canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

VE’T-TÎNİ SURESİNİN TEFSİRİ - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

 

VE’T-TÎNİ SURESİNİN TEFSİRİ

 

وَالتّ۪ينِ وَالزَّيْتُونِۙ ﴿﴾ وَطُورِ س۪ين۪ينَۙ ﴿﴾ وَهٰذَا الْبَلَدِ الْاَم۪ينِۙ ﴿﴾ لَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ ف۪يٓ اَحْسَنِ تَقْو۪يمٍۘ ﴿﴾ ثُمَّ رَدَدْنَاهُ اَسْفَلَ سَافِل۪ينَۙ ﴿﴾

1, 2- Yemin ederim incir'e ve zeytûn'e. Ve Sina dağına.

3- Ve bu emin olan beldeye. Beytullaha

4- Muhakkak ki, Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.

5- Sonra da onu aşağıların en aşağısına döndürdük.

Bunun maneviyatını araya katmadan yazıyorlar bir fen yönünden okumuş olan adamın biri demiş ki sizin Kur’an Kur’an dediğiniz incire, zeytine, Musa aleyhisselam’ın çıkdığı tur dağına, Kabe’ye bir taşa toprağa yemin ederim diyen Kur’an değil mi? İncire zeytine bir dağa bir de Kâbe’nin duvarına yemin ediyor demiş. Zahiren manası bu ama esas hakiki manası bu değildir Cenab-ı Hak Teala Hazretleri وَالتّ۪ينِ incire yemin ederim inciri bu dünyaya misal getiriyor bu dünya incir ağacına benzer çünkü kökü çok kuvvetli değil. Kışın, yaprağını döker çıplak kalır. Meyvasında yağ yok bu dünyaya benzer tez gelir tez geçer Cenab-ı Hak inciri dünyaya misal getirip dünyaya maddiyata yemin ederim demekdir zeytini ise ahırete manaviyyata misal getirmektedir. Kur’an’ı Kerim’in başka bir yerinde (Nur: 35) diyor ki:

اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ مَثَلُ نُورِه۪ كَمِشْكٰوةٍ ف۪يهَا مِصْبَاحٌۜ اَلْمِصْبَاحُ ف۪ي زُجَاجَةٍۜ اَلزُّجَاجَةُ كَاَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ يُوقَدُ مِنْ شَجَرَةٍ مُبَارَكَةٍ زَيْتُونَةٍ لَا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍۙ يَكَادُ زَيْتُهَا يُض۪يٓءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌۜ نُورٌ عَلٰى نُورٍۜ يَهْدِي اللّٰهُ لِنُورِه۪ مَنْ يَشَآءُۜ وَيَضْرِبُ اللّٰهُ الْاَمْثَالَ لِلنَّاسِۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌۙ

 

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:

إِنَّ الْقُرْآنَ ظَاهِرًاوَبَاطِنًاحَتّٰى سَبْعَةِ اَبْط۪ينْ

yani “Kuran-ı Kerim’in zahiri var batını var. Hatta yedi batına kadar batını var.” (Kaynak: İhyau Ulumiddin, Ruhu’l-Beyan tefsiri c.4.s.392)

Ve muhkem ayetler var müteşebbih ayetleri var. Müteşâbih ayetlerini Cenab-ı Hak’kın ulul elbab dedikleri akıl sahipleri Allah’ın zihinlerini açarak onlar ağır ağır çözebilmişler. Bir çokları çözemeyip zahirinde kalmışlar. Vettini suresinin zahir manaları Cenab-ı Hak yemin ederim. İncire, zeytine, Turi Sina’larına emin olan Beytullah’a bunu müfessir efendilerimiz kısadan batınına dalamıyarak kısadan tefsir etmişler. Girişip çözemediklerini tevile muhtaç diye ulul elbab olanlar ki Cenab-ı Hak’kın akıl sahipleri dediği zatlara bırakmışlar. Şimdi vet’tîn suresi ile sure-i nur’daki zeytin ağacının açıklamasını ulul elbab olan Allahu Tealanın akıl sahibleri dedikleri zatlardan alalım. İnşallahu Teala:

وَالتّ۪ينِ

Yani Cenab-ı Hak incir ağacını dünyaya misal veriyor. İncirin hükmü kökü çok kuvvetli değil kış gelince yaprağını döker çıplak kalır.

وَالزَّيْتُونِۙ

Cenab-ı Hak zeytin ağacını maneviyata ve ahrete misal veriyor ki kökü hükmü kuvvetlidir. Kış ve yaz yaprağını dökmez. Yağında yetmiş türlü şifa var. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir hadisi şerifinde zeytin yağını yiyin vücudunuza sürün yetmiş türlü derde şifadır buyuruyor.

