canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

PİRİMİZİN KERAMETLERİNDEN - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

 

PİRİMİZİN KERAMETLERİNDEN

Pirimizin Kıbleye Karşı Oturması

Edep yönünden oturma sünnetlerinden dışardan içeri giren bir adam selam verir. Bakar nerede boş yer var, derhal boş yere oturması lazım. Buradaki toplum cemaatten de kendine saygı gösterirlerse teklif edilen yere oturması lazımdır. Kıblede yer varsa kıbleye karşı oturmak sünnet, müstahap oluyor. Bunu pirimiz şeyh Abdülkadir Geylani Efendimiz mümkünse vardığı toplumda kıbleye karşı otururmuş. O zaman da bile hocalarımızın okumuş olanlarımızın içinde olgunlaşmayanlar kemal sahibi olmayanlar vardı. Hamlıktan kurtulamayan hocalar, pirimize hasetlik yaparlardı. Bir gün bir davette bilerek kendisinden önce geliyorlar kıble tarafı dolduruyorlar. Oturacak boş yeri pirimize bıraktılar. Pirimiz içeri giriyor hemen boş olan bir yere oturuyor. Boş olan yeri oturunca kuluncu kıbleye geldi. Hocalar birbirlerine bakıyorlar, (hocalar deyince tabi bunların içinde olgun kemal sahibi olanlar hepsi İslamiyet’e bir tedavi sıhhiye doktor gibi gereklidir.) Çok sürmeden oturulan ev harekete geçip kıvranıp döndü. Pirimizin yüzü yine kıbleye gelmiş oldu. Demiyorlar ki bunun arkasında Allah’ın gücü kuvveti yardımı olmazsa bu kendi kendine olur mu?

Yine başka zaman da kırk tane hoca bir araya gelmişler. İmtihan kastı ile kırkar tane soru yazmışlar. Bu da bin altı yüz soru yapıyor. Geliyorlar pirimizin tekkesine oturuyorlar, hoşbeşten sonra bunlar defterleri çıkartıyorlar bakıyorlar ki hiçbir harf kalmamış ne bir yazı var ne bir soru var. O zaman aklımıza gelenlerden soralım diyorlar. Kalbe müracaat ediyorlar. Kütük gibi silinmiş. O zaman pirimiz şeyh Abdulkadir Geylani Hazretleri hocanın birisine diyor ki; senin kırk sorun şunlar şunlar değil mi? Evet ya Abdulkadir diyor. Kırk hocanın not defterindeki soruların kırkını da hem söylüyor hem de cevaplıyor. Onun için derler ki: ilmi yalnız not defterlerinde aramayınız. Allah’ın veli kullarının ağzında arayınız.

Rum Diyarından Gelen:

