canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Eshab-ı Kehf'in Halları - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

 

ESHAB-I KEHF’İN HALLARI

 

Ersuz isminde bir şehir şimdiki ekseriyetle hüküm verilen Afşin kazasında puta tapan Takyonus isminde bir hükümdar varidi. Eshab-ı Kehf dediğimiz zatlar Altı kişi idi isimleri: Yemliha, Meksilina, Mislina, Mernuş, Debernuş, Şazenuş bu Altı zat Takyonus Padişahının en ilerde vezirleri ve amirlerinden idi.

Takyonus padişahın adetleri, ara sıra istediği zaman halkı toplar zorla puta secde ettirir. Etmeyenleri putun önünde öldüttürür. Bir gün yine bütün halkını toplayıp putun yanına getirdi. Hepsine birden puta tapıp secde etme emrini verdi. Kendiside bakıyor idi halkın hepsi puta secde yaptılar. Bu Altı Allah’ın dostları olan bunlar gizli iman taşırlardı. Puta secde yapmadılar. İmanları açığa çıkmış oldu. Takyonus gazaplanıp sizlere yarın yapacağım azabı bilirim. Göreceksiniz sizleri bir azapla helak ederim. Dedi.

Bu altı kişi Ersuz şehrinden firar etmek için Altısı bir istişare yapıp bir dünyalık maaşı için bu dinsizin hükmünün altında yaşamak reva değildir diye Altısı birden şehirden firar ettiler. Bir müddet yürüyünce bir koyun çobanına rast geldiler. Koyun çobanı bunlara baktı manen bunlardan bir çekiş feyzi ilahi hissetti. Allah hakkı için taptığınız din Hakkı için kimlersiniz. Ve nerden gelip nereye gidiyorsunuz bana haber verin. Deyince bunlarda olan macerayı anlattılar. Bu halkın elinden firar edip ıssız bir yerde artık bundan sonra yaradan yüce Rabbımız ile baş başa huzurlu ibadet yapacak bir tenha mahal arayıp orda çalışacağız deyince Çobana bunların halı manen çok tesir yaptı.

Çoban dedi ki O Allah benimde Allah’ım O Allah hakkı için beni sizden ayırmayın bende sizinle geleceğim. Çobanın ismi de Kefeştatayyuş idi sayıları yedi oldu. Çaban da Allah sevgisi Allah aşkı Allah dostlarından kendisine tesir edip, bunların içine yürüyünce çobanın köpeği oda çobanın arkasından koştu.

Eshab-ı Kehf çobana dediler ki: Biz ıssız bir yere gideceğimizden dolayı bu köpek senin ile beraber olursa bizi açığa çıkarır. Bu köpek olmaz deyince. Çoban ben onu deyneklerim döverim arkamızdan gelmez. Çoban o köpeği deynekle vurunca köpeği değnek ve taş ile vurup çok incitince köpek çeniledi. Eshab-ı Kehf’in arkasından Çoban yine yürüdü. Köpekte o kadar deynek taş ile dövüldü. Vazgeçmeyip yine arkalarından yürüdü.

Hulasa-ı kelam uzatmayalım çoban köpeği üç defa taşla, deynekle hızla vurarak bağırtarak çenileterek dövdü ise de köpek bu kadar dövülmeye rağmen dördüncü dövmesinde Cenab-ı Hak tarafından köpek dile geldi. Çobana sen bu koyunları evini barkını niçun terk ettin. Bunların arkasına düşüyorsun. Bunların Allah’ın evliyası Allah’ın dostları olduğunu anladın hissettin her şeyi bıraktın bunların peşine düştün. Öyle ise O Allah beni de halk eden Allah’ımdır. O Allah Hak’kı için beni de sizlerden ayırmayınız, deyince Eshab-ı Kehf dediler ki:

Biz bu halkın elinden usanmışız. Bir ıssız tenha mahal bulup orda yüce Rabbımız ile başa baş kalıp onun aşkına dalıp ölünceye kadar ayrılmayacağız. Senin ise bir havlama adetin var havlarsan bizi açığa çıkarırsın köpek Allah’a yemin etti. Ben havlamayacağım diye yeminler etti. Köpekte peşlerine düştü köpeğin ismi de Kıtmir idi Eshab-ı Kehf’in sayıları Kıtmir ile sekiz oldu.

Bu sekiz isim bir hanede bir yerde bulunur ise cinni kafirleri o yere girmek istemezler. Bunlar şimdiki Afşin kazasının batı tarafında yüksek bir tepe üzerinde bir mağraya girdiler. Bunun tafsılatını isteyenler Eshab-ı Kehf suresinin ayetlerine bakabilirler. Mağaraya girip uykuları gelip yattılar. Köpekte mağaranın ağzında bunlara bekçilik için oda yattı. Sağ bileğini sol bileğinin üstüne koyup burnunu da oraya koydu yattı. Buradaki uzun uzadıya bu konuları yazdığımız çok büyük derinden düşünüp ibret alınsın diye yazıyoruz.

