canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

PİRMİZ ŞEYH ABDULKADİR GEYLANİ EFENDİMİZİN MANEVİ TASARRUFUNUN CİNNİLERE DE HÜKMETMESİ - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

PİRMİZ ŞEYH ABDULKADİR GEYLANİ EFENDİMİZİN MANEVİ TASARRUFUNUN CİNNİLERE DE HÜKMETMESİ

 

Sultan Sülayman aleyhisselam’a Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri o kadar büyük mucizatlar vermiştir. Bütün Peyamber Efendilerimizden zuhur eden mucizatlar bütün evliyaullahlardan zuhur eden kerametler bunların hepsi hakikatta baş vurup düşünürsek çok sevgili iki cihan sultanı hatemül enbiya olan Peygamberimiz Muhammed’inil Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin şanıdır ve onun şanındandır çünkü bütün Peygamberlerin ruhları bütün varlıklar onun nurundan yaratıldı.

Cenab-ı Hak insan ve cinniler uçan kuşlar hayvanatlar hepsini Sülayman aleyhisselam’ın emri hükmünün altında yaşamalarını emretti. Fakat cinniler tarafından insanlara dokananlar o zamanda da olurdu. Sülayman aleyhisselam onlara gereken cezalarını verirdi. Hepsi emrinde hükmünün altında. Sülayman aleyhisselam bir gün Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretlerine münacatda bulundu. Buyurdular ki Yâ Rabbi bu cinnileri benim emrimin hükmümün altına verdin. Benim emrim hükmüm altında oldukları halda yine de bir kısımları insanlara dokanmaları oluyor. Yâ Rabbî ben öldükten sonra kıyamete kadar dünyaya gelen kullarıyın halları acaba bu cinnilerden nasıl olurlar diye müraacat etmesinde Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri ya Süleyman ahir zaman Peygamberi Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem o cinniler Resulümün tahtı hükmünde olacaklar hatta o habibimin ümmetinin içinden yüksek evliyaullahlar yetişecekler o habibimin yüksek dereceye ulaş-mış olan evliyalarının da cinniler onların hükmü altında olacaklar hatta hakkıyla o evliyalarıma bağlı olan kimselere de dokana-mayacaklar.

Burda kendi asırlarımızdan daha çok evvel asırlarda dünyaya gelip dünyada Allah’ın kullarını ikaz irşad edip Resulüne Allah’ına sevdirmişler. Ve kavuşturmuş olan evliyaullahlardan birkaç tanesi pirimiz Şeyh Abdulkadir Geylani bunun vilayeti yere göğe bütün hükmetmiş gavsul azam ünvanı almış. Pir seyyidina Ahmed Rufai, Pir Muhammed Şahi Nakşibendi Hazretlerinden de neler zuhur etmiş Allah’ın kullarını uyandırmışlar ikaz etmişler zalim nefsin mel’un şeytanın tuzaklarından Allah’ın inayetiyle kurtarmışlar. Cinni konu-suna gelince en basit olarak bir kimse Pirimiz Şeyh Abdulkadir Geylani Efendimizin bir konusunu ilave edilmesi icap etti.

Min Menakıbıl Gavsi Abdulkadir Kuddese Sirrehu’t Tahir kitabının 56. saifesinde Bağdat şehrinde bir hoca talebe okutur yetiştirir idi. Hoca da pirimiz Şeyh Abdulkadir Geylani Efendimize hakkıyla sevgi inanç ile bağlı idi. Hem de müridi idi. Hoca bir gün talebelere bu gün hep beraber kitapları alınız mezarlığa beraber gidelim bütün mevtaların ruhlarına Kur’anı Kerim den okuyup ruhlarına bağışlayalım diye mezarlığa geldiler. Hocanın elinde bir deynek asa var idi. Konu açılmışken deyneği de (asa) söyleyelim. Deynek taşımak sünnettir. Eldeki dayak deyneğin sünnet olanları eğri halka gibi eğri olan değildir. Onlar hristiyanların adetleridir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in taşıdığı sünnet olan deyneği (asa) hiç eğriliği yok dosdoğru yapılmış idi. Sünnet olan budur. Hocanın da elinde sünnetlere uyduğundan elinde deynek olarak mezarlığa girdiler bir anda bir büyük karayılan zuhur etti. Hoca elindeki deynekle yılanın kafasına bir tane vurdu. O anda hocada yılanda deynekte göz önünden kayıp oldu. Talebeler taacüp ettiler bir müddet sonra hoca geri geldi. Elinde deynek sordular talebeler hocam ne oldu. Diye sorunca hoca dedi ki burada görüken yılan değilimiş cinni padişahının oğlu imiş. (Cinniler bazen yılan sıfatında görünebilir. Yalnız yılan sıfatında evlerinizde görünen yılana ikaz edin uyarın. Eğer cinni isen biz senden ürküyoruz Hazreti Süleyman aleyhisselam ve Hazreti Muhammed’il Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hürmetine bizlere bir daha görükme git üç defa ihtar yapınız cinni ise gider cinni değil yılan ise gitmez o zaman vurun öldürün.)

