canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Ebrehe’nin Fil Hadisesi - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

 

Ebrehe’nin Fil Hadisesi

 

Hıristiyanların Yemen de dinlerince kutsal bir kiliseleri vardı. Hıristiyanlar oraya akın yaparlardı. Mekke kavimleri de Yemene kervanla ticarete giderlerdi Mekkelilerin kervanları yemende o kilisesinin yakın bir civarına kondular. Gece kalktılar. Hıristiyanların dinlerince kutsal olan kilisenin duvarına pisliklerini çaldılar. Geceden yüklerini de alıp kaçtılar. Sabahleyin bu hali görenler krallarına haber verdiler.

Ebrehe denilen bir kral vardı o asrın en kuvvetli ordusuna sahibdi başka bir Hıristiyan kırallada birleşerek fil ordusu askerler ve süvarileri ile beraber kutsal olan kabeyi yıkıp hacerul Esved taşını alıp kendilerinin kutsal diye bildikleri kiliseye koymak azmiyle hemde Mekkelilerden intikam almak için azmettiler.

Hacerul esved insanları kabeye çektiğinden kendi kiliselerine götürecekler ki insanlar oraya gelsinler kendi memleketlerinde alış veriş daha çok olsun diye Mekkenin kenarına gelip kondular. Mekkelilerin develeri de çobansız yayılırdı. Ebrehe’nın askerleri Mekkelilerin yüz adet develerini toplayıp götürdüler. Mekkenin ileri gelen reisi Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in dedesi Abdulmuttalib idi. Ona Ebrehe’nın askerleri bizim devemizi aldı dediler. Abdulmuttalib kalktı Ebrehe’nin yanına gitti orada bir tercümanla, sizin askerleriniz yüz devemizi almışlar Onun için geldim, dedi Ebrehe tercümana dedi ki bu adamın kılık kıyafetine bakınca çok akıllı zekalı bir adam zannettim meğerse bu adamın kafası boşmuş bende kabeyi yıkma diye bana ricaya geldi zannettim dedi. Tercüman aktardı. Abdulmuttalib ben deve için geldim kabenin sahibi Allah’tır benim onu korumaya gücüm yetmez kendi istiyorsa beytini yıktırsın isterse korusun ben deve için geldim dedi peki öyle ise sen deveni al git dediler Abdulmutalib devesini aldı geldi onların hücum edeceğini bildi Mekke’nin içinde çoluk çocuk kadın ihtiyar ne varsa orayı boşalttırdı şehirde kimseyi koymadı Arafat dağının sınırına çekildiler kendisi de gözleri ama olan bir tecrübeli hafız vardı onu yanına aldı Arafat dağıyla Mekke’nin arasında beklediler.

Onlar fil ordusuyla beraber Beytullahı yıkmaya azmettiler yakın bir mesafeye gelince piyadelerin ayakları olduğu yerde sanki bir kaynak gibi çivilendi hiçbir milim ileri gidemediler ne kadar ettilerse olmadı onlar imkan bulamayınca çekildiler süvarilere emretti süvarilerde ileriden beri geldiler o noktaya gelince atların ayakları çivilendi kaldı. gidemediler fil ordusuna emretti fillerde gelirken aynı noktada ayakları çivilendi bir milim ileri gidemediler o gözü âma olan adam Abdulmuttalib’e der ki: semaya bak etrafına bak acaba beytin sahibi bu beytin yıkılmasına müsade edecekmi? Yoksa bunlara bir gazap bir bela mı indirecek? dedi Abdulmutalib etrafa bakarken kızıl denizin kenarından bir siyah bulut semaya doğru yükseldi. Âma der ki iyi dikkat et hangi tarafa yöneliyor. Bulut Mekke tarafına geliyor dedi iyi dikkat et ne varsa bunun içinde bu boş değil dedi. Kendinin gözü âma olduğundan ona soruyor havada uçak gibi mekkenin üzerine geldiler yaklaşınca baktıki bulut değil ebabil kuşu imiş.

اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِاَصْحَابِ الْف۪يلِۜ

“Ya habibim senden önce kendi gücüne güvenen fil ordularını Rabbın ne yaptı” [1]

Cenab-ı Hak ebabil kuşlarına emretti bir anda indiler kızıl denizin kenarından her kuş üçer tane atom gibi nohuttan küçük mercimekten büyük çamur yuvarladılar onları Cenab-ı Hak cehennemdeki siccin ateşi ile bir anda kızdırdı.

اَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ ف۪ي تَضْل۪يلٍۙ

“Her birisinin iki pençeleri ile birerde ağızlarında, siccin cehenneminde yanmış olan çamur habbelerini ebrehe ordusunun üzerine bıraktılar.” [2]

 Ateş kuşlara hiçbir tesir yapmıyor. Her birisi üçer çamur habbesi atom atar gibi attılar. Nere düştüyse orayı vakır vakır kaynattı kül etti. Adamların eline koluna neresine değdi ise değdiği yerde bir anda bütün gövdesini vakır vakır kaynattı yaktı kül etti. Çoğu orada helak oldu bir kısımları da kaçtılar.

Kuşlar kaçanları takip etti. Yemene kendi memleketine yetişenleri bile bulup öldürdüler savaşa katılmayanlara bir şey yapmadılar. Harbe gelenlerden bir fert kurtulmadı hepsi yandı kül oldu. Ya habibim sen görmedin mi senin Rabbin fil ordusunu ne yaptı?

Ondan sonra Mekke’liler Beytullah-ı tamir yapmaya gay-retleştiler sağı solu biraz harap olmuştu tamir yaptılar. o âma dedi ki; Rabbim kendi beytini muhafaza etti sizde önem verin tamirat yapın. Dediler ki taşlarını düşürsek Allah bize gazap eder mi. Dedi ki elinize uzun bir sırık direkler alın taşın birini aşağı düşürün eğer baktınız ki bir şey yok öteki çürükleri de düşürün. Birinci taş ta harekat başlarsa sakın ellemeyin. Öyle tamir yaptılar. Ondan sonra Mekke’lilerin develerine sığırlarına koyunlarına nişan bağladılar. Dağda mezra da nerde olursa olsun onu görenler hiç birisi korkularından o sığırlara karışmazlardı.

 


[1] Fil 105/1

[2] Fil 105/2

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>