canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

BAZI İTİKADİ KONULAR - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 2.cilt)

 

BAZI İTİKADİ KONULAR

 

1- Mümin olan kimse imanında şüphe etmemeli. Zira vacibi Teala buyuruyor ki:

اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا

Yani, “Müminler o kimselerdirler ki Allah’a ve resulüne iman ettiler, imanlarında şüphe etmediler.”[1]demektir.

Allah’u Teala mü’min hakkında:

اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّاۜ

“Onlar hakkıyla mü’münlerdir.”[2] Buyuruyor.

2- Cemaati müslimine muhalefet etmemelidir. Zira Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَا تَجْتَمِعُ اُمَّت۪ى عَلَى الضَّلٰالَةِ

“Ümmetim dalalet üzere toplanmaz”[3] buyuruyor. Bir kim-se cemaati müslimini hak bilmeyip müferegat ederse (ayrılırsa) o kimse mübtedi (dalalettedir). Zira cemaata devam etmek Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’ın sünnetinin ahkamındandır ve sünnete devam etmek farzdır. Zira Cenab-ı Hak buyuruyor:

وَمَآ اٰتٰيكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهٰيكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُواۚ

Yani “Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem size her ne buyuruyorsa itaat edin, nehy eylediği şeyden men olun. Çün-kü o kendi hevasıyla bir şey söylemedi ve yapmadı ancak Allah'ın vahyi ve emri ile söyledi ve yaptı.”[4] buyuruyor.

İbni Abbas’ın sahih olarak rivayet ettiği hadisi şerifte buyuruldu:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ عَمِلَ لِلّٰهِ تَعَالٰى فِى الْجَمَاعَةِ فَاَصَابَ قَبِلَ اللّٰهُ مِنْهُ وَاِنْ اَخْطَأَ غَفَرَاللّٰهُ لَهُ وَمَنْ عَمِلَ لِلّٰهِ فِى الْوَحْدَةِ فَاَصَابَ لَمْ يَقْبَلِ اللّٰهُ مِنْهُ وَاِنْ اَخْطَأَ فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ

“Bir kimse cemaatle ibadet ederse eğer isabet ederse kabul olur, eğer hata ederse afv olunur”[5]

3- Her salih ve fasık kimsenin ardında namaz kılmayı Hak bilmelidir. Hak bilmemek rafazi itikadıdır. Ancak kafirin ve mübtedinin (itikadı küfre varan sapık) İlmi karin yani namusunu yanlış yolda görür gördüğü halde bile bile kabul eder. Kıskanmaz bu kimselerin ardında namaz kılınmaz.

Sahih senetle Mahmud-eş-Şami’den rivayet olunur ki: ölüm hastalığında ashabına hitab olarak buyurur ki:

Ben size bütün meseleleri söyledim ancak bir hadisi şerifi söylemedim yarın Allah huzurunda, ahirette mesul olmayım diye her şeyleri sizlere haber verdim ve söyledim. Yalnız söylemediğim dört bir şey kaldı. Onu da bugün sizlere söylüyorum.

 قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمْ :لٰا تُكَفِّرُوا أَهْلِ قِبْلَتِكُمْ وَإِنْ عَمِلُوا الْكَبٰٓائِرُ وَصَلُّوا مَعَ كُلِّ إِمَامٍ وَجَاهِدُوا مَعَ كُلِّ أَم۪يرٍ وَصَلُّوا عَلٰى كُلِّ مَيِّتٍ

Ehli kıbleye büyük günah işleseler de kafir demeyin, Namaz kılacağınız imamın (itikatı bozuk değil ise ilmi karinde değil ise) ehli fasık ise de arkasında namaz kılın namazınız kabul olur. Fakat ehli takva bir imam bulabilirseniz. Öyle bir takva imam arkasında ki namazınız bir Peygamber arkasında kılmak derecesini alırsınız.

Harp zamanında başınızdaki Müslüman amirlere itaatli, rabıtalı bağlı olun. Parçalanmayın.

Cenaze olduğu zaman bu şöyleydi bu böyleydi demeyin kendini intiharda etse namazını kılın buyurdular.”[6]

İtikatı bozuk kimlerdir. Eshabı Resulullahın hakkında ayrım yapıp kötü konuşurlar. Buğuz ederler, ayrım yaparlar, hatta üç tane halifeyi raşidinler Hz. Ebubekir Sıddık Efendimiz, Hz. Ömer Efendimize, Hz. Osman Efendimize küfredenler buğuz edenler mevcutturlar. Cebrail aleyhisselam’a da buğuz edenler var. Onlarda mevcut. Bunlarda Cebrail aleyhisselam’a buğuz ettikleri Allah’dan vahyi getirir iken iltimas etti. Hak İmamı Ali’nin idi. İltimas etti İmam Ali’nin hakkını zay etti. Muhammed a.s’a verdi. Diye buğuz ederler. İşte bu kafada bu yanlış itikatta olanların arkasında namaz kılınmaz. İlmi karın dediğimiz kendi namusunu gayri meşru haramı fiillerde görür bilir görüp bildiği halde öyle öyle kabul eder. İşte bununda arkasında namaz kılınmaz.

Kıbleye yönelen bir Müslüman büyük günah, işleseler bile cenaze namazını kılın ve her salih ve fasıksa da yani imanı sağlam günah ve hatadan kendini tam kurtaramıyor. Bu kimsenin de ardında namaz kılın ve her emirle cihad edin” bunları da Hak bilmek gerekir. (Savâdu-l-Azam)

4- Mü’min olan kimseye günahı sebebi ile o günahı helal görmedikçe kafir denmesin. Bir kimse ne kadar günahkarda olsa günahlara helal itikat etmiyorsa kafir olmaz. Nitekim bir kafirde ne kadar hayrat ve ne kadar ibadet etse Allah'u Teala'ya ve Allah tarafından gelen şeylere iman etmedikçe küfürden kurtulmaz. Zira Cenab-ı Hak günah ile meşgul olan mü’min hakkında:

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا تُوبُوٓا اِلَى اللّٰهِ تَوْبَةً نَصُوحًاۜ

“Ey iman edenler, Allah'a güzel bir tevbe ile tevbe edin”[7] buyuruyor.

