canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Kötü Huylar - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

 

KÖTÜ HUYLAR

 

Yine kötü huylardan, hadis-i şerif:

 

اَعْظَمُ الْخَطَايَا اَللِّسَانُ الْـكَذُوبُ

 

“Günahların büyüğü, dilin yalan konuşması.”[1]

Hadis-i Şerif:

 

اِ يَّاكُمْ وَالْكِذْبَ فَاِنَّ الْكَذِبَ مُجَانِبٌ لِلْاِيمَانِ

 

Yani, “yalandan hazer ediniz, zira yalan ile iman birlikte cem olmaz.”[2]

Hadis-i Şerif:

 

اَلْكِذْبُ يـُسَوِّرُ الْوَجْهَ والنَّمِيمَةُ عَذَابِ الْقَبْرِ

 

Yani, “yalan söylemek insanın yüzünü kara eyler. İki şahsın arasını ifsada çalışmak ise, azab-ı kabre sebep olur.”[3]

Hadis-i Şerif:

 

اَلْكِذْبُ يـَنْقُصُ الرِّزْقَ

 

“Yani, yalan söylemek rızkın bereketini giderir.”[4]

Hadis-i Şerif:

 

مَنْ كَذَبَ كِذْبَةٌ فَهُوَ مَلْعُونٌ ثَلٰثًا

 

Yani “bir defa yalan söyleyen, üç defa lanete müsta-hak olur.”[5]

 

اِيَّاكُمْ وَالْغَيْبَةَ فَاِنَّ الْغَيْبَةَ اَشَدُّ مِنَ الزِّنَا

 

Yani, “gıybetten hazer ediniz ki, zira gıybetin bir kısmı zinadan eşeddir.”[6]

 

لَيْسَ لِلْفَاسِقِ غَيْبَةٌ

 

Yani, “fısk ve fücuru zahire çıkmış olanların gıybeti haram olmaz.”[7]

Hadis-i Şerif:

 

مَنْ اَلْقـٰى جِلْبَابَا لْحَيٰٓاءِ فَلاَ غَيْبَةَ لَهُ

 

Yani, “bir kimse haya libasını bırakır ise, gıybeti haram olmaz.”[8]

Hadis-i Şerif:

 

اَلْغَيْبَةُ اُخْتُ الزِّنَا وَهِىَ مُضَارَعَتُهُ

 

Yani “gıybet zinanın hemşiresi şebihesidir.”[9]

Hadis-i Şerif:

 

اَلْمُغْتَابُ وَالْمُسْتَمِعُ شَرِيكَانِ فِى الْاِثْمِ

 

Yani “gıybet edenlerle dinleyenler günahta müşterektirler.”[10] İmkanı var ise konuşturmamalı, yok ise eğer, mümkünü var ise o cemaatten kalkıp gitmeli. İmkanı yok ise, o cemaatte huzurlu bulunup, onların konuşmalarına karışmayarak, ikrahlıkla oturursa, o kimse orada olmamış olur. Çünkü imkanını bulsa niyeti oradan gitmektir. Ama onları güzellikle susturabilir ise, çok sevap alır, inşaallahu Teala.

Gıybet hakkında Hucurat Suresi 12. Ayet-i kerime’de buyuruluyor ki;

 

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اجْتَنِبُوا كَث۪يرًا مِنَ الظَّنِّۚ اِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ اِثْمٌ

 

Ey mü’minler, çok zandan ictinab edin ki, zannın bazısı yanlış ve günahtır. Ayetin devamı:

 

وَلَا تَجَسَّسُوا

 

Yani, birbirinizin ayıplarından bahsetmeyin ve birbirinizin ayıplarınızı araştırmayın ve birbirinizi kişiflemeyin.Ayetin devamı,

 

وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضًاۜ

 

Siz birbirinizi gıybet etmeyin. Ayetin devamı,

 

اَيُحِبُّ اَحَدُكُمْ اَنْ يَاْكُلَ لَحْمَ اَخِيهِ مَيْتًا

 

