canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Nuh Aleyhisselamın Kavminden Yaşlı Bir Kadının Tufandan Kurtulması - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

 

Nuh Aleyhisselamın Kavminden Yaşlı Bir Kadının Tufandan Kurtulması

 

Nuh aleyhisselam’ın kavmini dokuzyüz elli sene Hak’ka davet vazifesini yapıp çalıştı. O kadar kavim ileri gidip azdılarki bunları daha çok kısadan bahsediyoruz. O kadar azdılarki dokuz on yaşına giren çocuklarının ellerinden tutup Nuh aleyhisselam’ın yanına getirirler çocuklara Nuh aleyhisselam’ı gösterirler şu gördüğünüz koca (ihtiyar) var ya; haşa bu aklını kayıbedip bunamış. Biz ölür siz kalırsanız bunun dediklerine katiyen inanmayınız ha! Sizde sizlerden doğan çocuk-larınıza böyle vasiyet yapacaksınız diye, azgınlıkları çok ileriye gitti. Konunun hepsini yazacak olsak çok uzağa gidiyor. Anlaşılması ve hayatta bulunan insanların bunlardan bir büyük ders ibret almaları için her birlerinden başlıklı olarak anlaya bilecek şekilde yazılıyor. Nuh aleyhisselam kavmini Hak’a imana dokuzyüz elli sene davet etti. Ancak doksan kişi iman etti. Nuh aleyhisselam’ın yaptığı Gemiye iman edenler doksan kişi gemiye girdiler. Geri kalan iman etmeyenler gemiye girmediler. Nuh aleyhisselam’dan uzaklaştılar. Cenab-ı Hak’ta Peygamberinin gemisine inanıp girmeyenlerin sonunda hepsini gazap suyu ile yani yerden kaynamalar havadan yağmurlar devamı ile yeryüzünde su en yüksek dağlardan kırk arşın yukarı yükseldi. Gemiye girmeyen dünyada hiçbir canlı mahluk kalmadı. Hepsi gazap suyu ile helaka gittiler.

Birde bir iman eden yaşlı bir kadın ara sıra Nuh aleyhisselam’a biraz süt getirir ya Nuh ben sana senin Allah’ına inanıp iman etmişim tufan olursa beni gemiye almayı unutma diye arasıra gelir tembih ederdi. Tufan oldu en yüksek dağlardan kırk arşın su yukarı çıktı Gemiye binmeyenlerden hiçbir canlı mahluk kalmadı helak oldular. Birtek o biçare yaşlı kadın helak olmayıp salim kaldı. Tufan bitti gemi su çekilip cudi dağına indi.

Birgün o yaşlı kadın yine sağ selim Nuh aleyhisselam’a geldi dedi ya Nuh tufan olunca beni gemiye almayı unutma deyince Nuh aleyhisselam dedi ki sen nerde idin tufan oldu bitti karaya indik sen nerede böyle gizlendin hiç bir şey görmedin mi? deyince.

Ben hiçbir şey görmedim kendi evimin içinden dışarı çıkmadım.

Hiçbir su mu görmedin mi? deyince.

Bir gün ineğimin dışarıdan gelirken ayağı biraz çamurlu geldi başka bir şey görmedim buyurdu.

Buradaki alacağımız ibretler, Nuh aleyhisselam yaşlı kadını gemiye almayı unuttu. Amma yaşlı kadının inanıp iman ettiği Allah’ı kendini unutmayıp muhafaza etti. Gemiye inanmayıp Nuh aley-hisselam’a inanmayıp yaradan Allah’a inanmayıp inadlarında kâim olup gemiye girmeyenler hepsi helaka gitti.[1] Burada bir kısa misal daha icap ediyor.

Cenab-ı Hak teala Hazretleri bütün böyle insan toplumunu yarattığı insanları yine onlara acıyıp onların felaketten dalaletten kurtulmaları için insanları Peygambersiz Resulsüz ikazsız irşadsız bırakmadığını haber veriyor. Bu Peygamberler ile kavimlerinin arasındaki olan azgınlık itirazlar inkarcılar katle, fuhşiyete adaletsizliklere müptela olanlar çok küfür azgınlıklarının son neticesine kadar mühlet verip sonunda tamamen umut kesildikten sonra her kavmi bir azapla helak yok ettiğini Peygamberimize ve onun ümmetine ibret alınması için bunları haber veriyor.