وَطُورِ س۪ين۪ينَۙ  

Tur dağı değil Sin’in diş manasınadır Tur dağında diş yoktur. Cenab-ı Hak Teala Hazretleri Mü’mini Kamilin kafasına

وَهٰذَا الْبَلَدِ الْاَم۪ينِۙ

Yani emin olan mü’mini kamilin kalbidir ki ilmü irfan doğan esrar, sır menbaı olan ilhamı rabbani gelen ilmi hikmet doğan mü’mini kamilin kalbine yemin ederim.

مِنْ شَجَرَةٍ مُبَارَكَةٍ زَيْتُونَةٍ لَا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍۙ

“Bu zeytin öyle bir zeytin ki ne şark da dır ne garpde[1]

Öyleyse bu zeytin ağacı nerdedir. Mü’mini kamilin hakiki meşayih efendilerimizin vücud şeceridir. Müfessirler bu ayete birkaç mana vermişler. Tefsiri hazinde beyan olunduğu vechile Ubey bin Kaab’de bu ayete şöyle mana vermiştirki. Bu zeytin ağacı öyle bir mübarek ağaçtır ki. Ne şarkta ne garpta ateş görmeden ziya verir diyor. İşte bu mü’minin vücud seceresidir. [2]

Ehli tasavufda bu mubarek zeytin ağacı mürşidi Kamilin vücud şeceridir ki onlar ceryanlı direk gibidir ki, onlara cerayan fabrikadan gelir. Kendilerinede bir kablo teli bağlı olanlara ceryan verirler. onun zeyti öyle bir zeyt ki ateş dokanmadan yanan zeyt dir يُضِىءُ ziya verir öyle bir ziya verir ki ateş dokun madan ziya verir bu nur üstüne nurdur işde bu hakıkatı haber veriyor tarıkatın asıl özünü manaviyyatını haber veriyor.”

اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ مَثَلُ نُورِه۪ كَمِشْكٰوةٍ ف۪يهَا مِصْبَاحٌۜ اَلْمِصْبَاحُ ف۪ي زُجَاجَةٍۜ اَلزُّجَاجَةُ كَاَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ يُوقَدُ مِنْ شَجَرَةٍ مُبَارَكَةٍ زَيْتُونَةٍ لَا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍۙ يَكَادُ زَيْتُهَا يُض۪يٓءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌۜ نُورٌ عَلٰى نُورٍۜ يَهْدِي اللّٰهُ لِنُورِه۪ مَنْ يَشَآءُۜ وَيَضْرِبُ اللّٰهُ الْاَمْثَالَ لِلنَّاسِۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌۙ

“Allah yerlerin göklerin nurudur onun nuru cam içindeki ışığa benzer bu zeytin öyle zeytindir ki ne şarkdadır ne garpde. Bu zeytin nerdedir? işte bu mü’mindedir hakıkatte zeytin ağacı mü’mindedir onun için Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyuruyor ki:

يَا عَلِىُّ فِى اُمَّتِى أَقُلْ مِنَ الْكِبِريتِ الْأَحْمَرُ

“Ya Ali benim ümmetim den öyle zat lar gelirler ki onlar yer yüzünde gezerler onlar kırmızı kibrit başına benzerdiyor.[3]

Kalbi temiz olanları hemen ateşlerler nasıl ki siz kuru bir otu kibrit çalınca hemen tutuşdurursunuz onlar da kalbi temiz olanları öyle tutuşdururlar. Onlar da öyle kiprit başıdır ki hiç ateş görmeden kalplere ateş verirler. Allah bizi onlardan ayırmasın amin. Gelelim şimdi وَطُورِ س۪ين۪ينَۙ    ifadesine.

Turu Sina dağı demişler. Halbuki turu sinin bu kafadır. Cenab-ı Hak insana bu kafayı vermiş mahkemeyi kübra bu kafadadır. İnsanın kafasından neler çıkar insanın kafasında ne cevherler var eğer bu cevheri Allah yoluna sarf edersek Allah sana ne ilmi hikmetler nasip eder eğer nefsin yoluna sarf edersen yine elde edersin dünyayı istersen yine elde edersin bu kafa öyle bir kafa ki öyle bir mihenkdir ki öyle bir cevher dir ki tefekkür, düşünmek, mahkeme, ilim, hepisi bu kafadan doğar onun için diyor ki:

وَطُورِ س۪ين۪ينَۙ

Yani o kafaya ki dişler sahibi olan o insanın kafasına yemin ederim diyor. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki:

