canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin Hanımlarının Dünyalık İstemesi - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

PEYGAMBER EFENDİMİZ sallallahu aleyhi vesellemin HANIMLARININ DÜNYALIK İSTEMESİ

 

 

Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bütün ümmetinin hata günahtan arınmış temizlenmiş olarak ahrete öyle yolcu olmasının arzusunda olduğunu haber veriyor. Bir hadisi şerifin mealinde;

Kalbleri hiçbir şey öldürmez ancak dünya muhabbetine dünya sevgisine çok düşkün olmak kalbleri öldüreceğini haber veriyor. İkinci hadisi şerifin mealinde;

Bütün günahların başı dünya sevgisi muhabbeti olduğunu haber veriyor.

Bunlara göre ne kadar dünya muhabbetinden zevk lezzet-lerinden sakınmamız gerekiyor. Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin zevceleri yani hanımları kendisinden biraz maddi dünyalıkları olan ziynetlerden dünyalıklardan istekte bulundular. Bu isteklere karşı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hanımlardan çekilip biraz üzüntülü olarak ayrı bir odası var idi oraya oturdu. O anda Cebrail aleyhisselam geldi. Ya Muhammed Rabbın sana selam edip buyurdu ki. O zevce hanımlarını yanına çağır topla onlara şu cevabı ver.[1]

يَآ اَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِاَزْوَاجِكَ اِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا وَز۪ينَتَهَا فَتَعَالَيْنَ اُمَتِّعْكُنَّ وَاُسَرِّحْكُنَّ سَرَاحًا جَم۪يلًا ﴿28﴾ وَاِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَالدَّارَ الْاٰخِرَةَ فَاِنَّ اللّٰهَ اَعَدَّ لِلْمُحْسِنَاتِ مِنْكُنَّ اَجْرًا عَظ۪يمًا ﴿29﴾

Eğer sizler yalnız istekleriniz arzularınız dünyalık ise istediğiniz dünyalıkları sizlere vereceğim sizlerde benden uzak olun. Yok eğer istekleriniz Allah, Resulullah’ın rızası ise onu söyleyin bu ikisinde Cenab-ı Hak sizi hangisini isterseniz serbest muhayyer bıraktı. Söyleyin hangisini istiyorsunuz. Dünyalıkları tercih edip istiyor iseniz, istediğiniz dünyalıkları vereceğim benden uzak olunuz deyince zevceleri dediler ki;

Ya Resulallah bizler yanılıp hata etmişiz, bizler dünyalığı istemiyoruz. Dünyalık denilenler gelip geçecektir. Bizler Allah ve Resulünün rızasını istiyoruz. Dediler. Onun üzerine tekrar ayeti kerime geldi.

Madem ki Allah Resulünün rızasını istiyorsunuz, Resulümün zevcesi olduğunuz halde dünyadan ve dünya ziynetlerinden ve dünya ziynetlerini göstertmekten, zevk almaktan daha çok sakınıp, daha çok takvaya devamda bulunmanız lazımdır buyuruldu.

Buradaki bütün dünyada yaşayan insanoğulları hepimize düşen vazife neler olduğu anlaşıldı. Dünyadan dünyanın lezzetinden sevgi muhabbetine meyyal olmaktan ne kadar sakınıp korunmamız gerekiyor Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri Resulünün zevcelerine dünyaya muhabbetle sevgi ile dünya ziynetlerinden istiyorsanız istekleriniz verilsin fakat resulümden uzaklaşmanız lazımdır. Cevabı verilince onlar müteessir olarak isteklerinden vazgeçip biz Allah resulullah rızasını istiyoruz dediler.

Şimdi halı hayatta yaşayan ehli iman Müslüman din kardaş bacılarımız bizlerede sorulsa sizlerin isteğiniz arzunuz maksatınız dünya ziynetleri dünya malı gelip geçici dünya ziynetlerini mi istiyorsunuz seviyorsunuz? Yoksa Allah Resulünü mü isteyip seviyorsunuz? Diye sorulsa, eğer isteğiniz dünya, dünya malı şanı şöhreti ve dünya muhabbeti ve dünya ziynetleri maddiyetlerini istiyor iseniz, Allah’dan ve sevgisinden muhabbetinden ve Resulünün sevgi muhabbetinden uzaklaşın denilecek olursa, acaba hangisini tercih eder, en üste tutarız.