Peygamberlere itaat etmeyip küfre varanlar inkara düşenler oldukları gibi o Peygamberlerden sonra onların veresçileri olan ülemalar aynen Peygamberlerin halkı uyarma ikaz vazifelerini gece gündüz çalışanlarada kavimlerinin içinden inkarcılar muterizler müna-fıklar mülhitler aynen zalimlik münafıklık yapmadan çekinmemişler devam edip geliyor. O Peygamberin mirasçısı olan hakiki ülema olan kimseler ise Ümmeti Muhammed’in hepsinin dalaletten kurtulmaları için gece gündüz onlardan bir menfaat beklemiyerek onları ikaz irşad edip Allah’ın gazabından azabından korunmaları için eliyle diliyle kalbi ile duası ile çalışıp onları refaha selamete iki dünyada saadete kavuşmalarına çalışan alim ülemalara buğuzlar adavetler yapmışlar ve yapmaktadırlar.

Bunların da bir misali Nuh aleyhisselam gemiyi yapmaya başlarken kavmi gelirler ne yapıyorsun ya Nuh gemi yapıyorum ne yapacaksın gemiyi yüce Rabbım azgın kavimleri helak ettiği gibi benim kavimimede Allah azap hazırlıyor. Bana Allah’ıma inanmı-yanları, bana inanıp benimle bu yaptığım gemiye girmeyenleri, geminin dışında kalanları tufanla gazap suyu ile helak edecektir, diyerek onları yine tekrar tekrar uyardı. O kadar olduğu halde gemiye binmediler gemiyi pisliklerle doldurup pislik yaptılar küfürlerinde inatlıkta, israr yaptılar. İmansızlıkları hitam buldu. Cenab-ı Hak’ta onların artık helaklığına karar verip onları helak etti. Asırlardan beri her asırdada böyle Cenab-ı Hak’kın bu dini mubini ahkamlarını tazeleyici yeniden düzeltici halkı ikaz irşad edici evliyalarıda bitmemiş.

Nuh aleyhisselam’ın kavminin bir kısmı inanıp gemiye girip kurtuldukları gibi evliyaullahlarada insanların bir kısımları onların sözlerine ikazlarına irşad etmelerine inanıp onları sevip onların manevi gemisine girenleri Cenab-ı Hak’ta muhafaza etmiş. Onlara inanmayıp küfür itiraz müteriz olan münafıkları mülhitleri muterizleri onlarında münkürlikleri dinsizlikleri hitam bulunca onlarıda aklı yetip anlayıp bile bile düşman tutanları bu dünyada iken cezalarını murad ettiği zaman vermiştir. Evliyalarını Hiç anlamıyanlar bilmeyenlerin cezalarını ahirete bırakmıştır.

İşte her evliyanında maneviyatta bir vilayeti vardır, maneviyatta onun gemisine girmek lazımdır. Tekrar şu hadisi şerifide delil gösterelim.

إِنَّ اللّٰهَ يَنْظُرُ إِلٰى قُلُوبِ أَوْلِيٰۤائِه۪ فَمَنْ وَجَدَهُ وَ رَحِمَهُ

Yani, “Allahu teala hazretleri evliyalarının kalbine bakar onların kalblerinde kimleri bulur ise onlara merhamet şefkat rahmet eder”[2] buyuruluyor.

Ne anlaşıldı. Sen o evliyaya ne kadar kalben inanır itikat eder sever isen onun karşılığı kadar o evliyanın kalbinde senin yerin var onun gemisine girmiş gibi olursun onun vilayeti dahilinde olursun. O evliyaları inkar itiraz edersen onun gemisinin dışında kalırsın onun vilayetinin haricinde olursun. İnanıp gemisine girenler onun vilayeti dahilinde muhafaza olur. İnşallahu Teala anlayanlara bu kadar yeter maksatım zamanımızda bunları gördüm. Anladığım kadar Allah’ın evliyalarına buğuz edenler adavet edip düşmanlık yapanlar bildiğiniz halde anladığınız halde böyle yaparsanız cezanızı bu dünyada alırsınız. Hiç bilmeyerek anlamıyarak yapanlarınki ahrete kalıyor.

Cenab-ı Hak hadisi kudsisinde buyuruyor ki;

مَنْ عَادٰى لِى وَلِيًّا فَقَدْ اَذَنْتُهُ بِالْحَرْبِ

“Her kim benim evliyalarıma düşman olur düşmanlıkta yapar ise o kimseler bana harp ilan etmiştir. Benimlen harp yapmaya mezun olsun benimde o kimseye harbim var o kimseler benimlen harp etsinler”[3] buyuruyor.

