canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Selman-ı Farisi Hazretleri - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

SELMAN-I FÂRİSİ HAZRETLERİ

 

Hiç kimse soyuna boyuna güvenmemeli. Kim Allah’ın rıza yolunda ihlaslı çalışırsa Cenab-ı Hak ona ihsanı ilahi rızayi ilahi verir Salmanı Farisi hazretlerinin hayatı bunun delilidir Salman-i Farisi aslında İran’da ateşe tapan bir şahıs sonra islamiyete geçip Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in kavlini, fiilini, zahirini, batının, temize çıkarttığı için Cenab-ı Hak’kın hoşuna gitti. Ehli beyitten kayıt etti. Peygamberimizin amcalarının bir kısmı da imansız gitti.

Salmanı Farisi Hazretleri ilk önceleri İranda ateşe tapan bir ailenin çocuğu idi birgün kardeşiyle bağ evine gittiler kardeşine bu bizim dinimiz hoşuma gitmiyor gel bir ateş yakalım elimizi ateşe sunalım eğer ateş bizi yakarsa bu dini terk edelim dedi ateşi yaktılar. Ellerini sununca ateş ellerini yaktı bu dini terk edelim dediler akşam eve gelince kardeşi Salman’ın dinden döndüğünü söyledi. Babası ceza olarak Salman’ı kırk gün katıksız hapsetti. Sonra birgün yine bağ beklerken yakınına bir kervan kondu kervandakiler abdest alıp namaz kıldılar bunların ibadeti Salman’ın hoşuna gitti onlara gelip hangi dinden olduklarını sordu onlarda bir Allah’a tapdıklarını Allah’ın Peygamberi olan İsa aleyhisselam’ın şeriatında yaşadıklarını söylediler. Salman benide bu dininize ve size yoldaşlığa kabul eder misiniz. Sizin hizmetinizde olurum dedi onlar da kabul ettiler.

Kervanla beraber Nusaybin’e geldiler Salman onlara bu dinin uluları kimdir beni ona götürün dedi büyük din uluları olan bir ruhbana götürdüler o ruhbanın hizmetine girdi o öldükten sonra başka bir ruhbana hizmet etti. Böyle böyle onaltı ruhbana hizmet etti onaltıncı ruhban ölüm halindeyken senden sonra beni kime ısmarlarsın dediğinde Ankara’da yüksek bir din adamının olduğunu ona gitmesini tavsiye etti Ankara’ya geldi o ruhbanı buldu onüç sene ona hizmet etti onunda ahirete göç hali zuhur edince ona da sordu ey din ulusu senden sonra beni kime ısmarlarsın senden sonra kime gideyim dediğinde bundan sonra hiçbir yere gitme zira devri İsa bitti devri Muhammed-i zuhur etti dedi. Ey din ulusu onu nerde bulayım dediğinde o Arabistan’dan zuhur eder kendini doğduğu şehre sığdırmazlar.

Müşrikler çok eza cefa ederler hicret etmeye mecbur olur hicret ettiği şehir, geldiği şehre karşı biraz yeşillik ve yayla dedi. başka alametleri sadakayı kabul etmez ama hediyeyi alır. Daha başka alametleri var mı? Sırtında iki küreğinin arasında kuş yumurtası kadar yeşil nübüvvet mührü vardır dedi. Bu vasıfları dinleyince içime ateş düştü diyor. Bu ruhbanda ahirete göç etti. Bu diğer hizmet ettiğim ruhbanlardan dürüstü öbürlerinin ardından küplerle altınları çıktı bu ardında bir şey bırakmadı. onun ahirete göçünden sonra tek başıma kaldım yâ Rabbî maksuduma nasıl müyesser olurum, Nasıl Arabistan’ı bulabilirim nasıl ora ulaşabilirim. Gece gündüz ateşi içimi yakmakta idi.

Bir gün baktım Ankara’dan Şam’a bir kervan gidiyor. Kervana geldim, yalvardım rica ettim beni Şam’a kadar götürün dedim. Şam’a kadar bizim bütün hizmetlerimizi yaparsın Şam’dada seni köle diye satarız. Buna razıysan götürürüz dediler. Canımı isteseler vereceğim razı oldum Şam’a geldik. Beni götürdüler pazarda bir yahudiye sattılar. Bir senede yahudinin kapısında çalıştım. sonra kapısında çalıştığım yahudinin misafiri geldi. Dönerken de beni ona hediye verdi.