Burda çok derinden düşünmemiz, tefekkür edip bütün sevgi muhabbetlerin hepsinin üstüne, Allah sevgisini, Resulullah sevgisini tercih edip, her sevgilerin üstünde bunları isteyip tutanlardan etsin. Bundan gayri sevgileri muhabbetleri kalpten eğleştirmeden atmayı nasip etsin.

Çok sevdiklerimizin içinde servet, para, gece gündüz sevgi endişe düşünce bunun üstünde olur. Allah sevgisini itaat ibadeti bir tarafa atar. Bütün emel, arzu, sevgisini maddiyet paraya bağlayanların hakkında hadisi şerif:

لُعِنَ عَبْدُالدِّينَارِ لُعِنَ عَبْدُالدِّرْهَمِ

Meali yani Allah’ını, Allah’a ibadetlerini, Allah sevgisini bunların hepsini unutup bir tarafa atar. Yalnız sevgisini, muhabbetini, fikrini, düşüncesini, endişelerini hepsini sırf dünya, dünya malına servet paraya tamah ile bağlayanlar, bağlananlar hakkında sevgili Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu hala düşenlere Allah yolundan şaşmış gece gündüz para yığmaktan para saymaktan başka dü-şüncesi kalmıyanların hakkında onlar mel’undur buyuru-yor.[2]

Ey insan oğulları Allah’tan başka sizleri dünyada, ahrette her türlü felaketlerden ukubetlerden mezarda, mahşerde azaplardan sevdiklerinizin hiçbir tanesi kurtaramayacağına karşı Allah’ın verdiği akla fikre sahip olup iyi düşünelim. İyiye kullanalım kurtuluş yolunu bu dünyada iken arayalım. Bu dünyada eldeki imkan fırsatları kaçırmayıp iyiye yerine kullanalım.

Ancak Allah’tan çok korkarak ona iman ve itaat nehyettiğinden sakınarak onu maddiyetinden yekün evlat, ayal çoluk çocuğundan hatta kendi canından da onu ve onun çok sevgilisi Habibi Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem’i sevip sevgilerini gayri sevgilerin en ileri en üstünde tutmayı tercih edip, kalbte taşımakla ve onun verdiği sayısız nimetlerini ihsanlarını ikramlarını düşünüp ona hakkı ile şükrane olarak ihlaslı ibadet farz ve nafilelere ihlaslı huzuru kalb ile namaz zikrullaha sair ibadetle çalışır. Tek istek maksat arzum, sevgim onun aşkı onun sevgisine uyup kavuşmakla çalışır, O’da senin hizmetinde amelinden itikatından niyetinden de hoşlanır hoşuna gider O’da seni böyle senin kendisini sevmek hasretinde, isteğinde olduğunu ve umduğunu bilir. Ve O’da seni sever ise ancak iki dünyanın selameti saadetine servetine rahatına, refahına kavuş-makların hepsi onun senin amelinden hoşlanıp seni sevmesinin içinde her yardımlar her müşküller burda toplanır.

Yüce Rabb’ımızı nasıl ciddi sevebiliriz. Ancak hakkı ile çok sevmeye Allah layıktır. Ve çok korkmaya Allah layıktır. Hakkı ile çok dayanacak güvenecek bir kimse ararsan ancak Allah’ı bulursun. Onun kullar üzerine şefkatı, merhameti, affı mağfireti ne kadar söylesek dil ile imkansız hemen kısadan şu konuyu anlayalım ki bir kimse kendine asilik yapsa itaat etmese ibadet yapmasa aşırı derecede Allah’tan uzağa gidip nefsinin havalarında şeytanın iğvalarında yürüyüp çok ağır günahları hak edip kazandığı zamanlarda cidden yüce Rabbımıza kalben dönüp boyun büküp Yâ Rabbî ben nefsimi yenemedim. Bu günahlar ile meşgul oldum. Senden başka bu günahlarımı af edecek defterimden silecek hiç kimsem yoktur. Ciddi olarak vaad ediyorum bir dahi bu günahlara yönelmeyeceğime cidden tevbeler edip senden af etmeni bu günahlarımın silinmesini rica ediyorum. Senin şefkatiyin, merhametiyin, affı mağfiretiyin, bunların azabından daha çok olduğunu ayeti kerimelerinde haber veriyorsun. Bu ayetteki vaadi ilahiyene göre bu günahlarımın sen büyük Rabbımdan affını ummak için dergahına yöneldim. Sevdikleriyin hakkı için beni dergahından boş çevirme affı mağfiretini esirgeme Yâ Rabbî. Böyle deyip yalvarsa gözyaşları da dökebilse Cenab-ı Hak’kın ne kadar şefkatı merhameti affının daha çok olduğunu anlarsınız.

اِلَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَالِحًا فَاُو۬لٰٓئِكَ يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّـَٔاتِهِمْ حَسَنَاتٍۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا

Böyle sıdk ile tevbe edip imanla beraber benim em-rettiğim ameli salihayada başlar ise bütün günahlarını af eder borçlu adamın borcunun altı çizilip silindiği gibi bütün yığmış olduğu günahlarını af ettikten sonrada yığılan günahlarını da sevaba tebdil ederim.”[3] Buyuruyor.

Ey alemleri yoktan var edip yaratan yüce Rabbım yine sen buyuruyorsun ki umutsuzluğa düşmeyiniz. Tevbe eder benden umutlarınızı kesmez iseniz. Umar umut tutar iseniz cidden de tevbe ederseniz. Günahlarınız semanın yüzünü kaplayacak kadar çok olsa af ederim.[4] Hadisi kudsinde böyle buyuruyorsun.

Yâ Rabbî, biz aciz insan oğulları senin gibi af edici rahmet edici şefkat edici esirgeyici senden başka bir kimsemiz yoktur. Bir kimse de bulamayız. Bizleri umutsuzluğa düşürme Yâ Rabbî bizleri muhafaza altında yaşat rıza yolundan nefsimizin havasına uyup şaşırtma Yâ Rabbî.

Dünya sevgisi muhabbeti endişelerinden, hayallarından ve bunların zararlarından bahsediliyor idi. İşte alacak ibret örneklerden en büyük, en kıymetli ibretler iki dünyanın sultanı olan sultanı enbiya Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizden örneği ibreti hikmeti ondan numune alalım. İnşaallahu teala.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin Mi’rac konusu Mi’raca seferi ne idi ? bütün alemleri varlıkları yoktan var eden yüce Rabbısının rıza cemal kabesinin yolculuğu idi. Bu yolculukta Cebrail aleyhisselam kılavuz olarak kısadan yedi kat göklerde olanlar ve melekler ve acayip garaipler hiç kimselere görmek nasip olmadı. Bu yolculukta her sema kapıları açılınca melekler tarafından izzetle karşılayıp acayiplere bak ya Muhammed denildiği halde hiç gösterilen acayiplere bakıp eğleşip iltifat etmedi. İstikametine devam etmeye gayret gösterdi.

Daha sonra cennet Cenab-ı Hak’kın emri ile nurlanıp ziynetlenip sağ tarafına geldi. Bak ya Muhammed denildi. Zerre kadar bakıp eğleşip iltifat etmedi. Yolundan istikametten geri kalmadı. Dünya süslenip oda soluna geldi. Bak Ya Muhammed denilince dünyaya çok ağır kelamlar söyledi. Benden evvel Resul kardaşlarım seni aldılar isede eğleşmiyerek bir anda geri seni üçten dokuza talakla boşadılar. Ben ise sana iltifat edip hiç almadım. Benim yanıma nasıl sokulursun Enbiya evliyalar yekün mü’minlerin düşmanı olan dünya. Allah’ın rıza yolunda bunların önüne aldatmaya çıkan gaddar dünya önünden bal gösterip sonunda tas tas ağular içiren yalancı dünya hayız görmez. Yunur yunur arınmaz yalancı dünya benden uzak ol diye tekdir etti..

İstikametine yolculuğuna devam etti. Bizzat istikameti Yüce Rabbısının rıza cemaline kavuşmak idi. Yüce Rabbısına kavuşup edeple diz büküp edep huşu ile selam verdi. Selamı her namazda okuduğumuz

اَلتَّحِيَّاتُ لِلّٰهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ

Ettehiyyatu lillahi vessalavatu vattayibatu burası Cenab-ı Hak’ka selam vermesi.

اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ اَيُّهَاالنَّبِيُّ وَرَحْمَتُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ

Es-Selamü aleyke ya eyyühennebiyyü ve rahmatullahi ve berekatühü yüce Rabbısının kendisine selam alıp vermesi her beş vakit namazda tahiyyatinde bu manaları düşünüp huzuru kalb ile mi’rac sevabını almaya çalışalım.

