canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Mahşere Amelin Kime Benzediyse Onlarla Gideceksin - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

 

MAHŞERE AMELİN KİME BENZEDİYSE ONLARLA GİDECEKSİN

 

Zilzal Suresi:

اِذَا زُلْزِلَتِ الْاَرْضُ زِلْزَالَهَاۙ

1. Ne zaman İsrafil aleyhisselam suru üfürünce müfessir efendilerimiz bir kısmı ikinci üfürmesinde ekseriyetle birinci süru üfürmesine karar vermesine göre birinci Süru İsrafil aleyhisselam üfürdüğü zaman bu üstünde sükunetle sakin yaşadığımız göz ile görünen dünya dağı ile toprağı ile ovası ile denizi ile yek vücut sallanmaya başlayacak. Büyük bir vücutla zelzeleye başlanacak. Bu sallantı zelzele olunca.

وَاَخْرَجَتِ الْاَرْضُ اَثْقَالَهَاۙ

2- Dünyanın içinde ne kadar gizli saklı defineler var ise ne kadar toprağın altına defin olunan meftalar var ise bunları dünya arz içinden dışarı ihraç edip dışarı atacak.

وَقَالَ الْاِنْسَانُ مَا لَهَاۚ

3- İnsanlar bunu görünce dünya hareket ahvallarına bakıp ne oldu yâ Rabbî diye hayrata düşecekler.

يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ اَخْبَارَهَاۙ ﴿﴾  بِاَنَّ رَبَّكَ اَوْحٰى لَهَاۜ ﴿﴾

4- 5- Cenab-ı Hak teala hazretleri o gün için dünyaya vahy edip içindekilerini ve üzerinde neler yapıldı. İnsanlar tarafından arz, yer üzerinde yapılan hayır işleri haber verir. Günah yapılan yerler üzerlerinde günaha ait olanlardan zina içki kumar fuhşiyetler hangi mahalde bunlar yapıldı ise o yapılan topraklar evler yapılan mahaller yapılan hayırları ve bütün şer günah fuhşiyetleri hiçbir tanesini gizlemeyerek o topraklar o evler o meskenler Allah’ın emri ile ihbarcı olup haber verecekler.

Cenab-ı Hak bu arza yani yere meskenlere üzerlerinde yapılan hayırlar ve şerler ve vukuatlar neler yapıldı ise üzer-lerinde Cenab-ı Hak’kın emri ile arz mesken evler yerler lisana gelip üstünde yapılan cinayetleri fuhşiyetleri yapılan hayır işleri ibadet zikir o mesken yerler lisana gelip bunları haber verecek. Bunların hepsini lisan ile konuşturmaya Al-lah’ın kudreti kuvveti yeter ve indinde mümkündür.

 يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ النَّاسُ اَشْتَاتًاۙ لِيُرَوْا اَعْمَالَهُمْۜ ﴿﴾ فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُۜ ﴿﴾ وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ ﴿﴾

6-7-8- O günde sur üfürülünce insanlar Allahu Teala hazretlerinin ruhlara emir verip ey ruhlar cesatınız ile bir-leşin emri verilmesinde bir an içinde bütün ruhlar yeniden yapılan cesat ile birleşecek mahşere yönelecekler. İnsanların o günde mahşere nasıl tertip düzende gireceklerini haber vermektedir. Dinsizler dinsizler ile birleşecek öyle yolcu olacaklar. İmansız inkarcı kafirler imansız kafirler ile birleşip o tertipte yürüyecekler. İçki müptelası olup terk etmeyenler içkicilerlen beraber zinayı tevbe edip terk etmeyenler zinakarlar ile birleşip öyle yürüyecek. Ehlullah olan ehlullah ile Ehli dünya olanlar ehli dünya ile, münafık olanlar münafık olanlar ile Hakiki mü’minler mü’minler ile hakiki sadıklar hakiki sadıklar ile birlikte yolcu olacaklar.

Dünyada Allah’ın verdiği organ azalara sahip olup hepsini Allah’ın zikri ile Allah’ın fikri ile Allah’ın kanun sınırının içinde yaşayıp dışarı çıkmayanlar onlarda hep beraber birleşip öyle yolcu olacaklar. Allah’tan gayrilerini dost tutmayıp güvenmeyip Allah ile dostluk kazananlar onlarda hep beraber birleşip öyle yolcu olacaklar. Ehli takva olanlar ehli takva ile birleşip öyle yolcu olacaklar. Görünüşte ibadet yapıp içi kalbi şeytan yuvası olan fitne fesat müna-fıklar onlarda birleştirilip öyle yolcu olacaklar. Amelinde ibadetinde Kur’an’ında, Haccında, zekatında okuduğu kasi-delerinde, kibir, riya karıştırıp riyaya meyyal olanlar, bunlarda riyalı kibirlilerle beraber toplanıp öyle yürü-yecekler.

Yaptığı amelleri ne kadar yerleri ihlaslı ne kadar yeri karışıklı riya karıştırmış, gurur karıştırmış, süm’a karıştırmış bunlarda aynen bu sınıfta olanlarda birleştirilip öyle yürü-yecekler. Amelinden riyayı arıtmış iyi desinler diye Süm’ayıda arıtmış bütün arzu istediği yaratan Allah’ın rıza aşkı cemaline aşık olmuş onlarda aynı sınıftakiler birleştirilip öyle gidecekler.

Yani çok uzatmayalım. Sınıf sınıf eşit olaraktan birinci sınıf ile birinci, ikinci sınıf ikinci sınıf ile, ilkokul ilkokul ile, ortaokul ortaokulla olduğu gibi. Liselisi liseli ile üniversitelisi üniversiteli ile makam derece bakımından sınıf sınıf olduğu gibi insan toplumuda daha mezardan kalkınca sınıfları ile toplanıp birleştirilip öyle yürüyecekler. Artık her kim bir zerre ağırlığında bir hayır işlemiş ise onu görecektir. Ve her kim bir zerre miktarı bir şer işler ise onu görecektir.

Evet bu tertip üzere daha çok uzatsak kitap uzuna gidiyor. Bu tertip düzenden sonrada hadisi şerifin mealine göre vaka suresinde ve Fatır suresinde ayetlerin mealine göre bu tertip düzenden başka üç sınıf var. Bu üç sınıfların bir kısmı hadisin mealinde yüzüstü yürüyenler, kim bunlar فَمِنْهُمْ ظَالِمٌ لِنَفْسِه۪ “kendi nefsine zalimlik edenler.”[1] Yaptığı cürümler başkasına ait değil. Kendi nefsine ait olduğundan kendi nefsine zulüm etti.

Bir kısmı وَمِنْهُمْ مُقْتَصِدٌ  bunlarda ibadet yaptılar amel yaptılar kabahatta yaptılar gıybette yaptılar onun bunun hakkını yediler onun bunun hakkında konuştular amelde yaptılar bunlar mahşerde Allah’ın dilediği kadar uzun bir müddette muhasebeden geceçekler bunlar eshâbı meyme-nedir.[2]

Üçüncü sınıf وَمِنْهُمْ سَابِقٌ بِالْخَيْرَاتِ onlar ki şerri kötülükleri def edip nefsine şeytana karşı çıkıp ihlaslı amel, Allah’a rızasına kavuşmak için Allah’ın rıza yolunda hayrat yolunda ibadet itaat yolunda bu yollarda koşuyu sebat edip ileri geçenler Allah’ın emriyle melekler ile Buraklar ile Atlar hulle donlar gelip mahşer yerine yüzlerinin nuru mahşeri ışıtarak alay halinde gelecekler.[3] Bu konuların tafsilatı geride geçmiştir.