Ayette küfür ile isimlendirilmiyor, tevbe ile hitap olunuyor. Eğer günahı sebebiyle kafir olsaydı kafir diye hitap olunurdu. Senedi sahih ile şühedai bedirden kırk kimseden rivayet olunur ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: سَبْعَةٌ مِنَ الْهُدٰى وَف۪يهِنَّ الْجَمَاعَةُ وَمَنْ خَرَجَ مِنْهُنَّ خَرَجَ مِنَ الْجَمَاعَةِ لَاتَشْهَدُوا عَلٰى اَهْلِ الْقِبْلَةِ بِكُفْرٍ وَلٰابِشِرْكٍ وَلَابِنِفَاقٍ وَذَرُوا سَرٰٓائِرَهُمْ اِلَى اللّٰهِ تَعَالٰى وَصَلُّوا عَلٰى مَنْ مَاتَ مِنْ اَهْلِ الْقِبْلَةِ وَاَشْهَدُوا الصَّلَوَاتِ الْخَمْسِ وَالْجُمُعَ وَصَلُّوا خَلْفَ كُلِّ بَرٍّ وَفَاجِرٍ وَجَاهِدُوا عَدُوَّكُمْ مَعَ كُلِّ اَم۪يرٍ وَلَا تَخْرُجُوا عَلٰى اَئِمَّتِكُمْ بِالسَّيْفِ وَاِنْ جَارُوا فَادْعُوا لَهُمْ بِالصَّلٰاحِ وَالْعَافِيَةِ وَجَانِبُوا الْاَهْوٰٓاءَ كُلَّهَا فَاِنَّ اَوَّلَهَا وَآخِرَهَا بَاطِلٌ وَهٰذَا الْقَدْرُ كِفَايَةٌ لِلْعَاقِلِ

“Yedi şey hidayettendir. Bunlardan ayrılan cemaatten ayrılır.

1- Ehli kıble üzerine küfür, şirk ve nifak ile şehadet etmeyin, gizli sırlarını Cenab-ı Hak’ka havale edin.

2- Ehli kıbleden biri vefat ederse namazını kılın.

3- Beş vakit namaza ve cumaya devam edin.

4- Her salih ve fasık imamın ardında namaz kılın.

5- Her emir ile düşmanınıza karşı cihad edin.

6- İmamlarınıza (Liderlerinize) kılıç (silahla) karşı durmayın salahı ve afiyeti ile dua edin.

7- Hevanın (nefsani arzuların) cümlesinden uzak durun çünkü hevanın önü ve sonu batıldır.”[8]

5- Cenab-ı Hak şerri kulun hakkında ne zaman halk eder. O kimse Allah’ı tanımaz Allah’ın kanununu tanımaz burnunu kaldırır küfür inkar isyan eder Allah’dan korkup çekinmez ayeti tanımaz hadisi tanımaz Allah’sızlık yapar bu fiillerin içinde gide gide Allah’ı kendine gücendirir. Allah da bu hala gelmeyince ona şer takdir etmez ne zaman Allah’ı tanımayıp Allah’sızlık yapar kötü fiillerin hiç birinden çekinmez kötü fiillerin küçük büyüklerin hepsine israrla zorlayı zorlayı devam eder Allah’a dönüp tevbe etmez Allah da ona gücenip gazabını çevirir bir kötü bela yazdırır. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu konuda bir hadisi şerifinde:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اَلٰا كُلُّكُمْ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ اِلّٰامَنْ شَرَدَ عَلَى اللّٰهِ شِرَادَ الْبَع۪يرِ عَلٰى اَهْلِه۪.

Hiçbir kul cehenneme girmez sahibine asi olan azgın bir deve gibi olmadıkça”[9]

Bir azgın deve sahibine asilik yapar. İtaat etmez tutulmaz ele geçmez gittikleri yerde çok hadise cinayetler çıkarır ele geçmez tutulmaz bir hala gelince sahibi o zamana kadar idare eder o zaman tamamen umudu kalmaz tutulup ele geçmesine de imkan kalmaz o zaman öyle olan bir deveyi yahut camuzu vurmayı kesmeyi düşünür. Kulda hadisi şerifin mealine göre bir kulda Allah’a karşı öyle bir azgın deve isyan ele geçmez tutulmaz yakalanmaz hergün hadise cinayetler yapar sahibi tamamen umudu kesip vurmaya boğazlanmıya o zaman karar verdiği gibi Cenab-ı Hak’ta kendine asilik yapan. İsyankar kanunu ilahi tanımaz. Ayet tanımaz hadis tanımaz gayri meşru yolları terk etmez burnunu kaldırır yaradanı hiç kimseyi tanımaz kabul etmez. Bir hala gelmeyince onu cehenneme sokmaz buyuruyor.

6- Azab-ı kabri hak bilmelidir. Azab-ı kabri inkar edenler mutezile mezhebidir. Dalalettir. Hadis-i şerifte buyruldu:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّمَاالْقَبْرُ رَوْضَةٌ مِنْ رِيَاضِ الْجَنَّةِ أَوْ حُفْرَةٌ مِنْ حُفْرِ النَّارِ

“Kabir cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukurdur.”[10]

Kabir azabından bahs eden birçok hadisi şerif vardır.

7- Kabirde münker ve nekirin sorusunu hak bilmelidir. Bunu kabul etmeyenler muteziledir ve fırka-i dalalettendir Zira Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اِذَا دُفِنَ الْمَيِّتُ ف۪ى قَبْرِه۪ اَتَاهَ مَلَكَانِ اَسْوَدَانِ اَزْرَقَانِ فَيَسْأَلٰانِ عَنْ ثَلٰاثَةِ اَشْيٰٓاءَ فَيَقُولٰانِ مَنْ رَبُّكَ وَمَنْ نَبِيُّكَ وَمَا د۪ينُكَ اِلٰى آخِرِ الْحَد۪يثِ ، وَقَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ يَا رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْكَ هَلْ اَكُونُ اَنَا ف۪ى ذٰلِكَ الْوَقْتِ عَلٰى عَقْلِىَ الْاَوَّلِ اِذْ سَأَلَن۪ى الْمَلَكَانِ فَقَالَ بَلٰى يَا عُمَرُ فَقَالَ اِذَنْ اُج۪يبُهُمَا بِتَوْف۪يقِ اللّٰهِ تَعَالٰى

Yani; “Cenaze defin olunca, kabre iki melek gelir, üç şeyden sual olunur;

Rabbin kim?

Nebin kim?

 Dinin nedir?