Cenab-ı Hak Teala Hazretleri ile kelamlar arasında Ya Habibim bu kadar acayip garaip hallar gösterildi. Niçün bakmadın Cennet ise senin dostlarının makamı idi. Cennete neden bakmadın. Sorusunda Yâ Rabbî ben senin cennetteki evlerin aşığı değilim. Ben senin cemaliyin aşağıyım çoktan beri bu gözlerimi seni görmek için sakladığım bu gözleri başkalarına bakmak reva mıdır. Yâ Rabbî deyince Ya Habibim kuş kanadı ile erer kanadı ile gayreti ile erer neye ererse, er sayı gayret himmeti ile erer neye ererse o gösterilenlerin hangi birinde eğleşip bakıp kalsan idi. Bu makama bu dereceye ulaşamazdın. Buyurdu.

Bu halları hafif görmeyelim çok çok derinden düşünelim bizlerede imtihan için olsa bu acayiplerden cennetlerden her hangi birileri bize açılıp bakınız denilse nasıl davranabiliriz acaba derinden iyi düşünelim. Bu kıssaları yazmaktan gaye yekün din kardaş bacılarımıza bir ders bir ibret alınması için yazılıyor. Maksatımız budur. Ve Allah rızasıdır.

Bizler ona ümmetlik davasında olanlarımız dikkat edelim Allah’ın rızasına, aşkına, Resulullah Efendimize sevgisine ulaşmak istika-metinde her hangi bir dünyalıklardan arzulardan maksatlardan nefsin zevkine uygun hallardan daha başka hoşa gidecek yönlerden maddi menfaatlerden önümüze geldiği zaman işte iki dünyanın serveri olan sevgili Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’i bir örnek tutalım.

Bizlerinde kalbimize gelenler, zahirde bütün dünyalıklar dünyanın içinde olanlar hiç birisi bizi yüce Rabbımızın rıza cemal kabesinin yolculuğunda yolumuzdan halımızdan muhabbetimizden istikametimizden geri eğleşip eğlendirip geri koymasın Yâ Rabbî. Amin ya Muin.

Bu konulara uygun ibret almamız için Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in mübarek sözlerinden yazıyoruz.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e kısadan semalarda cenneti ala gelip acayipler garaipler gösterildiği halda melekler tarafından gösterilip bak Ya Muhammed derlerdi. Hiçbir tanesine iltifat etmedi. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem dostunun yolunda istikametinden ayrılmayınca dediler ki:

Ya Muhammed, neye bakar neye nazar edersin? deyince buyurdu ki:

Bu gösterilenleri yaratanın cemaline ve lütfunun kema-line bakar nazar ederimki, beni bir nutfe iken terbiye ile alaka etti. Alaka iken cenin etti. Veled iken hamid etti. Yetim iken azim etti. Garip iken beni Habib etti. Fakir iken beni gani zengin etti. Muhtaç iken sahibi Mi’rac etti. Ümmü iken beni arif etti. İbni Abdullah iken Muhammedün Resulullah etti. Bugün bu ihsanları bana münasip reva gördü. Daha yarın kıyamet günü yevmi legadır. Kevser ırmağını bana müyesser kılıp elime şefaat alemini verip işf’a teşf’a nidası ile arasayı arasatı memlû edip, “velesevfe yu’tîke rabbüke feterdâ” nidası ile müşerref ve muteannim eyleyip mutebiat edenleri cehennemden halas ederim. Maksatı ala ve menzili aksaya eriştiririm. Böyle bir ikramı lütfu şefkatı bol kendisinde bu şefkat ihsanlar ikramlar mevcut olan Yüce Rabbım dururken başkalarını sevip meyil edip eğleşmem reva mıdır[5] cevabı verildi.

Bütün ümmetine bizlere bir büyük ders ibret olsun. Kısadan o yedi kat göklerden arşı aladan sidretil müntahadan bizzat bu yolculukları Yüce Rabbısının Cemaline kavuşmak yolculuğu idi. İstikameti de Cenab-ı Hak’ka kavuşmak idi. Kısadan ehli tarıkım diyenler bu konuya karşı insanlara isminiz çıkması için gösterişli şiş vurmaya topuz vurmaya ağzınıza ataş almaya hürmet hizmetlere muhabbetle zevk almalardan vaz geçelim. Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem nasıl istikamette muradına maksuduna kavuştu muradı maksatı Rabbısının rıza cemaline kavuşmak idi.

Bizler de keşif keramet göstertmeyi, hürmeti, hizmeti bir taraflara atıp bizlerin de hedefimiz istikametimiz Yüce Rabbımızın aşkına, rızasına, cemaline kavuşmak olsun. Başkalarından ileriye savuşmak olsun amin. Ya Muin.

