canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Evliyaullahın ruhaniyeti üç yerde hazırdır - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

Evliyaullahın ruhaniyeti üç yerde hazırdır

 

Şeyhimiz Bilal Baba Hazretlerinin bizzat ağzından duyduğum, dedi ki, Allah’ın sevdiği bir evliyanın ruhu, üç yerde mevcut bulunur. Birisi mezarında mevcut bulunur, birisi gece gündüz çok ibadet yapıp, otururup kalkıp yattığı yerde, birisi de öldüğü yerde mevcut bulunur dedi. Bu konuya kaynak ve delil gösterilecek İnşallahu Teala. Min Menakıbil gavsi Abdulkadir (kuddüsesirrehu) Tahir kitabının 69. saifesinde:

Gavsul Azam Pirimiz Şeyh Abdulkadir Geylani (kuddisesirrehu) Hazretleri Efendimizin Ramazanı Şerif ayının içinde, ihvanlardan biribirlerinden haberleri olmayarak yetmiş kişi evlerine akşam iftarına davet etmeleri:

Pirimiz Şeyh Abdulkadir Geylani Efendimiz, davet edilen her kişilerin gönlündeki sürur, sevgileri kırılmaması için yetmiş kişiyede iftara geleceğini vaad eyledi. İşte bu vaadlere karşı pirimiz Abdulkadir Geylani Kaddesesirrehu Efendimiz, davet edilen yetmiş ihvan evinde beraberce birde kendi evi olan tekkesinde beraber, iftar edip hazır bulundular. Bu yetmiş kişi evinde bir de kendi evi tekkesinde iftar etmesi Bağdat şehrinde şaye olunca hizmetçilerinden bir hizmetçinin kalbine futur geldi ki, pir şeyh Abdulkadir Geylani Efendimiz kendi evi tekkelerinden dışarı çıkmadı. Bu halde yetmiş kişiden her birerinin hanesine gidip onlarlan iftar vaktinde bir anda beraberce iftarda bulunması tasavvur olunabilir mi?

Yetmiş kişi her biri ayrı ayrı evlerinde kendileriyle beraber iftar yemeğini yediklerini söylüyorlar. O zaman tereddüte düşen hizmet-çiye pirimiz Abdulkadir Geylani Efendimiz dönüp ey hizmetçi bunlar doğru söylüyorlar, sadıktırlar. Doğru söylüyorlar. Ben bu yetmiş kişiden her birerinin davet vakasına icabetle, o anda her birinin ayrı ayrı hanelerinde bulunarak beraberce iftar eyledim.

Kerameti kudsiyelerini izhar ederek o hizmetçiyi de havabı gafletten uyarıp ikaz buyurmuşlardır. Çünkü hizmetçi pirmizin tekkesinde olduğundan pirimizin tekkeden dışarı gitmeyip, kendi evinde iftar ettiğinide gördüğünden kafasına sığmamıştı. Sonradan kalbi mutmain oldu.

Pirimiz Şeyh Abdulkadir Geylani Efendimizin bu kerametine buna benzeyen daha kırk elliye yakın kitapta yazılı olan kerametleri ve ölüyü diriltmesi var. Bu kerametlere itiraz etmeyin çok sakınınız. Zira kısadan size tekrar kaynak delil gösteriyoruz. Yazmış olduğumuz önceki zuhuratı vakfı güneşte de delil kaynaklar ayetler ile gösterildi. Ayetler neml suresinde Belkıs’ın konusu isteyen bakabilir. Bu ikinci yazdığımız kitabta da bu konuların cümlesini ayeti kerime ile yazdık. Dikkat edin oraya bakın.

Neml suresinde konuların açıklamaları Süleyman Peygamber aleyhisselam’ın vezirlerinden Asaf Bini Berhıya’nın Yemen’den öte Seba memleketinden Belkıs’ın köşkünü Süleyman aleyhisselam’ın gözünü baktığı bir taraftan diğer tarafa bakana kadar getirmesi, işte Neml suresinde sabittir. Evliyaullahın kerametlerine büyük delildir. Bu konuda pirimize bu kerametleri çok görüp itirazda bulunmayınız. Süleyman aleyhisselam’ın ümmetinde öyle bir keramete layık olan evliya bulunsunda, bütün kainatın efendisi, iki cihanın sultanı enbiya bütün evliyaların sultanı olan, sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin ümmetinde niçün bulunmasın.

