canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Rabia Hatunun Tevekkülü - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

Rabia Hatunun Tevekkülü

 

Hadisi Şerif:

اِنَّ فُجُورَ الْمَرْئَةِ الْفَاجِرَةِ كَفُجُورٌ اَلْفِ فَاجِرُو اِنَّ بَرَّالْمَرْئَةِ الْمُؤْمِنَةِ كَعَمَلِ سَبْع۪ينَ صِدّ۪يقًا

“Diyor ki kötü bir kadın bin tane kötü erkeğe bedeldir. hakkıyle mü’mine, saliha bir kadının ameli yetmiş sıddık ameline bedeldir.”[1] buyuruyor. Allah için amel edip Allah için çalışan kadınların aleyhinde söyleyenler düşünsünler. Niçin kadınlardan evliya yetişmesin. Rabiatul Adeviyye radıyallahu anh vardı. Keramet gösterirdi. O zamanın meşayıhları bundan aciz kaldı-lar. Hasan-i Basri hazretlerinin zamanında idi. Hasan-i Basri hazretleri demiş ki gidelim. Rabiatul Adeviyye ‘yi bir deneyelim On kişi toplanmışlar. Mahsus habersizce evine gitmişler. Kapıyı çalıp biz sana misafirliğe geldik, karnımız aç bize yemek getir demişler.

Rabiatul Adeviyye kendisi çok fakir olduğundan evinde yemek olmaz bakalım bu ne yapacak demişler. Rabiatul Adeviyye gitmiş sofrayı açmış. Sofrada iki ekmek var. Geri gelmiş misafirlerin yanına oturmuş amma bir kızarıyor, bir bozarıyor çünkü misafirlere ikram edecek iki ekmekten başka bir şey yok. Kapıya bir dilenci gelmiş. Açım Allah için bana bir yiyecek ver deyince o iki ekmeği de o fakire vermiş. Sofrada hiçbir şey kalmamış.

Hasan-i Basri hazretleri de mahsus bakıyor. Fakire ekmeği verince gelmiş rahatça misafirlerin yanına oturmuş. O eski sıkıntı üzerinden gitmiş. Ocağa bir kazan koymuş. Kazanın içinde yemek var mı yok mu belli değil. Kazanın altında ateşte yok. Ancak kazanı ocağa koydu.

Biraz sonra bakmışlar ki adamın birisi yirmi tane ekmek kucaklamış getirmiş, al sana yirmi ekmek getirdim. O da almış sofraya koymuş. Sofrayı getirmiş açmış. Kazanı ocaktan indirmiş, sofraya getirmiş kazanın ağzını açmış ki buğulanıyor. O zaman Hasan-i Basri hazretleri demiş ki biz geldik, açız dedik. Sen sofraya baktın ki iki ekmek var. Müteessir oldun. Sonradan onu da sadaka verdin. Sofran boş kaldı. Sen de rahat rahat oturdun. Sana bu yirmi ekmek gelmeseydi ne yapacaktın? İkincisi kazanın altına ateş yakmadın.

Demiş ki ben Allah’ımın yoluna bir verirsem en az on vereceğine inanıyorum. Ben ona bir verince o bana on vereceğine öyle ki senetliyim. Siz gelince sofraya baktım ki iki ekmek var. Allah’ım bana aç bir fakir gönder bu ekmeği senin yoluna vereyim yerine yirmi ekmek gönder. En az yirmi gönderirsin demiş. Bir de baktık ki aç adam geldi. Tuttum ekmekleri verdim. Kaygısız oldum ki Cenab-ı Hak yerine hemen gönderecek. Öyle inançlıyım ki mutlaka gönderir. Onun için kaygısız oldum.

Peki niçin kazanın altına ateş yakmadın? Diyor ki benim yüreğimdeki ateş o kazanı kaynatmaya yeter. Yüreğimdeki O Allah’ın ateşi bir kazanı kaynatmayacaksa ne gereği var o ateşin diyor. Hasan-ı Basri Hazretleri sordu Ya Rabia bize bu kadar keramet gösterdin ama kadınlardan hiç peygamber olan varmı? Rabia validemiz cevap verdi Evet Ya Hasan kadınlardan peygamber olan olmadı amma kadınlardan Allah’lık davası çalanda olmadı dedi.

 


[1] Ramuzel Ehadis c.1.s.124/6

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>