canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Hazreti Ali kerremallahu vechehu Efendimiz Hakkında - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

HZ. ALİ Kerremallahu Vechehu EFENDİMİZ HAKKINDA

 

Hazreti İmamı Ali Keremallahü Vechehu Efendimiz hakkında biz aciziz çokta naçiz. O nu vasfetmeye takatımiz yetmez. Fakat Cenab-ı Hak’kın ihsan ettiği kadar söyleyelim. Birincisi Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir gün Hazreti İmamı Ali kerremallahu veche Efendimizin elinden tutup

يَا عَلِىُّ اَنَا وَاَنْتَ اَبُو هٰذِهِ الْاُمَّةِ

Hadis-i Şerif meali: “Ya Ali sen ve Ben bu ümmete baba-yız.”[1] İkinci hadisi şerif:

أَنَا مَد۪ينَةُ الْعِلْمِ وَعَلِىٌّ بَابُهَا

“Ben ilmin şehriyim İmamı Ali şehrin kapısıdır.” [2]

İlim yolunda kapıdır. Onu bulmayan beni bulamaz. Üçüncü Hadisi şerifte buyuruyorlar ki:

قِسْمَتُ الْحِكْمَةُ عَشَرَةٌ اَجْزٰۤاءُ فَاُعْطِىَ عَلِىٌّ تِسْعَةَ اَجْزٰۤاءُ وَالنَّاسُ جُزْأً وَاحِدًا َوَعَلِىُّ اَعْلَمُ بِالْوَاحِدِ مِنْهُمْ

Mealinde “Cenab-ı Hak Teala Hazretleri hikmeti, ilmi on bölüme bölmüş dokuzu İmamı Ali’de birsi sair Nasta O bu biri de diğer insanlardan daha iyi biliyor.”[3]

Yani İmamı Ali kerremallahu veche Efendimizin ilmi bütün insanların ilmine bedeldir. Buyuruyor.

İmamı Ali kerremallahu veche yine cesaret, sahavetinden sadakatinden Peyfamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize Cebrail aleyhisselam gelip bu gece sen kendi yatağına bir adam tayin eyle senin yerine yatsın. Sende buradan Mekke’den gideceksin. Peygamber Efendimizin evini, çevresini kafirler sarmışlar idi. Bu gece ne pahasına olursa olsun öldürelim. Kararına geçmişler idi. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Ya Ali Cenab-ı Hak’tan emri ilahi geldi. Ben bu evden gideceğim seni kendi yatağıma yatırmak istiyorum. Ne dersin? İmamı Ali kerremallahu veche Efendimiz buyurdular ki Ya Resulallah şuandan sonra ne kadar ömrüm kaldı bilemiyorum. Bütün kalan ömrüm, hayatım sana senin yoluna feda olsun Ya Resulallah beni yatağına yatır. Senin yoluna beni öldürsünler. İmamı Ali kerremallahu veche Efendimizi kendi yatağına yatırdı. Hz. Cebrail Yasin suresindeki şu ayetle gelip:

وَجَعَلْنَا مِنْ بَيْنِ اَيْد۪يهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَاَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ

“Önlerinden bir sed ve arkalarından bir sed çektik de onları kapattık; artık görmezler.”[4]

Bir pençe eline toprak al ayeti oku toprağa üfür. Evin çevresindeki küffarlara bekçilere toprağı saç içlerinden yürü. Ebubekir ile Mekke’den gece hicret edip gidiniz. Dedi.

Bu ayet toprağa okunup saçılınca bütün evi saran küffarlar derhal uykuya düştüler uyudular. Mel’un şeytanda Adam sıfatında içlerinde onlara öldürmesi için akıl veriyordu. Şeytanda uyudu aralarından çıkıp Ebubekir Efendimizin evine gelip Mekke’den hicret ettiler. Sevr mağrasına girdiler. Tefarruatı yazılırsa çok uzayacak. Maksadımız İmamı Ali Efendimizin faziletlerinden bahsetmekte idik.            

İmamı Ali kerremallahu veche Efendimiz Peygamber Efendimize canını, hayatını, feda edip yatağına girdi. Bu anda Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri Cebrail ile Mikail Aleyhiselama hitap etti. İkinizin ömrü aynı beraber seviyede değil. Birinizin ömrü o birinizden uzundur. Ömrü uzun olanınız ömrü kısa olana verip, ömrünüzün müsavi beraber olmasını ister misiniz? Deyince razı olamadılar. O zaman Cenab-ı Hak Teala Hazretleri sizler ömrü uzun olanınız o bir kısa olana verip ömürler beraber olmaya veremediniz. Sizler bakınız. Yeryüzünde sevgili Habibimin yarı garı olan Ali’ye bakınız. Bütün geri kalan ömrünü hayatını habibime ve onun uğruna feda etti. Kendini yatağına attı bakınız buyurdular.

