canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

VEDDUHÂ SURESİNİN TEFSİRİ - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

VEDDUHÂ SURESİNİN TEFSİRİ

 

وَالضُّحٰىۙ ﴿﴾ وَالَّيْلِ اِذَا سَجٰىۙ ﴿﴾ مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلٰىۜ ﴿﴾ وَلَلْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لَكَ مِنَ الْاُو۫لٰىۜ ﴿﴾

“Ya Habibim sen diyorsun ki acaba Rabbim Beni büs-bütün terk etti mi? Rabbin Seni bırakmadı duha zamanına yemin ederim ki Rabbın seni terketmedi gündüzün ziyası gidip arkasından gecenin karanlığını getiren Rabbin Seni bırakmadı. Halkın arasında böyle horluğa zilletlere düşmen ahretin için daha hayırlıdır.”[1]

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, kafirlerin yirmisekiz sorularına vahyin ondört gün geç kalmasının sebebini Cebrail’ aleyhisselam’a sordum. Vahyin bu kadar geç kalmasına sebep ne oldu? Diye sorunca Cebrail aleyhisselam Sen kafirlere yarın cevap veririm dediğinde inşallah demeyi unuttun. İkinci sebep de ahret için hakkında böyle hayırlıdır. Vedduha suresinin anlamları:

Ya Habibim Sen diyorsun ki acaba Rabbim beni terk etti mi diyorsun bundan dolayı çok mütessir oluyorsun. Güneşin en kuvvetli dünyaya nur saçtığı kuşluk vaktine yemin ederim. Ve karanlığı dünyayı kaplayıp sukunet bulduğu zaman geceye yemin ederim ki ey Habibim Rabbın Teala Seni terk etmedi. Ve Sana buğuz etmedi. Yani güneşin ziyası alemi nurlandırdığı zamana ve karanlığı sakin olduğu vakit geceye kasem ederimki müşriklerin dedikleri gibi Rabbın Teala Seni terk etmedi. Binaenaleyh kafirlerin Seni taan etmelerine mahsun olma. Bu surenin sebebi nuzuli: Resulullaha birkaç gün vahiy gelmesi tehir edince Ebuleheb’in hanımı Ümmi Cemil Resulullaha gelip Ya Muhammed Rabbın Seni terk etti. Ve Sana buğuz etti. Zira vahyi göndermemek buğuz eseri dir. Demesi üzerine Cenab-ı Hak Resulünü tesellide bulunup bu sureyi inzal buyurmuştur.

Cenab-ı Hak Teala Hazretleri Resulünü terk etmeyip ve buğuz edilmediğini yeminle takviye etmek suretiyle Resulunün şanina tazim ve şerefini beyandan sonra daha büyük nimetler vereceğini beyan etmek üzere ayetin devamı:

وَلَلْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لَكَ مِنَ الْاُو۫لٰىۜ ﴿﴾ وَلَسَوْفَ يُعْط۪يكَ رَبُّكَ فَتَرْضٰىۜ ﴿﴾

Ya Habibim elbette Senin için ahiret dünyadan daha hayırlıdır. Rabbın sana nimetler verir ki Sen o nimetlerden razı olursun. Ve bilhassa Resulullaha verilenin cemi enbiyaya takdim etmesi ve ümmetinin sair ümmetler üzerine şahit olmaları ve derecelerinin sair ümmetlerden daha ali olması ve kendine Makamı Mahmudun verilmesi gibi nimetler dünya nimetlerinden daha şereflidir.”

Şu halda manayi ayet: “Ey Habibim dünyada gelecek ahvalin geçmiş ahvalinden ve ahretin dünyandan daha hayırlı olacaktır. Ve Senin Rabbın dünyada ve ahrette istediğin nimetleri verir. Sen razı oluncaya kadar demek-tir.”[2]

Resulullahın fikri, arzu, emeli ehli tevhid olanın cehennemde kalmaması olduğu cihetle bu ayet amme-i müminine şefaat edeceğine delâlet ettiği cihetle cümle ehli imana beşareti vardır. Ehli iman olanların Kur’an’da en ziyade umut tuttukları bu ayettir. Cenab-ı Hak Teala Hazretleri Resulüne vermiş olduğu nimetlerini beyandan sonra dünyada verdiği nimetlerin bazılarını beyan etmek üzere.