Bunlar Mağarada gözleri açık ne kadar yattılar. Üçyüz dokuz sene yattılar. Köpek senede bir tüyleri değişir. Üçyüz dokuz sene tüyleri değişmiş, Cinnilerin kafirleri var mü’min müslümanları var cinni kafirlerden yetmiş bin kafir cinnileri toplandılar. Gözleri açık uyuyan Allah’ın dostları Eshab-ı Kehf’i helak etmek için cinni kafirlerden yetmişbin cinni kafiri mağaraya yürüdüler. Köpekte mağaranın ağzında aşağıdan yukarı gelen yetmişbin cinni kafirleri gördü. Kasitleri Allah dostlarını helak etmek için geliyorlar idi. Köpek sıkıştı. Ürüse ürümemeye yemin etti. Ses çıkarmasa kafir cinniler mağaraya yaklaştılar. Köpek sıkışık bir duruma geldi. Çırpınarak çabalıyarak ağzını semaya kaldırarak bir derinden Hu ismiyle figanla çağırınca ağzından bir yeşil alavlar zuhur edip bir anda yetmişbin cinni kafirlerini yakıp helak etti. İşte şimdi yazacağımız hülasası bu üçyüz dokuz sene göz açık yemeden içmeden hiçbir zarar ziyan olmadan kalkıp uyanmaları ibret almak Allah’ın gücünü kuvvetini kudretini her şeyi yaptığına muktedir olmasına büyük bir delil değil mi?

Bakara Suresinde: Üzeyir aleyhisselam konusu yüz sene dışarıda yatıp uyuyup yüz sene hiçbir yeri yara açılmadan hertürlü ziyan verici mahlukatlardan muhafaza edip yatarken kara sakallı kırk yaşında idi. Yüzsene sonra yine kırk yaşında kaldıran o Allah’ın gücüne kuvvetine bir büyük ispat delil değil mi? Kendisi kırk yaşında oğlu yirmi yaşında idi. Yüz sene sonra uyandı. Kendi aynı kara sakal kırk yaşında oğlu da beli bükülmüş yüz yirmi yıl yaşamış. Bu da aklı idrakı zekası anlayışı olanlara büyük bir ders büyük bir delil değil mi? Geriye dönüyoruz. Eshab-ı Kehf, Kehf suresi Ayet 17:

وَتَرَى الشَّمْسَ اِذَا طَلَعَتْ تَزَاوَرُ عَنْ كَهْفِهِمْ ذَاتَ الْيَم۪ينِ وَاِذَا غَرَبَتْ تَقْرِضُهُمْ ذَاتَ الشِّمَالِ وَهُمْ ف۪ي فَجْوَةٍ مِنْهُۜ ذٰلِكَ مِنْ اٰيَاتِ اللّٰهِۜ مَنْ يَهْدِ اللّٰهُ فَهُوَ الْمُهْتَدِۚ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلَنْ تَجِدَ لَهُ وَلِيًّا مُرْشِدًا۟

Ve Kehf suresi Ayet: 18

وَتَحْسَبُهُمْ اَيْقَاظًا وَهُمْ رُقُودٌۗ وَنُقَلِّبُهُمْ ذَاتَ الْيَم۪ينِ وَذَاتَ الشِّمَالِۗ وَكَلْبُهُمْ بَاسِطٌ ذِرَاعَيْهِ بِالْوَص۪يدِۜ لَوِ اطَّلَعْتَ عَلَيْهِمْ لَوَلَّيْتَ مِنْهُمْ فِرَارًا وَلَمُلِئْتَ مِنْهُمْ رُعْبًا

Kısadan mealinde: “Biz onları güneş doğduğu zaman mağranın sağ tarafına yönelir. Güneş ışınları onlara zarar vermezdi. Güneş battığı zamanda onları sol taraftan terk ederdi. Onlar incinmesin diye sağa sola çeviriyorduk.”

Buradaki yazmış olduğumuz konular iyi düşünüp çok tefekküre dalıp Allah’ın kuvvet kudretinden bir büyük düşünce ile ibret alınması lazım gelir.