Hazreti İmamı Ali kerremallahu veche Efendimizi ne kadar medh ve sena etsek layıkı şekilde medh ve sena etmemiz mümkün değildir. Bizde İmamı Ali kerremallahu veche Efendimizi sevdiğimiz için onun hakkında konuşmak içimizden gelmektedir. Çünkü bir kimsenin kalbte sevdiği ne ise dilinde de o olur. İmamı Ali kerremallahu veche Efendimize sevgimiz bir yönündende cehri kadiri tarikatının ilk temelini kuran o zattır. Bizlerde onun için sevgimizden dolayı yazmalarımız kendiliğinden uzuyor. İmamı Ali kerremallahu veche Efendimiz Allah Resulüne canını feda ettiğinden dolayı karşılık mükafatlarını hiç kimselere nasip müyesser olmayan nimetler kendisine Cenab-ı Hak ihsan etmiş.

Hz. İmamı Ali kerremallahu veche hakkında layıkı olan beyitler kelamlar çoktur. Hemen şuraya Nizamoğlu tarafın-dan bir hane beytini ilave edelim:

 

Ey nesli pak, didayı evladı Mustafa

Ey nuru aynı hazreti sultanı Murtaza

 

Çeşmü çırağ[5] aleme envari Kibriya

Oldur Aliyyül esğarı imamı şahı evliya

 

Ahmedi Muhammed oldu kamu alemin afzalı

Kevser şarabı sakkasıdır.[6] Murtaza Ali

 

Yine İmamı Ali kerremallahu veche Efendimizin manevi kokusu sevgi tesiri içimize tesir yaptığından yine birkaç beyt ilave edelim inşallah.

 

Yâ Rabbî muhebbetinden gönlümü etme hali

Mühründen özge dilde hiç koyma kılı kalı

 

Her ruzi şeb dilde tesbihim ey Mevla

Ya Muhammed Ya Mustafa Ya Aliyyü Ya Murtaza

 

Arşı mecide çünkim bastı kadem[7] Muhammed

Vasıl oldu zata zatı mavh oldu mim Ahmed

 

Budur iki cihanda miftahı babu cennet[8]

Ya Muhammed Ya Mustafa Ya Aliyyü Ya Murtaza

 

Damadı Fahri alem şiri[9] Hüda’yı Haydar

Hatemi Nebi Muhammed, hatemi velayet Haydar

 

Kalbinden bir an çıkarma oku dilinde ezber.

Ya Muhammed Ya Mustafa Ya Aliyyü Ya Murtaza

 

Ya Muhammed Ya Mustafa Ya Aliyyü Ya Murtaza

Arzu hacetlerimiz vardır size sizlerde lütfu himmet eyleyin bize.

 

Cenab-ı Hak manevi ruhaniyetlerinden feyzlerinden gıda almayı cümlemize nasip müyesser eylesin amin.

Başta kalbden dilimize gelen isimlerin nasıl Allah dostu olduklarını Allah’ım bilip onların ruhlarından gıda almayı nasip etsin. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem hakkında

Pür nur olup geldi bu aleme

O’nun vasfı sığmaz ne dile nede kaleme

Çünkü onu yaradan yüce Rabbim medh etmiş ya Habibim ünvanı verilmiş. Birisine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in mübarek lisanından konuştukları “ben ilmin şehriyim Ali şehrin kapısıdır. Ali’yi bulamıyan beni bulamaz.” Diye bu şeref verilmiş.

İmamı Ali Keremallahu Vechehu, birde yine bir cömert sahabe bunun ikiside yemek yemeye kendilerinin ihtiyaçları olduğu halda manen Allah’ın kullarını onlarıda doğru istikamete Allah’ın rızasına kavuşturmak için manen cömertlik yapıp insanlarıda dalalet yolundan hidayete kavuşturmak azmi çabası bu yönde cömert oldukları gibi zahirdede kendileri yemeye ihtiyaçları var olduğu halda kendileri yemeyip gelen fakirlere yedirip cömert olup onların açlıklarını doyururlar idi. Yedirdikleri fakirlerden bir taltif bir hürmet senada beklemezler idi. İşte sureyi dehri’de (İnsan suresi) 8 ve 9. ayetleri bunların ne kadar yüksek cömert mertebesine ulaştıkları için nazil olmuştur.