Bunları sakınılması için açıklamaya mecbur oluyoruz dikkatli olun Allah’ın sevdiği alim ülema evliyalarına buğuz yapmayın düşmanlık yapmayın içinden çıkamaz felaketlere düşebilirsiniz. Kardaşım dikkatli olun. Dua yapalım ümmeti Muhammed’e bizlerde beraber yüce Rabbımızın sevdiklerini hakkı ile Allah için sevmeyi nasip etsin ve yüce Rabbımızın sevmediklerini sırf Allah için sevmemeyi buğuz etmey nasip etsin. Buna

حُبُّ فِى اللّٰهِ بُغْضُ فِى اللّٰهِ

Hubbu fillah buğzu fillah denilir. Anlamı yani sevdiğinizi sırf Allah için sevin sevmediklerinizide sırf Allah için sevmeyin eğer Allah Resulullah indinde sevgim olsun diyorsanız. Allah’ın gazabına uğramayım diyorsanız Allah dostlarını sevin onlara adavet buğuz yapmayınız. Onlara düşman olmayınız sonra sonu pişmanlıktır. Vesselam.

Cenab-ı Hak cümle ehli iman din kardaş bacılarımızı içteki nefsin şeytanın ve iki ayaklı şeytanın yetiştirdiği fitne fesatların hertürlü hile bela mekrinden sonlarımıza kadar yücerabbım habibinin hürmetine muhafaza eylesin. Amin ya Muin.

Cenabı Allahu Teala ve takaddes hazretlerinin kelamları olan Kur’anı Kerimi okuyan dinleyen kardaş bacılarımıza Kur’anı Kerim hem şifa hem rahmet hem yardımcı hem çok büyük hidayet olduğunu Kur’anı kerim bizlere haber veriyor. Hem bizi yaratan Rabbımızı onun kuvvet kudretini onun şefkat merhametini affını ve dünyamızı ahretimizi kazanıp nasıl yürüyüp nasıl çalışacaklarımızı bir bir açık olarak bizlere haber verip bize öğretiyor.

Bilmek istersen eğer aded-i ayatı

Cümlesi altı bin altı yüz altmış altı

 

Binidir vaad beyanındadır anın bini vaid

Hem bini emr-i ibadet bini nehyü tehdid

 

Bini emsal-ı ibaredir, bini ahbaru kasas

Beşyüz ayatı helal ile harama muhtas

 

Oldu yüz ayatı tesbih, zikr duaya çu rüsuh

Altmış altısı dahi ayet-i nasih mensuh

 

Kur’anı Kerim’i içindekileri ile anlayıp amel yapıp çalışmalarımız söylendi idi. Yüksek padişahtan bütün vatandaşını muhafaza etmek için ve hertürlü maddi manevi emraz hastalıklardan kurtulup şifa olmaları için ve iki dünyanın servet saadetlerine kavuşmak için bütün vatandaşlarının refahı için bir ambalaj yapıp söylediğimiz hastalıkları tedavi edici bütün ilaçlar ambalajda mevcut iğnesi ile hapı ile ve sair kırık çıkıklara karşı yekün iç ve dış hastalıklarına karşı ve nasıl sıhhatlı yaşanması için gereken her şeyler paketlenmiş bir kutu içine ambalaj yapılarak umuma verilmesi için yapılmış olan bir şifa ambalj paketini aldın eve getirdin. Evet dıştan bu şöyledir böyledir diye faydalarınıda bahsetmeye başladın fakat paket kutusunu açıp içindeki aletleri ile şifaya ait olan ilaçarını alıp kullanmadın.

 Ne öğrendin yalnız padişahtan gelen ilaç tedavi edici kutunun ismini öğrendin indir bak yerine koy içini açıp hangi ilaç hangi hastalığa hangi alet hangi amaliyatlara yarar olduklarını açıp öğrenmedin ve çalışmadın misalde inşallah hata olmasın Kur’anı Kerim bir kısmı safi ilaçtır. Bir kısımları kullarına emridir. Bir kısımları kullarına yasak kıldığı nehyleridir. Bir kısımları geçen kavimler ile peygamberlerinin aralarında geçen konular. Bir kısımları Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretlerini tenzih tesbih ayetleri bir kısımları doğrudan doğruya zikrullah etmeyi emir eden ayetler. Bir kısmı geçmiş kavimlerin başlarından geçen misallarden örnek alınma ders, ibret alınıp düşünme ayetleri Kur’an-ı Kerim’i zamanımızda ve evvelden beri görülen bir takım okumuş olanlar ve okumuşlardan dinleyenler bu kadar Kur’an’ın içindeki emirleri bırakıp yasaklanmış nehy edilenleri bırakıp ve yüz ayeti tesbih Allah’ı tenzih tesbih etmek ve doğrudan doğruya zikrullah etme ayetlerini bırakıyorlar.