Hz. Ömer buyurdu: Ya Resulullah, o zamanda aklım ev-

velki gibi olur mu? Dedi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem “Evet, ya Ömer, Allah’ın yardımı ile sen cevab verir-sin” buyurdu.”[11]

8- Mü’min kimse dirilerin ölüler arkasından okuduğu duası ve sadakasından ölülerin faydalandığını hak bilmelidir. İnkar edenler mu-tezile ve bid’at ehli olur. Ebu Hureyre’den rivayetle Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

أَهْدُوا لِمَوْتَاكُمْ

 “Mevtalarınıza hediye ve ihsan edin.”

قَالُوا يَا رَسُولَ اللّٰهِ اَىُّ الْهَدِيَّةِ

Eshaplar sordular: “Nasıl hediye ve ihsan edelim.” dedik-lerinde:

فَقَالَ الْهَدِيَّةُ الدُّعٰٓاءُ وَالصَّدَقَةُ

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

“Dua ve sadakalarınızla hediye ve ihsanda bulunun.”[12]

9- Kıyamet gününde amel defterinin okumasını hak bilmelidir. Zira Kur’an-ı Kerim’de; Yevmi kıyamette amel defterinin okutulacağı ve onun üzere hesap görüleceği anlatılıyor. İnkarı küfürdür. Bu konu ile ilgili ayetler:

وَكُلَّ اِنْسَانٍ اَلْزَمْنَاهُ طَآئِرَهُ ف۪ي عُنُقِه۪ۜ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ كِتَابًا يَلْقٰيهُ مَنْشُورًا ﴿﴾ اِقْرَاْ كِتَابَكَۜ كَفٰى بِنَفْسِكَ الْيَوْمَ عَلَيْكَ حَس۪يبًاۜ ﴿﴾

“Her insanın amelini boynuna doladık, kıyamet günü onun için açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkarırız kitabını oku! Bugün nefsin sana hesapçı olarak yeter.”[13]

يَوْمَ نَدْعُوا كُلَّ اُنَاسٍ بِاِمَامِهِمْۚ فَمَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِيَم۪ينِه۪ فَاُو۬لٰٓئِكَ يَقْرَؤُ۫نَ كِتَابَهُمْ وَلَا يُظْلَمُونَ فَت۪يلًا

“Kitabı kendisine sağ elinden verilenlere gelince, işte onlar kitaplarını okuyacak ve kendilerine en ufak bir hak-sızlık yapılmayacaktır.”[14]

10- Mizanı hak bilmelidir. Zira Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de buyurdu ki:

فَاَمَّا مَنْ ثَقُلَتْ مَوَاز۪ينُهُۙ ﴿﴾ فَهُوَ ف۪ي ع۪يشَةٍ رَاضِيَةٍۜ ﴿﴾ وَاَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَاز۪ينُهُۙ ﴿﴾ فَاُمُّهُ هَاوِيَةٌۜ ﴿﴾ وَمَآ اَدْرٰيكَ مَا هِيَهْۜ ﴿﴾ نَارٌ حَامِيَةٌ﴿﴾

“O gün kimin tartıları ağır basarsa o, hoşnut olacağı bir hayat içindedir. Kimin tartıları hafif gelirse, onun varacağı yer, sığınacağı durağı hâviyedir (uçurumdur). O uçurumun ne olduğunu sen nereden bileceksin? O, kızgın bir ateştir.”[15]

Yani mahşer de mizanda terazide kimlerin sevapları iyilikleri hayratları günahından çok gelirse onlar cennete, kimlerinin günahları cürümleri cinayetleri isyanları hataları çok ağır gelirse ceza yerine girer. İmanı sağlam ise Allah’ın dilediği kadar günahının karşılığı cezasını çeker berat edip azatlanır cennete gelir.

Mizana inanmayanlar mutezile mezhebidir ki, fırka-i dalalet-tendir.

11- Sırat’ı hak bilmelidir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: خَلَقَ اللّٰهُ تَعَالٰى عَلَى النَّارِ جِسْرًا وَهُوَ الصِّرَاطُ وَجَعَلَ عَلَيْهِ سَبْعَ قَنَاطِرَ أَدَقَّ مِنَ الشِّعْرِ وَاَحَدَّ مِنَ السَّيْفِ وَاَظْلَمَ مِنَ اللَّيْلِ كُلُّ قَنْطَرَةٍ مَس۪يرَةُ ثَلٰاثَةَ آلَافٍ سَنَةً اَلْفُ سَنَةٍ صُعُودٌ وَاَلْفُ سَنَةٍ هُبُوطٌ وَاَلْفُ سَنَةٍ اِسْتَوٰٓاءٌ وَيُحْبَسُ الْعَبْدُ ف۪ى كُلُّ قَنْطَرَةٍ وَيُسْأَلُ عَمَّا اَمَرَ اللّٰهُ تَعَالٰى فَيُسْأَلُ فِى الْقَنْطَرَةِ الْاُولٰى مِنَ الْا۪يمَانِ وَفِى الثَّانِيَةِ عَنِ الصَّلٰاةِ وَفِى الثَّالِثَةِ عَنِ الزَّكَاةِ وَفِى الرَّابِعَةِ عَنِ الصَّوْمِ وَفِى الْخَامِسَةِ عَنِ الْحَجِّ وَفِى السَّادِسَةِ عَنِ الْاِغْتِسَالِ مِنَ الْجَنَابَةِ وَفِى السَّابِعةِ عَنْ حَقِّ الْوَالِدَيْنِ *

“Cenab-ı Hak cehennem üzerine Sırat denilen bir köprü yarattı. Sırat üzerine yedi kantara (kısım) halk eyledi. Her kısmın arası üç bin senelik yoldur. Bin senesi yokuş, bin senesi iniş, bin senesi düzlük üzeredir. Kul her kısmında sual olunur. Birincide imandan, ikincide namazdan, üçüncüde zekattan, dördüncüde oruçtan, beşincide hacdan, altıncıda cünüplükten (gusül etmeden), yedincide ana-baba hakkın-dan sual olunacaktır”[16] buyruldu.

Bu sırat yolculuğu çok kolaydır. Allah ile sevgide muhabbette dostlukları kemal bulanlara. Allah rızası ile Allah huzuruna dünyadan göçenlere Allah’u Teala ve Tekaddes Hazretleri kullara her güçlükleri kolay ihsan kılar inşeallahu teala. Bu yolculuk güçtür zordur. Çok elim bir yolculuk Allah’ı tanımayıp inkar edenlere Allah’ı gücendirip Allah’ın gazabına azabına uğrayanlar için bu yolculuk çok zor güçtür elimdir. Sıratı inkar edenler muteziledir. Fırka-i dalalettendir.