وَيُطْعِمُونَ الطَّعَامَ عَلٰى حُبِّه۪ مِسْك۪ينًا وَيَت۪يمًا وَاَس۪يرًا ﴿8﴾ اِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ اللّٰهِ لَا نُر۪يدُ مِنْكُمْ جَزَآءً وَلَا شُكُورًا ﴿9﴾

 “Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksu-la, yetime ve esire yedirirler.”

“Biz size sırf Allâh rızâsı için yediriyoruz, sizden bir kar-şılık ve teşekkür beklemiyoruz” derler.[10]

Bu sınıfta olanlarında cennete gireceklerini bu ayet müjdeliyor.

Yine çok sevdiğimiz İmamı Aliyyül Murtaza Kerremallahu Veche-hu Efendimizin konularından yazılması icap etti. İmamı Ali kerremallahu veche Efendimiz şöyle buyuruyorlar ki bir gün bir ayeti kerime geldi. Ayeti kerimenin emri Resulünüzün yanına giderken kalblerinizi temiz edin. Temizleyin öyle gidin diye emri ilahi geldi. Bu kalb temizlenme anlamıda sadakaya çevirdi ki sadaka veren alanın sadaka kalbini temizler düzeltir. Bu anlamda ayet gelince iş paraya dayanınca münafıklar Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin huzuru saadetlerini ve hatta zahiren çok yakınına sokulurlar idi. Bu ayet gelince Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin yanına gidemez oldular. Hazreti İmamı Ali kerremallahu veche Efendimiz buyurdular ki benim bir dinarım var idi on dirheme bozdurdum. Her gün bir dirhemini sadaka verdim Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sohbetine gittim. Bu ayete benden başka tabi olan olmadı. On günde on dirhemin her gün bir dirhem sadaka verince param bitti. Onunca gününde bitince ayetin hükmü nesh olup yani ayetin hükmünü Cenab-ı Hak kaldırdı. Tekrar ayeti kerime ile Resulunüzün yanına sadaka vermeden de gidebilirsiniz. Emri geldi.

Yine başka bir konusunu söylemek yazmak icab ediyor.

Bir gün Hazreti İmamı Ali kerremallahu veche Efendimiz gazadan eve geldi. Eve geldi ki Hazreti Fatmatüz Zehra validemiz hasta olmuş yatakta yatıyor. Hal hatırını sordu. Dedi Ya Ali bugün üç gün oldu ağzımdan bir lokma yemek geçmedi. O zaman Hazreti İmamı Ali kerremallahu veche Efendimiz buyurdular ki Ya Fatma hiç bir şey canın istemiyor mu? Deyince Hazreti Fatma validemiz ya Ali hiç birşey canım istemiyor ancak belki bir nar olsa yerim dedi. Hazreti İmamı Ali kerremallahu veche Efendimiz kalkıp bir nar getirmek için çarşıya indi. Artık yanında para yok mu idi nasılsa bir tek bir nar aldı. Onuda fakir fukaralar görüp nefisleri kalmasın diye koynuna koydu. Eve gelirken caddede bir bina dibinde bir zayıf ihtiyarca bir adam yatıyor. Yanına geldi. Çok ağır hasta olarak gördü. Dedi nasılsın dedi ya Ali üç gün oldu bu bina dibinde yatıyorum. Hiç bir lokma ağzımdan bir gıda girmedi. Deyince Hazreti İmamı Ali kerremallahu veche Efendimiz dedi hastaya hiç birşeyler canın istemiyormu. Hasta dediki ya Ali hiçbirşey canım istemiyor. Yalnız belki bir nar olsa yerim deyince.

İmamı Ali kerremallahu veche Efendimiz bir düşündü yâ Rabbî başka parada yok başka narda yok bu narı burda bu fakire yedirsem Fatma evde nar bekliyor. Buna yedirmeden gitsem içim rahat etmiyor. Deyip koynundaki narı çıkarttı. Narı kırıp taneledi o fakire narı tamamen yedirdi. Hasta adam narı yeyince kalktı oturdu. Ya Ali Allah senden razı olsun hiç bir hastalığımda kalmadı dedi. Ordan İmamı Ali kerremallahu veche Efendimiz kalktı eve geliyor amma birazda mütesir olarak geldi. Kapıyı çaldı. Fatmatüz Zehra validemiz gelip kapıyı açtı. Yukarı çıkıp oturdular. Fatma validemiz yataktan kalkmış vaziyette Hazreti İmamı Ali kerremallahu veche Efendimiz müteessiren oturunca Hazreti Fatma Validemiz buyurdu ki Ya Ali niye müteessir oluyorsun sen o narı getiremedim diye mahzun olup üzülme mütesirde olma sen o bir narı o fakire o hastaya yedirdiğin anda Allah benim hastalığımı kaldırdı. Mütesir olma Ya Ali buyurdular. Bunlar bu sohbette iken dış kapı çalındı. Hazreti İmamı Ali kerremallahu veche Efendimiz kapıya inip kapıyı açtı.