Mühim işlerde bizzat Allah’tan emir, ilham olmadan kendileri arzuları ile keşif keramet gösterenler hakkında pirimiz Abdulkadir Geylani Efendimizin sözleri.

Haiz görmüş bir kadın haiz halını herkese ilan etmesinden daha kerih daha kötüdür. Yarın mahşer yerine gelirken yüzü kara olaraktan gelir.

Burda keşfim açılsın bende keramet göstereyim şiş vurayım, topuz vurayım, ataşa gireyim, denizde yürüyeyim ismim çıksın, halk arasında namım söylensin ve buna benzer arzulara, Allah’ın rızasını bırakır, bu arzulara meyyal, istekli, heveslenip çalışanlar, İbadet yapanlar, Hak’tan gayriye ibadet yapmış olurlar. İsteği arzusu maksatı ne ise ona ibadet yapmış olur.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizde bir hadisi şerifinde şöyle buyuruyor ki:

مُهْلِكُ الْاَنْبِيٰۤاءُ كَتْمُ الْمُعْجِزَاتِ مُهْلِكُ الْاَوْلِيٰۤاءُ اِظْهَارُالكَرَامَتِ

Yani “Peygamberlerin helak olması, kendilere verilen mucizatlarını ketm eder saklarlar ise helak olmalarına sebep olur. Evliyaların helak olmasına sebep Cenab-ı Hak’tan keskin emir keskin ilhamla bir emir olmadan kendi arzusu ile keramet göstermeleri evliyaların helak olmasına sebep olur.”

Bu kendi arzusu ile halk arasında ismi çıkmaya adı söylenmeye yarar filan adam şöyle şiş vuruyor, topuz vuruyor, ataşı ağzına alıyor, yanmıyor. İnsanlar arasında ismi çıkıp söylenmeye yarar. Allah indinde büyük hata zarara yarar. Hakiki sadıklar böyle işlere kulak asmayıp keşfini kerametini keskin emir olmadıkça saklayıp gizle-mişler. Çünkü zahirde bile bir zengin servet sahibi olan kendisi servetini zenginliğini herkese söyler bildirir mi? Bildirmez gizli durur. Ancak onun zengin olduğunu bir yerde alışveriş yaparken bilirsin ki serveti varmış.

Buna heveslenenler, bu hususta ismim çıksın, söylensin diyenler, Allah’ın büyük ihsanlarından mahrum düşerler. Sonlarıda rezil olur, rezalete gider. Bir hadisi şerif

حُبُّ الثَّنٰۤاءِ مِنَ النَّاسِ يُعْمِى وَيُصِمُّ

Bir kimse halkın kendisine hürmet Hizmet taltif saygı sevgi göstermelerinden zevk duyar zevk alır haz duyar ise bu hal o kimseyi kör ve sağır eder”[6] o kimsenin dini afata gider. Üç aç kurtun bir koyuna saldırıp helak olduğu gibi[7] bunların sonu rezalettir. Dalalettir felakettir. Bu gibilere aldanmayanlar üstünü kapatıp savışıp doğru rızalı istikametine devam edip ayrılmayanların sonları inşallah iki dünyada selamettir. Bir örnek:

Şeyhimiz Bilal Baba Hazretlerinin bizzat kendi ağzından dinlediklerim. Türkiye’de Şeyh aramaya başladığım gittiğim zaman-larda ondört veyahut onbeş şeyh gezdiğini tekkelerinde üçer beşer gün kaldığında bu ondört veyahut onbeş şeyhlerin içinde iki tanesi kamil idi. O ikisinden Allah razı olsun dedi. Ötekileri kamil değiller idi dedi. Bu şeyh aradığım zamanlarda da Türkiye’de nerede şeyh var dediler ise hepsine gittim. Gördüm. Suriye’de büyük seyid Murtaza var idi orayada gittim.

İşte bu şeyh aradığım sıralarda birde deli şeyh derler idi. Ona da gittim. Müridler ile beraber zikrullaha başladılar. Cuma gecesi. Zikrullah kızışıp ataşlanınca deli şeyh kalktı müridin birisini yıkıp boğazladı. Kafasını bir tarafa koydu. Bütün müridler dışarıya kaçtılar. Kendisi tek başına içeride kaldı. Sabaha yakına kadar ne kadar evliya büyük pirlerimiz var ise ayrı ayrı bağırarak çağırarak sabaha karşı kafası kesilen mürid dirildi. Bunun haricinde eline tabancayı alır kendi ağzına çatır çatır sıkar idi.