12. Cennet ve cehennem yaratılmıştır ve ebedidir. İnkar eden kafir olur. Cenab-ı Hak Kur’anı Kerim’de Adem aleyhisselam’a:

وَيَآ اٰدَمُ اسْكُنْ اَنْتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ فَكُلَا مِنْ حَيْثُ شِئْتُمَا وَلَا تَقْرَبَا هٰذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِم۪ينَ

“Ey Adem! Sen ve eşin cennette yerleşip dilediğiniz yer-den yeyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın! Sonra zalimlerden olursunuz.”[17]

“Hazreti Adem ile Havva’ya cennette sakin olun (mesken tutun)” diye emretti. Eğer cennet olmasaydı sukun ile (mesken edin) diye emretmezdi. Aslını inkar etmek küfürdür.

13. Kıyamet gününde Allah'u Teala'nın bi gayri vasıta (vasıtasız olarak) hesaba çekeceğini hak bilmelidir. Allah'u Teala sual sorar ve kulları cevap verir. Hesaba inanmayan kafir olur. Bu konuda ayeti kerimeler:

فَوَرَبِّكَ لَنَسْـَٔلَنَّهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ ﴿﴾ عَمَّا كَانُوا يَعْمَلُونَ ﴿﴾

“Rabbin hakkı için, Biz onların hepsine mutlaka ve mu-hakkak bütün yaptıklarını soracağız”.[18]

يَوْمَ تَشْهَدُ عَلَيْهِمْ اَلْسِنَتُهُمْ وَاَيْد۪يهِمْ وَاَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

“O gün dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarından dolayı aleyhlerinde şahitlik edecektir.”[19]

وَلَا كَب۪يرَةً اِلَّآ اَحْصٰيهَاۚ وَوَجَدُوا مَا عَمِلُوا حَاضِرًاۜ وَلَا يَظْلِمُ رَبُّكَ اَحَدًا۟

”O gün herkesin amel defteri ortaya konulmuştur. Ey Muhammed! Günahkârların, amel defterlerinden korkarak: "Eyvah bize! Bu nasıl deftermiş ki, büyük küçük hiçbir şey bırakmadan hepsini saymış dökmüş" dediklerini görürsün. Onlar, bütün yaptıklarını hazır bulmuşlardır. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.”[20]

حَتّٰىٓ اِذَا مَا جَآؤُ۫هَا شَهِدَ عَلَيْهِمْ سَمْعُهُمْ وَاَبْصَارُهُمْ وَجُلُودُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

“Nihayet oraya vardıkları zaman kulakları, gözleri ve derileri yaptıkları şeyler hakkında onların aleyhinde şahitlik ederler” [21]

Hadisi şerifte buyrulur ki: Kıyamet gününde Allah'u Teala'nın huzurunda insan ömründen sual olunur: Nerde harcadın diye, malından sual olunur, nerede kazandın nerede harcadın diye ve amel defterinden sual olunur ki bu yazıların hepsi senin yaptıkların mı yoksa melekler fazla mı yazmışlar diye sual olunur. Kul suçunu ikrar edip kabul edince Allah'u Teala buyurur ki dünya da senin günahını örttüm bu günde kaldı keremimle afv eyledim buyuracaktır, diye buyur-muştur.[22] Cenab-ı Hak sualimizi âsân (kolay) eylesin, amin.

14. Aşerei mübeşşere ki cennetle mücdelenen 10 kişi cennetliktir diye şehadet etmelidir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bunları isimleriyle belirtmiştir:

قَلَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَبُو بَكْرٍ فِي الْجَنَّةِ، وَعُمَرُ فِي الْجَنَّةِ، وَ عُسْمَانُ فِي الْجَنَّةِ، وَ عَلِىٌّ فِي الْجَنَّةِ، وَطَلْحَةُ فِي الْجَنَّةِ، وَالزُّبَيْرُ فِي الْجَنَّةِ، وَعَبْدُالرَّحْمٰنِ بْنِ عَوْفٍ فِي الْجَنَّةِ، وَسَعْدُ بْنِ اَب۪ى وَقَّاصٍ فِي الْجَنَّةِ، وَسَع۪يدُ بْنِ زَيْدٍ فِي الْجَنَّةِ، وَأَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ الْجَرَّاحٍ فِي الْجَنَّةِ

1- “Ebu Bekir cennettedir,

2- Ömer cennettedir,

3- Osman cennettedir,

4- Ali cennettedir,

5- Talha cennettedir,

6- Zübeyr cennettedir,

7- Abdurrahman bin Avf cennettedir,

8- Sa’d bin Ebi Vakkas cennettedir,

9- Said bin Zeyd cennettedir,

10- Ubeyde bin Cerrah cennettedir, rıdvanullahı aleyhim ecmain.”[23]

15. Resulullah’tan sallallahu aleyhi ve sellem sonra ashab’ın ve ümmetin en faziletlisinin Ebu Bekir radıyallahu anh olduğunu hak bilmelidir.

16. Ebu Bekir radıyallahu anh’dan sonra Hazreti Ömer’in fazi-letini hak bilmelidir.

17. Hazreti Ebu Bekir ve Hazreti Ömer’den sonra Hazreti Osman’ın faziletini hak bilmelidir.

18. Bu üçünden sonra Hazreti Ali kerremallahu veche Efen-dimizin faziletini hak bilmelidir. Hilafet sırası dahi bu usul üzeredir.

19. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin cemi ashabı hakkında kınamak ve uygun olmayan söz söylememelidir. Onlara muhabbet vacibtir.[24]

20. Allah'u Teala'nın mahlukatından bazısına ğadap bazısına rıza sıfatı ile vasf olduğunu hak bilmelidir ve dahi Allah'u Teala'nın rızası cennet ve ğadabı cehennem diye itikat etmemelidir. Zira Cenab-ı Hakkın bütün sıfatı yaratılmamıştır.