Baktı ki bir sahabenin elinde bir tepsi üstüde örtülü olarak sahabe dediki ya Ali bu nar Allah tarafından sana gönderilmiş Resulullah da sana gönderdi ya Ali al İmamı Ali kerremallahu veche Efendimiz narı aldı. Saydı ki nar dokuz adet o zaman biraz düşündü sahabe niye düşündün ya Ali deyince. Dediki eğer bu nar bana Cenabı Allah’dan gelecek olsa idi en az on olması gerekir idi. Acaba birisi neden noksan deyince sahabe gülüp elini koynuna soktu narı çıkırttı. Dedi ya Ali bu nar on idi ben seni denemek için birini sakladım idi. Al bunuda ya Ali dedi.

Burda Cenab-ı Hak bu konuları yazdırdı manevi yardımlarına layık eyleyip Ruhan manaviyetlerını sevgilerini kalblerimize yerleştirip ahiret mahşer gününde bunların yardımlarına şefaatlarına layık eyleyip beraber komşu olmayı bunların hürmetine nasip müyesser eylesin amin.

Yine onun mübarek konularından yazılmak icap ediyor. Başka bir gün yine kazadan eve geldi. Oturdu. Fatma validemiz buyurdular ki Ya Ali bugün üç gün oldu evde bir yiyecek bir şey kalmadı. Ben sabır ediyorum çocuklar sabır edemiyorlar. Üzerinde para var ise bize biraz bir şeyler al gel ya Ali deyince İmamı Ali kerremallahu veche Efendimiz kalktı evden dışarı çıktı. Üzerinde bir şeyler alacak para yok idi. Dışarı çarşıya iki niyet üzerine çıkmış idi. Niyetin biri bir münasip  sahabelere rast gelirsem onlardan biraz borca birkaç kuruş para isteyim niyeti ile ikinci niyeti bakkaldan bir müddet borca olarak bir şeyler alıyım niyeti idi. Bu iki niyetin ikisini de yapamadı. sahabelere karşı denk geldi isede bir şeyler isteyemedi. Bakkal dükkanı önünden birkaç sefer geçti ise de ondanda borca bir şeyler alamadı. Bu iki niyet olmayınca mahsun olarak eve döndü. Dönünce kalbine bize bizden yakın olan zahiren batınen her halımıza vakıf olan bilen yüce Rabbımıza münacat etti.

Buyurdu ki yâ Rabbî evdeki hal çocukların açlığı sana mâlum benim de evden iki niyet üzere çıktığım biliyorsun. Bu iki niyetide yapamadım. Sahabeden borç isteyemedim. Bakkaldan borca bir şeyler alayım diye onuda alamadım. Şimdi her halım evdeki durum hepsi sana ayan beyan hemde sahabelerden artık öndüç parada istemeyeceğim bakkaldan da borca bir şey almayacağım işte boş olaraktan eve dönüyorum. Bizzat ben ihtiyaçlarımı başkasından değil bizzat senden istiyorum yâ Rabbî deyip eve yollandı.

Biraz yürüyünce karşıdan deve yedeğinde deveyi çekip gelen bir adam selam verdi. Selamını aldı. Deveyi çeken adam ya Ali bu deveyi satacağım sana satmak istiyorum dedi. Benim deve alacak param yoktur. Dedi ya Ali ben seni biliyorum. Sana itimatım kuvvetlidir. Deveyi borca vereceğim hemde çok ucuza vereceğim devenin parası dokuzyüz kuruş değer sana üçyüz kuruşa hem de borca vereceğim üç yüz kuruşu da ne zaman eline para geçer ise o zaman ver. İmamı Ali kerremallahu veche Efendimiz deveyi aldı. Yedeğinde çekip geliyor.

Eve gelmeden yine karşıdan bir adam karşı geldi. Dedi ya Ali bana böyle bir deve lazım bu deveyi ne olur bana satar mısın? Kaça alırsın deyince, adam dokuzyüz kuruşa peşin alırım dedi. Deveyi satıp dokuz yüzkuruş para ile aldı. Düşündü acaba bu iş nasıl oldu diye eve varmadan Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin yanına geldi.

