canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Pirimizi Hasedleyen Hocanın Hali - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

Pirimizi Hasedleyen Hocanın hali

 

Yine bir kerametini söyleyeyim onun zamanında kemal sahibi olanlarda cehalet sahibi olanlarda tükenmemiş nefsini şeytanını yenemeyince hasitlik kıskançlık bitmemiş pirimizin zamanında bir hoca vardı pirimizi sevmezdi bir gün o hoca dışarı çıkıyor bakıyor ki önünde pirimiz şeyh Abdulkadir Geylani hz. birkaç müridi ile cumaya gidiyorlar kendide cumaya gidiyordu o hoca seccadeyi taşıyan müride der ki her gün bu seccadeyi siz seriyorsunuz bugün de bana ver ben açayım dedi müridde olur dedi seccadeyi omzuna aldı giderken hocanın abdesti bozuldu camide biraz uzak hoca yolda da çeşmeye döndü. Seccadeyi bir ağacın üzerine attı elini sığadı suya sundu hocanın alemi değişti.

Büyük pirlerimizde tayyı zaman tayyı mekan zuhur etmiş tayyı zaman dediği bir saatin içinde bin saatlik işi yapmışlar. Bin saatte yapılan işi bir saatte yapmışlar hocanın alemi değişince kendini tanımadığı bir şehirde buldu karnıda son derece aç yürüyecek hali kalmamıştı. Hemen bir kapıyı çaldı. Bir kadın çıktı ne istiyorsunuz dedi hoca da karnım aç bana bir yiyecek varsa verin dedi. Kadın ekmek yapıyordu içeri gel dedi hoca içeri girdi. Beşikte bir çocuk ağlıyordu. Kadın, şu beşiği salla ekmekten kalkınca karnını doyurayım dedi.

Ekmekten kalkıp hocanın karnını doyurduktan sonra sordu. Nerelisin? Hoca ben bir garibim diyor. Kadın memleketin neresi diyor. Bağdat deyince sen dünya aleminin adamlarındansın diyor. Hoca evet deyince peki dünya aleminden bu aleme nasıl oldu da geldin. Doğru söyle diyor. Bizim orada Abdulkadir adında bir şeyh çıktı ben ona karşı nefret ederdim. Vaziyet böyle oldu. Seccadeyi yalnız ağacın başına astım. Elimi suya sundum kendimi burada buldum. Deyince kadın sordu. Allah senin gözlerini mi kör etti. Biz bu alemde hepimiz onun müridiyiz senin biraz önceki beşikte salladığın çocuğun ismi Abdulkadir dedi. hoca ne yapayım diyor. Tövbe istiğfar et, gözünü yum ona müracaat et seni buraya nasıl attıysa geri öylede götürür. Tevbe istiğfar edipte gözünü yumup pirimizi çağırınca kendini çeşmenin başında buluyor eli suyun içinde seccadede duruyor pirimiz ve müridleri de daha üç dört adım önde gidiyorlar daha cami uzak abdestini alıp hemen onlara yetişiyor ama içindeki o haset ve kinden hiçbir şey kalmamış kalbi düzelmiş camiye vardılar önüne eğilip tam seccadeyi açarken pirimiz kulağına eğildi itirazın ile nasılsın dedi. Adam aman beni affet dedi.

İnsan ne yaptığını iyi anlamalı sen bir adama buğuz ediyorsun ama bunun sebebi nedir? Allah rızası mı? Yoksa nefsin hevası mı? Her hususta kendimizi ölçüye vurmalı haraketlerimizi iyi kontorol etmeliyiz bu kötü ahlak fikirler şeytan ve nefisten gelmektedir. Eğer bunların tedavisine çalışmazsak bizi iki dünyada rezil eder Allah’a da düşman eder maazallah…

Öfke Ve Hased: Enes radıyallahu anh rivayet ediyor.

إِنَّ الْحَسَدَ يَأْكُلُ الْحَسَنَاتِ كَمَا تَأْكُلُ النَّارُ الْحَطَبَ

“Ateşin odunu yakıp kül ettigi gibi hased de yapılan ibadetlerin sevabını yakar yok eder.”[1]

Bir meslektaş diğer meslektaşını, bir hoca diğer hocayı bir tarikatta olan diğer tarikatçıyı kıskanması onun sahip olduğu şeyin elinden gitmesini istemesi veya yükselmesini istememesi. çekememesi, hasetliktir. Ebu Said’den Hadisi Şerif

اَلْحَسَدُ يُفْسِدُالْا۪يمَانَ كَمَا يُفْسِدُالصَّبْرُ الْعَسَلَ

“Hased öd ağacının balı bozduğu gibi imanı bozar.”[2]