21. Ehli cennetin cennette Cenab-ı Hak’kı bila misal ve bila keyf (keyfiyetsiz ve misalsız) görmelerini hak bilmelidir. Buna dair ayeti kerime:

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاضِرَةٌۙ ﴿﴾ اِلٰى رَبِّهَا نَاظِرَةٌۚ ﴿﴾

“O gün bir takım yüzler sevinç içindedirler ve Rablerine bakacaklardır. Yani O’nu göreceklerdir.”[25] Hadisi şerif:

اِنَّكُمْ سَتَرَوْنَ رَبَّكُمْ عَزَّوَجَلَّ كَمَا تَرَوْنَ هٰذَ الْقَمَرَ لٰا تَضَامُّونَ ف۪ي رُؤْيَتِه۪ اِلٰى اٰخِرِ ألْحَد۪يثْ

“Muhakkak siz ayın on dördüncü gecesi dolunayı gör-düğünüz gibi Allah’ı göreceksiniz, O’nu görme konusunda en ufak bir kargaşa yaşamayacaksınız”[26]

22. Peygamberlerin derecesinin evliyaların derecesinden yüksek olduğunu Hak bilmelidir. Zira veliler bulundukları dereceye ancak peygamberlere itaat ederek ulaşabilirler.

23. Evliyanın kerametini hak bilmelidir. Evliyanın kerametini inkar eden kafir olur. Kur’an-ı Kerimde evliyanın keramatinin hak olduğunu gösteren bir çok ayet mevcuttur. Evliyanın keramatini in-kar, bağlı bulunduğu Peygamberinin mucizesini inkar etmektir, muci-zeyi inkar ise Allah'u Teala'nın kudretini inkar etmektir.

Kerameti evliya Süleyman aleyhisselam’ın ümmetinden Asaf bin Berhiyanın hakkında sadır oldu. Resulullah’ın sallallahu aleyhi ve sellem ümmetinden evveliyetle (öncelikle) vaki olur. Zira Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem peygamberlerin büyüğüdür ümmeti dahi hayırlı ümmettir.

Hazreti Ömer r.anh Medine-i Münevverede minberden bir aylık mesafedeki ser askeri Sariye’ye:

يَا سَارِيَةُ اَلْجَبَلُ الْجَبَلُ

“ya Sariye el cebelü cebel” diye nida ederek düşmanı hor görüp zararını def etmek için çağırdı ve Sariye’de işitti.

24. Said (cennetlik) olan kimsenin Cenab-ı Hak’kın adaleti ile şaki (cehennemlik) ve şaki olan kimsenin de Cenab-ı Hak’kın fazlı keremi ile said olduğunu da hak bilmelidir. Bir hadisi şerifte;

إِنَّ الرَّجُلُ يَكُونُ مَا بَيْنَهُ وَ بَيْنَ الْجَنَّةِ اِلّٰا شِبْرٍ فَيَجْرِى عَلٰى يَدَيْهِ شَرٌّ فَيَخْتِمُ لَهُ بِالشَّقَاوَةِ وَأَنَّ الرَّجُلَ بَيْنَهُ وَ بَيْنَ النَّارِ شِبْرٍ فَيَجْر۪ى عَلٰى يَدَيْهِ خَيْرٌ وَعَمَلٍ صَالِحٍ فَيَخْتِمُ لَهُ بِالسَّعَادَةِ

“Bir kimse ömrünün uzunca kısmında saadetle olup ahir ömründe bir şer işlemesi sebebiyle şaki olur. Bir kimse dahi ömrü boyunca şekavette olup isyankar ve günahkar bir hayat sürüp ahir ömründe bir hayır yapması sebebi ile said olur”[27] buyurulmuştur.

Bu hadisi şerife göre insan oğulları yaptığı amellere güvenip dayanıp eminliğe serbestliğe düşülmesin. Zira başka bir hadiste cen-nete amel ile değil ancak Allah’u Teala Hazretlerinin lütfu rahmeti ile girilir. Günahkar olanlar da günah yapanlar da büsbütün Allah’tan u-mutlarını kesmeyip Cenab-ı Hak’tan affı mağfiretle rahmetini um-maları lazımdır.

Vel hasıl esas olan son nefesin güzel olmasıdır. Hazreti Ömer radıyallahu anh dua ederken:

اَللّٰهُمَّ اِنْ كُنْتَ كَتَبْتَ اِسْم۪ى ف۪ى د۪يوَانِ الْاَشْقِيٰٓاءِ فَاصْرِفْهُ اِلٰى د۪يوَانِ السُّعَدٰٓاءِ بِفَضْلِكَ

“Ya Rabbi eğer benim ismim şakiler defterinde kayıtlı ise sil fazlınla saidler defterine yaz[28] diye dua ederdi.

25. Enbiya-i izamın ve müminlerin aklının küffar aklı ile müsavi olmadığını hak bilmektir. Vehib ibni Münebbih[29]buyuruyor ki:

“Ben doksan bir kitabı okudum ve hepsinde bütün mah-lukatın aklı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretle-rinin aklına nazaran bir kum misali gibidir. Allah'u Teala aklı bin cüz yarattı dokuz yüz doksan dokuz cüz’ünü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e, bir cüz’ünü diğer kullarına verdi.”[30]

Resulullah Efendimiz Buyuruyorlar ki:

قِسْمَتُ الْحِكْمَةُ عَشَرَةٌ اَجْزٰٓاءُ فَاُعْطِىَ عَلِىٌّ تِسْعَةَ اَجْزٰٓاءُ وَالنَّاسُ جُزْأً وَاحِدًا َوَعَلِىُّ اَعْلَمُ بِالْوَاحِدِ مِنْهُمْ

Mealinde: “Cenab-ı Hak Teala Hazretleri hikmeti, ilmi on bölüme bölmüş dokuzu İmamı Ali’de birsi sair nasta, o bu biri de diğer insanlardan daha iyi biliyor.[31]

26. Allah'u Teala'nın bütün mahluku yaratmazdan evvel dahi yaratıcı olduğuna inanmaktır. Yani Allah'u Teala mahlukatı yarattıktan sonra yaratıcı oldu demek küfürdür. Cenab-ı Hak zatı ve sıfatı ile ezeli ve ebedidir.

27. Allah'u Teala'nın zatı ile kadir olduğunu Hak bilmektir. Ce-nab-ı Hak hakikat ile alimdir ve kadirdir. Eğer bir kimse Allah'u Tea-la'nın ilmi mecazdır veya kalb ile yalan dese kafir olur.

