Biri de Allahu Tealaya sevilmek için zikrullahı çok namazı çok cömertliği çok edenlerdir. Bunların biri eshabul meymene ve biri eshabul meşeme biri de sabıklar-dır.”[5]

Bunları Resulu Ekrem Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hadisi şeriflerinde beyan ediyor. Resulullah aleyhissalâtu vesselam buyuruyor ki:

يَحْشُرُ النَّاسُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلٰى ثَلَا ثَةِ أَصْنَافٍ صِنِفٌ مُشَاةٌ وَصِنِفٌ رُكْبَانٌ وَ صِنِفٌ عَلٰى وُجُوهِهِمْ

“Nas mahşere üç bölük olarak gelirler. Bir yaya olarak arkalarında yükleri ile gelirler. Bunlar Eshabul Meymenedir. Biri yüzlerinin üstü sürünü sürünü gelirler deyince Hz. Aişe’i Sıddıka validemiz:

ق۪يلَ يَا رَسُولُ اللّٰهِ وَ كَيْفَ يَمْشُونَ عَلٰى وَجُوهِهِمْ؟

Ya Resulallah insan yüz üstü nasıl yürür deyince;

قَالَ: إِنَّ الَّذ۪ينَ أَمْشَاهُمْ عَلٰى أَقْدَامَهُمْ قَادِرٌ عَلٰى أَنْ يَمْش۪يهِمْ عَلٰى وُجُوِهِهِمْ

“O Allah ayak üstünde yürüttüğü gibi yüzüstü yürütmeye de kadirdir.” diye buyurmuştur. Bu yüzüstü yürüyenler Allahu Tealaya isyankar olanlardır. Kendi nefislerine azap yönünden zulüm edenlerdir. Bunlar Eshabul meş’emedir. Üçüncü Sabikunlar binekler üzerinde[6] Bunlar Allah’ın rıza yolunda takva yolunda hayrat yolunda zikrullah yolunda herkeslerden ileri geçenler. Hayrat yolunda sabkat edenler. Bunlar ibadette sabıklar ileri geçenlerdir. Kabirlerinden güneş gibi nurlu kalkarlar. Cennetten Buraklar ve hulleler gelir. Melaike etrafını alır yüzlerinin nuru mahşeri ışıtarak alay halinde gelirler.

Mahşere gelirken insanların nur konusu Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir hadisinde buyuruyorlar ki ümmetimden bazı kimseler varki mezardan kalkıp gelirken bir kısmının yüzünün nur ziyasının mesafesi Mekke ile Sena arası kadar mesafeye nur ziyaları vurur. Aydınlatır. Bazı kimseler de var ki kendisi önüne yürüyecek kadar aydınlanır. Her şahsın ihlaslı amel derecesine göre nuru vardır.)

Mahşer halkı görünce bunlar kimlerdir. Bize belki yardım ederler. Bunlar Peygamberlermidir diyerek beklerler. Yaklaşınca görürlerki bunlar dünyada iken Allahu tealayı çok zikreden çok namaz kılan çok cömertlik yapan, Allah için sevişen dervişlerdir. Bunlar bizim tanıdığımız yakinen bildiğimiz komşularımız tanışlarımızdır. Dervişler-dir. Ah komşumuz halimize bak sen çok yüksek nur sahibi olmuşsun. Ayet:

يَوْمَ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالْمُنَافِقَاتُ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا انْظُرُونَا نَقْتَبِسْ مِنْ نُورِكُمْ ق۪يلَ ارْجِعُوا وَرَآءَكُمْ فَالْتَمِسُوا نُورًاۜ فَضُرِبَ بَيْنَهُمْ

“O gün münafıklar ve münafıkalar, imân etmiş olanlara diyeceklerdir ki: "Bize bakınız, nûrunuzdan bir parça ışık ala-lım."[7]

Biz sizin nurunuzdan iktibas edelim derler istifade edelim derler. O zaman onlar derlerki Cenab-ı Hak bu Nuru size haram kılmış siz dünyadayken zikrullahla alay ederdiniz bizimle alay ederdiniz demeye kalmaz Cenab-ı Hak araya sur çeker

بِسُورٍ لَهُ بَابٌۜ بَاطِنُهُ ف۪يهِ الرَّحْمَةُ وَظَاهِرُهُ مِنْ قِبَلِهِ الْعَذَابُۜ

 “(O nifak ehline) denilmiş olur ki, "Dönün arkanıza da bir nûr arayın". Artık bir duvar çekilmiştir ki, onun için bir kapı vardır, iç tarafında rahmet vardır. Dış tarafı ise onun cânibinden (de) azap vardır.” [8]

Bir kimse şeriatı Muhammediye ile ve tarıkatı Âliye ile amel ederse bu nimetlere erer yoksa yalınız zikrullah eden buna nail olamaz yalınız şeriatta kalanda buna nail olamaz hem şeriat, hem tarikat, hem zikrullah’ı beraber yapan bunu bulur Cenab-ı Hak Kur’anı Kerim’de hem şeriatı hem tarikatı haber vermiştir. Niçin tarikatı tutmayalım marifetullah erkanını bırakalım Cenab-ı Hak buyuruyorki.

 


[1] Mülk 67/5.

[2] Fatır -35/32)

[3] Fatır -35/32)

[4] Fatır-35/32

[5] Vakıa 56/7-12.

[6] Rüdani c.5.s.382

[7] Hadid-57/13.

[8] Hadid-57/13.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>