canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Manevi Hastalıklar - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

 

MANEVİ HASTALIKLAR

 

Birinci: Kibirlenmek, kendini büyük bilmek. Gururlu olup, korkuyu atıp, eminliğe düşmek.

İkinci: Ucubdur. İlmine mağrurlanıp, gaflete düşüp, kendi noksanlarını unutup, halkın noksanını arayıp, meclislerde kendini övüp, başkalarına kıymet vermeyip, kuruntulu olmaktır.

Üçüncü: Riyadır, yaptığı ibadetini halkın görmesinden zevk alır, gösterişli yapar, göstermeyi sever, halka iyi tarafını gösterir.

Dördüncü: Buhl’dur, mıkrıslık, nakeslik, kimseye yedirmez, veremez. Eli sıkı, namert, pintiliktir.

Beşinci: Hasettir, kendi gibi olan arkadaşını hasıtlar. Şeytan hasetlik yüzünden lanet tokunu giydi.

Altıncı: Gazab, yani öfkelenmek, kızmak, kükremek. Allahu Teala’yı unutup, nefsin, şeytanın keyfini getirmektir. Gazab, sırf Allah için olmalıdır.

Yedinci: Hubbu dünya sevgisidir, yani dünya malına aldanıp, Allah tarafını unutmaktır. Dünya hırsı ile Allah tarafını ve ahiretini unutmaktır.

İşte bu gibi maneviyetimizi ve ibadetimizi imha, yok edici, manevi hastalıklardan kurtarıcı bir manevi doktora ihtiyaç vardır ki, Cenab-ı Hak ayet-i kerime’lerinde, sadıkları arayınız, sadıklarla be-raber olunuz, onlara teslim olursanız, onlar da tedavi edip, mane-viyetinizi tedavi edip, kalbinizi temizleyip, sizi huzurullaha kavuş-tururlar. Aslına kavuştursunlar. Aslına kavuşmak nasıl olur? Nefs-i emmareden, levvameye geçer. Levvameden mülhimeye geçersen, artık kalp nefsin hevai arzularından istiğfar, tevbeye devamla zikrullaha huzur-ı kalp ile ihlaslı halis niyetle az yemekle devam olunursa, kalp Allah’tan başka nefsani arzulardan temizlenirse, Cenab-ı Hak, o kalbe tecelliler ve sıfatları ile tecelli eder ve ilhamlar etmeye ve esrarlar ve sırlar ve ilmi, irfanlar etmeye başlar. Bu varidatlar geldikçe iman, itikat ve tevekkül kemal bulmaya başlar. Aşk-ı ilahiler, feyz-i ilahiler, o kalbe geldikçe, başka arzuları kalpten atmaya başlar. Allah (c.c.) sevgisini tatmaya başlar. Nefs-i mutmainneye geçer ise, o makamda Cenab-ı Hakk’ın o kulunu çağır-ması vardır: (Fecir suresi ayet 27-28)

 

يَآ اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُۗ ﴿﴾ اِرْجِعِيٓ اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةًۚ

 

İşte nefs-i mutmainnede nefis, ahlak-ı zemimelerden kurtulup, ahlak-ı hamidelere çevrilip, yani nefsin kötü huyları ve sıfat-larından kurtarıp, güzel ahlak-ı hamidelere çevirmekle olur, yani tarikattaki özel maksatlar, tezkiye-i nefs ve tasfiye-i kalbe çalışmamız, yani nefsi terbiyelemek, nefsi kontrol altında tutmak, Allah’ın sevgisi için ve nazar edeceği kalbe sahip olmak, bu hususta Al-lah’ın, sadıkları arayınız, sadıkları bulup, onlarla beraber maiyetlerinde olup, onların izahatlarıyla ve onların her türlü haya, edepleriyle ve göstermiş oldukları ihlaslı ibadet ve zikrullah ile ve göster-miş oldukları doğru istikametlerine devam ile sabır ve sebat ile çalışır, nefsinize, şeytana riyazat mücadele ile harp açar, karşı durur, çalışırsanız, her türlü korktuklarınızdan iflah olursunuz, inşaallahu Teala.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>