28. Dünyada halk beş usul üzeredir: 1- Müşrik, 2- Münafık, 3-Günahsız muti, 4- Günahına tövbe eden, 5- Tevbesiz büyük günah ehli,

Dünyadan müşrik veya münafık olan ahirette cehenneme gider. Mümin müvahhid olarak günahsız veya tevbe ile ahirete göçerse Cenab-ı Hak dilerse fazlı ile afv eder cennete girer, dilerse adaleti ile günahı miktarı azab eder sonra Cenab-ı Hak’kın fazlı ile cennete girer. Hak olan itikat budur. Buna dair ayeti kerime:

اِنَّ اللّٰهَ لَا يَغْفِرُ اَنْ يُشْرَكَ بِه۪ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذٰلِكَ لِمَنْ يَشَآءُۜ وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا بَع۪يدًا

“Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışla-maz. Yani Allah’tan gayri Ay’a, Güneş’e, sair mahlukata Allah diye tapanlar. Bunun dışında dilediğini bağışlar. Allah'a ortak koşan, muhakkak ki, derin bir sapıklığa düşmüştür.”[32]

29. Mushafta yazılı olanın cümlesi hakikat ile Kur’andır, diye hak bilmektir.

30. Bu dünyada kul hakkı ödenmezse veya helalaşmazsa veya tevbe istiğfar etmezse kıyamet gününde hasenatından alınıp hasmına verilecek ödeşileceği hak bilmektir.

31. Allah’ın yardımını Hak bilmektir. Yani kulun azmi ve muradı Allah'u Teala'nın rızasında ve taatinde olursa ve o amele kast et-mesiyle Allah'u Teala tevfik (isabet ettirme) buyurur. Yok eğer azmi ve kasdı günahta olursa o amele kast etmesiyle Cenab-ı Hak’kın yardımdan mahrum olur. Ayeti kerime:

وَالَّذ۪ينَ جَاهَدُوا ف۪ينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَاۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَمَعَ الْمُحْسِن۪ينَ

“Bizim rızamızı tahsil etmek için bizim dostluğumuza kavuşmak için gücünün miktarı say ve gayretini sarfetmeye çalışmaya başlar ise biz de o kulumuza bize gelmek için yolumuzdaki zorlukları güçlükleri ona kalaylaştırırız. ”[33]

32. Allah'u Teala'yı bir şeye benzetmemelidir.

لَيْسَ كَمِثْلِه۪ شَيْءٌۚ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ

“O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O hakkıyla işiten hakkıyla görendir.”[34]

33. Kıyamet gününü haktır. İnkar eden kafir olur. Zira Hak Teala buyurdu ki;

وَهُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِالْحَقِّۜ وَيَوْمَ يَقُولُ كُنْ فَيَكُونُۜ قَوْلُهُ الْحَقُّۜ وَلَهُ الْمُلْكُ يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِۜ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِۜ وَهُوَ الْحَك۪يمُ الْخَب۪يرُ

“O, gökleri ve yeri hak (ve hikmet) ile yaratandır. "Ol" dediği gün herşey oluverir. O'nun sözü gerçektir. Sûr'a üflen-diği gün de hükümranlık O'nundur. Gizliyi ve açığı bilendir ve O, hikmet sahibidir, her şeyden haberdardır.” [35]

يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ اَخ۪يهِۙ ﴿﴾ وَاُمِّهِ وَاَب۪يهِۙ ﴿﴾ وَصَاحِبَتِه۪ وَبَن۪يهِۜ ﴿﴾

“O gün, kıyamet günü kişi kardeşinden, annesinden, babasından, hanımından ve oğullarından, kaçar.”[36]

Ve haberde rivayet olunur ki kıyamet gününde Allah'u Teala evvelin ve ahirin bütün mahlukatı toplayıp güneş dahi yakin olup harareti şiddetli olur. Sonra cehennemden bir bulut çıkar. Ve melekler nida eder. Ey mahşer halkı kendinizi hararetten muhafaza için bulu-tun gölgesine gidin mahşer halkı dahi üç fırka olur. Bir fırkası mü’minin, bir fırkası münafığın ve bir fırkası kafirindir. Bu üç fırka bulutun gölgesine vardıklarında bulut üç kısma bölünür. Bir kısmı hararettir, bir kısmı duman ve bir kısmı nurdur. Bu üç fırka buluta vardıkları zaman bulutta üç kısma ayrılır. Bir kısmı hararettir bir kısmı dumandır bir kısmı da nurdur. Allah'u Teala buyurdu ki:

اِنْطَلِقُوٓا اِلٰى ظِلٍّ ذ۪ي ثَلٰثِ شُعَبٍۙ

“Haydi üç kola ayrılmış bulutun gölgesine gidin.”[37] hararet münafıkların başında Kâim olur. Zira Cenab-ı Hak buyuruyor ki:

فَرِحَ الْمُخَلَّفُونَ بِمَقْعَدِهِمْ خِلَافَ رَسُولِ اللّٰهِ وَكَرِهُوٓا اَنْ يُجَاهِدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَقَالُوا لَا تَنْفِرُوا فِي الْحَرِّۜ قُلْ نَارُ جَهَنَّمَ اَشَدُّ حَرًّاۜ لَوْ كَانُوا يَفْقَهُونَ

“Savaştan geri kalan münafıklar, Resulullah'ın hilafına, onun savaşa gitmesine karşılık, oturup kalmalarıyla ferahla-dılar ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmekten hoşlanmadılar, üstelik "Bu sıcakta savaşa gitmeyin." dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır." Keşke anlayabilse-lerdi.”[38]

Ve duman kafirlerin başlarında kâim olur. Zira Cenab-ı Hak buyurdu ki:

وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوٓا اَوْلِيَآؤُ۬هُمُ الطَّاغُوتُۙ يُخْرِجُونَهُمْ مِنَ النُّورِ اِلَى الظُّلُمَاتِۜ

“Kafirlerin dostları şeytandır. Onları nurdan zulmata, karanlıklara çıkarır.”[39] ve nur müminlerin başlarında kâim olur. Zira Cenab-ı Hak buyurdu ki:

اَللّٰهُ وَلِيُّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۙ يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِۜ

“Allah iman edenlerin velisidir. Onları zulmattan nura çıkarır.”[40]

Başka bir ayeti kerimesinde:

يَوْمَ تَرَى الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ يَسْعٰى نُورُهُمْ بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَبِاَيْمَانِهِمْ بُشْرٰيكُمُ الْيَوْمَ جَنَّاتٌ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُۚ

“O gün inanan erkekleri ve inanan kadınları önlerinden ve sağlarından nurlar içinde koşuyor görürsün ki (kendile-rine): "Bugün müjdeniz altlarından ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacağınız cennetlerdir." (denilir) İşte büyük kurtuluş bu-dur!”[41]

Başka bir ayette şöyle buyruluyor:

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

“Ey iman edip Allah’tan korkanlar dikkatle bakınız buluğ çağından beri bulunduğunuz saat dakikalara kadar geçir-diğiniz zaman vakitlerin içinde Allah’a nerelerde asilik yap-mışsınız. Nerelerde Allah’ın rızasına hoş gelmeyen gösterişli riyalara meyyal etmişsiniz. Nerelerde nefsinizin emrine itaat edip nerelerde havasına uymuşsunuz. Nerelerde ihlaslı ibadetler halis niyetler ile zikirler yapmışsınız. Yeniden ahirete göçmeden ahiret için mezar için ne hazırlıklar yap-mışsınız ve halen yapıyorsunuz. Bir ince süzgeçten geçirin araştırınız. İyice bakınız. Hata günahlarınızı anladınız. Onların için tevbe istiğfara devam ediniz. Artık kalan ömür vakit ve zamanlarınızı Allah’ın rızasına uygun ihlaslı amellere çalışın. Öyle mezara mahşere yolcu olun. Zira Allah’u Teala Hazretleri sizlerin iradenizi elinize vermiştir. İradeniz ile elleriniz ile seve seve yapıp taktim ettiklerinizden gizli ve aşikar olanların hepsinden habirdir. Yani haberdardır. Hiçbir şey onun indinden saklanmaz gizlenmez. ”[42]

Eğer bir kimse bu Ayet-i Kerimeleri inkar eder kıyameti Hak bilmezse kafir olur.

34. Şeytan önceleri ismi azazildi can kavminden babasının ismiyle beraber tarihte yazılıdır. İsmi azazil olup önceleri Allah’a hem ibadet hem de iman ederek çalıştığı zamanlarda mü’min Müslüman idi.

وَلَقَدْ خَلَقْنَاكُمْ ثُمَّ صَوَّرْنَاكُمْ ثُمَّ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَۗ فَسَجَدُوٓا اِلَّآ اِبْل۪يسَۜ لَمْ يَكُنْ مِنَ السَّاجِد۪ينَ

“Ne zaman ki Allah’u Teala meleklere Adem aleyhis-selam’a secde emredince bütün melekler Adem. Aleyhisse-lam’a secde yaptılar. İblis secde emrine itaat etmedi. Adem aleyhisselam’a secde etmedi.”[43]Cenab-ı Hak Teale ve Takeddes Hazretleri sordu?

قَالَ مَا مَنَعَكَ اَلَّا تَسْجُدَ اِذْ اَمَرْتُكَۜ قَالَ اَنَا۬ خَيْرٌ مِنْهُۚ خَلَقْتَن۪ي مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ ط۪ينٍ

“Sen emre niçün itaat etmedin niçün Adem’e secde etmedin deyince şeytan cevabında benim izzetim şerefim Adem’den yüksek beni ataşın yalımından halk ettin Adem’i balçık çamurdan halk ettin. Benim izzetim yüksek, Adem’e ne ihtiyacım var ki secde edeyim” [44] dedi.

İbliste de nefis var idi. Nefsi kendini hem hasitliğe hem de benliğe gurur kibire sevk etti. Bu hal ile mü’min defterinden çıkıp şaki oldu. Nefsi kendini kibre sevk ettiğinden emre itaat etmeyip secde etmediğinden kafirlerden oldu.

Kısadan bütün hayatta yaşayan ve arkadan gelen nesiller yara-tılan her insan oğullarında şeytanı azdıran hasitliğe, kibirliğe, gurura sevk edip kafir kılan nefis her insanda mevcuttur. Her insan nefsine ve düşman olan şeytana katiyen inanmayıp ihtiyatlı olup onların emrettiği yönlere gitmemek lazımdır. Şeytan hasetlik benlik kibir yüzünden benim şerefim izzetim Adem’den yüksekdir Adem’e ne ihtiyacım var ki secde edeyim deyip secde etmedi emre itaat etmediğinden kafir oldu. Bundan büyük bir ibret almamız lazım. Musa aleyhisselam mürsel peygamber olmuşken kelimullah olmuş iken Cenab-ı Hak Teala Hazretlerinden ilmi ledün istediğinde:

فَوَجَدَا عَبْدًا مِنْ عِبَادِنَآ اٰتَيْنَاهُ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا وَعَلَّمْنَاهُ مِنْ لَدُنَّا عِلْمًا

“Cenab-ı Hak Teala Hazretleri biz o ilmi ledünü kendi lütfu rahmetimizden bir kulumuza verdik. Senin de arkadaşındır, o ilmi git o kulumdan öğren.”[45]

Bunun açıklamaları çok defalarda oldu. Daha önce geçti idi.

Bu konudaki anlaşılması gereken konu insanlara büyük bir ders ibretler hikmetler var.

Musa aleyhisselam’a Cenab-ı Hak o ilmi ledünü git o kulu-muzdan öğren deyince hepimize lazım olan bir konu söylenecek. Mu-sa aleyhisselam demediki ben kelimullahım ben mürsel Peygamberim benim o adama ne ihtiyacım var ki gideyim demedi. Derhal ya Rabbi o dediğin kulu buluncaya kadar gece ve gündüzde yemesiz, içmesiz, istirahat etmesiz buluncaya kadar giderim deyip azmetti.

Bunlar hakkında çok izahat yapıldı tekrar kısadan şeytan secde emrine uymayıp neden secde etmedin deyince benim şerefim izzetim Adem’den daha yüksek Adem’e ne ihtiyacım var ki secde edeyim deyip kafir oldu.

Musa aleyhisselam’ın da benim hiç kimseye ihtiyacım yoktur, demeyip gönül enginliği tevazu ile gidip Hızır aleyhisselam’a teslim oldu. İşine karışmayacağım bana ilmi ledünü öğretmek için Rabbim beni sana gönderdi. Hızır aleyhisselam’a teslim oldu. Maksatımız her nefis sahibi olan İslam kardaş bacılarımız nefsin havasına nefsin emrettiği sevk ettiği yönlerden çok sakınmamız gerekir.