Bu üstünde yaşadığımız dünyanın da bir ömür müddeti var, ömür müddeti bitip de hiçbir canlı kalmayınca, Azrail aleyisselamında canı alınınca insanların dirilmesini Cenab-ı Hak tekrar murad ettiginde İsrafil aleyhisselamı tekrar diriltiyor, ona uyandırıcı bir alet olaraktan bir seda veriyor. Ona üfürülünce hepsi olduğu yerde böyle zelzele deprem olacak. Zelzele olunca içinde gömülü olan ne kadar mevtalar, cinler, ölüler, defineler varsa dışarı atacak hepsi meydana çıkacak.

O gün insanların notunu tutan melekler şahitlik yapacak, Cenab-ı Hak kendisi ayan beyan bildiği halde bundan başka üstündeki ibadet yaptığımız evler, kabahat yaptığımız topraklar bunlar ihbarcı olacak. Cenab-ı Hak’ka söyleyecekler yâ Rabbî benim üzerimde senin şu kulun şu ibadeti şu zikrullahı yaptı, ihbarcı olacaklar. Şimdi geldik yoldaş meselesine,

وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَاِذَا هُمْ مِنَ الْاَجْدَاثِ اِلٰى رَبِّهِمْ يَنْسِلُونَ

 “Ve Sûr'a üfürülmüş (olacak)dır. O gün için Allah’dan başka gidecek hiçbir yer yoktur. Gönlünüz olsada olmasada süratla Allah’a koşacaksınız. Demiş olurlarki Eyvah bize! Bizi kim uyuduğumuz yerden kaldırdı. İşte bu Rahman’ın vaad ettiğidir. Ve gönderilmiş olanlar doğru söylemiş.” [4]

Sur üfürüldüğü zamanda bütün mevteler hayat bulur. Allah’tan başka gidilecek bir yer yok. Oraya gönlünüz olsa da olmasa da süratle koşacaksınız. Cenab-ı Hak’kın nasıl güzel adaleti var, fasık olan fasıklarla, sadıklar sadıklarla, tarikatçılar hakiki tarıkatçılarla, taklitçileri taklitçilerle, çalgıcılar çalgıcılarla, aynı ilkokul sınıfı ilkokullarla orta okulu orta okullarla sınıf cihetinde eşit oldukları gibi beraber yürüyeceklerdir. Yani mezardan kalkıp mahşere yolculuk hali insanlar dünyadaki sevdikleri ile birleştirilip eşit olarak yolcu olacaklardır.

فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُۜ ﴿﴾ وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ ﴿﴾

 “Bütün yapılan amelleri zerre kadar zai olmadan meydana çıkacak.”[5]

Her şahıs isterse ümmi olsun hepsi kendi defterini açıp okuyacak. Allah kolay geçitten geçirsin. Onun için burada herkes dostunu ahbabını komşusunu eliyle tayin etsin Sadıkların katarlarına katılmakta bir fayda da mahşere toplanıldığında, bu filanca kıtanın adamı filanca bölüğün adamı, dünyadayken kime özenmiş, kimi sevmişsen onlar gibi amel yapamasanda onu ondan ayırmıyor. “Dünya devri bitip mezar alemine gelip ikinci sur üfürülünce mezar alemide hitam bulunca Cenab-ı Hak teale hazretleri İsrafil aleyhisselam’a sur’a üfürme emri verince ikinci surda Cenab-ı Hak bütün ruhlara emir verip. Ey ruhlar cesatınızla birleşin dediği anda bütün ruhlar cesatıyla birleştiği zaman Cenab-ı Hak’tan başka gidecek bir semtin olmadığı zamanda süratla gönlünüz olsada olmasada Allah’a koşacaksınız.” Ruhlar mahşer alemine toplandığı bir zamanda Cenab-ı Hak mahşer halkına hitap edecek. Ayeti Kerime:

يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَۙ ﴿﴾ اِلَّا مَنْ اَتَى اللّٰهَ بِقَلْبٍ سَل۪يمٍۜ

 “Ey İnsanlar sizlere dünyada ki malınızdan, evla-dınızdan, halk arasında nam ve şöhretinizden hiç birinden size bir fayda yoktur. Yalnız dünyada iken fırsat imkan elinde iken Allahu Teala Hazretlerinin Nazar ettiği kalbinizi nefsin, şeytanın arzu zevk, fesatlarından Allah korkusu ile huzuru kalb ile zikrullahın çokluğu ile az yemekle riyazet mücadele ile o kalbi Allah’tan gayri endişe Hayallar, arzu ve mak-satlardan o kalbi arıdıp temizleyip Allah korkusu ile bu endişe Hayalları kalbten atıp o kalbi selamete çıkarıp Allah’a Huzuru Kalb ile ibadet ve zikrullah çokluğu ile birde o kalbi nurlandırıp işte kalbi selamete çıkarıp nurlandırıp öyle bir selamet öyle bir nurlu temiz kalb ile geldiniz ise o size fayda verir. Başka şeylerden fayda bulamazsınız.”[6]

Bu ayeti kerimenin anlamı ve tefsiri mahallerinde özetli olarak, yevmi mahşer gününe gelindiği zamanda, dünyadaki mal ve evlattan hiçbir menfaat olamayacağı, ancak selamet bir kalb ile geldiniz ise onun faydası vardır buyuruluyor. Şimdi inşeallahu teala izin verirse kalb nasıl bir selamet kalb yapılması gerekir. Yine bu konuda yüce Rabbımızdan yardım hidayet umup istemekteyiz.

Cenab-ı Hak Teala ve tekaddes hazretleride hadisi şerifin mealine göre, Cenab-ı Hak sizlerin dış görünüşünüze sure-tinize ve halk görünüşünüze kisvetinize soy ve boyunuza hiç birisine iltifat etmez kalbinize bakar. Kalbinizdeki kimseye bildirmediğiniz niyetlerinize arzularınıza bakar ona göre muamele yapar, buyuruyor.

 Yâ Rabbî sen ümmeti Muhammed’e, hayatta yaşayan din kardeş, bacılarımıza, biz aciz naciz günahkar kullarına, bu kalbi nasıl selamete, razı olduğun şekilde çıkaracağımızı, bize lütfu ihsan eyle yâ Rabbî.

Şimdi Cenab-ı Hak’ta kalbe nazar edip bakıyor. Niyetlere göre kulun hakkında işler yapıyor. Ecdadımız Adem babamıza, Havva anamıza cenneti alada düşman olup, düşmanlığını açığa çıkaran me’lun şeytanda kalbin fesadına çalışıp, o kalbe vesvese, iğvalar, havatırlar, futurlar atmaktadır. Cenab-ı Hak nefsi yarattığında, ey nefis, sen kimsin? Ben kimim? Sorusuna, nefis, sen sensin. Bende benim cevabını verdi. Cenab-ı Hak cehenneme götürüp azap edin buyurdu. Melekler götürüp geri getirip üç defa Cenab-ı Hak’kın sen kimsin? Ben kimim? Sorusuna nefis, sen sensin. Bende benim. Benliğini bırakmadı. Yüce Rabbısına benlikte bulundu.