اَلَمْ يَجِدْكَ يَت۪يمًا فَاٰوٰىۖ

Yani “Ya Habibim Rabbın Seni yetim olarak bulup da Sana mesken vermedi mi. Baban Abdullah’tan sen yetim kalıp Rabbın seni yetim olarak bilip seni düşünmedi mi. Ve senin sakin olacağın evleri sana vermedi mi. Senin halı sebavatinde zayıf olduğun halde Rabbın Seni terk etmedi. Seni terbiye etti. Ve seni muhafaza altında gözetti de şimdi. Arşı aladan daha şerefli kıldığı zamanda mı Seni terk edecek.” [3]

Fahri Razî’nin Beyanı üzere: Resulullahın Babası Abdullah Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem dünyaya doğmadan babası vefat etti. Resulullah sonra dünyaya teşrif etti. Dedesi Abdulmuttalib yanına aldı. Altı yaşında iken validesi ve iki sene sonra da dedesi vefat etti. Fakat Abdulmuttalib vefatı zamanında oğlu Ebu Talib’e Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’i muhafazası için vasiyet etti. Çünki Abdullah’la Ebu Talipana baba bir kardeş oldukları cihetle Ebu Talip Resulullaha diğer biraderlerinden daha yakındı.

Binaenaleyh Abdulmuttalib’in vefatından sonra Ebu Talip Resulullahı yanına aldı. Ve hususiyeti beşeriyesine tamamen tekfil etti. Ve çok zamanlarda Resulullaha yardım etti. Ve Resulullah’tan çok Harikulada olan mucizatlarından rivayet ederdi.

Şu halda bu ayet ve bundan sonra gelecek ayetleri ile Cenab-ı Hak Resulüne ihsan ettiği nimetlerini bundan sonra daha birçok nimetlerine gark edeceğine işaret yapılıyor. Düşmanlarından olan kınama taanlardan hasıl olan kederini tamamiyle izale buyurmuştur.

وَوَجَدَكَ ضَآلًّا فَهَدٰىۖ

Fahri Razî’nin ve Ebu Suud Efendinin beyanlarına göre: “Resulullah süt anası Halime’nin yanında Kayıp oldu. Koyun’larına bakmaktan gelen Ebucehil Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e tesadüf etti. Ve Resulullah Efendimizi alıp devenin arkasına almak istedi ise de, deve itaat etmedi. Devenin önüne almak istediğinde deve itaat etti. Ve Resulullahı kucağına aldı. Götürdü. Abdulmuttalib’e teslim etti.[4]

Ebu Cehil devenin bu suretle Ebucehil’in arkasına almasına itaat etmeyip ön tarafına alınca itaat etmesine taaccüp ederdi.

İşte Cenab-ı Hak güç kudret sahibi olup dostlarını düşmanlarının elinde kucağında da muhafaza etmeye kadirdir. Cenab-ı Hak Hazreti Musa aleyhisselam’ı düşmanı olan fravnun kucağında yetiştirip büyütüp, saklayıp muhafaza kıldığı gibi bizim Sevgili Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’i de düşmanı olan Ebu Cehil’in kucağında muhafaza edip saklamıştır.

وَوَجَدَكَ عَآئِلًا فَاَغْنٰىۜ

“Rabbın Seni fakir olduğun halda Hatice’nin malı ile Seni zengin kıldı”[5] demektir. Cenab-ı Hak Resulüne ihsan ettiği nimetlerden sonra o nimetlere karşı gerek halkla ve gerek Halık’la ne gibi muamele olunacağını irşad buyuruyor.

فَاَمَّا الْيَت۪يمَ فَلَا تَقْهَرْۜ

Yani, “Rabbın Seni yetim kılıp miskin olarak halk etmekle daha sonra rahatını temin edince Sen de yetimlere güzel muamele et. Onların zayıflarından mallarını alma ve yüzünü ekşitme ve sözlerini red etmek suretiyle onlara kahr etme.”[6]

Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri Resulünü yetim olarak büyütüp terbiye buyurduğunu ve bir çok nimetler verdiğini beyan edince. Resulününde yetimlere güzel muamele etmesini beyan buyurmuştur.

Fahri Razının beyanına göre: Resulullah’ın yetim olmasındaki hikmet yetimlerin halını iyi bilmesi içindir. Cenab-ı Hak Teala Hazretleri yetimlere kahr ve sert söz kullanmaktan nehyyettiği gibi saili ve fakirleri onları da men etmekten nehiy etmek üzere.

وَاَمَّا السَّآئِلَ فَلَا تَنْهَرْۜ

Yani, “kapına gelen sail, miskin fakirleri kapından red etme.”[7]

Fahri Razî’nin beyanına göre: Ayetin sebepi nuzulü şöyledir. Hazreti Osman radıyallahu anh Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bir miktar hurma getirip huzuru Nebi’de bulunurken kapıya bir sail fakir geldi. Resulullah hurmayı o saile vermesini emir buyurdu. Hz. Osman hurmayı saile vermiş ise de maksatı hurmayı Resulullahın yemesi olduğundan hurmayı tekrar sailden yani fakirden satın aldı. Geri getirdi. Fakir gitmeyip tekrar kapıya geldi. Resulullah Efendimiz tekrar hurmayı fakire verilmesini emir etti. Vel hasıl hurmayı üç defa fakire verilip tekrar geri satın alınıp dördüncüde fakir tekrar kapıya gelince Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ya sail sen miskin misin yoksa bir satıcı mısın buyurması üzerine bu ayetin nazil olduğu mervidir. Şu halde Fakir miskinlerden kapıya gelenler her kim olursa olsun men etmek layık olmaz. Demektir.

وَاَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ

Cenab-ı Hak Teala Hazretleri bu surede insanın ulvi kadrine riayet vacip olduğunu beyan buyurmuştur. Yetimin rahatını temin etmek için bir mesken tedariki icap ettiğini ve fakir saili memnun edilmesini ve dini ve dünyavi yoluna çalışıp onları maddiyet ve maneviyatlarını sıkıntılardan kurtarıp manevi yönünden de
onları irşad etmek lazım olduğuna işaret buyuruyor. İnsanların kendi cinsleri olan her ferde riayet ve muavenet lüzumunu beyan buyurmuştur.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e de “Bu halkı Hak’ka davet vazifelerinde karşılaşmış olduğun her türlü sıkıntılara müteessir olma. Bunlar sana verilen nübüvetin karşılığıdır. Evet biraz meşakkat sıkıntılara sabır eyle. Rab-bının Sana ilk sebavetinden beri ne ihsanlar ne nimetler verdiğini ve düşmanlarından Seni muhafaza ettiğini madden manen ne nimetlere ne ihsanlara gark ettiğini daha da vereceklerini düşün söyle ferahlan”[8] diye emir buyurmuştur.

Sorulardan bazıları şunlardı. Ya Muhammed ruhtan bize haber ver dediler. Ruh sorusuna cevap olaraktan Cenab-ı Hak;

 قُلِ الرُّوحُ مِنْ اَمْرِ رَبّ۪ي

“Ruh Rabbimin sırlarından bir sırdır[9]

Hiç kimsenin aklı yetmez ruh şöyledir ruh böyledir, denemez hatadır. Şeyhimiz Bilal Baba Hazretleri buyurduki. Allah’ın sevgilisi bir evliyanın ruhu üç yerde mevcut bulunur diyor, mezarda, gece gündüz ibadet yaptığı ve vefat ettiği yerde bulunur. Onun için ruhlara akıl yetmez. Niyazi Mısrı Hazretleri diyor ki:

 

Nerden gelir yolun senin

Ya nereye varır menzilin senin,

 

Nerden gelip nereye gideceğini

Anlamayan hayvan imiş.

 

Asliyetini buradayken bilip alemi süfliyetten süzülüp tekrar o temiz aslına kavuşmak için geldin. Dünya bitip artık mahşer kurulup canlı mahluk kalmadığı hatta Azrail aleyhiselam bile kendi canını teslim ettikten sonra Cenab-ı Hak ilk olarak İsrafil aleyhisselamı yaratıp sur denilen şeyi üfürünce bütün ruhlar kendi cesetlerini, arıların yaylıma çıkıp da tekrar kovanlarını buldukları gibi bulurlar. Her ruh kendi cesedi ile birleşecek. Çürümüş olan cesetler, tekrar beldeki bir kemiğin üzerine kurulacak. mezara vardığımız zaman azabı ruh mu çekecek, ceset mi çekecek? rivayetlerin ekseriyeti ruh ile ceset müşterek çekecek, çünkü burada şerri (günahı) müşterek ceset ile ruh beraber yaptılar. Cezayı da müşterek çekeceklerdir.

يَوْمَ تُبَدَّلُ الْاَرْضُ غَيْرَ الْاَرْضِ وَالسَّمٰوَاتُ وَبَرَزُوا لِلّٰهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ

Anlamı: “Allahu Teala Hazretleri isyan, asilik, yapan zalimlerden şol günde intikamını alır ki. O günde arzın ve bulunduğumuz yerin dağlar yerlerinden oynayıp zail olmak ve engin dereleri düzeltmek ve mamurları yani dünya ziyneti ile sonu devam etmek gibi niyeti olup yüksek yüksek yapılan binalar ve sair mamur olan yerleri harap olmak suretiyle bu dünyayı şimdiki gördüğümüz sıfattan başka bir şekli sıfata tebdil eder ve göklerin yıldızların dökülmek dürülmek suretiyle göklerin görünüş heyetleri değişir. Ve o günde nas huzuru ilahide hesap görmek için mezarlarından kalkarlar. Vahidül kahhar olan Allahu Teala huzurunda ispatı vücud ederek zuhur ederler.[10]

İşte o günde ahreti inkar eden zalimlerden Cenab-ı Hak intikamını alır. Cenab-ı Hak Teala ve Takeddes Hazretleri yer yüzünü ve gök yüzünü tebdil ettiği yevmi kıyamette intikamını alacağını ve nasın hesap için kendi huzurunda içtima edeceklerini beyandan sonra kahrının zuhuru ile nas’a aid olacak ahvali beyan etmek üzere,

وَتَرَى الْمُجْرِم۪ينَ يَوْمَئِذٍ مُقَرَّن۪ينَ فِي الْاَصْفَادِۚ

“Ya Habibim Sen o günde mücrimleri zincirler ile biri birlerine bağlı görürsün”[11] ayetin devamı.