O Yahudiyle beraber yola düştük uzun bir seferden sonra bir şehre geldik. Şehre göz attım baktım ki şehirde hurma ağaçları yeşillikler, biraz havası güzel, Medine’yi münevvere imiş bu defada ikinci yahudinin kapısında da çalışmaya başladım ama hasret içimi yakıyor. O yahudiyle beraber başka bir yahudinin hurma bahçesine gittik. Kendileri oturdular sohbet yapıyorlar bende hurma ağacının başına çıktım hurma kesiyorum. konuştukları benim kulağıma geliyor. Diyorlar ki Mekke’den Medine’ye gelmiş peygamberliğini ilan etmiş. Bu kelimeleri duyunca elim ayağıma dolaştı. Sordum beni azarladılar Yahudi. Sen öyle şeylere karışma sen işine bak dedi. Ses çıkartmadım bir gün iki gün derken Medine’ye geldiğini duydum ama ben köleyim nasıl olur da görebilirim yâ Rabbî.

Bir gün Yahudi akşam yemeğime katık olarak hurma verdi. Yemedim sakladım bir beze sardım, Yahudi uyuduktan sonra Medine’nin içine çıktım şura derken bura derken kaldığı evi buldum. Geldim sahabelerle oturuyorlar oturdum ilk yaşadığım olaylardan beri hepsini naklettim.

Çok acıdı çok yandı getirdiğim hurmayı verdim Bu nedir ya Salman dedi. Bu sadaka ya Resulullah dedim. Sadakayı kabul etmeyiz dedi İkinci defa akşam yemeğinde yine hurma verdiler onu da yemedim. Gece Yahudi uyuyunca kalktım gittim evi buldum hurmayı önüne koydum. Bu nedir dedi? Hediye ya resulullah dedim hediyeyi kabul ederiz dedi Allah Resulü ve Sahabeler birlikte yediler. İtikadım çok kuvvetlendi ama yahudinin elinde esir köleyim yâ Rabbî nübüvvet mührünü de bir görsem diye düşünürken yanı başındaki sahabenin birine şu omuzumu biraz ovala dedi. Sahabe ovalarken elbisemi biraz yukarı sıyır etimden ovala dedi. Onun yanında idim gömleğini kaldırınca yeşil nübüvvet mührünü gördüm. Hemen üzerine kapandım. Muradıma erdim ama yahudinin yanında da köleyim.

Çok acıdığından yahudiyi yanına çağırdı. Bu köleyi bana sat dedi. Yahudi bunun değerine senin gücün yeter mi? Ya Muhammed dedi. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ne istiyorsan söyle dedi Yahudi beş yüz dirhem mücevher, vereceksin birde benim tarlam var oraya sekizyüz hurma dikip yetiştireceksin hurmalar da mahsule binerse işte değeri budur dedi. Yahudi ne dediyse Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kabul etti ya Selman şu parayı al attardan şunları al gel. Dediklerini aldım geldim diyor.

Getirdiklerimin birazını ağzına aldı biraz yuvarladı çıkarttı ki mücevher tartdık ki500 grammücevher bana dedi git o yahudinin tarlasına sekizyüz çukur eş hazırla eshaplara da dedi ki bu kardeşimiz din için Allah için bu kadar ateşlerde kavrulmuş çok zahmet görmüş gidin bahçelerinizden Allah için birkaç tane hurma şetili alın gelin ashablar gittiler sekizyüz tane şetili temin ettiler. Ben de çukuru eştim hazır ettim ashaplarla beraber geldiler her hurmanın köküne Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem tükürdü parmağıyla toprağa bastı eshaplarda çukurları doldurdular.

Sekizyüz şetil hurma bir anda büyüyüp meyve verdi. İşte Selmanı Farisi yi böyle kurtardı.

Dikti hurmayı ol şâhi cihan.

Diktiği saat yemiş verdi heman.

İşte çalışanla çalışmayan beraber midir? Allah hak yemez kim çalışırsa ona verir. Bu din padışahlık gibi miras kalmaz. Kimse soyuna boyuna güvenmesin Allah hak edenin hakkını verir.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>