Daha sonra üç gün bunun gıdasını kesin yiyecek gıda vermeyin buyuruldu Cenab-ı Hak Tarafından üç gün aç kalınca Rabbısına boyun büktü suçunu bilip itiraf etti. Bana Rabbımdan başka hiçbir şeylerin gereği yokmuş beni Rabbıma götürün. Götürdüler. Cenab-ı Hak’ın bu sefer sorusunda sen kimsin? Ben kimim? ey nefis deyince. Yâ Rabbî sen beni yaratan, çok yüce, âla, merhametli, şefkatlı Rabbımsın. Ben ise senin bir aciz, naciz, edna, zayıf, biçare kulunum dedi.

Bu nefsinde kalbe durmadan kendi zevkine uygun, şehvet arzusuna çok düşkün, insanı şehvete sevk eder, bu fikri kalbe atıyor. Nefsin sıfatlarından kibire, ucuba, riyaya, hasede, tamaha, pintiliğie, öfke, gazaba meyyal olduğu sıfatlarından, daha buna benzeyen Cenab-ı Hak’kın hoşlanmadığı, çok endişe, arzu, hayalları kalbe atması mevcuttur. Dünya sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz “günahların başı dünya sevgisi” buyuruyor. “Kalbleri hiçbir şey öldürmez çok yemek, dünyayı sevmek, dünya sevgisine düşkün olmak, bunlarda kalbi öldürür.” buyuruyor.

Yine Yüce Rabbımıza kulluk, ibadet, itaat vazifelerimize ihlaslı devam ederek, bu kalbe şeytandan, nefisten, dünyadan, dünya deyince, dünyanın içindekilerinin hepsi dünyadır. Mal, mülk, evlad, ayal, maddiyet, nam şöhret hep dünyalığın içine girer. Cenabı Allah nazar ettiği kalbe, niyete baktığına göre, Cenab-ı Hak’tan gayrı saydıklarımız, nefis, şeytan, dünyadan kalbe gelen futur havatırları kalbte eğliştirmeyip, atmak gayretinde olup, bu hususlarda yüce Rabbımıza çok çok günahlara tevbe ederek, yalvarıp, huzuru kalb ile bu kalbi senden gayrilerden, kalbe nefisten, şeytandan, dünyadan gelen yekün endişe hayalları, istekleri ancak senin bize anlatmanla anlayabiliriz. Ancak senin hidayet, aşkınla, yardımınla bunlardan kalbe gelenleri ancak senin yardımınla eğleştirmeyip kalbten atabiliriz. Senin hidayetin olmaz ise her yönde bizler çok zayıfız yâ Rabbî.

 Bizleri bu saydığımız düşmanların, kalbimizi fesada vermek için attıkları endişe, hayal, havatırları senin yardımınla atabiliriz. Bize hem razı olduğun şekilde ihlaslı ibadet, zikrullahta, fikrullahta gaim, daim olmayı ihsan eyle, hemde bu bizleri senin rızandan, senden kalbimizi uzağa çekmek isteyenlerin şerrinden sana sağındık yâ Rabbî. Sen hidayet eyle. Kalbimiz bunların arzusu, isteği ile meşgul olmasın. Senden başka sevgilimiz, seveceğimiz kimseler kalmasın. Bu hususlarda bize hidayetini esirgeme yâ Rabbî.

Bunların hepsini şeytan, dünya, nefsin gösterdiği, teşvik ettiği yönlere, zevklerine, isteklerine bizleri gönderme yâ Rabbî. Sen bizlere sahip ol. Sen dilersen bunların bizi aldatıcı, bizi yanıltıcı gösterdiği yönleri kapatırsın. Bunların zevkleri, şehvani arzularını bizlere çirkin, acı gösterir, tatlı göstermezsin. Ancak Senin zikrini, fikrini, aşkını, feyzini bizlere ihsan edersin. Bunları lütfunla ihsan ettiğin kimselere, nefsin, şeytanın, dünyanın hepsinin sevgisi, tadı, lezzeti, o kalbte yer tutmayıp, onlara hoş gelmeyip, acı gelerekten derhal atmışlar.

Hülasa-ı kelam, ya Rabbena Kelamın olan Kur’anı Kerimde buyuruyorsun ki yevmi mahşer gününe geldiğiniz zaman maldan, evlattan fayda yok. Bir temiz nurlu kalb ile geldiniz ise onun faydası var buyuruyorsun. Sevgili Habibiyin hakkı için ibadetlerimize ihlas ve rıza, aşkın, feyzin bulunmasını ihsan eyle yâ Rabbî. Korkunu hakkıyla kalbimize indir, bir anda olsa korkunu kalbimizden çıkarma yâ Rabbî. Ve her sözlerimizi ibadetlerimizi riyadan, iftihardan, gururdan çok sakınarak ve senden çok korkaraktan söyleyelim yâ Rabbî. Ve zalım nefsimizin, şeytanın, onların bir anda olsa hile şerlerinden bizleri koruyup muhafaza eyle yâ Rabbî.

Hemde kalbte yekün nefsin arzularını, şeytanın futur iğvalarını, dünyanın endişe hayallarını, senin yardımın, hidayetin, aşkınla, feyzinle senden gayrılarını kalbten sürüp, çıkarıp, hiçbir sevgi, endişeler kalmayarak, o kalbi burada gayrileri kalbten atıp, daimi surette nefis, şeytandan, dünyadan gelen arzuların hepsi atılmış, kalbimiz bunların hepsinden ayıtlanıp, kalb selamete çıkmış olarak, senin hakkıyla korkunu, sevgi, muhabbetini, feyzini, zikrini, fikrini kalbimize yerleştir. Bizleri bu şekilde rızanla huzuruna ulaştır yâ Rabbî.

Sana yalvarıp, münacat edip, kendi suç küstahlığını bilip, senden hidayet yardım umanları kapından boş çevirmek, red etmek senin şanına yakışmaz. Onları, isteklerini verip boş çevirmezsin. Bizleride bu umduklarımızdan mahrum etme, umduklarımızın hepsine hayırlı, rızalı olaraktan nail eyle yâ Rabbî. Ve sair bizleri, kalbimizi, organlarımızı senden uzağa çekip, uzaklaştırmak isteyenlere, bizleri teslim etme. Bu kortuklarımızdan cümlemizi hıfzı emin eyle Habibiyin hürmeti, hakkı içün yâ Rabbî.

Öyle bir selamet, selim kalb ile huzuruna varan, aşığı sadık, aşkınla bağrı yanık, seni sevip sevilmeye layık olup, ehli yakın hürmetine bizleride o şekilde huzuruna ulaşmayı nasip müesser eyle yâ Rabbî.

Burada umum ehli iman, din kardaş, bacılarımıza tavsiyelirimiz. Hak’tan daimi surette uzağa çekicileri yazdık. Buna göre ehli iman olan kardaş, bacılarımız, mademki bu kalb Allah’tan gayri, nefsin çeşitli arzularını, çeşitli hava, arzu putlarını, kalbten hergün, hergece, her saatlarda, her anlarımızda kalbin kontrolu üstünde durulsun. Bunların arzu, endişe, fikirleri, mekirleri ile böyle bir kalb ile gitmeyelim. Onların ilham edip kalbe attıklarını hemen Allah’a, dostlarına münâcâtla kalbten atmak, kalbi daima selamette tutmak azminde, gayretinde olalım inşeallahu teala. Allah’ım bizlere hidayet yardım eder. Habibin hürmetine.