Pirimiz Şeyh Abdulkadir Efendimiz Allah’ın dinine Resulullahın sünnetine karşılık beklemiyerek Allah’ın kullarını ikaz irşada çalışınca Cenab-ı Hak iki dünyanın servet saadetini verdi. Bağdat’a gelişi bir yetim çocuktu sonunda servetinin malının sayısı yok idi. Bir kimse şeyhe bağlanmak için Bağdat’a geliyor. Şehrin içinde nerde yüksek bir bina var, otel var bu kimin şeyhin, bir at tavlasına rast geliyor. Kırk tane küheylan asıl at bu kimin diyor şeyhin. Hülasa bunları görünce adamın fikri değişiyor, biz boşa yorulmuşuz bu adam dünyaya tapıyor demiş. Niyetini görmeden geri dönmeye çevirince Cenab-ı Hak hastalık veriyor, doktora zor ulaşıyor, gittiği doktor da sözüm ona yahudi imiş künyesine şuna buna bakınca ta rum diyarından geldiğini anlıyor. Rum diyarından buraya gelmene sebep nedir diyor? Vaziyeti anlatıyor. Yahudi diyor ki bunların dinini deneyeyim. Adama maddiyatın nasıl diyor bu hastalıktan kurtulman için maddiyatın var mı? Maddiyatım olmasa zaten gelmem diyor. Sıhhat bulmak için küheylan bir güzel at lazım bu atın yürek kanıyla tedavi olman lazım. Nerde bulunur acaba diyor? Şeyhde var diyorlar. Cenab-ı Hak oraya muhtaç ediyor. Uzak yerden gelmiş diye söyleyince pirimiz şeyh Abdülkadir Geylani Hazretleri bir tanesini verin diyor. Para almıyor. Adam atı getiriyor, Yahudi atı içeri gizli yere çekip bağlıyor, hastaya bu at istediğimiz şekilde çıkmadı. Başka bir at lazım diyor tekrar bir daha tekrar bir daha hülasa her bir sebeple kırk tane atı boğazlamak kastı ile Yahudi getirttiriyor. Pirimiz para pul da istemiyor. Tekkede at bitince tedavi olman için git nerde bulursan parasını da ben vereyim diyor. Buhali gören doktor şahadet getirip Müslüman oluyor. Ben denemek için o kadar atı getittirdim işte atların hepisi duruyor deyince o rumdan gelen adamın da kafası ayıyor beraber pirimiz şeyh Abdülkadir Geylani Efendimizin yanına gelip mürid oluyorlar o rumdan gelen adama çarşıda gezdin. Oteli, at tavlasını, mağazalarımı görünce bu şeyh dünyaya tapmış dedin. Allahu Teala’ya hizmet edenlere, dünyanın hizmetçi olacağı vaat ediliyor. Allah’da bana verdi ben de bunu kabir’e mi götüreceğim, bunların hepsi sizin gibiler içindir dedi. Hadisi kudside Cenab-ı Hak dünyaya emir buyuruyor.

يَا دُنْيَا اُخْدُمِى مَنْ خَدَمَنِى

“Ya dünya bana hakkıyla hizmet eden kullarıma sen de onlara hizmet et” diye emir buyuruyor.[1]

Pirimizin Bir Mürtede Allah Katında Şefaatçı Olması

Pirimiz şeyh Abdulkadir Geylani Efendimizin olduğu asırda mürted olan bir günahkar. Üç yüz kırk evliyaların tekkelerine yüz sürüp kurban kesiyor. En son pirimiz şeyh Abdulkadir Geylani Hazretlerinin tekkesine geliyor. Pirimiz Şeyh Abdulkadir Geylani Efendimiz Cenab-ı Hak’ka münacat ediyor. Yâ Rabbî bu biçare kulunu affet. Cenab-ı Hak’ta ya Abdulkadir senden önce üçyüz atmış kullarımın dergahında kurban kesti. Hiçbirinin ricasını kabul etmedim. Fakat madem sen ona ricacı oluyorsun, bu kulum, senin indinde makbulse benim indimde de makbuldür. Senin indinde necis olanlar benim indimde de necistir. Buna vesile olaraktan Allahu Teala bu mürted kulunu affetti.

Kendinin bulunduğu asırda bir zat Allah’ın veli kullarından keramete ulaşmış kerameti de açıkta dağdaki aslanlar kendine mu’ti olmuş. Dağdaki aslanın birisini at yerine kullanıyor. O aslanla ilden ile dolaşıyor. O aslanla nereye varırsa o aslana bir sığır kesmeyi adet etmişlerdi. Böyle geze geze en sonunda yolu pirimiz şeyh Abdulkadir Geylani Efendimizin tekkesine geliyor. Aslanı kapının önüne bağlıyor kendisi yukarı huzura çıkıyor. Pirimiz Şeyh Abdulkadir Geylani Hazretlerinin müridleri diyorlar ki; şeyhim gittigi yerde bu şeyhin aslanına bir sığır keserler dediklerinde: siz de ahırdan bir sığır alın kesin diyor. Müridler ahıra gidiyorlar orada bir köpekle bir köpek yavrusu var bunlar ahırdan sığırı çıkarınca o küçük köpek yavrusu da sığırla beraber geliyor aslan da heybetle bekliyor. Sığır daha boğazlanmadan evvel o küçük köpek yavrusu aslana fırlayıp bir pençe vurmasıyla aslanın kafası ikiye ayrılıyor. Aslana binen şeyh bu olayı görünce pirimize intisap ediyor. O küçük köpek yavrusu aslanı bu hale getirirse Allah’ın bir veli kulu nasıl olur.