Yine bir hadisi şerifin mealinde: Bir kimsenin kalbinde imanla hasedlik bir arada durmaz. Ya hasidlik imanını mahveder yada iman kuvvetlidir hasidliği mahveder buyrulmaktadır. Öfke yani gazabın, kızgınlığın galib olması, kötü bir huydur. Bunun aslı ateştendir. Yarası kalbde olur. Soyu şeytana çıkar. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de şeytan hakkında,

خَلَقْتَن۪ي مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ ط۪ينٍ

“Beni ateşten yarattın, Adem'i ise topraktan yarat-tın”,[3] dediği bildiriliyor. Ateşin işi hareket etmek, dalgalanmak, rahat durmamak olduğu gibi, toprağın işi de; sakin ve rahat dur-maktır. O halde üzerinde gazab galib olan kimsenin, Adem aleyhisselamdan daha çok, şeytanla ilgisi olduğu anlaşılır. Bunun için İbn Ömer radıyallahü anh Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem’e:

أَنَّ رَجُلًا قَالَ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أُوصُن۪ي قَالَ لَا تَغْضَبْ فَرَدَّدَ مِرَارًا قَالَ لَا تَغْضَبْ

“Beni Allahu Teala'nın gazabından uzaklaştıracak şey nedir? diye sordu­ğunda kızmamandır.” buyurdu. Bana, beni ümitlendirecek kısa bir na­sihat verin, deyince “Kızma,”[4] buyurdu. Nekadar sorduysa böyle buyurdu. Yine hadisi şerif mealinde: Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu:

مَنْ كَفَّ غَضَبَهُ كَفَّ اللّٰهُ عَنْهُ عَذَابَهُ وَمَنْ اِعْتَذَرَ إِلٰى رَبِّه۪ قَبِلَ اللّٰهُ عُذْرَهُ وَمَنْ خَزَنَ لِسَانَهُ سَتَرَ اللّٰهُ عَوْرَتَهُ

“Gazabını, kızgınlığını yenenden Allahu Teala azabını kaldırır. Allahu Teala, kendisinden özür dileyenin özürünü kabul eder. Lisanına sahib olanın ayıbını örter.”[5]

مَنْ كَظَمَ غَيْظًا وَلَوْ شٰۤاءَ أَنْ يُمْضِيَهُ لَأَمْضَاهُ مَلَأَ اللّٰهُ قَلْبَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ رِضًا

“Kızması icabeden yerde, kızgınlığını yenenin, Allahu Teala kıyamet gününde kalbini kendi rızası ile doldurur.”[6] Yine buyurdu:

مَا مِنْ جُرْعَةٍ أَعْظَمُ أَجْرًا عِنْدَ اللّٰهِ مِنْ جُرْعَةِ غَيْظٍ كَظَمَهَا عَبْدٌ ابْتِغٰۤاءَ وَجْهِ اللّٰهِ

“Kulun yutkunduğu şey'lerden Allahu Teala indinde, gazabdan çok sevileni yoktur. ”[7]

Yani gadabını öfkesini ve hatalı olan söz kelamları üstünde durmayıp içine alıp yutmaktan Allah indinde daha hayırlı sevgili bir şey yoktur.

Hz.İmamı Ali kerremallahu veche Hazretlerine sordularki en güçlü en kuvvetli pehlivan kimdir? sorusuna cevap verdi ki en şiddetli gadap öfke zamanında gadap öfkesinin üstünde hareket etmeyip öfkesini içine sindirip yutan kimse en güçlü pehlivan budur, buyurdular.

Ömer ibn Abdülaziz'e bir kimse kötü bir kelam konşunca cevap vermeyip başını aşağı eğip öfkesini içine alıp şöyle cevap vermiş. Beni kızdırmak ve şeytanın tesiri ile kibirlendirmek sultan olmam hasebi ile yerimden kalkıp seni dövmemi kıyamette ise mükafatımı gidermek mi istersin. Bunu asla yapmam buyurdu, ve sustu.[8]

7- Hubbu’d-dünya: Dünyayı sevmektir. Dünya, dünya malıdır, Dünya malına aldanıp Allah tarafını unutmaktır. Dünya hırsı ile ahireti terk etmektir. Resulü Ekrem Efendimizin. Ümmetimin üzerine en ziyade korktuğum dünya sevgisine aldanmalarıdır. Alim ulemâ olurlar terbiyeli kedi gibi olurlar. Derviş olurlar. Dünya malını bulunca hepsini unuturlar demiştir. Maazallah.

 


[1] Ebu Davud, Edeb (4903); İbn Mace, Zühd (4210) c. Sagır. Muhtasarı c-2.s-321

[2] (C.Sağır. Muhtasarı c-2 Saife:322 Deylemiden)

[3] A’râf 7/12, Sâd 38/76

[4] Buhari, Edeb 76

[5] Gazali, İhya, 3/392; Taberani

[6] Gazali, İhya, 3/392; İbn Ebi Dünya,

[7] İbn Mace, Zühd (4189)

[8] Kimyayı saadet

 

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>