Bizlerde amelimizi, itikatımızı, ehli sünnet itikatına getirelim. Amellerimizi sırf Allah rızası olan ihlasa getirelim. Bid’atlerin cümlesinden sakınalım. Sünneti Resulullaha ve ayeti kerimelere, emir ve nehylerine hakkı ile uymaya çalışalım. Başka başka, çeşitli arzu, maksatların, sevgilerin cümlesinden savışıp, yüce Rabbımıza yardımı ile ona kavuşalım inşeallahu tela. Hak’tan başka gelenleri Allah’a münacatla, yardım isteyerek kalbten o gelenleri yerleştirmeyip, kalbten atmak gayretinde olalım ki inşeallahu teala Cenab-ı Hak bizleri bu zalim düşmanlara teslim etmez. Muhafaza altında yaşatır inşeallah.

Bu konuları yazmaktaki gaye, iyi anlaşılması için uzamış oldu. Hakiki Allah ve resulullahın razı olduğu şekilde insanları uyarıp, Allah’a yönelten, onları nefis, şeytan tuzağına düşmelerinden, onları kurtarmaya çalışanlar hakkıyla Allah, Resulullah’ın rızasında olan tarikat yolunda yürüyenler tarikatın özeti:

 Kalb aleminde, gece ve gündüzde, kalbin bekçisi gibi kalbi bekleyip, nefisten, şeytandan, dünyadan kalbe her hangi bir yaramaz havatırlar atıldığı zamanda hemen derhal onları kalbten dışarı atmak suretiyle kalb bekçiliğini yapmışlar. Kalb bekçiliği yapıp daimi surette o kalbe Allah’tan gayri arzu, endişeler atıldıkça onları derhal kalbten dışarı atmak suretiyle kalblerini selamette tutmaya azimli ve gayrette çalışmışlar Allah’ın yardımı ile.

Bu şekilde kalbin temizliğine çalışıp, kendisi kalbi selamete temize çıkardığı gibi insanlarada o yolda yardım eden kimselere, hakiki olanlara ehli tarik, ehlullah denilmiş. Yani kendisi Allah’a yakın olmuş, nefisten, şeytandan ve dünya muhabbetlerinden kalbini selamete çıkarmış, bu yöndede aynı Allah’ın kullarını menfaatsiz, karşılık beklemiyerek bu yönde çalışanlara ehlullah, ehli tarik, yani doğru istikamette, keşfe, keramete, hürmete, hizmete meyyal olmayıp, doğru istikamette, Allah rızasına kavuşmak azminde çalışanlara ehli tarik ehlullah denilmiştir.

Bir özeti daha ehli tarik ehlullah yolunda tezkiyeyi nefis tasfiyeyi kalb, yani nefsini terbiyelemek nefsini terbiye edip daimi surette nefis hayvanını kontrol altında tutmak terbiyesine hakim olmak. Tasfiyeyi kalb dediği Yüce Rabbımızın dış görünüşümüze iltifat etmeyip kalbimize bakıp nazar edip kalbteki niyetlerimize göre hakkımızda muamele yapması vardır. Kalbimizi daimi surette düzelteceğiz nefsin havayı arzu isteklerinden ahlakı, zemimelerden düzeltip o kalbi selamette tutmaya çalışacağız.

Hz. Ömer radıyallahu anh’ın sözünü de yazalım. Bizim indimizde bir kimse ilim tahsil etmek istiyorsa o kimse önce nefsini hakkıyla tanıyıp nefsini daimi surette kontrol altında tutsun. Nefsinin terbiyesine hakim olsun öyle ilme çalışsın buyuruyorlar.

İnşeallah anlaşıldı. Nefis ile şeytanın dünyanın ehli iman olanlara ne kadar büyük düşman olup, Allah’tan kendilerini uzağa çekmek istediklerini ve Allah ile kulun arasını açmaya sebep olduklarını anlayıp onlara katiyen emniyet yapılmayıp şerlerinden Allah’a sığınmak lazımdır. Allah korkusu ile ibadet zikir ile az yemekle kalbin tasfiyesine çalışıp nurlu temizlenmiş selamet bir kalb ile Cenab-ı Hak’ka kavuşmayı düşünelim. İnşallahu teala.

Gece gündüz böyle bir kuvvetli düşman karşısında olduğumuz-dan bunların düşmanlığından gafil olmayacağız. İbadetten ihlastan ayrılmayacağız. Bunlara itimat iyilik yönündende olsa nefis ile şeytanın sözüne güven olmaz. Her kimde kuvvetli düşmanlarla nefsi ile şeytanı ile dünya ile bunlara iman kal’asını yani kalbi teslim etmemek vesair organları bunların havasına uydurmamak mücadele-sinde ne kadar direnmesi var mücadelesi var Allah için Allah indin-dede o kimsenin o kadar derecesi vardır. Allah Muinimiz olsun.

Özet maksatımız dünya aleminden ahret alemine yolçu olurken kalblerimizde Hak’tan başka nefsin arzu zevkleri istekleri gece gündüz düşünüp şeytanın iğva dünya endişe hayalları ile bunların ile mezara mahşere huzuru Allah’a gitmemek için bunları burada Allah’ın yardımı Allah korkusu ile bunları kalbten daimi surette atarak mezara mahşere huzuru Allah’a varırken huzura çıkarken bu saydıklarımız nefsin şeytanın endişe hayalları ile bunların sevgisi ile bunların düşüncesi ile kalbte bir fotokobi gibi bu şekilde bunlar ile gidilmemesi için Allah’tan çok korkarak kalbten hepsi arınmış kalbe atılan gelenler Hak’tan gayrisi kökleşip kalmayarak Allah korkusu Allah sevgisi, Allah’ın rızası, Allah’ın aşkı ile mezara, mahşere, huzura varmayı Cenab-ı Hak cümlemize nasip müyesser etsin. Çünkü Nizamoğlu Hazretleri bu konuda insanları uyarıyor. Ne söylüyor.

 

Ceddin çün Muhammed Ali

Nice olur bunların yolu

Nefse uyup olma deli

Fırsat var iken gel Allah’a

Gayrıyı bırak dön Allah’a

 

Ceddin eğer derse sana

Ne ile gelip ne getirdin bana

Armağanın varmı ona

Gel Allah’a artık dön Allah’a

 

Ona varacak yüz gerek

Cevap verecek söz gerek

Cemalullahı görecek göz gerek

Gel Allah’a artık başkalarını bırak dön Allah’a

 

Bütün gaye maksatımız Hak’tan gayrilerini kalbten buradayken atıp arzu maksat sırf Allah kalarak bu şekilde huzura varmayı nasip eylesin Rabbım inşeallahu teala.

Kul Allah Resulünün gösterdiği emir nehiy yolunda cidden onun rızasına kavuşmak için bir azim gayrette bulunur ise Cenab-ı Hak’ta o kimselere bu yolda zorlukları kolaylığa çevirir inşeallahu teala Rabbım bizleri hem eminliğe emniyete iftihara gurura düşürmesin inşeallah hemde umutsuzluğa düşürmesin. Dergahından umut ettiklerimizi verip boş çevirmesin inşeallah.