Burda bakınız. Allah’ın rızası mevcut var mı? Yoksa bir gösteriş mi Acaba? sonuna bakılır. Son zamanlarında bu hallardan hiçbir tanesi kendinde kalmadı. Rezaletlik buradayken başladı. Sekiz, dokuz saatlik köyden şehre bir kötü merkep ile kömür götürüp satmaya başladı. Başka hiçbir şey eseri kalmadı.

Allah’ın rızası içinde olmayan keşfin kerametin isteklerin peşine düşenlerin sonu rezalettir. Gayemiz böyle yönlere nefis havasına uyup aldanmayın nefsiniz sizi ibadetten alı koyamayınca nefsiniz daima halka tanınmak için sizden durmadan keşif keramet hürmet hizmet davet saygılar sevgiler ister. Bu yönlere sizi teşvik eder. Allah’ın rahmetinden dostluğundan mahrum koyar. Cenab-ı Hak ise sizden hem ihlaslı ibadet, hemde doğru istikamet ister. Hiçbir keramete aldanmayıp, eğleşmeyin doğru Rabbınıza kavuşmak yolunda azminizden doğru istikametinizden hiçbir şeylere eğleşmeden devam ediniz. Yüce Rabbımızın rızasına, aşkına, sevgisine, cemaline kavuşun başkalarının cümlesinden ileri savuşun vesselam.

Halka keşif kerametini göstermek, halkı başına toplamak, onların hürmetlerine, hizmetlerine aldanmak, Allah rızasını unudup halkın rızasını arayanlar, Allah sevgi, rızasından mahrum kalırlar. Halkı ikaz, irşad yapma iktidarın var ise onlarında sen kendi nefsiyinde terbiyesine hakim olmayı ve nefislerin daima kontrol altında tutmayı hata kusur günahlarımızı unutmayıp daima kendimizi Allah’a karşı mahçup suçlu bilerek yaşamamız gerekir. Zahirde halk görsünler desinler saysınlar havası ile halkınan uğraşmak senin kendi nefsini tanımana halk perde olur. Kendi nefsinde Hak’kı tanımana perde olur.

İşte hakiki mürşidi kamillerin vazifesi halkı Hak’ka ikaz irşad eyleyip Allah’ı halka sevdirmek halkı da Hak’ka sevdirmek vazifeleri odur. O kamilleri halk sevseler hürmet hizmet saygı ikram gösterseler taltifler yapsalar o zatlar vazifesi istekleri bunlara böyle işlere takılmak değildir. Onların vazifesi halkı uyarmak, ikaz eylemek, istekleri Allah rızasıdar. Böyle o hala gelmiyen o vazifeye tayin olmayan kimseler halk ile meşgul olmak keşif keramete havaslanıp meşgul olmak kendi nefislerini tanımaya halk perde olur. Kendi nefsinde Hak’kı tanımaya perde olur. Cenab-ı Hak bizlere hakkımızda hayırlılarını ve hangisinde kendisinin rızası mevcut ise onu versin nefsimizin isteklerine arzularına tabi etmesin. İnşallahu teala.

Bu keşif keramet noktalarına ulaşmış olan kimseler bazen Allah ile kulun arasında başkasına söylenmeyecek Allah ile kendi arasında esrar sırlar olur. Bunlar başkalarına söylemek ve bunları açmak mahremdir. Tasavvufa göre bu esrar sırlar başkalarına açılmayacağı halda açılır söylenir yayılır ise Cenab-ı Hak’kında açılıp yayılmasında rızası olmaz gücenir ise tasavvufa göre o kimsenin gerdanı gaffar elinden cellata gider. Onun için Allah’tan bir keskin emir olmayınca kapalı kalması lazım. Gelenleri açmamak lazımdır. Cenab-ı Hak bilakis sevdiği kullardan kendisine yönelmiş azminde olan sevdiği mü’min kullarını kapalı olarak götürür. Böyle işlerde eğleşip aldanmasın diye.

 


[1] Ahzab 33/28-29

[2] Kenzü-l-İrfan 1001Hadis s:106/674

[3] Furkan 25/70.

[4] Daha önce hadisin tam metni geçti.İmamı Muhyiddin Nevevi Kırk Hadis Kitabı Saifa: 62(Osmanlıca baskı)

[5] Tarihi Tabari kebirden

[6] Kenzü-l-İrfan 1001 Hadis 129/832

[7] Halebi Sağir tercümesi kenarı s.372-373

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>