Bunların üzerini açıp içindekiler bizi madden manen tedavi edeceklerini ve Allah’a karşı nasıl korku edep, haya ile ibadet yapılmasını yapılan ibadetleri riyadan gösterişliden iftihar, gururdan, hasitlikten bütün kötü huy ahlaklardan kurtulunmasını bırakıp bu kadar mühüm ayetin emirlerini nehiylerini ve verilen ibret için misallarını zikrullah yoktur. Namazda zikir diye zikrullaha ait olan ayetlerin üstünü kapayıp yalnız özendikleri üstüne durdukları ses makam tecvid, mahraç şu harfi muceme şu dilin ucundan çıkacak şu hırtlaktan çıkacak şurası böyle çıkacak idi okuyanda Kur’anı dinleyende buraya çok kafa verip bunların üstünde münakaşa yapanlar çoktur. Bunlara karşı bu fiilde bu maksatta olup Kur’anı Kerim’in hakiki anlatmak istediği meram özetlerini bırakıp yalnız harf mahraç üzerine münakaşa yapanlara hadisi şerifte çok büyük tehditler var.

Ne anladın bu kadar misallarden madden manen ilaç olan bizleri tedaviye sebep olan bizleri doğru Allah’ın rızasına aşkına ve doğru istikamete yönelip huzuru kalp ile Allah korkusu ile ameli Saliha devam etmeler nerede kaldı nereye atıldı. Kur’anı Kerim’i indir kendi arzuna göre makama getirip, dinleyenler ne güzel kıratı varmış desinler diye okuyor. Çok güzel okuyor, harflerin mahraçlarını ne güzel çıkarıyor, bütün fikrini bütün arzunu buraya bağlıyorsun. Allah korusun Ümmeti Muhamed’i bu gibi hala düşenlerden. Bir hadisi şerif:

تَعَوَّذُوا بِاللّٰهِ مِنْ فَخْرِالْقُرّٰۤاءِ فَهُمْ اَشَدُّ فَخْرًا مِنَ الْجَبَابِرَةِ وَلَا شَيْءَاَبْغَضُ اِلَى اللّٰهِ مِنْ قَارِئٍ فَخُورْ

Yani “Okuduğuna mağrur olan hocaların şerrinden Allahu Tealaya sığınınız. Onlar cebbarların şerrinden daha şerlidir. Onlardan daha ziyade mağrurdurlar. Allahu Tealaya en ziyade buğuzlu olan okuduğuna mağrur, kibrli, iftiharlı, kendini beğenen okumuşlardır.”[4]

Kur’anı Kerim safi bizleri tedavi edici ve Allah’ı bildirip Allah’ın rızasına kavuşturucu okuyanlar dinleyenler o ayetlerin anlamına manasına acaba Cenab-ı Hak ne emrediyor neyi nehyediyor neyi misal veriyor. Okuyan dinleyen buraya kafa verip çok korku huşu edeple okumaya çalışalım inşallahu teala.

Bu söylediklerimiz Kur’anı Kerim’i yalnız yüzünden sürüp okuyanlar içteki özünden fayda göremiyenler Cenab-ı Hak’kın Kur’anda ulul elbab olanlar yavaş yavaş anlamını çözerler dedikleri akıl sahibi dedikleri sadıklara başvurunuz onlar size anlatsınlar gurur, kibiriniz sizi bağlayıp tutmasın Musa aleyhisselam Peygamber olduğu halde ilmi ledün öğrenmek için Hızır aleyhisselam’a gönderildi. Ayeti kerime ile sabittir. Kibir, gurur’a düşenlerin bu hal onların ibadetlerinide bozar kendileride azarlar. Kibir, gurura düşen kim-selerin konuşması, yürümesi, bakması, gülmesi o kibir, gurur bunlarıda değiştirir. Allah’ın hoşuna gitmeyecek bir hale getirir. Allah cumlemize Muin olsun. Amin ya Muin.

 


[1] Müzekkin nüfus

[2] Abbdurrahman bin Ali Safvetü-s-Saffe c4.s112(Beyrut)

[3] Buhârî, Rikak38, C.Sağir Muhtasarı c.1.s.469/1003(2:240/1752), İmam Nevevi Kırk Hadis s.84/38

[4] Ramuzel Ehadis c.1.s.255/7-Deylemiden

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>