Yine bir konu yazılması münasip düştü. Sırf Allah rızası için Allah’ın kullarını gafletten, cehaletten, nefsin, şeytanın pençesinden, tuzaklarından, gece gündüz insanlardan bir karşılık menfaat bekle-miyerek, Allah’ı kullarına sevdirip, kullarınıda Allah’a sevdirip, halkı ikaz, irşad yolunda, çok iptilalara, belalara yılmayarak, göğüs gererek, insanları dalalet, felaket yollarından, şeytanı, nefsini tanıtıp, nefse, şeytana karşı cihad açıp, karşı çıkmayı yüce Rabbılarına, kalblerini temizleyip, günahlarından arınmalarına sebep olmaya, gece gündüz gayretle çalışan, ümmeti Muhammed’in iki dünyada selametine, refahına, saadetine kavuşmaları için çalışan.

Allah için çok fazla sevdiğim, sevgileri kendilerinin vefatından sonra halen kalbimde ceryan gibi çarpıp, vefatlarından sonra yine fayda gördüğüm Pirimiz, Allah dostu olan Şeyh Abdulkadir Geylani Kaddesesirrehu Hazretlerinin mübarek ruhu için ve O’nun halifelerinden, çok zaman hayatlarında beraber bulunmak ve Allah için hizmetlerinde bulunmak bize nasip olan, O’ndan gördüğüm iyilikleri hiçbir kimseden görmediğim, vefatından sonra sevgi, aşkı, muhabbeti kalbimde yer tutan, halen aşkı ceryan gibi kalbime çarpan, ruhaniyetlerinden faydalandığım, kendi itikatımda tereddüt olma-yarak, O’nu Allah’ın sevgili dostu bildiğim ve Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin yüksek halifeleri olduğuna inancımı, itikatımı izhar ediyorum. Evvela bu iki Allah dostları, Allah’ın dostu olunca bunlar bizlerinde dostumuz olur. Evvela ikisininde mübarek ruhları için rızâenlillâhil fatiha.

Bu iki Allah dostu, Resulullahın halifelerini, evet zahiren pirimiz Abdulkadir Geylani Efendimizin hayatına kavuşamadık isede kalben sevgi, itikat ile kalb teveccühümüzün çevrilmesinde ruhaniyetinden ceryanı ilahi gibi sevgileri kalblerimizde yer tutup çarpmaktadır.

İkinci anlatmak istediğim, Allah dostlarından çok yüksek makam derecelere kavuşan, on iki sene sürgünlüklere gidip, nice cefalara Allah için göğüs gerip, Allah yolunda Allah’ın kullarını, karşılık beklemiyerek onları uyarmaya, ikaz, irşad edip, kalblerini temizleyip, temiz bir kalb ile Rabbılarına kavuşturmak azminde on iki sene sürgün, bir sene hapiste yatıp, elli iki sefer mahkemelerde tevkifler kesilmesinde yine Allah için, Allah yolunda, Allah’ın kullarını uyarmak, ikaz, irşad etmek, nefis şeytan tuzaklarından kurtarıp, insanların iki dünyada servet, saadetlerine, refahlarına kavuşturmak azminden yılmayan, geri kalmayan son vefatına kadar aynı yolundan gevşemeyip, azminde devamlı olan şeyhimiz, Allah için sevdiğimiz, Bilal Baba hazretleri bulunduğumuz asrımızda kendi itikatım, tam kanaatimce tereddüt olmayarak söylüyorum. Kendi asrımızın müceddidi olup, güneş misali Cenab-ı Hak O’nu insanlara bir lütfu ihsan olarak indirmiş. Çok çok Rabbıma hamdi şükürler ediyorum ki onun zahir hayatında çok ilgim var. Çokta sayısız nimetler faydalar gördüm.

Türkiye’yi seyhata çıktı. 1967’de seyhatında beraber götürdü. Atmış gün beraberinde hizmetlerinde bulundum. Ve çok derinden faydalar, menfaatler, aşkım, zevkim artar idi. Hac’ca tahminen otuz, otuzüç gün beraberinde bulunup, hizmetlerinde bulunurdum. Bu konularda aşkım, muhabbetim, sevgim daha artardı. 1969 yılında kendi köyümüz olan Merkeze bağlı eski ismi Çarpın, yeni ismi Işıklı köyümüze geldi. Bize on iki göz bir ev yaptırdı. Oğulları Süleyman Efendi, Hilmi Efendi onlardanda Allah razı olsun. Kendinin emri üzere onlarda oniki göz evin yapılma taşlarını mermer ocağından iki motor ile çektiler. Yılmadan çalıştılar.

Köy halkımız, köyümüze gelen Allah dostundan, bir kısımları O’nu bu Allah dostudur diye hakkıyla sevip, teslim olup, ruha-niyetinden, maneviyetinden, güneşinden fayda görmediler. Üzülerekten söylüyorum bir kısım ihvanlar, ihvanım diyenler, onlar da hepsi değil ise bir kısmı onun maneviyetinden hakkıyla fayda görmediler. Çok üzülerek konuşuyorum. Köyümüzde tahminen elli, atmış ev kadar, kendine bağlıyım diyenler, ihvanlar var idi. 1969 yılında evimize gelip, bu evin yapılmasında atmış gün evimizde kaldı. Atmış günde münasip düşen hizmetlerini Allah için yapmaya gayret ettim.

Bunları gurur, iftihar, riya için değil, Allahu Teala Hazretlerinin bizzat rahmeten lil alemin olarak Peygamber Efenimizi bütün yere, göğe, bütün alemlere rahmet olarak indirildi. Güneş gibi bütün nuru, maneviyatı yeri göğü kapladı. Bir kısım Mekke’liler, kendisine akraba olanlar, maneviyetından, rahmetinden mahrum kaldılar. Kılınç çektiler.

Kendi köyümüzdeki ihvanlara emir verdi. Şeyhimiz Bilal Baba Hazretleri köyde bulunan ne kadar ihvanım diyen var ise çağırın bugün gelsinler. Bütün ihvanım diyenler çağırıldı. Bunlara çok derinden konular, misaller ile vaazlar, nasihatlar yapıldı. Çok uzununa gitmek istemiyorum fakat, niyetim hakkı anlatmaktır. Tahmini bir saat veyahut daha fazla eksik olabilir, sohbetler sonunda, burasınıda artık söylemeye mecbur oldum. Arkadaşlar ben Hacı Mustafa’yı hicaza gittim beraber götürdüm. Atmış gün seyhata çıktım beraber götürdüm. Eğer sevmesem idi beraber götürmez idim. Hacı Mustafa’yı seven beni sever. Hacı Mustafa’yı sevmeyen beni sevmez. Bunlarıda bütün anlattı. Söyledi.

Buradaki üzüldüğüm nokta, Allah dostu olan Resulullah’ın yüksek halifesi olan, Allah rızası için bu kadar sürgünlüklere, hapislere, elliiki sefer mahkemelerde tevkiflerin kesilmesine, düşen böyle bir zat, asrımızda kolay, kolay, kolay ele geçmiyor. Bunun kadrini, kıymetini, derecesini Mekke’lilerin Resulullah’ı anlayıp bilemedikleri gibi, bilenler az oldu. Onun halı ile hallanmayıp, onun edebi, erkanı ile sözünü candan baş tacı edip, Allah için sımsıkı sarılanlar fayda görüp, mükafat aldılar.