Evet konumuz talebeler mezarlıkta beklerken hocaları geri geldi hocam ne oldu siz kayıp oldunuz nereye gittiniz ne oldu diye sorunca dedi bu yılan diye vurup öldürdüğüm cinni padişah oğlu imiş beni bir anda cinniler hemen kapıp cinni padişahın huzuruna götürdüler. Cinni padişahın karşısına dinelttiler arkasına bakdım ki bir adam ölüsü yatıyor. Padişah bana sordu niçün bunu vurup öldürdün? Ben dedim ki ben yılana vurdum deyneğin ucunda da daha kan var gösterdim. Cinni padişahı yanında elinde yalın kılıç ile duran bir adama emir etti. Sende bunun boynunu hemen vur kısasa kısas deyince hoca sıkışıp teveccühünü pirimiz Abdulkadir Geylaniye çevirip imdat isteyince padişahla benim aramda hemen bir anda bir adam zuhur etti. Cinni padişahına sen hemen bu adamın boynunu vurduracaksın ama o adamın kim olduğunu biliyor musun? Padişah bilmiyorum deyince bu adam Pir Abdulkadir Geylaninin sadık müridlerindendir. Bunun boynunu vurdurunca onun elinden nasıl kurtulacağını biliyor musun? Deyince cellat boynumu vurmadı padişah emretti bunu götürün yerine bırakın dedi. Burda bizlerin şahid olup denediklerimizden bir konuyuda ilave edelim.

Bir kimse Allah’a Resulüne hakkıyla iman itaat edip ve onun halifelerinden pirimiz şeyh Abdulkadir Geylani Efendimize Allah için sevgi itikatla hakkı ile bağlı olsa cinni kafirlerin dokanıp tutmuş olduğu kadın gerek erkek cinniler tutup düşürmüşler gözler kapalı dişleri kitli halda konuşmadan kesilmiş dışarıyla konuşma ilgisi kalmamış olan öyle bir cinnilerin tuttuğu kimseye işte hakkıyla Allah Resulüne ve pirimiz Abdulkadir Geylaniye sadık bir müridi hemen kalp teveccühünü derhal pirimiz Gavsul Azam Abdulkadir Geylani Efendimize tutup o hastanın sol kulağına tezarru niyazla çağırsın birde ayıkmazsa üç sefer tekrar çağıra bilir. Çağıracağı kelamlar

يَا حَضْرَتِ اَلشَّيْخ، قُطْبُ الْعَالَم مُحْيِ الْحَق، وَالدّ۪ينِ اَلسَّيِّدُ عَبْدُ الْقَادِر اَلْكَيْلَانِى

Ya Hazreti Eş şeyh Kutbul Alem Muhyil Hak veddini Es Seyyidi Abdulkadir El Geylani işte itikat inanç sağlam Abdesti namazı yerinde ve Pirimiz Abdulkadir Geylani Efendimizin tarikatına bağlı olarak ve pirimize muhabbeti sevgisi itikatı tamam olarak çağırabilir. Ve sair darda kalındığı zamanlarda çağırıp yardım isteyebilirler. Bir kul dergahına girse dara düşünce Sıtk ile çağırsa bütün mahluk tuzak kursalar söker geylani geylani. İşte hakkı ile bağlı bir mürid onun o hastanın kulağına bu şekilde bu kelamları söyleyip çağırsın. Allah’ın izniyle onun manevi ruhaniyeti himmetiyle hasta gözünü açar şifa bulur.[1]

Cin işi ise böyledir. Cin işi değil de vücutta madden hastalıklar organlarda hastalıklar tesbit edilirse zahirde doktorlarımıza gidip başvurun. Dinimizde şer’an doktora gitmek caizdir. Doktor işi olmadığı keskin anlaşılır ise doktorlardan bir tedavi olmaz ise işte bir manevi Allah’ına Resulüne sevgili Pirimiz Abdulkadir Geylani Efen-dimize hakkı ile bağlı olan sünneti Resulullaha bağlı olup ehli sünnet itikatında olan bid’atlerden sakınıp bid’atten kurtulan kamil halktan hiçbir maddi menfaat beklemiyerek Allah rızası için Allah’ın kullarına hasbeten lillah onları manevi Ahlakı zemime hastalıklarından kurtulmaları için onların tedavisine çalışan tedavi eden bir kamil alime ülemaya mürşide bu ölçülerde olan alimlerinize başvurunuz.

Öyle olan kimseler öyle hastanın göz açıp şifa bulmasından okuyup kulağına çağıranlara vaziyet ediyorum ki sakının ha! Bu bendendir demeyiniz, gurura, riyaya iftihara aldanıp düşmeyiniz. Bunları Allah’ın bir nimetidir. İhsanıdır bilerek Pirimiz Abdulkadir Geylani Hazretlerinin ruhani himmet tesiridir deyiniz. Gurura iftihara düşmeyiniz ha!

