canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

MUSA ALEYHİSSELAM’IN DOĞUMU VE FİRAVN - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

MUSA ALEYHİSSELAM’IN DOĞUMU VE FİRAVN

 

Firavunun kapısında çalışan bir kadın vardı hamamda firavunun kızının başını tararken tarak yere düşünce Bismillah dedi buda Allah’a tapıyor demek olduğundan aldılar kaynar kazana atıp kaynattılar bu şekilde isyan ve dinsizlikte aşırı giderken giderken sonunda müneccimleri çağırdı rakımla müneccimleri vardı senelere geleceğe böyle bakarlardı o zaman firavun benim hükmüme yok edici (karşıma) çıkacak biri var mı dedi var dediler nereden zuhur edecek dedi Mısır’da dediler. senesini de bulun dedi seneyi de buldular o sene mahallelere ebeler nöbetçiler bekçiler koydu herhangi bir evde oğlan çocuğu doğarda bana söylerseniz sizi dünya malına gark edeceğim dedi bekçilerle ebelere para lazım nerede bir oğlan çocuğu doğduysa haber verdiler Musa Aleyhisselamın anası da hamile oldu Cenab-ı Hak hiç kimseye bildirmedi.

Musa Aleyhisselam dünyaya geldi anası şaştı birisi duyarda elimden alırlar çocuğu ne yapayım diye Musa Aleyhisselamın babasının bir arkadaşı vardı marangoz doğramacı onun yanına geldi dedi ki buna bir sandık yap gözümün önünde boğazlanmadansa sandığın içine koyar akarsuyun içine bırakayım gitsin dedi. Kadına peki dedi kadın da gidince kendi karısına bize bir para kapısı açıldı hemen gideyim firavuna haber vereyim dedi. Firavunun sarayına koştu bekçi niçin geldin dedi firavuna güzel bir haber vermek için geldim dedi bıraktılar firavunun huzuruna çıktı.

Firavun neden geldin söyle bakalım dedi dili tutuldu söyleyemedi firavun şu serseriyi dövün atında gitsin dedi paldır küldür kendini aşağı attılar dükkana geldi biraz sonra dili açıldı yine duramadı bir daha gitti firavunun adamları daha yeni gittin neden geri geldin dediler. Söyleyeceğim şimdi aklıma geldi dedi yine firavunun huzuruna geldi firavun yine neden geldin dedi yine dili tutuldu bir şey diyemeyince firavun şunu ayağından tutun iyice merdivenlerden sürükleyerek aşağı atın dedi aşağı kadar kafa göz yarıldı aşağı indi dükkana geldi bu çocuğu Allah saklıyor bunun bana gereği yok dedi vazgeçti bir sandık yaptı zifledi Musa Aleyhisselamı içine koydular kilitlediler suyun içine bıraktılar.

Asiye validemiz imanlı bir kadın idi Cenab-ı Hak onu firavuna teslim etmedi Asiye validemiz ahirette Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ile evlenecek idi ne zaman firavun ona dokunsa Cenab-ı Hak o anda bir cin yarattı cin Asiye anamızın şekline girerdi Asiye anamız o anda kaybolur firavun cine dokunurdu öyle öyle yaşadılar çocukları da zaten yoktu. Bir gün sarayda otururken baktılar ki suyun üzerinde kara bir şey geliyor acaba can mı mal mı ? şartlaştılar Asiye anamız dedi ki can ise benim mal ise senin olsun dedi geldi ki bir sandık açtılar baktılar ki güzel bir oğlan çocuğu Asiye anamız bu benim dedi zaten benim çocuğum yok dedi onu aldı büyütmeye başladı bu bir müddet yetişti çok kuvvetli yetişmeye başladı.

Firavun o zamanlarda ne kadar emzikli bir kadın varsa getirtti. Musa aleyhisselam memesini tutmadı her kim çocuğu emzirir büyütüp bakarsa kendini dünya malı ile ihya edeceğim dedi. Firavunun kapısında Musa Aleyhisselamın dedesi aylıkla çalışıyor bu işi o biliyordu geldi Musa Aleyhisselamın annesine dediki bunu hiç kimse fark etmez bu çocuğun senin memene yapışınca firavun çok mal verecek herkes toplanıp gidiyor ama çocuk hiç birinin memesine yapışmıyor o kadınların içinde bir de sen git dedi o kalabalık sırasında o da katıldı hiç birini tutmuyor en sonunda Musa Aleyhisselamın anası kucağına alınca memeyi tuttu tamam dediler senin ihtiyacın varsa biz karşılarız sen her gün gel bu çocuğu emzir bu çocuğu yetiştir Cenab-ı Hak’kın işine bak kendini imha edecek çocuğu kucağında yetiştirdi.

Musa Aleyhisselam biraz büyüdüğünde firavunda onu sevmek istedi çocuk iki eli ile firavunun sakalına öyle bir yapıştı ki firavun ne kadar ettiyse sakalını elinden alamadı çekerken bir şimel kılı ile beraber çekti firavn kızdı beni helak edecek olan çocuk bu ben bunu öldürürüm dedi Asiye validemiz helak etmeden çocuk ne anlar dedi firavn hayır ben bunu öldürürüm dedi yahu çocuk bilmez dedi firavun dur bakalım bu çocuğu ben deneme yapacağım dedi bir tabağa altın bir tabağa da ateş közü koydu bu çocuk eğer akıllı değil ise; ateşe elini sunar, yok eğer beni helak edecek adam ise; altına elini sunar dedi. Elini altına sunarsa ben ona yapacağımı bilirim dedi iki tabağı getirdiler Musa Aleyhisselamın önüne koydular Musa Aleyhisselam da daha bebek tam altına elini uzatırken Cebrail Aleyhisselam geldi Musa Aleyhisselamın elini ateşten tarafa yöneltti. Musa Aleyhisselam ateşi eline alıp ağzına vurunca dili peltek kaldı. Onunla kurtuldu.