Bilenler hakkıyla bilip faydalandılar. Hakkıyla onu bilmeyenler ondan mahrum kaldılar. Sözü uzattık. Bu iki sevdiğim Allah dostu olan pirimiz Şeyh Abdulkadir Geylani Kaddesesirrehu Efendimiz, iki kendisini Allah için dergahına, sözlerine, emirlerine itaat edip bağlı olduğum zahirinden batınından çok menfaat fayda gördüğüm şeyhimiz Bilal Baba Hazretlerinin ümmeti Muhammed’in menfaatlerini ve fayda görmelerini dünyadan ahrete günahsız gitmelerini, nefsin, şeytanın, dünyanın hevâ, arzu, zevklerine dünya muhabbet endişelerine kapılıp aldanmalarından kurtulup selamete saadete kavuşmaları için çalışmışlar. Onların kısadan meramla istediklerini yazmışlar kitabımızı okuyup amel edenler inanlara bu ikisinin vasiyetlerini tavsiyelirini sizlere aktarıyorum.

Zahirlerinde buluşup yanılmışız, göremedik bilemedik diye müteesir olanlar onların ruhaniyetleri ölü değil diridir. Sağlamdır. İşte onların sözlerini derslerini tutar çeker iseniz sevgi itikatla Allah için bağlanırsanız ruhaniyetlerinden hiç olmaz ise faydalanır mahşerde de beraber komşu olursunuz. İnşeallah.

Bunların hayatında iken dersleri vardır. Kendilere Allah için inanıp teslim olan insanlara ders tarifleri, kısadan onu izahat edip açığa çıkmasını istiyorum.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir hadisi şerifinde buyuruyor ki:

صَدَاُ الْقُلُوبْ كَصَدَاِ الْحَد۪يدْ اَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ الْجِلٰۤاءِ الْقُلُوبْ

“Kalbleriniz, demirlerin kirlenip, barlanıp, paslandığı gibi kalblerinizde, yapılan günah, hata, kusur yönlerinden kalblerinizde aynı barlanıp, paslanıp kirlenir. Bunun temizleme aleti estağfurullah el azim’e devam edin, günahlarınız af olur, kalbiniz cilalanır. ” [7]

Bunu söyleyen de Rahmetenlil Âlemin Allah dostu Habibullahın sözleri. Tevbe etmeyi istiğfar çekmeyi unutmayın. Hemen hata, günah, kusurlarınız ile mezar, mahşere günah, hata, kusur, kirleri ile sair endişe, hayallar ile gelmemeniz için huzuru kalb ile istiğfara tevbeye yani estağfirullahel azime huzuru kalb ile devam edin. Bu mübarek kelamlar alemlere rahmet olarak inen candan ileri sevdiğimiz Habibullahın sözüdür.

Pirimiz Şeyh Abdulkadir Geylani, Şeyhimiz Bilal baba Haz-retlerinin bu ikisinin de geriden gelen ümmeti Muhammed’e bir yardımları dokanması için haber verdiklerini yazıyoruz. Yirmi dört saatin içinde bir sefer ne zaman müsait bir zamanınız olursa oturun kalbi sair endişe hayallardan keserek bizzat kalbi huzuru Allah’ta tutarak O’nun Resulünün ruhaniyeti güneş gibi doğup dünyayı nurlandırmış, nuru kaplamış o nurun altında bilerek pirimiz Abdulkadir Geylani Efendimizin sağ eli başımın üzerinde himmeti hazır bilerek. Şeyhimiz Bilal Baba hazretlerinin ruhaniyeti yanımda yardımı, himmeti hazır bilerek. Kendinizi de bu oturan ben değilim şeyhim mürşidimdir diye bir kalb temizliğine oturun.

Hâli hazırda zahirde şeyhiniz yok ise işte Peygamberimiz, Pirimiz Abdulkadir Geylani, Şeyhımız Bilal Baba Hazretlerine şeyhi olmayanlar bunlara rabıta teveccühünü yapıp ruhaniyetlerinden fayda görürler. Şeyhi olanlar bu oturan ben değilim şeyhımdır, mürşidimdir oturur, kalb başka taraflara kaymayarak, bir kalb temizliğine günahların yıkanmasına başlanır. Bu şekilde huzuru kalb ile az çekmek isteyenler yüz adet estağfirullahel azim. Anlamı, Yâ Rabbî nefis şeytan dünya karşısında olduğumdan nefsimi yenemedim. Nefsim bana kalaba olduğundan o yaptığı günahlarını göz önüne getirerek bu isyan hata günahlarımı yaptım. Sen büyük yüce merhameti, affı çok olan büyük Rabbımdan bunların affını talep ediyorum yâ Rabbî. Niyeti ile pişmanlıkla bu şekilde yüz adet istiğfar çeker. Bir daha yapmamak niyeti ile müteessir, mahçupluk ile en az yüz adet istiğfar çekerse bütün günahlarından silinip af edileceğine ayetler hadisler ileride kitapta tafsilatı ile yazıldı.

İkinci yine kalb başkalarından alaka, ilgiler kesilerek sevgili peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e yüz adet salavatı şerife huzuru kalb ile çeker. Bildiğiniz salavatlar çokta, çok uzuna gitmiyoruz Allâhumme salli alâ seyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyidinâ Muhammed. Veyahutta daha kısası Allâhümme sali alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. İkiyüzde huzuru kalb ile la ilahe illallah zikrini çeker. Kısadan la ilahe derken göbekten yukarısı az sağa eğilir son illallah kelimesini dilden çıkınca iki çene arasında kalmayarak kalb huzuru Allah’ta huşu ile durur dilde çıkarttığı son illallahı gırtlaktan kalbe indirmeye çalışır.

Yani kalb her an kendini huzuru Allah’ta korku edeple huzurda durmaya gayret eder. Dilde çektiği tesbihleri la ilahe illallah zikrini dil ağır ağır mahraçları ile mümkün mertebe dilden çıkanlar hırtlaktan kalbe indirilir ise daha tesirli olur. Dilin söylediğini kalb hem işitecek duyacak hemde dilin zikrettiklerini kalb alacak. yüz de Allah Allah zikri beşyüz etti.

Vakti müsait çekme iştahı olanlar bu sayıyı biraz ileri geçersem zararı varmı zararı yoktur, geçer. Dersini çeker sonunda bildiği şekilde duasını yapar. Bir kalb temizliğine oturmuş olur. Bundan sonra o kimse özrü olmayan iktidarı olan abdestli durmayı adet yapar. Birde daha vakit zamanını değerlendirmek için lailahe illallah zikrini kendisi duyacak kadar başkalarına duyurmak hacet değil kendisi duyacak kadar dikilirken, otururken, uzanıp yatarken, yürürken, işinin başında, vesayitte, yolda vesair vakit zamanlarını boş yere geçirmemek için abdestsiz olsa bile la ilahe illallah zikrine devam edebilir. Kalbte yine her zaman Allah’a Resulüne halifelerine huzurlu rabıtalı bağlı olur.

Bu zatların tarifi üzerine yazıyoruz inşeallah Cenab-ı Hak bilmeyerek hatalarımızı af etsin. Dünya işi çok ağır olan kimseler bu yazılmış olan beşyüz adet dersi çekerler sonundada yazıldığı gibi la ilahe illalah zikrini her yerde huzuru rabıta ile kendileri duyacak kadar söyleyebilirler.

İkinci tarifleri: Dünya işleri az, yok gibi olup, ben biraz daha fazla çekerim diyenlere ikinci dersin tarifleri yapılacaktır. İnşeallahu Teala.