Sizden biriniz ölmüş kardeşinizin etini yemeyi sever ve arzu eder misiniz? Ayetin devamı,

 

فَكَرِهْتُمُوهُۜ

 

Siz ölmüş kardeşinizin etini yemeyi sever ve arzu eder misiniz? Kerih görürsünüz! Çünkü ölü etini yemek tabiat-ı insaniyenin son derece iğrenmek ve istikrah edeceği bir şeydir. Ayetin devamı,

 

وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ تَوَّابٌ رَحِيمٌ

 

Yani, ey Allah’a iman edenler, Allah’tan korkun, gıybeti terk edin.

 

Gıybet hakkında Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemden sordular ki, gıybetin neden ibaret olduğu sual olunduğunda, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem cevap olarak şöyle buyurmuşlardır: Gıybet bir mü’min kardeşinin sevmediği bir söz ile arkasından konuşulan kelamlardır. Eğer o konuştuğun şey onda varsa, gıybet etmiş olursun. Eğer o şey onda yok ise, bühtan ve iftira etmiş olursun buyurdular.

Bir gün Hazret-i Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hazret-i Ömer ve Hazret-i Selman ile sefere gittiler. Radiyallahu anhuma giderken yola kondular, haymalar kurdular. Taam yemek için o haymeyi kurarken Selman uyudu. Onda hazır olanlardan bazıları dediler, bu kavim hazır kurulmuş isterler, kim geleler gireler ve düzülmüş taam isterler ki, geleler, yiyeler dediler. Selman uyandı. Selman’ı Hazret-i Resule gönderdiler ve Hazret-i Resul’den ekmeğimize katık iste. Selman vardı, Resul Hazretlerine dedi, ya Resulullah, yarenler ekmeklerine katık isterler. Resul Aleyhisselam dedi, onlar şimdi katıklandılar. Selman geldi, Resulün haberini bunlara dedi. Bunlar dediler, biz henüz katık yemedik, Hazret-i Resul hod yalan söylemez; gelin varalım, Resulullah bu sözü bize neden ötürü dedi görelim dediler. Vardılar, dediler Ya Resulullah, bize katık yediler diye buyurmuşsunuz, biz hod katık yemedik. Bize bu sözün manasını beyan edin, dediler. Resulullah dedi, siz katıklandınız, yoldaşınız uyurdu, sizler ne dediniz? O haymeyi kurarken, Selman uyudu. Onda hazır olandan bazınız dediler ki, bu kavim hazır kurulmuş isterler ki, geleler gireler ve hazır düzülmüş taam isterler, demeleri gıybet olunca, düşünüp, dilimize sahip olmalıyız.

Bir gün Hazret-i Resul aleyhisselam, kendi menzilinde idi ve ashab-ı suffe kavmi mescidlerde otururlar idi. Zeyd ibn Sabit, Resulullah’tan işittiği hadislerden bunlara söylerdi. O sırada Resul aleyhissalatü vesselama taşradan et geldi. Bunlar eti gördüler, Zeyd’e dediler ki, ya Zeyd, var bize Resulullahtan et iste, dediler. Zeyd, Resulullah katına vardı, biraz vakit eylendi. Bunlar da Zeyd’in arkasından dediler ki Zeyd gelir şimdi Resul Hazretlerinin hadisle-rini söyleyiverir, dediler. Bunda bunlar bu sözde iken Zeyd dahi vardı Hazret-i Resulle buluştu. Onların et istediğini Hazret-i Resule dedi. Resul ol pür usul dedi: Şimdi onlar et yediler deyince Zeyd tez olarak yine döndü, bunlara geldi. Hazret-i Resulün haberini dedi. Onlar dahi, biz falan vakitten beri et yemedik, varalım bu sözün hikmetini sual edelim dediler. Geldiler, Hazret-i Resule dediler, ya Resulullah, biz falan vakitten beri et yemedik. Siz, onlar et yediler demişsiniz, bu sözün hikmetini bize bildir, dediler. Hazret-i Resulullah dedi, şimdi siz kardeşinizin etini yediniz, eseri henüz dişinizde durur; tükürün onun kızıllığını görürsünüz, dedi. Tükürdüler, ağızlarından çıkan tükürük kıpkızıl kan. Ol dem tevbe eylediler, vardılar Zeyd’den helâllik dilediler.

