canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

VELİLERİN ALAMETLERİ - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

 

VELİLERİN ALAMETLERİ

 

Gelelim Allah’ın velilerine. Allah’ın velilerinin alametleri şunlardır.

1- Onların yüzleri nurlu olur içi olgunlaşan meyvanın dışının cilalanıp olgunluğunun bakınca anlaşıldıgı gibi, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki

اُطْلُبُوا لْخَيْرَ مِنْ حِسَانِ الْوُ جُوهِ

Yani; “Hayrı güzel yüzlülerde arayın buyuruyor.”[1] Ayeti Kerime:

تَعْرِفُ ف۪ي وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ النَّع۪يمِۚ

“Allah’ı zikredip ameli Salih işleyip zikrullaha çalışan-ların yüzünde bir nur olur.”[2]

Yüzü nurlanıyor neden? İçi nurlandığından nuru yüzüne vuruyor. Cenab-ı Hak’kın sevmediklerinde nur olmaz bak bunlar hakkında buyuruyor ki:        

وُجُوهُهُمْ قِطَعًا مِنَ الَّيْلِ

“Onların yüzleri sanki geceden karanlık bir parçaya bürünmüştür”[3]

2- Sözleri zikrullah olur yani onlar konuşurken hep Allah’tan Resulullah’tan konuşurlar

3- Malayani konuşmazlar maleyani nedir? Ne dünyaya ne de ahırete faydası olmayan sözlerdir. Onlarda şakalaşmak maskaralık insanın vakarını bozucu davranışlar olmaz demektir. Bir kimse kalbine ne biriktirdiyse konuşurken onu çıkarır misal: çantanıza bir şeyler koydunuz geri çıkarırken ne koymuşsanız çantanızdan o çıkacaktır herhalde koymadığınız bir şey çıkacak değildir. Onun için arifler kalp gerekki hulisi (güzelşeyleri) alıp dercede (biriktire) dilde gerekki onu ordan alıp harcede yani kalp gerekki güzel şeyleri alıp biriktire ki dilde konuştugu zaman güzel şeyler konuşa eğer kalp güzel şeyler almamışsa dil nasıl güzel konuşsun?

4- Bir kimse Allah’ın evliyasının yanına imtihan kastı, adavet, buğuz ile gitmez Allah için sevgi itikatla giderse kalbindeki kötü endişeler, kalbindeki sıkıntılar yavaş yavaş gitmeye başlar. Yanında her ne kadar otursa kelamını dinlese usanıklık olmaz. Zevk alır. Allah’ın zikrini yani Allah’ı hatırlar işte Allah adamı yani Allah’ın velisinin herkesin anlaya bilecegi ve görebilecegi alameti bunlardır daha başkada alametleri vardır. Bir hadisi şerifte;

مَنْ أَرَادَ أَنْ يَعْلَمُ مَنْزِلَتَهُ عِنْدَاللّٰهِ فَلْيَعْلَمُ مَنْزِلَةُ اللّٰهِ مِنْ قَلْبِه۪

Yani, “Bir kimse Cenab-ı Hakk'ın indindeki kendi sev-gisini bilmek isterse kalbine baksın. Kendi kalbindeki Cenab-ı Hak’kın sevgisi muhabbeti endişesi nekadar var ise Cenab-ı Hak’ta kendisini onun kadar sever. Onun kadar düşünür. Bunun ölçüsü ve mizanı budur.”[4]

İşte evliyalarında ölçüsü böyledir. Sen o Allah’ın dostu olan sevdiği evliyasına senin kalbinde ona ne kadar sevgin muhabetin var ise o evliyanın kalbinde de senin sevgin muhabetin aynen karşılığı kadar sevgisi muhabeti vardır.

Yani bir insan kendisinin nasıl bir kimse olduğunu ölçüye koymak isterse kendi ef’al ve ahvaline baksın. Eğer kalbinde Cenab-ı Hak’ka, O’nun Resulüne ve Sulehâ-i ümmete muhabbeti olduğu halde Cenab-ı Hak’ka ibâdet ve tâat ona her şeyden ziyade Sevgili oluyorsa Cenab-ı Hak’kın indinde o kimse sevgili ve makbuldür. Ve bilakis Cenab-Hak’ka ve Resulüne muhabbeti olmakla ümmetin salihlerini sevmeyip onlara aykırı gider. Kötülük ve muhalefet ederse Cenab-ı Hak’kın nezdinde onun bir kadri ve kıymeti yoktur.