إِنَّ اللّٰهَ خَلَقَ آدَمَ عَلٰى صُورَتِه۪

“Allahu Teala Adem’i kendi sıfatında yarattı.”[4]

Buyuruyor öyle deyince Allah insan gibi değil o sıfattır. Cenab-ı Hak’kın zatı ilahiyyesi var sıfatı ilahiyyesi var sıfatı ilahiyyesinden bahsolunur, zatı ilahiyyesinden bahs olunmaz. Cenab-ı Hak insanı kendi sıfatında yaratmış dır öyleyse insan çok büyükdür, çok mükerremdir. Hiç siz sizi engine düşürmeyin hepinizde bir kabiliyet var evvela Allah’ın nuru sonra Peygamberin nurundan Peygamberin ruhu Peygamberin ruhundan bu cesede geldik bu cesede ruhlarımız girdi buradan geri makamı ulviyye o yüksek makama çıkmamızı istiyor. Sizin ruhunuzu o geldiğiniz makamı ulviyye yükseltirim buyuruyor:

اَللّٰهُ وَلِيُّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۙ يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِۜ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوٓا اَوْلِيَآؤُ۬هُمُ الطَّاغُوتُۙ يُخْرِجُونَهُمْ مِنَ النُّورِ اِلَى الظُّلُمَاتِۜ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ۟

“Allahu Teâlâ imân edenlerin velîsidir. Onları zulmetlerden nûra çıkarır. Kâfir olanların velîleri ise tağuttur (şeytan). Onları nûrdan zulmetlere çıkarırlar. İşte onlar cehennem ehlidirler. Onlar o ateşte ebedî olarak kalan kimselerdir.”[5]

Allah mü’minlerin velisidir. Sizin velinizdir. İman edenleri zulmattan nura çıkarır. istersen cehennemlik ol yinede çıkarır küllü masiyet işliyenler onlarda şeytanın evliyasıdır. Bir adam şeytana uydumuydu isterse göklerde sıddık olsun Arşurrahmanda sıddık olsun o adam o şeytana uyduğu için şeytan onu alır zulumata atar cenneti kazanmış iken cehenneme sokar onun için Cenab’ı Hak buyuruyor ki:

وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِۜ

“Siz şeytanın çaldığı havaya ayak uydurmayınız[6]

Şeytanın sözüne uymayın işde onun için Cenab-ı Hak bize her şeyi haber vemiş bize kitap göndermiş Peygamber göndermiş Peygamberlerin varisleri olan evliyalar göndermiş bize eğriyi doğruyu her şeyi anlatmıştır.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir adam sahibine asi olan deve gibi asi olmadıkca cehenneme konmaz buyuruyor. Allah bizi daima cennetten tarafa çekip bize her şeyden haber verip kitaplar Peygamberler alimler vasıtasıyla söylettiriyor ki aman dogru yolu bulun cehenneme gitmeyin diyor.

Adamın biri merkebine unluk yüklemiş değirmene giderken bir köprüye varmış geçerken merkebin bir gözü körmüş gören gözü tarafından köprüyü görüyor beri tarafını görmediği için merkep daima o tarafa yitiniyor adam merkebe dayanıyor ileri yitiyor düşmesin diye merkep aksini yapıyor adam bakmışki merkep kendini düşürecek önünden çekildiği gibi merkep uçuruma gidiyor Allahu Teala da bize bekliyor bekliyor bakıyor ki yola geleceğimiz yok kedisini inkar ediyoruz ne vaiz kabul ediyoruz ne nasihat böyle olunca Cenab-ı Hak hidayetini çekiyor.

اَفَرَاَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ اِلٰهَهُ هَوٰيهُ

“Nefsinin hevasını kendine Allah edenleri görmüyor musun.”[7]

Bana tapmayı bırakmış da kendi nefsinin arzu hevasına tapıyor işde böyle olmadıkca Cenab-ı Hak bizden vaz geçmiyor Cenab-ı Hak bir kul on günah işleyinceye kadar yazdırmam diyor bir sevap işlerse yazdırrım on günah işleyinceye kadar yazdırmam belki tövbe eder diyor gelelim vet’tîni suresine

وَطُورِ س۪ين۪ينَۙ

İnsanın kafasına yemin ederim.

وَهٰذَا الْبَلَدِ الْاَم۪ينِۙ

Emin olan beldeye yemin ederim zahiren bunun tefsirine Kâbe’dir demişler.

Batini manası ise بَلَدِ الْاَم۪ينِۙ Cenab-ı Hak mü’min kalbine yemin ediyor.