Kenzü’l İrfan’dan (s. 115/735) Hadis-i Şerif:

 

اِيَّاكُمْ وَالْغَيْبَةَ فَاِنَّ الْغَيْبَةَ اَشَدُّ مِنَ الزِّنَا

 

Yani, “gıybetten hazer ediniz, zira gıybetin bir kısmı zinadan eşeddir.”

Hadis-i Şerif:

 

لَيْسَ لِلْفَاسِقِ غَيْبَةٌ

 

Yani “fısk ve fücuru zahir olanların gıybeti haram olmaz.”[11]

Hadis-i Şerif:

 

مَنْ اَلْقـٰى جِلْـبَابَا لْحَيٰٓاءِ فَلاَ غَيْبَةَ لَهُ

 

Yani, bir kimse utanmayı ve hayayı bırakır ise, hem kendi hayayı, edebi ve utanmayı bırakır ve her türlü yemesinde, içmesinde, hiçbir şeyden sakınmaz ve insanların da hayasını bozar, edebini bozar ve insanların da hayasını, edebini yırtar.[12] Yalandan, plandan, hile plandan sakınmaz. İnsanlara zarar verir. İşte bu gibi olanların gıybeti haram olmaz. Bu gibi insanların halini haber verip, insanları bunların şerrinden koruyup, muhafaza etmeli. Bunların dışında fısk u fücuru açığa çıkmayan kimselerin gıybeti haram kılınmıştır. Gaybetten çok sakınıp, dilimize sahip olmak lazımdır.

Hadis-i Şerif:

 

اِذَا كَذَبَ الْعَبْدُ كِذْبَةَ تَبَاعَدَ عَنْهُ الْمَلَكُ مِيلًا مِنْ نَتَنِ مَاجٰٓاءَ بِهِ

 

Yani, “insan yalan söyleyince, o yalanın kötü çirkin kokusundan muhafızı olan melaike-i kiram kendisinden bir mil uzağa giderler.”[13]

Hadis-i Şerif:

 

اَعْظَمُ الْخَطَايَا اَللِّسَانُ الْكَذُوبُ

 

Yani, “günahların a’zamı, yani büyüğü, lisanın yalan söylemesi demektir.”[14]

Hadis-i Şerif:

 

اِيَّاكُمْ وَالْكِذْبَ فَاِنَّ الْكِذْبَ مُجَانِبُ لِلْاِيمَانِ

 

Yani, “yalandan hazer ediniz ve çok sakınınız ki, zira yalan ile iman beraber cem olmaz.”[15]

Hadis-i Şerif:

 

اَلْكِذْبُ يـُسَوِّدُ الْوَجْهَ والنَّمِيمَةُ عَذَابُ الْقَبْرِ

 

Yani “yalan söylemek insanın yüzünü kara eyler. İki şahsın arasını açıp, fesada çalışmak, azab-ı kabre sebep olur.”[16]

Hadis-i Şerif:

 

اَلْكِذْبُ مُجَانِبُ الْا۪يمَانِ

 

Yani “yalan ile iman bir mahalde bulunmaz.”[17]

Hadis-i Şerif:

 

اَلْكِذْبُ يـَنْقُصُ الرِّزْقَ

 

Yani, “yalan rızkın bereketini giderir.”[18]

Hadis-i Şerif:

 

مَلْعُونٌ مَلْعُونٌ مَنْ كَذَبَ

 

“Yalan söyleyenler mel’undur, mel’undur.”[19]

Hadis-i Şerif:

 

مَنْ كَذِبَ كِذْبَةً فَهُوَ مَلْعُونٌ ثَلٰثًا

 