İkinci konumuz. Hayvanatlardan yaratılışında cennetlik olmayıp hayvan yaratılmış iken sonradan bu hayvanların niçün cennete girmelerini akıl sahipleri, zeka sahipleri düşünün iyi fikir edin. Çok çokta hisse alın. Geldik Eshab-ı Kehf’in köpeğinin Cennete girmesi sebebine. Eshab-ı Kehf’in köpeği cennete giriyor. Niçün giriyor insan oğlulları birkere iyi düşünerek bu köpek Allah dostlarını sevip bunlara katılmak için beraber olmak için çaba göstertti. Katılmaması için değnekler ile dövüldü. Deynekler ve taşlar ile ezgin bir halde bağırdı bağırdı dövüldü. Bu kadar işkencelere deynek taşlarla dövülmeye Allah için katlandı yine dedi ki:

Razıyam tek beni Allah için sizlerden ayırmayın. Olduğunuz yerde beraber olacağım öldüğünüz yerde beraber öleceğim ne olur beni sizlerden ayırmayınız. Cevabını söyleyince Allah dostlarına katılmaya layık oldu. Cennete girmeye layık oldu. Niçün Allah dostlarını sevdiği için Allah dostları ile ebedi beraber olmak için her türlü deynek ve taşlar ile ezildi dövüldü. Hepsine razıyım tek beni sizler Allah dostusunuz benide sizlerden ayırmayınız. Deyip ayrılmadığı için bu köpek cennete giriyor. Sebebini akıl sahipleri tekrar tekrar düşününüz. Cenab-ı Hak teala Hazretleri İnsanların hakkında ayeti kerimede:

وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَن۪يٓ اٰدَمَ

“Ey insan oğulları ben sizleri yarattığım mahlukatın hepsinden daha aziz, mükerrem olarak halk ettim buyu-ruyor.”[1]

Ey insan oğlu sen Allah’ın nurundan Peygamberimizin nuru Peygamberimizin nurundan Peygamberimizin ruhu ve Peygamber Efendimizin ruhundan insanların ruhu yaratılmış olduğu halde Cenab-ı Hak’da biz insanları seve seve sevgimden mükerrem halk ettim. Buyurduğu ayetlere göre sen niçün cehenneme gidiyorsun. Sebebi sen Allah’ın sevmiş olduğu dostlarının aleyhinde gece gündüz onlara gıybet ve onlara buğuz, hased yapıp haklarında kötü kötü kelamlar konuştuğundan ve onlara buğuz edip sevmediğinden dolayı cehenneme gidiyorsun. İyi düşün köpek Allah dostlarını sevip hizmet edip her türlü taş deynekleri ile dövülüp yine Allah dostlarından ayrılmadığı için o cennete gidiyor senide Allah seve seve cennetlik yaratıldığın halde Allah dostlarına buğuz, adavet, kin, küdret, hased yapıp onların aleyhinde uğraştığın için sende cehenneme gidiyorsun yazıklar olsun bu fiilde kalanlara. Bu yazdıklarımızdan hiçbir hissiyet duygusu ile ibret almayanlara yazıklar olsun ne diyelim Rabbım onlarıda uyarsın ikaz etsin cümlemize Allah’ın sevdiği dostlarını Alah için hakkıyla sevmeyi nasip etsin. Allah’ın sevmedikleri düşman-larınıda sevmemeyi nasip eylesin amin. Ya Muin.

Enes bin Malik radiyanahu anh buyurur ki:

Bir kişi, Huzur-u Resulullah'a geldi ve dedi ki:

- Ya Resulallah! Kıyamet ne zaman kopacaktır? Efendimiz, kendisine cevap vermediler ve kalkıp namaza durdular. Namaz bitince buyurdular:

- Kıyameti soran kimdi? Soru sahibi cevap verdi:

- Ben idim ya Resulallah!

- Ey kişi, kıyameti sorarsın; ne hazırladın o gün için? - Çok namaz ve oruçlar hazırladım. Hem de, ben Allah ve Resulünü çok severim. Efendimiz, saadetle buyurdular:

Kişi, onun ameli ile amel etmese de, sevdiği ile beraberdir.

Yani, kişi kimi severse, onunla haşrolunacaktır. Çünkü, gönülleri arasında yakınlık vardır.

Bu Hadis-i' şerifle, aleyhisselatü vesselam Efendimiz, sa­lihleri ve hayırlı kişileri sevmeği teşvik buyurmuşlar ve onla­rın bölükleriyle beraber olmayı işaret etmişlerdir. Fakat, ri­vayet edenler bu Hadis-i şeriften kuşkuya düşerek Efendimiz o kişiye: Sen, sevdiklerinle berabersin buyurdu, derler.

Yani, kimi seversen kıyamet günü onunla beraber olur­sun, demek olur. Enes bin Malik radıyallahu anh buyururlar ki:

- Müslümanlar, iman ve islamdan sonra bu habere se­vindikleri gibi hiç bir şeye sevinmediler.   

Ebu-Zerr-i Gıfari radıyallahu anh, buyururlar ki: Resul-ü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize sor­dum:

- Bir kişi, bir kavmi sever amma onların fiilleri ve amel­leri gibi fiil ve amel işleyemez, acep onların halleri nice olur? Efendimiz, saadetle buyurdular:

- Ya Eba-Zer! Kimi seversen, onunla berabersin buyurdular.

 


[1] İsra 17/70 

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>