سَرَاب۪يلُهُمْ مِنْ قَطِرَانٍ

Yani, “Onlara giydirilen gömlekleri katrandandır.[12]

وَتَغْشٰى وُجُوهَهُمُ النَّارُۙ

Yani, “Onların yüzlerini cehennem ataşı örter ve kap-lar.”[13] Ayetin devamı:

لِيَجْزِيَ اللّٰهُ كُلَّ نَفْسٍ مَا كَسَبَتْۜ

Cenab-ı Hak’kın nas’dan intikam alması, Allah’ın her nefisin kendi iradesi ile kisb ettiği günahı ile cezalandırılmak içindir.[14]

اِنَّ اللّٰهَ سَر۪يعُ الْحِسَابِ

“Zira Allah’ın hesabı haşa kulların hesabına benzemez. Allah’ın hesabı gayet süratlıdır.”[15]

Fahri Razı ve Hazinin beyanlarına nazaran, kafirler dinsizler müşrikler inkarcılar tabi olup uydukları şeytanları ile beraber elleri ve ayakları bağlı ve biribirlerine merbut bağlı oldukları halde gelirler.

Bu konularda ölümü çok derinden tefekkürle düşünelim. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin bir hadisi şerifinin mealinden açmak istediğimiz konular. Cümlemizin gaflet uykusundan uyanıp Allah rızasını tahsil etmek için ve öldükten sonra neler ile karşılaşacağımızı Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin şu hadisine kulak tutup dinleyelim.

“İnsanoğulları öldükten sonra neler ile karşılaşacak-larını şimdi görseler idi ömür boyu belkide hiç gülmezler ağlarlar idi.”

Şimdiki yazılan ayetler kısadan biraz ayıkıp o günler için tedarik tedbirli olup Allah rızasına uygun ameller ile meşgul olup kalbler bir anda olsa da Cenab-ı Hak’tan uzaklaştırmamağa gayretle onun rızasını elde edip rızası ile ahret yolçuluğuna gidenlerden eylesin amin. Şurda birkaç beyitler de ilave olunsun. İnşallahu Teala.

 

Öğüt: Söz dinleyip öğüt almak isteyenlere uyarı.

 

Gel ey gafil sözümü sen eyi dinle,

Dünyada iken hayrın yap kendi elinle,

Ne yaparsan kabrine gider seninle,

Uyan bu gafletten düşün ölüm geliyor.

 

Çekilip giderler hep katar katar,

Bir günde olur senin de güneşin batar.

Rızalı ameller ile kabrine varır. Herkes hoş yatar

Uyan bu gafletten uyan ölüm geliyor Ha.

 

Uyupta bu nefsine yapma gel günahı

Sonra çekersin cezasını mahşer sabahı

Cehti gayret edip kazan rızai Allah’ı

Uyan bu gafletten ölüm geliyor Ha.

 

Alana bir dersi ibrettir bütün bu dünya

Gönül verme kardaş aldanma bu dünyaya Ceht eyle

Gayrilardan yum gözünü kendini beğendir güzel mevlaya

Uyan bu gafletten ölüm geliyor Ha.

 

Çıkan nefes ile bu soluklar çıkmaz olunca

Kabirde nazik gözlere toprak dolunca

Acep cevabın var mıdır Yüce Mevla sorunca

Uyan bu gafletten ölüm geliyor ha.

 

İlahi Ya Rab kerem kıl merhamet eyle

Ulivvu şanına düşeni işle

Ne olur gardaşlar halımız böyle gidişle,

Uyan bu gafletten ölüm geliyor Ha.

 

Rızai secdeye baş koy da ağla

Mahşerdeki uğrayacağın halini bu yerde sağla

İyi dinle bu nasihatımı sen iyi anla

Derhal uyan gafletten ölüm geliyor ha.

 


[1] Duha 93/1-4

[2] Duha 93/4-5

[3] Duha 93/6

[4] Duha 93/7

[5] Duha 93/8

[6] Duha 93/9

[7] Duha 93/10

[8] Duha 93/11

[9] İsra 17/85

[10] İbrahim 14/48

[11] İbrahim 14/49

[12] İbrahim 14/50

[13] İbrahim 14/50

[14] İbrahim 14/51

[15] İbrahim 14/51

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>