Yani, “bir defa yalan söyleyen üç defa lanete müstahak olur.”[20]

Hadis-i Şerif:

 

اَحَبُّ الْاَعْمَالِ اِلَى اللّٰهِ حِفْظُ اللِّسَانْ

 

“Cenab-ı Hakk’ın ziyade sevdiği amel, lisanı malayaniden, yalandan, gıybet, küfür ve kötü sözlerden hıfz etmektir.”[21]

Hadis-i Şerif:

 

اَفْضَلُ الصَّدَقَةِ حِفْظُ اللِّسَانِ

 

“Sadakanın efdalı, haram olan sözlerden dilini hıfz eylemektir.”[22]

Hadis-i Şerif:

 

اَكْثَرُ خَطَايَا بَنِى اٰدَمَ مِنْ لِسَانِهِ

 

Yani, “benî Adem’in başına gelen günahların çoğu dilindendir.”[23]

Bu hadis-i şerifler, ayet-i kerimelere karşı, Cenab-ı Hak halk eylediği bu vücudun zahirini ve batınını nasıl kullanmayı Kur’an-ı Kerim’i ile haber veriyor ve peygamberleri ile ve alimleri ile haber verip bildiriyor. Nefsin ve şeytanın düşman olduklarını ve dünyanın ve dünyaya muhabbet etmenin nasıl zararı olduğunu ve bunların insanları kendinden uzağa çekip, gazabına çekip, işte nurani yaratılan vücudu azab-ı cehenneme çekeceklerini bildiriyor.

İşte nefse, şeytana, dünyaya esir, köle olup, vücut makinesinin cüz’i irade direksiyonunu bunlara teslim edenlerin halleri.

Yunus Emre Hazretlerinin sözleri:

 

Aciz kaldım zalim nefsin elinden

Şol dünyanın lezzetine doyamaz

Eğnine almıştır gaflet gömleğin

Ömrünün gelip geçtiğini bilemez   

 

İlahi, gaflet gömleği giyene

Müslüman der misin nefsine uyana

Kazanıp kazanıp verir ziyana

Hak yoluna bir puluna kıyamaz

 

Sağlığında ayet, hadis nesine

Son deminde muhtaç olur nesine

Eletip koyuncak makberesine

Oğlum, kızım, malım kaldı diyemez

 

İlahi, miskince Ademoğlanı

Varıp tutmaz bir mürşidin elini

Haram, helal kazandığı malını

Ele nasip eder kendü yiyemez

 

 

İlahi, gafletten uyar gözümü

Dergahında kara etme yüzümü

Yunus eder, gelin tutun sözümü

Dünya seven ahireti bulamaz

 

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:

 

لاَ يـَمُوتُ الْقُلُوبُ اِلَّا بِحُبِّ الدُّنْـيَا

 

Yani, “kalpleri hiçbir şey öldürmez, illa dünya sevgisi öldürür.”[24]

İkinci: Cahil kalmak.

Üçüncü: Dünya sevgisi.

Hadis-i Şerif:

 

اِنَّ اللّٰهَ يـُبْغِضُ كلُّ عَالِمٍ بِا لدُّنْـيَا وَجَاهِلٍ بِالْاٰخِرَةِ

 

Yani “Muhakkka Allâhu Teâla şol kimseye buğz ederki, dünya işlerinin muallimi olur, ahiretçe büsbütün cahil kalır”[25]. Zikrullahı terk etmek, bunlar kalpleri öldürür.

Dördüncü: Riyalı amel yapmak. Riyayı yazmıştık, tekrar edi-yoruz; Hem ibadet yapar, hem de halka gösterişli yapar. Halka göstermeyi çok sever. Halkın görmesinden zevk alır. Konuşurken çok şatafatlı, gururlu, iftiharlı konuşur, ucuba düşer. İşte ucubun zararı. Hadis-i Şerif:

 

اِنَّ الْعُجْبَ لِيَحْبِطُ عَمَلَ سَبْعِينَ سَنَةً

 

Yani, “bir kimse kendini beğenip, başkalarını beğenmez, kendini çok beğenir, eminliğe düşer; ameline, servetine, ilmine güvenir, gurura düşer, serbestliğe düşer. Allah korkusunu unutur. İşte bu hal, o kimsenin yetmiş senelik ibadetini ifna ve imha eder.” [26]  Cenab-ı Hak, Ümmet-i Muhammed’i bu gibi halden korusun!