Çok çekenlerde aynen yirmidört saat içinde müsait bir zamanda aynı evvelki gibi kıbleye karşı oturur. Gözler kapalı birkaç dakika düşünüp bir tefekküre varır. Ölümü, mezarı, mahşeri, cennet, cehennemi düşünerek içinde yaşadığımız dünyayı ve dünyanın içinde olan endişe ve hayalları cümlesini mümkün mertebe kalbten çıkarıp atar. Kalbi bize bizden yakın olan Allah’a tutar yâ Rabbî şimdi ben senin huzurundayım her ne kadar ben seni göremiyor isem sen beni göre duruyorsun her halıma vakıf, biliyorsun.

Birkaç dakika sonra kalbi sevgili peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e çevirir. Onun ruhaniyeti güneş gibi doğmuş, nuru dünyayı kaplamış, o nurun altındayım bilir. Daha sonra pirimiz şeyh Abdulkadir Geylani Efendimize teveccühünü çevirip onun sağ eli başımın üzerinde himmeti yardımı hazır bilir. Sonra kalben teveccühünü şeyhimiz Bilal baba hazretlerine çevirir himmetini yardımını yanında hazır bilir. Hayatta şeyhi olan kimse şeyhi mürşidi kamil ise (şeyh konularını şeyhin vasıflarını kitabın birkaç yerinde yazıldı idi) o vasıflar kendisinde olan zata uyulur. Öyle bir kamil hayatta şeyhi var ise onu da hazır bilip bu oturan ben değilim şeyhımdır ben onun kalbindeyim, deyip dersine başlar.

Böyle hazırda kamil bir şeyhi yok ise bu iki zata yani pirimiz Abdulkadir Geylaniye Şeyhimiz Bilal baba hazretlerine ve sair yüksek dereceye ulaşmış olan pirlerimize büyük pirlerden Pir Muhammed Bahâeddin Nakşibendiyye ve Pir seyyidina Ahmed Rüfai Efendilerimize teveccühünü çevirir bunlardanda himmet yardım bekler.

İkinci çok çekerim diyenlere ikinci ders yine huzur, rabıta, tefekkürler ile korku, huşu, edeple beşyüz estağfirullahel azim, yapılan günahları göz önüne getirerek sen büyük yüce şefkati bol olan büyük Rabbım’dan bu günahlarımın affını talep ediyorum. Anlamı ile beşyüz estağfirullah elazim devam eder.

Ve beşyüz Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize Salavat çeker. Salavatı az olan derste iki kısım söyledik ikiside çekilebilir. Yani Allâhumme salli alâ seyidinâ Muhammed’in ve alâ âli seyidinâ Muhammed buda olur. Veyahut daha kısa Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed buda çekilebilir. beşyüz de bu salavatlardan birisini çeker. Bin la ilahe illallah kelimei tevhid dediğimizi çeker veyahut rivayetlerde vardır Bin ikiyüz de çekebilir. Beşyüz Allah Allah veyahut bin kerre Allah Allah çekerse daha mükafatı çok olur.

Bundan sonra çekmek isterlerse yediyüzseksenaltı Bismillahir-rahmanirrahim’i ya seherden yada sabah namazından sonra çekmek isteyenler yediyüzseksenaltı adet çeker bir de arkasından ilave olarak duası var. Duasınıda okur. Bu besmelenin yüzotuzüç te salavat hakkı vardır. Dersi beşyüz çekenler yüz salavat çekiyorlar salavatı yüzotuzüç çekerse hem dersindeki salavatı hemde besmelenin salavatını çekmiş olur. Çekerim diyenlere besmele ile yüz adet elham çekebilir. Çekerim diyenlere yüz adet kulhüvallahu ahed besmele ile birlikte çekebilir. Çekerim diyenlere huzur rabıta ile peygamber Efendimize tevcühünü çevirip bizzat karşısında diz be diz oturu-yormuş gibi ikiyüz Esselâtu vesselâmü aleyke yâ Resulallah edeple çekebilir.

Nafile namazlarımız vardır onlarda kitapta tafsilatı ile her yönünden yazılıdır. Oraya bakınız.

Herkim yevmiye gün günahın affı için beşyüz kerre istiğfar yani estağfirullahelazim çekerse huzuru kalb ile o kimse cennetteki makamını görmeden ölmez diye rivayetler sağlamdır.

Herkim yevmiye gün Peygamberimize yüz salavatı şerife getirse Cenab-ı Hak o kimsenin hadisin mealinde yüz hacetini kabul, reva eder. Yetmiş hacetleri ahret hacetlerinden otuz hacetide dünya hacetlerinden yani zor, güçlük işlerini kolaylaştırır, denkleştirir salavat hürmetine.

Herkim Peygamberimize yevmiye gün huzuru kalb ile beşyüz salavatı şerif getirir ise hadisin mealinde o kimsenin üzerinden fakirlikleri giderir. Sıkıntıları gidip müşkülleri hal olur. Salavatı şerif hürmetine. O kimsenin iki dünyada hor hakir olmayıp yüksek aziz adam olacağına yemin ederim buyuruyor.

Her kim günde bin salavatı şerif getirir ise Allah o kimsenin cesetini cehennem ataşına haram eder deyi buyuruyor.

Şimdi bu tesbihleri huzuru kalb ile çekerim diyenler çektikten sonra daha fazla kalbim nurlansın nefsin, şeytanın kalbime gelecek yolları kapansın diyor ise bu dersleri bitirdikten sonra özürleri olmayanlar abdestli durmayı adet ederler. Birde kelimei tevhid dediğimiz la ilahe illallah zikrini bu dersten hariç fazladan olarak la ilahe illallah zikrini dil kalbi birleştirerek dikilirken, otururken, uzanıp yatarken, yürürken, işinin başında, vesair her yerde, her zamanlarında kendi duyacak kadar başkalarının duymasına hacet yoktur. Kendi kalbi duyacak kadar la ilahe illallah zikrinede devam edilir çoğaltırsa Ramuzu-t-Tevhid kitabında Cenab-ı Hak hadisi kudsisinde şöyle buyuruyor ki:

Bu la ilahe illallah kelimesi benim bir kuvvetli metin kelâmdır. Yani herkesin anlayabileceği şekilde kuvvetli düşmanlar ile harp edip çarpışan kimseler düşmanın her türlü hilasından belasından muhafaza olunacak bir yer ararlar. İnsanlar kendi elleri ile böyle düşmandan korunmak için taştan betonlardan bir Kal’a yaparlar düşmandan korunmak için o kal’a kendilerini muhafaza eder. Cenab-ı Hak teala hazretleride bu la ilahe illallah kelimesi benim bir kuvvetli metin Kal’amdır kimse o kal’aya zafer bulamaz. Her kim la ilahe illallah kal’asına dahil olur girer sıdkı hulus ile girer, devam eder, çıkmaz ise o kimseler dünyada bütün korktuklarından kurtulurlar. Mezar mahşer bütün ahret korkularından ve bütün azaplarımdan emin olurlar, buyuruyor.

Her kim bin kere veyahut binikiyüz kerre kelimei tevhid yani la ilahe illallah zikrine huzuru kalb ile devam edip çalışırlar ise hem korktuklarından kurtulup azaplardan emin olması hemde kelimei tevhidin hakkını vermiş olurlar. Kelime-i Tevhidin ilmi o kimseden Allah’ın dilemesi ile zuhur eder.

