canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

HAZRETİ ALİ EFENDİMİZİN EVLENMESİ - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 1.cilt)

Hz. ALİ EFENDİMİZİN EVLENMESİ

 

Hazreti Fatıma Validemiz Medine’yi Münevvereye geldikten bir müddet sonraları gelinlik çağı gelmiş idi Mekke’den gelen bütün sahabelerden Halifeyi Raşidinlerden İmamı Ali kerremallahu veche den gayrıları hepsi Fatıma’ya talip oldular. Hiç birisine olmadı. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hepsine Fatıma’nın nikahı Cenab-ı Hakkın emrine bağlı cevabını verir idi. Sonra Ebubekir radıyallahu anh Ömer radıyallahu anh birkaç belli sahabeler bir araya geldiler. Dediler ki bizler Mekke’den gelenlerimizin hepsi İmamı Ali’den başka hepimiz Fatma’ya talip olduk. Olmadı. Yalnız İmamı Ali talip olmadı. Beraber İmamı Ali’nin yanına varıp bu konuyu anlayalım. Acaba İmamı Ali Fatmaya talipmi değil yoksa başka bir zaruriyetimi var öğrenelim dediler. İmamı Ali kerremallahu veche’nin yanına geldiler. Ya Ali biz bir konu için yanına geldik. Senden başka hepimiz Fatma’ya talip olduk olmadı. Acaba sen talip mi değilsin yoksa başka bir zaruriyetinmi var. Deyince İmamı Ali kerremallahu veche’e derin bir ah çekti. Belkide sizlerin içinde Fatma’ya benden daha fazla talip olan kimse yok. Ama neyle talip olayım. Benim maddiyette hiçbir şeyim yoktur. O zaman hep birlikte Ya Ali bu sebepten dolayı durur isen durma zira Allah Resulunun yanında dünyalığın hiçbir kıymeti yoktur bizzat gidip Resulullahtan isteyeceksin dediler.

İmam Ali kerremallahu veche Efendimiz bunların gayreti ile kalktı. Peygamber Efendimizin evine geldi. Kapıyı çaldı. Ümmü Selime Validemiz şöyle haber veriyor ki kapı çalınınca dedim Ya Resulallah kapıyı çalan kim acaba? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurdular ki Ya Ümmü Selime kapıyı çalan öyle bir kimsedirki Allah ve Resulullahı herkesten daha çok seven kimsedir. Ya Ümmü Selime Kapıyı çalan öyle bir kimsedir ki Allah ve Resulullah da kendisini başkalarından çok sevdikleri kimsedir. Deyince ben hemen heyecanla kapıya koştum Acaba kim bu ki kendi Allah ve Resululahı herkesten fazla severmiş Allah ve Resulullah da herkesten çok kendini severmiş. Kapıyı açtım ki İmamı Ali. Buyurun dedim. Vallahi ben kendi haram odama girene kadar kapıdan girip yüzüme bakmadı. Daha sonra Resulullahın huzuruna edep saygı tazimle başını az aşağı eğip oturdu. Biraz sonra Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz İmamı Ali kerremallahu veche ye dönüp Ya Ali bir kimsenin bir kimsede istek bir haceti olur onun gibi oturuyorsun her ne ki hacet isteğin var ise revadır. Buyur Ya Ali deyince İmamı Ali kerremallahu veche edep ve haya ile başını kaldırıp buyurdular ki. Atam, Anam, canım senin yoluna feda olsun Ya Resullallah senden gördüğüm iyiliği hiçkimseden görmedim. Yalnız halim Allah’a ve sana malumdur ki Mekke’den muhacir olup gelenlerin içinde benden başka tek olan kimse yoktur.

Eğer münasip görürseniz kerimeniz Fatma’yı bana eş, münis olması için geldim dedi. Resulallah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki Ya Ali Kapıyı çaldığında Cebrail Fatma ile sizin nikahınız için gelmiş idi daha sen kapıyı çaldığında Semaya uruç etmemiş idi. Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri Cebrail aleyhisselam emretti ki, gökyüzündeki melaikeleri toplayıp arşı alanın üstüne çıkıp sela ve hutbe okuyup İmamı Ali ile Fatma’nın Nikahlarını gökyü-zündeki bütün Melaikelere tebrik et. Bir yeşil varaka alıp yer yüzüne inip bu hali Resuluma bildir.

O da bütün sahabeleri toplayıp Mescidi şerifte hutbe okuyup İmamı Ali ile Fatma-tü-z-Zehra’nın nikahlarını bütün sahabelere ilan etmesini emretti.

Ya Ali bu iş tamam yalnız dünyalıktan hiçbir şeyin var mı biraz bir şeyler alsak dedi, İmamı Ali kerremallahu veche Efendimiz Ya Resulallah dünyalıktan hiç bir şeyim yoktur. Yalnız üç şeyim vardır. Bir deve, bir kılınç, bir de giyeceğim cübbem var başka dünyalık adına bir şeyim yoktur dedi. O zaman Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki; Ya Ali Deve sana binmeye lazım, kılınç harbte lazım, şu cübbeni götür pazarda sat ne yaparsa parasını al getir ne alabilirsek onunla alalım dedi. Cübbenin pazarda satılmasını Hz. Osman radıyallahu anh Efendimiz duyunca hemen İmamı Ali kerremallahu veche Efendimiz pazara varmadan önüne çıkıp Ya Ali bu cübbeyi bana sat dedi. Satayım deyince ne istiyorsun diye pazarlık yaptılar Hz. Osman radıyallahu anh parasını verip cübbeyi aldı. Ya Ali şimdi bu cübbe benim halal malım oldumu. Buyurdular ki evet senin helal malın oldu. Tekrar Osman radıyallahuanh Efendimiz Ya Alibeni kırma bu cübbeyi ben tekrar sana Allah için hediye ediyorum. Beni kırma Ya Ali deyip cübbeyi geri verdi.