 Böyle kimseler tövbe ve istiğfar ederek ilahi kapıya müracaat eyleyip hidayet yolunu tutmakla kendisini ahiret azabından korusun. İşte bunun içindir ki, Ûlemâ kulun Ma’bud’una ibadeti Ma’bud’un nezdindeki derecesine göredir diye açıklamışdır.[5]

Biz insanların açık anlaya bileceğimiz şekilde kalb bir aynadır. Demişler Kalb aynana bak araştır. Kalb aynanda kimler var kimler yok araştır. Eğer kalb aynanda Allah var ise onun sevgili Resulü var ise ve onun halifelerinden evliya ve Mürşid’in Allah dostları kalb aynanda bunlar yer alıp tutmuş ise başka resimler başka Hayallar başka endişeler küllisi o kalb aynasından çıkmış artık onlar kalb aynasında görünmüyor ise Allah Allah’ın dostları görünüyor ise ne bahtlı o kimse ruhaniyette onların ile beraberdir. Ahirette mahşerdede ebedi beraberdir. Allahu Teala kendi dostlarını, Allah’ın velilerini incitenlere ne söylüyor. Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

مَنْ عَادٰى لِى وَلِيَّا فَقَدْ اَذَنْتُهُ بِالْحَرْبِ

"Allah Teâla hazretleri şöyle ferman buyurdu: "Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim. O kimse bana harp açmıştır. Benimle harp etmeye mezundur.."[6]

Yani herkim benim evliyama düşmanlık ederse o kimse benimle harp etmektedir. Herkim Allah’ın sevdiği bir velisine düşmanlık yapıyorsa o kimse bizzat Allah’a düşmanlık yaptığını bilmelidir yukarı-da imam Ali Efendimizin buyurduğu gibi Allah’ın dostuna düşmanlık edersen Allah’a düşman olursun. Allah’ın dostuyla dost olursan Allah’a dost olursun. Bir Hadisi kudside:

Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri hadisi kudsisinde şöyle buyuruyorlar ki: Her kim bir kerre halisen muhlisen huzuru kalb ile lailahe illallah Muhammed’un Resulullah hem diliyle hem kalbiyle tasdik ederek bu kelimeyi bu şekilde bir defa söylerse o kimseyi ebedi cehennemde bırakmam buyuruyor. Fakat bu kelimeyi söyleyen kulum hem bu kelimeyi söyledi hemde benim sevdiğim dostlarım olan veli kullarımada buğuz, hased eder düşmanlık eder ise bu fiilde münafıkların fiilidir. Ebedi olarak cehennemin taban katında kalır. İşte bir tarafı ne kadar güzel insanın hayatını kurtarıcı tiryaka benzer. Bir tarafıda insanı helak edici zehire benzer. Allah korusun.

 وَمَا تَقَرَّبَ إِلَيَّ عَبْدِي بِشَيْءٍ أَحَبَّ إِلَيَّ مِمَّا افْتَرَضْتُ عَلَيْهِ وَمَا يَزَالُ عَبْدِي يَتَقَرَّبُ إِلَيَّ بِالنَّوَافِلِ حَتّٰى أُحِبَّهُ

Manası: “Kulum bana yakın olamaz en sevdiğim farzlarda yakin olduğu gibi, kulum benden ayrı olmaz bana yakın olur nafilelerle, hatta o kulumu severim o benden ben ondan ayrı olmazam.” Hadisin devamı

فَإِذَۤا أَحْبَبْتُهُ كُنْتُ سَمْعَهُ الَّذِي يَسْمَعُ بِه۪

“Ne vakit kulumu sever isem onun duygusu ben olurum. Benimle duyar.” (Hazreti Ömer radıyallahu anh’ın harp edenleri Hindistan’da gördüğü, duyduğu, çağırdığı gibi) Hadisin devamı:

وَبَصَرَهُ الَّذِي يُبْصِرُ بِهِ وَيَدَهُ الَّتِي يَبْطِشُ بِهَا وَرِجْلَهُ الَّتِي يَمْشِي بِهَا وَإِنْ سَأَلَنِي لَأُعْطِيَنَّهُ وَلَئِنِ اسْتَعَاذَنِي لَأُعِيذَنَّهُ

buyuruyor ki: “Basireti, gözü benden olur. Benim gözüm ile görür ve eli benim kuvvetim ile tutar. Ve ayağı onunla yürür ve eğer benden isterse veririm. Eğer bana sığınsa onu muhafaza ederim.”[7]

Yani kulum bana nafileler ile yakın olur. Hatta o kulumu severim buyuruyor. Yine Hadisi Şerif:

 مَنْ جَلَسَ عِنْدَالْعَالِمِ سَاعَتَيْنِ اَوْ اَكَلَ مَعَهُ لُقْمَتَيْنِ اَوْسَمِعَ مِنْهُ كَلِمَتَيْنِ اَوْمَشٰى مَعَهُ خَطْوَتَيْنِ اَعْطَاهُ اللّٰهُ تَعَالٰى جَنَّتَيْنِ كُلُّ جَنَّتٍ مِثْلِ الدُّنْيَا مَرَّتَيْنِ

“Bir kimse Allah dostlarından bir alimin yanında iki saat otursa onunla iki lokma yese yahut ondan iki kelime işitse yahut onunla iki adım yürüse Allahu Teala ona iki cennet ihsan eder. Her birinin büyüklügü iki dünya kadardır.” [8]

Hadisi şerif:

اَوْلِيٰۤاءُاللّٰهُ مِنْ خَلْقِه۪ اَهْلُ الْجُوعِ والْعَطَشَ فَمَنْ اَذَاهُمْ اِنْتَقَمَ اللّٰهُ مِنْهُ وهَتَكَ سِتْرَهُ وَحَرَّم َعَلَيْهِ عِيشَهُ مِنْ جَنَّتِه۪

“Buyuruyor ki Allah’ın evliyaları vardır bunlar halkın içinde açlığı susuzluğu kendilerine adet edenlerdir. Her kim onlara eza ederse Allah onların intikamını alır ve onlara eza edenlerin üzerinden Cenab-ı Hak muhafazasını kaldırır o kimse helak olur ve Cenab-ı Hak cennetdeki nimetleri o kimseye haram eder.”[9] Diye buyurmuştur.

أَفْضَلُ الْإِيماَنُ أَنْ تُحِبَّ لِلّٰهِ وَتُبْغِضَ لِلّٰهِ

“İmanın en efdalı kuvvetlisi Allah için sevmek, Allah için buğz etmektir.”[10]

Allahu Teala Peygamberlerinden birine vahiy gönderdi ve buyurdu ki: “Zahitliği seçmekle kendi rahatını düşündün. Zira bununla dünya ve dünya sıkıntılarından kurtuldun. Bana ibadetle meşgul olmanda kendi izzetini elde ettin. Fakat dikkat et, sevdiklerimi benim için sevdin mi, düşmanlarıma benim için düşmanlık ettin mi ?”[11]

Allahu Teala İsa Aleyhisselama vahiy gönderdi: “Eğer gökteki-lerin ve yerdekilerin ibadetlerini yapsan, sevdiğini benim için sevmedikçe, düşmanımı benim için düşman tutmadıkça, hiç birinin faydası yoktur”.[12]

İsa (Aleyhisselam) buyurdu ki: “Allah'a isyan edenlere düşman olmakla kendinizi, Allahu Teala'ya sevdiriniz, asilerden uzak durmakla Allahu Teala'ya yaklaşınız. Onlara sert davranmakla Allahu Teala'nın rızasını kazanınız”. Ya Ruhullah, kiminle oturalım dediklerinde, “Gör-düğünüz zaman, size Allahu Teala'yı hatırlatan, sözleri ilminizi arttıran, amelleri ve işleri size ahiret için çok çalışma şevk ve zevkini veren kimselerle otu­runuz.” buyurdu.[13]

 


[1] Tabarani El-Mu’cemu-l-Kebir c.11.s.81/11110 (Musul), Beyhaki Şuabu-l-İman c.3.s.279/3544 (Beyrut)

[2] Mutaffifîn: 83/24

[3] Yûnus: 10/27

[4] Deylemi El Firdevsü bi Me’sûru-l-hıtab c.3.s.593/5858(Beyrut), Gülzârı Medinet-l-Münevvere c.1.s.8(Osmanlıca baskı)

[5] Gülzârı Medinet-l-Münevvere c.1.s.8(Osmanlıca baskı)

[6] Buhârî, Rikak38, C.Sağir Muhtasarı c.1.s.469/1003(2:240/1752)

[7] Buhari Rikak 38, İbni Mace/fiten.16,Ahmed İbni Hanbel/müsned.6/256, C.Sağir Muhtasarı c.1.s.469/1003(2:240/1752)

[8] Makasıdü-t-Talibin

[9] Ramuzel –Ehadis c.1.s.161/4 İbni Neccar’dan

[10] C.Sağir c.1.s.347/723(2:29/1245)

[11] Gazali Kimyayı Saadet s.218

[12] Gazali Kimyayı Saadet s.218

[13] Gazali Kimyayı Saadet s.218

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>