Kalbi mü’min bir teaddir haccı ekber andadır

Belki sidretil muntehadır gönül

Bel ki arş-ı Rahman dır gönül

وَهٰذَا الْبَلَدِ الْاَم۪ينِۙ

“Emin olan mü’minin kalbine yemin ederim”[8]

Cenab-ı Hak kötülüklerden arınmış olan bu kalbe yemin ediyor. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:

لَايَزَالُ اَرْبَعُونَ رَجُلًا مِنْ اُمَّت۪ى قُلُوبُهُمْ عَلٰى قَلْبِ إِبْرَاه۪يمْ

Meali: “Ümmetimden kırk kişi hiç eksik olmaz kalbleri İbrahim Halilullah kalbi gibidir.”[9]

İşte Allah’ın kulları arasında böyle kulları var bunlar neyle dost oluyor? Allah’ı zikretmekle dost oluyor kim Allah’ı çok zikreder kalbi o kadar nurlanır kalpde nurlandı mı kalp selamete çıkar o zaman bilmedigi ilimler kendinden zuhur eder. Yine Hadisi şerif:

مَنْ عَمِلَ بِمَاعَلِمَ رَزَقَهُ اللّٰهُ عِلْمَ مَا لَمْ يَعْلَمْ

“Bir kimse bildiği ile amel ederse bildiği kadar bildiğinin üzerinde cidden çalışırsa Allah ona bilmediğini öğretir”[10] buyuruyor. Bizim öyle Allah’ımız var ki biz samimi olursak o bizi öyle çalışdırır ki bize bilmediğimizi öğretir.

وَهٰذَا الْبَلَدِ الْاَم۪ينِۙ

“Emin olan Mü’minin kalbine yemin ederim” [11]

لَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ ف۪يٓ اَحْسَنِ تَقْو۪يمٍۘ

“Biz insanı ne güzel ahseni takvim üzere yarattık”[12]

Herşeye müsait namaz kılmaya yatmaya kalkmaya ata binmeye çeşitli fen aletlerini kullanmaya Cenab-ı Hak insana öyle bir kafa vermiş ki insandaki zeka akıl fikir kabiliyet düşünmek keşfetmek Cenab-ı Hak insanı öyle yaratmış ki bu kurgu bu nizam bu intizam hiçbir yaratıkda yokdur. Ben insanı ahseni takvim üzere en güzel surette yarattım buyuruyor.

Seni bu kadar mükemmel yaratsın da cehenneme soksun da orada cayır cayır yaksın insan kendisini zorluya zorluya omzunu vererek zorla cehenneme gidiyor yoksa Cenab-ı Hak insanı cehennem için yaratmamışdır böyle itikat etmeliliyiz.

ثُمَّ رَدَدْنَاهُ اَسْفَلَ سَافِل۪ينَۙ

“Sonrada esfelissafilin olan bu dünyaya gönderdim[13]

Evvela Allah’ın nurundan sonra Peygamberin nurundan sonra Peygamberin ruhundan sonra ana karnında montajlanan bir bedenin içine girerek bu dünyaya geldik.

Bir ananın karnına bir damla su düşdü ondan kan oluyor kan pıhtılanıyor derken kemik oluyor öylece dört beş ay içinde bu vücüt kafesi yapılıyor göz kulak ciger böbrek hepisi kemal buldukdan sonra o Peygamberimizin ruhundan yaratılan ruh gelip giriyor girince kuşun kafese girdiği gibi artık canlanmaya başladı o göbekden ananın beline yapışmış olan göbek bağından gıdasını alıyor rahat uyuyor. Derken karpuzun tiyekde olgunlaşıp kamal bulduğunda tiyeğe bağlı olan bağının kuruduğu gibi anaya bağlı olan göbek bağından kan gelmez olur.

Gıda gelmeyince çocuk depiklemeye başlar bu defa anaya sancı gelir ananın sancılanması çocuğun hareketi Allah’ın inayetiyle çocuk dünyaya geldi alemi süflüye ayak bastı. Daha sonra dışardan aldığı gıdalarla yetişdi. Buluğ yaşına geldi Cenab-ı Hak buyuruyor ki:

هَلْ اَتٰى عَلَى الْاِنْسَانِ ح۪ينٌ مِنَ الدَّهْرِ لَمْ يَكُنْ شَيْـًٔا مَذْكُورًا ﴿﴾ اِنَّا خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ نُطْفَةٍ اَمْشَاجٍۗ نَبْتَل۪يهِ فَجَعَلْنَاهُ سَم۪يعًا بَص۪يرًا ﴿﴾ اِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّب۪يلَ اِمَّا شَاكِرًا وَاِمَّا كَفُورًا ﴿﴾