Ya Resulallah bu gün vaziyet işler böyle oldu şimdi son olarak bu elimdeki sattığım devenin parası acaba bana halal oldu mu ya Resulallah deyince Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ya Ali o deveyi sana satan kim idi biliyor musun yok bilmiyorum ya Resulallah deyince deveyi sana satan Cebrail aleyhisselam idi. Deve olup satılan Mikail aleyhisselam’dı tekrar deveyi senden peşin para ile satın alanda İsrafil aleyhisselam’dı evet bunların başından geçen konular hem itikat hem tevekkülümüzü artırmakta hem de muhabbetleri kalbimizde daha artmaktadır.

Nizamoğlu Hazretlerinin söylemiş olduğu beyitlerinden bir kaç hane onu da yazalım inşeallah.

 

Habib’iyin hâki payına aziz canım misar olsun. [11]

Ki Hamzanın ayağı altına çeşmim[12] gubar[13] olsun.

 

Emirel Mü’minin Abbas’a bir kulum kabul etsin.

Muhabbet kılmayan bunlara yarın onların yeri nar olsun.

 

Aliyyül Murtazanın kamberinin kamberiyem[14] ben

Bunlara Allah için muhabbet edenler cihan durdukça var olsun

 

Kulun Seyid Nizamoğlu diler her ruzu şeb[15] senden

Yarın firdevsi alada bunlar ile civar olsun.

 

Ya Rab kıyamet günü cümlemizi haşreyle Muhammed Mustafa ile

Ebubekir Ömer, Osman, Aliyyül Murtaza ile.

 

Yâ Rabbî bunların hürmeti için mahşerde şefaatlerine layık ve onlar ile buluşup komşu olmayı nasip eyle yâ Rabbî.

Tekrar konumuza dönelim. Cenab-ı Hak’kın emriyle Peygambe-rimiz sallallahu aleyhi ve sellem Cenneti gezip ordan cehenneme geldi. Her cehennemin kapısında kimlerin azap yeri ise yazılmış idi. Birinci cehennemde yazı yokmuş ki, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem cehennemin malikine soruyor; burası kimlerin yeridir, deyince, cehennemin görevlisi utanıp, başını aşağı eğip, hafi (gizli) olarak Cebrail aleyhisselam’a söyledi. Cebrail aleyhisselam, Malik’e (cehennemin görevlisine) Açık olarak kendisine söyle deyince, Malik utanarak, burası senin ümmetinin asilerinin yeri, deyince, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ümmetinin üzerine merhameti, şefkati çok olduğundan, mübarek gözlerinden yaşlar akmaya başladı.

Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri, Ya Habibim, biz seni dostlarımızın yerini gör, düşmanlarımızın yerlerini gör, diye gezdirdik. Ya Habibim, sen kendini üzme, o gördüğün cennetin kendi kendine gücü, bir salahiyeti olsa idi, Adem aleyhisselam’ı dünyaya atmaması lazım gelir idi. O gördüğün cehennem ateşinin de eğer kendi kendine bir gücü, salahiyeti olsa idi, İbrahim aleyhisselam’ı yakıp kül etmesi lazım gelirdi. Ya Habibim, bir kulum benim rızamda olunca, isterse o kulumu yedi kat cehennemin dibine atsınlar, onun yeri gül gülistan olur, diye buyurdu.

Ameldeki gaye, maksad ilahi ente maksudi ve rızake matlubi. Yani, ilahi, maksadım sensin ve matlubum senin rızandır.

 


[1] Rumuzut Tevhid,Şerh ve tercümei delâili Abdulkadir Geylani

[2] Kenzü-l-İrfan l00l hadis Saife:24 hadis no:128

[3] Ramuz-el-Ehadis c.2.s.335/1

[4] Yasin 36/9.

[5] Gözü aydınlatan Işık, ziya

[6] Kevser şarabının dağıtıcısı

[7] Kadem: Ayak

[8] Cennet kapısının anahtarı

[9] Şir, Fars’ca Aslan demektir

[10] Dehr (İnsan) 76/8-9

[11] Ayağıyın bastığı yere aziz canım mekan olsun

[12] Gözüm

[13] Toz

[14] (yani Aliyyül Murtazanın hizmetçisinin ismi kamber idi. Bu zatta diyorki Aliyyül Murtazanın kamberinin kamberiyem ben)

[15] Fars’çada ruz, gün şeb, gece demektir. Burada gece gündüz Senden dileğim manasına gelmektedir.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>