Hadis-i Şerif:

 

اِيَّاكُمْ وَالْكِبْرَ فَاِنَّ اِبْلِيسِ حَمَلَهُ الْكِبْرُ عَلٰى اَنْ لَايـَسْجُدَ لِاٰدَمَ

 

“Bu kibirden çok korkalım ve çok sakıncalı olalım ki, İblisi Adem aleyhisselama secde etmemeye kibir sevk etmiştir.”[27]

  Hadis-i Şerif:

 

بِئْسَ الْعَبْدُ عَبْدٌ تَخَيَّلَ وَاخْتَالَ وَنَسِىَ الْـكَبِيرَ الْمُتَعَالَ بِئْسَ الْعَبْدُ عَبْدٌ تَجَبَّرَ وَاَعْتَدٰى وَنَسِىَ الْجَبَّارَ الْاَعْلٰى

 

Yani demek oluyor ki, “ne fena bir kuldur şu kimse ki, kendini çok fazla beğenir. Çok kuruntulu olur ve kibirli olur ve bu kibirle herkesin hakkına tecavüz eder ve kendini yaradanı unutur.”[28] Allah’ım, bu gibi halden Ümmet-i Muham-med’i koru ve muhafaza eyle, Allahım!

Hadis-i Kudsi:

 

قَالَ اللّٰهُ تَعَالٰى اَلْـكِبْرِيٰٓاءُ رِدٰٓائِى فَمَنْ نَازَعَنِى فِى رِدٰٓائِى قَصَمْتُهُ

 

Yani, Cenab-ı Allah buyurmuştur ki, “büyüklük ancak ken-dime mahsus bir sıfat-ı subhaniyemdir. Bunda yani bü-yüklüğümde Benimle iştirak eylemek fikrinde olan mütekebbirleri yevmî kıyamette zelil ve helak ederim.”[29]  buyuruyor.

 Hadis-i Şerif:

 

مَنْ تَـكَـبَّرَ وَضَعَهُ اللّٰهُ

 

Yani “Bir kimse kendini büyük zannedip, başkalarını hor görüp, tasgir ederse, Cenab-ı Allah o kimseyi hakir, zelil eder.”[30]

Hadis-i Şerif:

 

لاَيـَدْخُلُ الْجَنَّةَ مَنْ كَانَ فِى قَلْبِهِ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ مِنْ كِبْرٍ

 

Yani, “Kalbinde cüz’i bir kibir bulunan kimse azap görmedikçe cennete dahil olamaz.”[31]

 


[1] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 114/727.

[2] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 114/729.

[3] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 114/730.

[4] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 114/732.

[5] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 114/734.

[6] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 114/735.

[7] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 114/736.

[8] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 114/737.

[9] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 114/738.

[10] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 114/739.

[11] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 114/736.

[12] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 114/737.

[13] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 114/726.

[14] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 114/727.

[15] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 114/729.

[16] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 114/730.

[17] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 114/731.

[18] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 114/732.

[19] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 114/733.

[20] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 114/734.

[21] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 90/563.

[22] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 90/564.

[23] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 90/565.

[24] İmam Gazali, İhyau Ulumiddin, Müzekkin Nüfus, Mârifetname s.258(Osmanlıca baskı)

[25] Süneni Beyhakiyyül Kübra, c. 10, s. 194 (Mekke), Münavi Feyzu’l-Kadir, c. 2, s. 285 (Mısır).

[26] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 116/744.

[27] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 116/745.

[28] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 116/746.

[29] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 116/747.

[30] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 117/748.

[31] Kenzü’l İrfan 1001 Hadis, s. 117/749.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>