Şeyh Sena: Pirimiz Şeyh Abdulkadir Geylani Efendimize Cenab-ı Hak Teala Hazretleri ilham etmiş ki ya Abdulkadir sen şöyle söyle

قَدَمِى هَذِهِ عَلٰى رَقَبَةِ كُلِّ وَلِيُّ اللّٰهِ وَكُلِّ وَلِيَّةُ اللّٰهِ

Bu ayağımın tabanı yeryüzünde ne kadar erkekten kadından evliya varsa, boynuna olsun de. Bunu söyleyince o anda yeryüzünde ne kadar evliya varsa hepsi boyun eğdiler. Senin mübarek ayağının tabanı boynumuzun üzerine olsun dediler.

İran’da şeyh Sena bu hitaba boyun eğmedi. Sen Allah’ın bir veli kuluysan, biz de Allah’ın veli kuluyuz. Dedi. Pirimiz ben bu sözü kendiliğimden söylemedim. Bunu Allah bana söyletti. Sen bu emre boyun eğmiyorsan, sende domuzlara boyun eğ dedi.

Şeyh Sena üç dört yüz müridi ile istediği yerde uçak gibi havada uçardı, bir rivayete göre; Yemen tarafına, diğer bir rivayete göre ise, bu Kayser Rum tarafına geldi. Olaydan sonra. Gavsul Azam’ın sözü yere düşmeyecekti ya. Orda bir rahibin kızı merdivenden çıkarken şeyh Sena’nın gözüne ilişti. O kızın şahsı siması, kalbinde iz bıraktı. Ne yaptıysa, kızı unutamadı. Babasına halini söyleyince, Senin bu muradının olmasını istiyorsan bir sene kapımızda çalışıp Bizim dinimizi de kabul etmen lazım ki bu iş olsun. Şartlarını kabul edince başında üç dört yüz müridleri vardı, hepsi dağıldı. İki mürid kaldı. Bu zamana kadar bu Allah’ın kullarına ikazla irşatla çalıştı. Bu işin neticesi belli oluncaya kadar biz buradan ayrılmayız, dediler.

Şeyh Sena Bir sene domuzların çobanlığını yaptı. Domuzların yavrularınıda boynuna alır boynunu eğdire eğdire dağdan şehre gelirdi. Bir sene tamamlandığında dügün gecesinde masalar kuruldu, içkiler hazırlandı ilk içkiyi şeyh Sena’ya sundular. Eline alıp tam içeceği sırada müridlerden bir tanesi o acıyla Bağdat’a pir Abdulkadir Geylani Hazretlerine rabıtasını kalbini çevirip medet ya şeyh Abdulkadir Geylani sen yetiş helak oluyor. Dedi. Bir anda; gayipden bir el şeyh Sena’ya bir tokat vurup içki masalarını dağıttı. O anda Şeyh Sena’nın aklı başına geldi. Kızı da, bıraktı ben gidiyorum dedi. Bir sene boyunca bu kadar çalıştın niçin böyle yapıyorsun dediler. Hiç birinin bana lüzumu yok dedi. Sonra kız da Müslüman oldu. O müridler kendisini alıp hep birlikte Bağdat’a geliyorlar.

Şeyh Sena müridine bir yular al, boynuma takın ve beni Geylani Hazretlerinin huzuruna öyle çekerek götürün dedi. Getirip avluya bağladılar. Pir şeyh Abdulkadir Efendimize Şeyh Sena geldi diye haber verdiler. Pirimiz iki rekat bir namaz kılıp Dua etti “yâ Rabbî bu kulunu affet dedi Cenab-ı Hak ilhamla “affetmem” dedi. Pirimiz Yâ Rabbî senin rızan için kıyamete kadar benim tarikatıma bağlı intisaplı kulların olacak. Bunların içinden Şeyh Sena gibi yanılan, şaşıran, olacak. Bunların hiç birisinin günahları af olmayacaksa işde tekken işte de kulların ben gidiyorum dedi. O zaman naz zamanıydı sözü geçiyordu. Dön Ya Abdulkadir şeyh Sena’yı affetdim dedi. Pirimiz bir şeyh Sena’yla dönmem yâ Rabbî. Bundan sonra kıyamete kadar bana senin rızan için hakkıyla bağlı olan kullarını cehennem ateşinde yakmayacaksan geri dönerim dedi. Cenab-ı Hak’ta recasını kabul etti. Orada Allah’dan söz aldı.

عِزَّتِ رَبِّى لَاُقِفَنَّ بَابُ جَهَنَّمُ اَنْ يَعْبُرَ كُلِّ مُرِيدِى

Rabbimin bana vaadi var. Cehennemin kapısında duracağım. Hakkıyla Allah için bana bağlı olan müridlerimin hepsini cehennemden savuşturuncaya kadar ben oradan ayrılmayacağım, diyor.

 


[1] Min Menakıbı Gavsi Abdulkadir Gudduse Sırrehu-t-Tahir kitabı sahife 91.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>