canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Allah'a Dost eden Ahlaklar - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

ALLAH’A DOST EDEN AHLAKLAR

 

Allahu Teala’ya dost eden ahlaklar da yedidir, güzel ahlakların;

Birincisi: Kibrin karşılığı tevazudur. Kibirden, büyüklenmekten korkup, gönül alçaklığıdır. Güler yüzlü, tatlı dilli, düşünceli, ağır başlı, Hak’tan korkar, ağır, kamil bir insan olmaktır. Daima, ben gönül enginliği yapıyorum deyip; horluk, adilik, maskaralık yapmak değildir. Kendi şerefini, vakarını muhafaza etmektir. Zenginler kapısında yüzsuyu döküp, boyun büküp, yaltaklanmak değildir. Belki de, Allahu Teala’ya güvenip, kendini muhafaza etmektir. Bunlar Allahu Teala’nın en sevdikleridir. Bize de nasip eyleye Allah’ım (Amin)!

İkincisi: Ucube karşı emniyete kapılmamaktır. Niyazdır, ilmi-ne, ameline güvenmeyip, daima Allahu Teala’ya niyaz ile yalvarıp korkmaktır. Allahu Teala’nın korkusunu daima kalbinde tutmaktır. Bir kimse her ne kadar büyük olsa bu korku olmalıdır. Serbest, kaygısız, ferah olanları Allahu Teala sevmez. Daima kendinden korkanları sever. Büyük, küçük demez, korkanları sever. Bizleri de sevsin Allah’ım (Amin)!

Üçüncüsü: Riyaya karşı ibadetini, amelini, keşfini, kerametini gizlemek, kendini övmekten sakınmak, halka karşı sözünü ve her halini iftiharsız, hasbeten lillah Allah için yapmaktır. Asla nefsine inanmamak ve güvenmemektir. Daima Allahu Teala’ya kendini suçlu bilmektir. Şeytandan ve şerrinden korkusuz olmamaktır. İşte Allahu Teala’nın dostu bunlardır. Cenab-ı Hak, bizleri de dostu olanlardan eylesin (Amin)!

Dördüncüsü: Bahilliğe karşı cömertlik ve sahavettir. Eli gözü, gönlü bol, açık, hasbeten lillah yedirir, içirir ve sever. Cömert o kimsedir ki, Allah yolunda sarf eder ve sevinir. Allahu Teala’nın kuvvetli dostu bunlardır. Bir kimseyi ki methetseler, alimdir, büyük zattır, deseler. Sen onun cömertliğine bak; bu yok ise, o büyük adam değildir. Allah tarafına kalbi açılmamıştır. Allah tarafına kalbi açılanın eli de cömertliğe açılır. Büyük adamı nesinden bilelim, Ya Resulullah? Demişler, buyurmuş ki;

 

بِالسَّخٰٓاءِ وَالنَّصِيحَةِ لِلْمُسْلِمِينَ

 

Cömertliğinden, Müslümanlara nasihatından[1], buyurmuştur.

Beşincisi: Hasede karşı kendi mesleğinden olan Müslümana karşı kendi nefsini nasıl seviyor ise, onu da öyle sevmektir. Hoca hocayı, derviş dervişi hasetlememektir. Bir Müslüman diğer bir Müslümanı hasetlerse, ona su-i zanda bulunursa, Cenab-ı Hakk’ın düşmanıdır. Sever ise, o kimse Cenab-ı Hakk’ın dostudur. İşte ho-caların, şeyhlerin, dervişlerin helaki buradadır. Allah (c.c.) muha-faza etsin. İhvanlar bundan helak oluyor, dikkat etmelidir.

 

اَللّٰـهُمَّ احْفَظْـنَا اَللّٰـهُمَّ يَسِّرْ عَلَيْنَا آمِينْ يٰامُعِينْ

 

Altıncısı: Gazaptır, öfkelenmek, darılmak, azarlamaktır. İsti-ane, buna karşı Allahu Teala’ya sığınmaktır. Euzu besmele okuyup, medet istemektir. La havle vela kuvvete illa billahi deyip, Allahu Teala’nın da kendine gazap edeceğini düşünmektir ve korkmaktır. Kendinin acizliğini Allahu Teala’ya boynunu bükmektir. İşte bunları sever, dostudur. Bunlar böylece gazabı yutarlar. Allahu Teala’dan af diler. Kime gazaplandı ise, onun gönlünü alır, bir dahaya da tevbe ederler. Allahu Teala’da bunları affeder.

 

اَللّٰـهُمَّ اغْفِرْ لَنَا يٰا اَللّٰهُ

 

Yedincisi: Dünya sevgisi, hubbü dünyadır, buna karşı sabırdır, kanaattir, tevekküldür, rızadır, Allahu Teala’dan korkmaktır ve inanmaktır. Sabır odur ki, elindekine tamamen kanaat edip, halini kimseye şikayet etmemektir. Haline razı olmaktır. Tevekkül odur ki, Allahu Teala’ya kendisi ibadetle meşgul iken, her umurunu Hakk’a tevekkül, vekil eyledikten sonra, her işini O’nun yapacağına inanmaktır. Allahu Teala’nın kapısında çalışan her şeyini Allah’dan beklemektir. Beklemeyen şuna benzer; mesela çok zengin, çok merhametli, çok cömert bir zatın kapısında, gece gündüz çalışan bir kimse, o efendinin vereceğini beklemeyip, başkalarının kapısına varıp, halinden şikayet edip, ondan bir şeyler istese, o kapısında çalıştığı zatın ne kadar güceneceğini, ne kadar gazaplanacağını düşünürseniz. Bilirsiniz ki, bir kimse alim olup da veya derviş olup da, zenginlerin kapısına varıp, halini arz ederse, dininin üçte biri gider, dediği hadis-i şerif budur. Allahu Teala, Benim kapımda ça-lışıp, neden başkasının kapısına gidiyorsun? Bana inanmıyorsun, ben alimim der, dervişim, kemal buldum, dersin. Hakk’ın kapısını bırakıp, kulların kapısına gidersin der, gazaplanır.

Her kim Allahu Teala’nın kapısını sebatla, sabırla bekler, kanaat ederse, Allahu Teala onu sever, büyük adam olur. Vesselamu ala menitte beal huda.

Şu hadis-i şerif’i de ilave edelim:

 

عَزَّ مَنْ قَنَعَ ذَلَّ مَنْ طَمَعَ

 

Kanaatli olan aziz olur, tamahkar olan zillete düşer.

اَللّٰـهُمَّ اجْعَلْنَا مِمَّنْ قَنَعَ بِيَدِهِ

 


[1] Taberâni, El Mu’cemu’l-Kebir, c. 10, s. 181/10390 (Musul).

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>