Her kim yevmiye gün bin kerre Allah Allah ismini huzuru kalb ile çekmeye devam eder ise Cenab-ı Hak o kimseyi kendisine ehli yakın olan kimselerden kayıt ettirir yani yazdırır.

Geriye dönelim tekrar konuların daha özetini Cenab-ı Hak açtırsın. İnşallahu teala birinci derse başlamadan önceden rabıta konusunda bu oturan ben değilim, Şeyhımdır ben onun kalbindeyim. Şeyhıde o makama ulaşan bir kamil ise hadisi şerifte buyuruyor ki:

إِنَّ اللّٰهَ يَنْظُرُ إِلٰى قُلُوبِ أَوْلِيٰۤائِه۪ فَمَنْ وَجَدَهُ وَ رَحِمَهُ

Yani, Allahu teala hazretleri evlayasının kalbine bakar onların kalbinde kimleri bulur ise onlara merhamet şefkat ihsanlar eder”[8] buyuruyor.

Evliyanın kalbine ceset ile girilmez nasıl girilir sen o evliyayı Allah için Allah dostu, sevgilisidir diye onu neredecede, ne kadar çok fazla seversen seninde onun kalbinde onun kadar sevgin mevcut olur. Kalbe böyle girilir. Allah’ın evliyasını niçün seviyoruz. Sevmeye layık değilmi, Allah dostları bizi bu dünya aleminden asıl aslımız olan sevgili Peygamberimize ve bizi yaratan yüce Rabbımıza kavuş-malarımıza, içimizin temizliğine yardımcı olup bizi aslımıza temiz bir nurlu kalb ile götüren zatlar sevmeye layık değil mi? Layıktır. Evet birde denildiki huzuru rabıtada Pirimiz Şeyh Abdulkadir Geylani Efendimizin sağ eli başımın üzerinde himmeti yardımı hazır denildi. Buna delil pirimiz Gavsul Azam Efendimiz menakıbında, Allah için hakkıyla benim tarikatıma intisap edip, Allah için, Allah emrine, sünneti resule tarikatımızın edebine, hakkıyla bağlı olan müridimin başından elim kıyamete kadar gitmez buyuruyor.

Evet tekrar bu konularda diyenler var ki ölmüş gitmiş adamlardan ne beklenir ne yapabilirler, hiçbir şey beklemeyiniz, ziyaretine mezarına, boşa gitmeyiniz onlar ölmüş gitmiştir. Ölenlerden ne beklenir diyenler var. Bunlara delil kaynak. Bizim ehli sünnet itikatında Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in hadisine göre ölenler ölmüyorlar.

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ الْمَيِّتَ لَيَعْلَمَ مَنْ يَغْسِلَهُ وَمَنْ يُكَفِّنَهُ وَمَنْ يُدْلِيَهُ ف۪ي حُفْرَتِه۪

“Bir ölü öldüğü zaman kendini yıkıyanı bilir. Kefene saranı bilir. Kabre gidince kabirde kucağına alıp kabre koyanı bilir.”[9]

Kendilerini yıkayanı kefene saranı mezarın çukuruna indirenleri hepsini bilir diye sağlam hadisler vardır. Ayeti kerimede Sure-i Bakara’da:

 وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَمْوَاتٌۜ بَلْ اَحْيَآءٌ وَلٰكِنْ لَا تَشْعُرُونَ

Cenab-ı Hak Teale ve Tekaddes Hazretleri kendisi söyleyip bildirdiği ayetlerini bizler niçün onları gizleyip gizli tutup açığa çıkmasına mani olalım. Onun ayetlerinin hepsine inanıp itikat etmemiz lazımdır.

Bu ayetin mealinde: Allah yolunda Allah’ın rıza yolunda Allah ile kurbiyet yani yakınlık hasıl etmiş ilhami rabbaniler, ilmi hikmetler, esrar, sirler onlarda zuhur etmiş din yolunda, Allah yolunda, rıza üzere azimli çalışıp bu yolda Allah’ın kullarınıda Allah’ın rızasına yöneltmekte gece ve gündüz çalışmışlar. Ve düşünceleri arzuları ümmeti Muhammedin refahını onların selamet ve saadetlerini düşünerek çalışanlar bu Allah yolunda ölenlere Cenab-ı Hak onlara öldü, ölü demeyiniz. Onlar diridir sizler bilmezsiniz.”[10] buyuruyor.

Bizler Allah’ın sözüne bakacağız Resulünün sözüne bakacağız. Bozuk mezheplerin yanlış ictihatçıların vahhabi ve cebriye sair ehli sünnetin dışına kaymış kendi nefislerine uymuş olanların sözlerine bakmayacağız. Vahhabi mezhebi olanlanların öldü gitti toprak oldular demelerine bakmayacağız. Bu vahhabi mezhebinde olanlar Resu-lullahada kıymet vermezler. Onun sünnetine de kıymet vermezler. O öldü gitti kendinin ve sünnetinin ne gereği kaldı derler. Cenab-ı Hak Ali İmran suresindeki ayeti kerimesinde Resuluna uyup tabi olmayı kendisine uyup tabi olmakla müsavi buyuruyor. Bunun tafsilatı kitabımızda yazıldı.

Onların ruhu ölmez. Bütün insanların ruhu ölmez ölen, hareketten kesilen cesettir. Ruha binek olan bir taksi gibidir. Şoför taksiden çıktı istop edildi. Hareketten kesildi. İçinden çıkan şoför ölmedi. Ruh ölecek olsa mezarda, mahşerde, cennette, cehennemde azabı kim çekecek mükafatları kim görecek yanlış ictihatçıların, mezheblerin sözüne bakmayınız. Tekrar sizlere, ümmeti Muhammed’e itikatlar düzelmesi ve Allah dostlarından hem dünyada hayatlarından, hemde öldükten sonra ruhaniyetlerinden, hemde mahşerde şefaat yapacaklarına dair kitaba ayetlerde sureleri ile yazıldı. Taha suresinde, Sebe suresinde Ayetel kürside yazıldı. Allah dururken izinsiz kimse şefaat yapamaz illa Allah o kimselerin kavillerinden fiillerinden kalblerinden razı olduğu kimseler Allah’ın izni ile şefaat yapacaklar. Ayetler haber veriyor.

Daha ileriye uzamadan kısadan siz diyeceksiniz Bilal Babada öldü gitti. Pir Abdulkadir Geylanide öldü gitti. Bunlardan hiçbir esrar, sırlar, faydalar zuhur ettimi? diyecek olursanız. Artık söylenmesi icap etti. Birinci Pirimiz Abdulkadir Geylani hazretlerinin öldükten sonra kerametini Allah izin verirse söyleyeceğiz. Pirimizin menakıbında 34. Saifede öldükten sonra zuhur eden kerametlerden söyleyelim.

 


[1] Fatır 35/32.

[2] Fatır 35/32.

[3] Fatır 35/32.

[4] Yasin 50,51.

[5] Zilzal 99/7,8.

[6] Şuara 26/88-89

[7] Taberani Mu’cemu’s-Sağir, c. 1, s. 307/509 (Beyrut), Münavi, Feyzu’l-Kadir, c. 2, s. 501 (Mısır).

[8] Abbdurrahman bin Ali Safvetü-s-Saffe c4.s112(Beyrut)

[9] Tabarâni El Mu’cemu-l-Evsat c.3.s.257/7438(Kahire), El Kazvini Et Tedvin fi Ahbâri Kazvin c.3.s.303(Beyrut)

[10] Bakara 2/154

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>