Yine Pirimiz Şeyh Abdulkadir Geylani kuddise sırruhu Hazretlerinin menakıbından aldığımız bir kerameti daha ilave ediyoruz. Bir gün Pirimiz Şeyh Abdulkadir Geylani Efendimiz ağır bir ateşli hastalığa düşmüş müridler toplanıp bir doktora gösterilmesi için çok rica ediyorlar ise de doktora gitmedi. Tekrar çok israrla rica ettiler. Hiç olmazsa bir kaba idrar verilmesini ricada bulundular.

Bu ricaları red etmedi. Bir kaba idrarını verdi. Hemen müridler alıp Bağdat’ta nam kazanmış bir Yahudi doktora götürdüler. Şu idrarı tahlil edip ne gibi bir illet var ise bize bildiriniz diye idrarı verdiler. Doktor idrarı inceleyip tahlil yaptıktan sonra sordu.

 Bu idrarın sahibi kimdir bana söyler misiniz? Size illetini haber vereyim dedi. Müridler dediler ki bu idrarın sahibi zamanımızda olan Allah dostu Pir Abdulkadir Geylanidir deyince Yahudi doktor dedi ki.

 Bu idrarın sahibinde maddi hiç bir hastalık yoktur. Ya ne var dediler bunda. Allah’ın aşk hastalığı var başka bir şey yok ben de iman ediyorum. Sizin dininize derhal katılıyorum deyip müslüman oldu. Bu hal üzere o yahudinin yakın çevre akraba adamlarından yetmiş kişi de Müslüman oldular.

Bu konuları okuyan dinleyen müslüman gardaş ve bacılarımıza vasiyet ediyorum ki. Pirimiz bu kadar keramete layık mı ki demeyiniz. Sakınınız itiraz edip muteriz olanlardan olmayınız. Dilinize kalbinize sahip olunuz. Sizlere Kur’an ile delil göstereceğim. Neml suresi Ayet 30-31’den başlar 38-39. ayetlerine kadar dikkatli bakınız. Süleyman aleyhisselam’ın ashabından Asaf Bin Berhıya’nın tahmini üç aylık Sebe memleketinden Belkıs’ın köşkünü gözü bir taraftan bir tarafa dönünceye kadar getirmesi ile sabittir.

Köşkü getiren Sülayman aleyhisselam’ın ümmetinden bir evliyadır. Sultan Süleyman aleyhisselam’ın ümmetinden bu dereceye ulaşmış olan böyle bir keramete ulaşmış olan zatlar bulunsunda Ahir zaman nebisi hatemül Enbiya, enbiya ve evliyalar sultanı olan Allahu Teala Hazretlerinin en sevgilisi habibi olan Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin Ümmetinde olursa çok mu görüyorsunuz. Şerh ve Tercümei Delaili Abdulkadir Geylani kitabında yazılıyor ki:

لَوْلَاكَ لَوْلَاكْ لَمَّا خَلَقْتُ اْلاَفْلَاكْ

Yani, Ya Habibim seni yaratmasam idi bütün mevcudatı yaratmaz idim[2] buyuruluyor.

Yine İbni Abbas (radıyAllahu anh)’dan rivayetle gelen bir Hadisi kudside buyrulmuş ki:

يَقُولُ اللّٰهِ عَزَّ وَجَلَّ عِزَّتِي وَجَلَالِي لَوْلَاكَ مَا خَلَقْتُ الْجَنَّةِ وَلَوْلَاكَ مَا خَلَقْتُ الدُّنْيَا

Yani, “İzzetim ve Celalım için ya habibim seni yaratmasam idi Cenneti yaratmazdım. Seni yaratmasam idi dünyayı yartmazdım.”[3] Yine Hakkında,

