canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Kalplerin Dirilmesi - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

 

KALPLERİN DİRİLMESİ

 

Kalplerin dirilmesi hakkında Hadid Suresi 17. Ayet-i Kerime; Bu ayet zikir babında yazıldı, yine tekrar ediyoruz:

 

اِعْلَمُو اَنَّ اللّٰهَ يـُحْيِى الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا قَدْ بَيَّنَّالَـكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

 

Fahr-i Razi’nin beyanı üzere bu ayet-i celile ölmüş kalplerin huzur-ı kalp ile halis niyet ile zikrullahın çok devamı ile, kalplerin dirilmesini bildiriyor. Nasıl ki, yerde biten otlar, kuruyup ölüyor, bu ölmüş olan otlar, yağmur sebebiyle yeniden ihya olunup, diriliyor ise, aynen yağmur rahmetine benzeyen zikrullaha huzur-ı kalp ile ve halis niyet ile devam edenlerin de dünya sevgisi ile ve dünya kasaveti ile ve nefsin şehvani hevai arzuları ile ve dünyanın hırs ve tamahla ve çeşitli endişe ve havatırlar ile, kalpleri ölmüş olan kimseler, huzur-ı kalp ile hulus-ı niyet ile zikrullaha devam ediniz. Nasıl ki, ölü olan otlar yeniden yağmur sebebiyle dirilip, çiçekler açıp, meyveler meydana geliyor ise, işte yağmura, rahmete benzeyen zikrullaha huzur-ı kalp ile çok devam olunur ise, ölü olan kalplerin dirilip, zikrullahın da o kalpte meyveleri zuhura gelir.

İşte bu Allah’ın nazar edeceği ve sevgisini ve aşkını, ilm-i hikmetini ve ilhamını vereceği bir kalbe sahip olmak, o kalbi Al-lah’tan başkasını o kalpten eğleştirmeyip atmak ve her an ölümü unutmayarak ve kendini mezarın çukurunda imiş gibi, Allah’tan başka o kalbin gidiş yollarını kesip, o kalbi yakînen huzurullahda ve rızaullahda tutmayı ve istiğfar, tevbe ile yıkayıp, salavat-ı şerife ile ve la ilahe illallah ve Allah Allah zikriyle, temiz ve nurlu tutmayı, gayri endişeleri ve nefis ve gayri maksatların küllisini Allah’ın aşkı ve hidayeti ile kalplerimizden atıp, temiz bir kalp ile kamil bir iman ile ve rızaullah ile, dünyadan ahirete göçmeyi cümlemize nasip ve müyesser eylesin, amin!

Bu derecelere kavuşmak için, bu yolda çok engeller, mani olanlar vardır. Dünya sevgisi ve endişeleri nefsin hevaları ve arzuları ve şeytanın vesvesesi, iğvaları bunların şerrinden Allah’a sığın-mışız.

 

Buraya Yunus Emre Hazretlerinin beyitlerini yazıyoruz:

 

İçin dışın mundar iken dost neylesin seninle

Gönül gözün nefs ü heva aşk neylesin seninle

Zikirle yoldaş olmadın, sadıkla haldaş olmadın

Olmaz yere verdin gönül dost neylesin seninle

 

Dünya ile üns bağlayıp gönlün gözün kör eyledin

Zulmet dolunca gönlüne nur neylesin seninle

Gerçek bize derviş gerek dolu cihan dava ile

Duydun ise aslın işin fal neylesin seninle

 

Dervişliği sanma heman olur suret düzmegile

Dilde ise senin işin hal neylesin seninle

Yunus Emre hoş derdile merdane sür devranını

Hemrah isen dost yoluna ar neylesin seninle.

 

Casiye suresi 23. Ayet-i Kerime’sinde buyuruluyor ki:

 

اَفَرَاَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ اِلٰهَهُ هَوٰيهُ

 

Yani, ya Habibim, görmüyor musun şu kimseyi, kim nefsinin hevasını kendine ilah etmiş. Allah’ı unutmuş nefse esir, köle olmuş. Kalbi nefsin heva ve arzuları ile dolmuş. Hakk’ı ve Hakk’ın emirlerini unutup, nefsine kul olmuş. Nefsi neye emir ederse, onu yapıyor.

Hadis-i Şerif:

 

مَنْ عَرَفَ نَفْسَهُ فَقَدْ عَرَفَ رَبَّهُ

 

Sırrını, yani “her kim nefsini anladı, o kimse Rabbisini de anladı”[1] demektir. Nefsini anlamak, nefsin huylarını anlamak ve nefsin istek ve arzularını ve neden çok zevk alıp, hoşlandıklarını anlayıp, onun istek ve arzularının muhaliflerini işlemek ile ona karşı çıkıp, ona cihad, harp ile mücadele etmekte azimli olmak. Mücadele nedir, ya Resulullah, dediler. Buyurdu ki; Az yemek, az uyumak, az konuşmak. Yani Allah (c.c.) kelamından gayrı lüzumsuz fuzuli kelamlar ki, gıybet, malayani ki konuşulan kelam ne dünyaya yarar, ne de ahirete yarar. Bu malayani kelamlar, önceki geçmiş lüzumsuz işler, kelamlar. Bir daha çok sonra gelecek dünya ve dünya işleri ve teşvişleri ile meşgul olmak.

Peygamber Efendimiz buyuruyorlar ki, Benim takva ehli olan ümmetlerim mazi, müstakbelde bulunmazlar, yani geçmişte fuzuli kelam, lüzumsuz söz işler. Ve bir daha çok sonra gelecek dünya endişeleri. Ehl-i takva ise, ulaşıp, çıktığı saatlerini zayi etmemeye çalışmışlar.

 


[1] Ebu Nuaym Hilyetü’l-Evliya, c. 10, s. 208 (Beyrut), Tefsiru Beğavi c.1.s.153, Tefsiru Razi c.1.s.82-c.5.s.11, Dürrü'l-Mensur c.1.s.18, Mustafa bin Abdullah er-Rumi Keşfu’z-Zunun, c. 2, s. 1362, Münavi, Feyzu’l Kadir, c. 1, s. 225 (Mısır), Münavi Kunuzu’d-Dakâik, s. 11, Deylemi’den.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>