Yalnız kerameti evliya, evliyalardan zuhur eder. O evliyalar tamamen Kur’an’a hadis’e itaat edip onun emrinde yürüyenlerden zuhur eden kerameti evliyadır. Bunun dışında bid’atçiler var. Taklitçiler var. Şeytandan zuhur eden firavn dan zuhur eden kerameti evliya değildir. Onlar istidracdır. İstidrac, dinsisizin, imansızların, kafirliklerinin, imansızlıklarının daha azaba, gazaba layık olup, imansızlıklarının hitam bulması için, Cenab-ı Hak’kın gazabından verip müsade ettikleri vardır. Buna İstidrac denir. Bir kavim, bir fert olan bir şahıs, inkarında, küfründe israr eder, dönme yok.

 Cenab-ı Hak: “Biz onlara biraz daha mühlet verir, müsa-ade ederiz, tamamen kafirliklerinin hitam bulup, azabıma, gazabıma layık olmaları içindir. Biraz daha azabımı, gazabımı artırmak için mühlet veririm”buyuruyor.

Çünkü, sizlerin düşmanınız kuvvetleşir, dinsizlikleri, küfürleri artarsa sizler korkarsınız. Ben ise onlara biraz daha mühlet verir tamamen küfürleri, kafirlikleri son, hitam bulması içindir. Çünkü, benim onlara ne zaman olsa istediğim zaman onları gazapla, azapla helak etmeye muktedirim. Gücüm yeter. İşte bu konuda ise, ahir zaman nebisi Habibimin ümmetine büyük dersler, ibretler var.

Evvelki Peygamberlerin kavimleri neler yaptılar, Peygamber-lerine neler yaptılar, size Kur’anı Kerim ile, ayetimle haber veriyorum. Şeddatlar, nemrutlar, firavunlar, ebrehe orduları ad kavmi, semud kavmi bunlar neler yaptılar, ne kadar azdılar, tuğyan ettiler. Peygamberlerini cesaret edip katil yaptılar ibret alınız.

Bunların küfrünün hitamında Rabbınız onlara neler yaptı. Kur’anı okuyun bunlardan ibret alın firavunları, semud kavmini kimisini gökten ateş yağdırıp helak etmesini, kimisini Cebrail aleyhisselam kanadını yerin altına sokup göklere semaya çıkarıp ters döndermesi kimisini tanrılık iddiası eden firavun’u kendine tabi olanları kızıl denize gark etmesini, nemrutların kavmiyle bir sivri sinekle hepsini helak etmesi, kabeyi yıkmak azminde gelen ebrehe fil ordusunu ebabil kuşu yani bizim lisanımızla kırlangıç ebabil kuşları ile helak etmesi, Salih aleyhisselam’ın kavmini gökten ateş indirip yakıp helak etmesini ey Ümmet’i Muhammed bunları size anlatıyorum Kur’anı Kerim ile haber veriyorum. Sizler de bunların yaptığını yaparsanız öyle sonunda helaklığı azabımı, gazabımı bekleyiniz. Onların yaptığını yapmaz benim ayetlerime Resulüme tabi olup uyar iseniz vaad ediyorum. Azabımdan gazabımdan sizleri emin edip altından nehirler ırmaklar akan cennet seraylarına dil ile sayılmaz nimetlere gark edeceğime ve cemalime kavuşmalarınıza vaad ediyorum.

وَعْدَ اللّٰهِ حَقًّاۜ وَمَنْ اَصْدَقُ مِنَ اللّٰهِ ق۪يلًا

 “Benim vaadim Hak’tır ki benim kadar vaadinde sabit duran kimse bulamazsınız.[1]

Cidden günahkarlar tevbe edip boyun büküp aman Allah’ım affet. Diye tevbe edenlerin ameli Salihaya yapışanların ne kadar büyük günahları var ise günahlarının hepsini af edip günahlarını sevaba tebdil etmekte adetimde vardır. Şeytanın, nefsinizin iman-sızların sözlerine havalarına kanuni ilahiyemin dışına sizleri tevşvik edip sevk etmelerinden kaçınız bana sığınınız. Bana güveniniz. Bana dayanınız. Bana inanınız. Vaadlerimizi bulursunuz.

Nefsin şeytanın imansızların teşvik ettiği yönleri gider benim kanunuma uymaz nefsininizin şeytanınızın havasına iğvasına tabi olup uyarsanız isyan aslik yapar bana tevbe edip dönmez iseniz. Vaadim var bu kabilde olanlara şiddetli azabım vardır.

 


[1] Nisa 4/122

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>