وَلَسَوْفَ يُعْط۪يكَ رَبُّكَ فَتَرْضٰىۜ

Ayetinde, “Ya habibim Rabbın sana öyle bir şefaat makamı ihsan ettiki evvelin ve ahirinin hepsine şefaat makamı olan makamı mahmud’u verdi. Yâ Rabbî ben razı oldum yeter deyinceye kadar Rabın sana şefaat yapma derecesini verdi.[4]     Yine Şerh ve Tercümei Delâili Abdulkâdiri Geylani adlı kitapta;

İsa aleyhisselam’ın ölüyü diritmesini, Musa aleyhisselam’ın asasının ejderha olup mucizat göstermesi asa ile vurulup kayalar dört parça olarak dört çeşmenin akması bütün peygamber efendile-rimizden zuhur eden mucizatlar bütün evliyaullahlardan zuhur eden büyük kerametler hepsi Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin şanındandır. Çünkü yaratılmış olan Peygamberlerin ruhları evliyaların ruhları sair insanların bütün ruhları Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin nurundan halk olunmuş bütün ruhların babası odur. Cenab-ı Hak kendine kavuşmak için onu kendisine kapı kılmış. Buyuruluyor.

Öyle olan bu dereceye layık olan sevgili Peygamberimizin ne kadar Allah indinde sevgisi derecesi o bir peygamber efendilerimizden çok kıymetli yüksek dereceye layık olunca Allah indinde çok sevgili olunca onun ümmeti de sair peygamber efendilerimizin ümmetlerinden Allah indinde daha sevgilimi olur. Yoksa şerefleri daha aşağımı olur. İyi dikkat edin

عُلَمٰۤاءِ أُمَّتِي كَأَنْبِيٰۤاءِ بَن۪ۤي إِسْرٰۤائِيلَ

Benim ümmetimin hakkıyla üleması benî İsrail Peygamberleri gibidir.”[5]

Ümmetinin de şerefini kendi haber veriyor. Öyleyse ne anlaşılıyor Sevgili Pirimiz Şeyh Abdulkadir Geylani Efendimizden zuhur eden kerametlere sair kamil ülemalardan zuhur eden hallara itiraz olunmasın kerameti evliya haktır. Ayeti kerime ile sabittir. Yalnız keramet zuhur eden bir evliyanın kavli yani konuşması fiili yaptığı amelleri halı evsafları süneti şerife uygun olması lazım. Kur’ana ayetlere uygun olması bid’atlerden kurtulması lazım. Keşif keramet arzularından kurtulması, böyle bir zattan zuhur eden kerametler haktır.

Sünnetleri noksan şeriatı noksan bid’atler kendisinde mevcut bid’ati seyyieler mevcut olan kavlinde yani konuşmasında amelinde ayet hadise uygun olmayanlar onlardan zuhur eden hallar keramet değildir İstidractır. İstidrac Allah’ın sevmediği düşmanlarına mühlet vermesi müsaade etmesi var. Ne için kafirliklerinin hitam bulması, onlara azabı gazabının artması için. Allah’ım anlatsın.

Peşine takılacak sözüne itimat yapılacak kimselerin kavli yani konuşması fiili yaptığı amel fiilleri hal evsafları ise Kur’ana ayete hadisi şeriflere sünnete tamamen uygun olması lazım. Böyle bir kimselere itimat yapılıp peşinden gidilebilir. Kendisinde ilim irfan hikmetler zuhur etmiş, zuhur eden hikmetler ayete hadise uygun olursa sözlerine itimat yapınız peşlerine de takılınabilir. İster keşfi kerameti olsun isterse olmasın.

 


[1] Kenzü-l-İrfan 1001 Hadis s.50/284

[2] Şerh ve tercümei delâili Abdulkadir Geylani, Mecmua’l-Ahzab

[3] Deylemi El Firdevsü bi Me’sûru-l-Hıtâb c.5.s.227/8031(Beyrut)

[4] Duha 93/5

[5] Suyuti ed-Dürer Hadis No:294

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>