Cenab-ı Hak bir ayeti kerimesinde:

اِنْ يَشَاْ يُذْهِبْكُمْ وَيَاْتِ بِخَلْقٍ جَد۪يدٍۙ ﴿﴾ وَمَا ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ بِعَز۪يزٍ ﴿﴾

“Görmedin mi ki, muhakkak Allahu Teâlâ gökleri ve yeri bihakkın yaratmıştır. Eğer dilerse sizleri giderir ve yeni bir halk getirir. Görmedin mi ve bu, Allah Teâlâ için güç bir şey değildir.”[1]

Cenab-ı Hak Teala Hazretleri bekler bir millet bir fert bir devlet Allah’ın gazabına layık olursa Allah’da dilediği zaman onları yok eder yeni bir halk getirir.”

 اِذَآ اَرَادَ شَيْـًٔا اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ

“Cenab-ı Hak Teala Hazretleri bir şeyin yapılmasını murat ederse bir anda “kün” demesi ile var olur “feyekün” derse yok olur.[2]

Dünya alemin de ne zaman mahluklar azmış sonunda Cenab-ı Hak onlara gazabını çevirmiş. Şimdi ki durumumuzda dünya bir ameliyattan mı geçecek ve yahut da bu yanan ateşler kuvvetleşecek bir ateş mi ve yahut da ateş geri sönüp pansumanla mı geçecek Allah’ın muradına bağlıdır.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir hadisi şeriflerinde şöyle buyuruyor;

مَنْ لَا يَرْحَمْ لَا يُرْحَمْ

“Her kim ihvan ve Müslümana merhamet ederse, kendisine de merhamet edilir. Her kim de din kardeşine karşı acıma, merhamet şefkat hissi yok ise o kimseye merhamet yapılmaz.” [3] diyor.

Burada çok derin manalar var bu merhametli kalp de ancak mü’mini kamillerin kalbidir. Kalbleri şeytan evi şeytan yuvası olanlar müstesnadır.

İnsan bu kalbe sahip olursa Şubat, Mart aylarından kurtulup Nisan, Mayıs, Temmuz aylarına çıkılan bir mevsim gibi oluyor. O yaz mevsimine gelenler nefsi emarenin bütün ahlakı zemimelerinden kurtulmuşlar ahlakı hamidiyeye sahip olmuşlar. O zaman kalplerinden ümmeti Muhammed’e acımak ve şefkatte bulunmak kendiliğinden zuhur etmiştir.

Ümmeti Muhammed’in hepsine acımak şefkat merhamet ve dua yapmak lazımdır.

Ümmeti Muhammed’e halisen muhlisen boyun büküp

أَللّٰهُمَّ اَصْلَحْ اُمَّةِ مُحَمَّدْ ،أَللّٰهُمَّ فَرِّجْ اُمَّةِ مُحَمَّدْ، أَللّٰهُمَّ أَرْحَمْ اُمَّةِ مُحَمَّدْ

“Allahumme eslah ümmeti Muhammed, Allahumme fer-ric ümmeti Muhammed, Allahumme erham ümmeti Muham-med” herkim bu duayı her gün on kere söylerse Cenab-ı Hak o kimseyi sevdiği veli kullarından yazar.

Şeyhimiz Bilal Baba hazretlerinin bizzat ağzından dinlediklerim:

Keferdiz nahiyesi var. İslahiye ilçesine bağlı o nahiyenin camisi yok idi. Ata bindim nahiyeye gittim müslümanlar toplandılar. Cami yaptırmak için bir yer tayin olundu. Caminin temeli kazılmaya başladı. Nahiyede, Nahiyeye yakın olan köylerde Râfizî gurupları var. Bunlar toplanıyorlar onların yanlış bozuk itikatlarına göre onlar camiyi sevmezler camiyi yaptıranları da sevmezler kendileri camiye girmezler camiye girenleri de camide namaz kılanları da sevmediklerinden o guruplar kuşkulanıyorlar. Kendilerine göre bir dedelerini alıp kazılan cami temelinin başına geliyorlar. Ben de ata bindim caminin temeline geldim ki dedeleride içlerinde toplanmışlar beni bekliyorlar. Atdan inince dedeleri yanıma geldi.

- Hoca efendi.

- Buyur.

- Sen buraya bir camii yaptırmaya teşebbüs ediyormuşsun. Sen buraya bir cami yaptırıyım derken nice insanların kalbini kırıyorsun. Sen bilmiyormusun bir mü’minin kalbini yıkmak kırmak arşı alayı beytullahı yıkmaktan daha eşed değil mi? deyince dedeye dedim ki sen kendi kendinin kalbini mü’minin kalbimi yaptın. Senin kalbin şeytanın evi, mü’minin kalbi Allah’ın evi biz şeytanın evini yıkanlardanız Allah’ın evini yapanlardanız dedim buyurdu. Sen kendi kendini Allah’ın sevdiği mü’min mi yaptın. Kalbini de mü’minin kalbimi yaptın? dedim cevapta bulamadılar. Allah’ın yardımı ile Camiyi de yaptırdık buyurdular.

 


[1] İbrahim 14/19-20

[2] Yasin 36/82

[3] Kenzü-l-İrfan 1001 Hadis s.85/523(Müslim, Fezail (2318); Tirmizi, Zühd (2381); Heysemî, Mecmau’z-Zevaid, 3/17) [c.sagır-muhtasarı c.3.s.394.]

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>