Hz. Ali Efendimiz parayı alıp Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e getirdi. Resullullah sallallahu aleyhi ve sellem Ebubekir ve Ömer Efendilerimizi bir de Said-i Vakkas Efendilerimizi çağırıp şu parayı alın çarşıya gidin altlarına açacak bir döşek, döşegin içi hurma lifi, dışı da zahtiyen idi. Bir de üstlerine örtecek alın yemek pişirecek topraktan bir kazan, tapraktan ıbrık, topraktan tas alın buyurdular. Yemek kabları topraktan idi.

Onlar çarşıya gidince Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir derin ah çekti. Ah ne olaydı. Şimdi Hatice hayatta olaydı. Çünkü Hatice Validemiz Fatma Validemizin annesi idi Mekke’de vefat etti. Ah ne olaydı Hatice Hayatta olaydı deyince Hazreti Aişe Validemiz buyurdular ki Ya Resulallah Hatice öldü ise Allah’ın Rahmeti üzerine olsun bizler bu kadar kadınlar hayattayız Hatice’nin ne gibi yapacığı vazifesi var ise bize buyur yapalım deyince buyurdular ki: Yaparsınız amma Hatice’nin hali başka idi. Çünkü Mekke’de İslamiyetin ilk ilanında erkeklerden ilk iman eden Ebubekir oldu. Kadınlardan ilk iman eden Hatice oldu. Gençlerden ilk iman eden İmamı Ali oldu. Hatice o dar günümde bana çok destek oldu buyurdu.

Evet çarşıdan Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in söylediklerini paranın yettiği kadar aldılar. Peygamber Efendimiz ellerini kaldırıp Yâ Rabbî yemek kazanları toprak olan kimselere lütfunu ihsanını bol eyle diye çok dualarda bulundu. Burada Fatımatü-z-Zehra Validemiz dedi Ya Resulallah her kadının nikahlarında bir mehiri var benim ise mehrim yoktur dedi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki.

Ya Fatma mehir istiyorsan veririm. Mehrinden daha çok kıymetli dünya malının hepsi senin olup Allah’ın rıza yolunda Fisebilullah o malların hepsini sadaka yapmaktan daha hayırlı bir şey istiyorsan onu vereyim dedi. Öyleyse onu ver deyince her beş vakit namazın sonunda otuzüç Subhanallah, otuzüç Elhamdülillah, otuzüç Allahuekber çekersin doksan dokuz olur birde Kebiran Kadiren Lailahe illahu vahdehula şerikeleh lehülmülkü velahülhamdü ve huva ala külli şeyin kadir. Yüz olur dünya malının hepsi senin olup Allah yolunda sadaka yapmaktan daha hayırlıdır buyurdu.

Bir derin düşünceye varalım ki Hz. İmamı Ali kerremallahu veche Efendimizin Sıdkı, sadakatı Allah ve Resulullah’a olan mu-habbetinden Resulullahı öldürmek için onun yerine kendisini ölüme atmasından ibret alalım. Hiç kimseye nasip olmayan büyük müka-fatlara daha dünyadayken nail olmuştur. İşte her beş vakit namazın sonunda çektiğimiz tesbihlerin mükafatını almak isteyenler yalnız parmakla acele süratla saymak olmasın gerek parmak gerek tesbih ile olsun huzuru kalb ile anlamını düşünerek ağır ağır çekerek dilden çıkanları kalbe sevk ederek çekilsinki tesirini bulalım. Fatma’tü-z-zehra Validemizin alacağı mükafatları düşünerek huzuru kalp ile çok ağır ağır noksansız çıkararak çekilmesine dikkat edelim. Gerekse namaz, gerekse tesbih, gerekse zikir, gerekse Kur’an hepsinde huzuru kalp ile yapılmasına çok dikkat edelim.

Kalbi her an huzuru Allah ta tutmayı unutmayalım. Dilden çıkanlar yalnız çene arasında kalmıyarak hırtlaktan kalbe indirilmesine çalışalım. Konuyu çok uzattık amma kalbimize gelenleride söylemek istiyorum.

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin mübarek hadisleri her gününüzü son gün bilerek bugün son günümüzmüş gibi dikkatli olmak. Her ulaştığımız saatlerimizi son saatimizmiş gibi bilerek ve her alıp verdiğimiz nefeslerimizi son nefesmiş gibi bilerek kıldıklarımız namazları her vaktin son vaktini kılıyormuş gibi daha ihtiyaten nefsimizi uyarıp bu vakit namazı son vaktin namazı imiş gibi daha ihtiyatanda namazı tamam ikmal edeceğim de garantili belli değil dir diye kalbi Allah’tan gayrilerinden ilgi alakaları endişeleri keserek daima kalb huzuru Allah’ta olduğunu düşünerek, korku, huşu ile edep erkanı ile huzura dalarak kılmayı, ibadetler yapmayı Cenab-ı Hak cümlemize hidayet eylesin amin.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>