“Muhakkak insan üzerine gayri mahdut zamandan bir mahdut zaman gelmiştir ki, (o zaman da bilinip) yâdolunmuş bir şey olmamıştı. Şüphe yok ki, Biz insanı karışık bir damla sudan yarattık, onu imtihan ediyoruz. Şimdi onu işitici, görücü kıldık. Muhakkak ki, Biz ona hidâyet yolunu göster-dik, gerek şükredici ve gerek nankör olsun.”[14]

İnsanın üzerinerine bir zaman gelmedi mi ki, isminin anılmadığı zamanlar oldu bundan yüz sene evvel bizi arıyan nerde bulurdu ne adımız belli ne ismimiz belliydi.

اِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّب۪يلَ اِمَّا شَاكِرًا وَاِمَّا كَفُورًا

“Biz yola yardım ederiz ister küfür yoluna git ister şükür yoluna git [15]

Şükür yolunda rızam var seve seve yardım ederim. Küfür yoluna rızam yoktur. Rızam olmayarak yardım ederim diyor.

Her işi yapan Allah fakat kulun filine göre yapar ezelde takdir mukadder yazılmamış mı? yazılmış. Ama kulun hakkında yazılan yazı kul ana rahminden dünyaya gelip buluğ çağına gelinceye kadar günah yoktur. Buluğ çağına geldikten sonra deftere tabi tutuluyor. Cenab-ı Hak her kula iki sadık melaike katip tayin ediyor. Sağdaki melaike hayra müvekkil, soldaki melaike şerre günah yazmaya müvekkil. Bu melaikelerin deftere yazmaları kul niyete aldığı hayra ve şerre ne zaman iradesini sarf ederse melaikeler onu o anda deftere kayıt edip yazarlar.

اِلَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَالِحًا فَاُو۬لٰٓئِكَ يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّـَٔاتِهِمْ حَسَنَاتٍۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا

“Kul işlediği günahına pişman müteessir olarak bir dahi böyle günahları yapmamaya tezarru niyaz ile tövbe eder ameli salihe de başlayıp devam ederse Cenab-ı Hak o kimsenin bütün günahlarını afv ve mağfiret edip o günah-larını tebdil edeceğini vaad ediyor.”[16] Yine Cenab-ı Hak buyu-ruyor ki:

يَمْحُوا اللّٰهُ مَا يَشَآءُ وَيُثْبِتُۚ وَعِنْدَهُٓ اُمُّ الْكِتَابِ

“Allah yanında olan kitapda her şeyi yazmış o yanın-dadır istediğini ordan siler istediğini sabit kılar.[17]

Sen isteye dur. Önceki Peygamberlerden birinin zamanında geçen bir hadise şöyle anlatılıyor.

Adamın biri çok zalimmiş, çok asi imiş, çok günahkar imiş. Peygamber ilan etmiş ki bu adamı Allah cehennemde yakacak. O adam oğluyla bir deniz kenarında yürürken.

- Oğlan,

Baba burada kum ne kadar çok demiş,

Oğlum Allah’ın rahmeti bundan daha çok demiş, peygamber onu görünce sen ne yapdında Allah seni affetdi cenabu Hak seni affetdiğini haber verdi deyince. Adam, oğlan bana baba bu denizin kenarın da nekadar kum çok deyince bende dedim ki Allah’ın rahmeti bundan daha çok dedim deyince peygamber işte o sözün Allah’a hoş geldiğinden Allah seni affetti demiş.

 


[1] Nur 24/35

[2] Hulasatu-l-Beyan fi Tefsiri-l-Kur’an

[3] İbni Ebi-d-dünya fi kitabi-l-Evliya c.1.s.12/8 (Beyrut)

[4] Rüdani 5/9182 nolu hadis-Buhari ve Müslim’den, El-Cürcâni Ta’rifat c..s.128/631 (Beyrut)

[5] Bakara 2/257

[6] Bakara 2/168

[7] Casiye, 45/23

[8] Tin: 95/3

[9] Tabarani Mu’cemu-l-Kebir c.10.s.181/10390 (Beyrut), Ebu Naim Hilyetü-l-Evliya c.4.s173 (Beyrut)

[10] Kenzü-l-İrfan 1001 Hadis s.101/639

[11] Beled 95/3

[12] Beled 95/4

[13] Beled 95/5

[14] İnsan 76/1-2-3

[15] İnsan 76/3

[16] Furkan 25/70

[17] Ra’d 13/39

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>