Hz. Ömer radıyallahu anh Efendimiz vesair insanlarda Allah’a inkar Allah’a şirk koşup Allah’tan gayrısına ilah diye tapıp secde ettiklerinden dolayı bunlar kafir yazılı idi. Sonradan inkar yerine Allah’ın varlığına birliğine iman edip ikrar edip Allah’ı tastik edip günahlara tevbe edip Allah’a ibadet ettikleri zaman kafir isminden silinip mü’min ismine kayıt olurlar. Çünkü Cenab-ı Hak buyuruyor ki:

يَمْحُوا اللّٰهُ مَا يَشَآءُ وَيُثْبِتُۚ وَعِنْدَهُٓ اُمُّ الْكِتَابِ

“Sizin levhi mahfuz dediğiniz ümmül kitap olan kitap Allah’ın indindedir. Allah kulların layıkına göre fiiline göre dilediğini yemhullah siler yok eder. Şakiyi said yazar saidi layık olunca şaki yazar kimse yaptığı işten onu mesul tutamaz. İstediğini yapar.”[46]

Bir kulun niyetinden maksatından arzusundan amelinden ihlasından memnun razı olunca bu kulun nasibinde olmayanları ona nasip eder verir. Vergisinin hattı sınırı da yok kimse karışamaz bir kulda niyetini fiilini kötüye Allah’ın güceneceği Allah’ın gazaplanacağı fiillere kullanır sarf ederse Allah ümmeti Muhammedi korusun Allah o kimseye gücendi mi bir bela yazar. Yazıyı bozar düzer kimse yaptığı işten onu sorguya çekip mesul tutamaz. Ayeti kerimelerin hükmü böyledir. Yine ayeti kerime:

لَا يُسْـَٔلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْـَٔلُونَ

“Allahu Teala işlediği işten mes’ul olmaz. Karşısında eşi ve şeriki yoktur.”[47]

Yerde ve gökte Allah’dan gayri ma’bud yoktur. Eğer bir başka ma’bud olsa idi, bütün alemin intizamı ve düzeni, intizamı bozulurdu. İşte Allah birdir, şeriki, ortağı yoktur. O Allah her şeye kadirdir. Dilerse varı yok eder, yoku var eder. Hiç kimse karışamaz. Yaptığı işten hiç kimse bir şey soramaz.

35. Allah'u Teala'nın sevdiği kula muhabbeti sebebi ile ibadetten muaf olmadığını Hak bilmelidir. Bir kimse muhabbetullah davası ederse dört şeyle tasdik olunur:

1. Madde: Allah'u Teala'nın emrine ittiba,

2. Madde: Nehyinden ictinab,

3. Madde: Allah'u Teala'nın bütün hükmüne razı olmak,

4. Madde: Allah'u Teala'nın bütün mahlukatına merhamet eylemektir.

Eğer bir kimse derse ki; biz Allah’la dost olduk ve namazı terk etmek bize zarar vermez dese bu itikat batıldır. Zira Cenab-ı Hak buyurdu ki:

قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُون۪ي يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

“Ya Habibim Benim namı hesabıma kullarıma de ki; Eğer Allah’a sevilip sayılmak istiyorsanız bana tâbi olun ki Allah’da sizi sevsin ve suçlarınızı örtsün. Çünkü Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.”[48]

Yani bizim Allahu Teala’ya tabi oluşumuz Cenab-ı Hak’kın farzını ve Resulullah’ın sünnetini eda ile olur. Bir kimse Resulullah’ın sün-netini terk etse fasık olur. Fasık olan kimse muhabbetullaha ermez. Resulullah’ın sünnetini terk ile farzı terk edenin hali nasıl olur. Cenab-ı Hak Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in evvelin ve ahirin güna-hını affeylediğini buyurduğu halde Allahu Teala’ya ibadet eyledi. Gece ve gündüzde de yetmiş, yüz sefer istiğfer çeker tevbe ederdi. O Sevgili Habibinden muaf olmayan ibadet başkasından nasıl sakıt olur.

36. Kötü sondan dolayı Allahu Teâla’dan korkmalıdır. Zira insan bilemez ki dünyadan göçtüğü vakit iman ile mi yoksa küfür ile mi göçer. Allah’tan çok korkmak bütün müslümana farzdır. Zira Cenab-ı Hak buyurdu ki:

اَفَاَمِنُوا مَكْرَ اللّٰهِۚ فَلَا يَاْمَنُ مَكْرَ اللّٰهِ اِلَّا الْقَوْمُ الْخَاسِرُونَ۟

“Allah'ın azbından (kurtulacaklarına) emin mi oldular? Ziyana uğrayan topluluktan başkası, Allah'ın azabından emin olmaz.”[49]

اَنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ۟

“Allah'ın azabı gerçekten çok şiddetlidir.”[50]

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve yaptığınız amel-lere bakın nazar edin. Mezar mahşer ve Kıyamet günü için ne hazırladınız. Allah'tan korkun; çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”[51]

Cenab-ı Hak Teala Hazretleri hadisi kudsisinde buyuruyor ki:

عِزَّت۪ى وَجَلٰال۪ى لٰااَجْمَعُ عَلٰى عَبْد۪ى خَوْفَيْنِ وَلٰاأَمْنَيْنِ إِذَا خَافَن۪ى فِى الدُّنْيَا آمَنْتُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَإِذَا اَمِنَن۪ى فِى الدُّنْيَا أَخَفْتُهَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

“İzzetim ve Celâlim hakkı için kuluma iki korkuyu ve iki emniyeti vermem eğer bir kimse bu dünyada yaşadığı müd-detçe her an benden çok korkar emre itaat nehyettiğimden sakınır hakkıyla çok korkar ise o kulumu ahrette korkutmam bu dünyada iken benden korkmayanlar emrime itaat etmez nehyyettiğim yasak kıldıklarımdan sakınmaz Benden de korkmaz günahına tevbe de etmez gururlu, kibirli olanlar bu huylardan tevbe edip emrime itaat yasak kıldıklarımdan vazgeçmeyerek günaha devam ederek korkusuz serbest yaşayanlar ahirette korkuya hazır olsunlar.”[52] buyuruyor.

وَذُوقُوا عَذَابَ الْخُلْدِ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

“İşte yaptıklarının cezası olan cehennem budur. Siz kendi eliniz ile kazandınız, denir.”[53] Mü'minlere de cenneti gösterirler. Şimdi Cenab-ı Hak’kın bildirdigi Kur'an bize gece gündüz hakkı zikir ve tesbih, tehlil ile gecede ibadet, taat ederseniz felah bulursunuz. Her şeylerden kurtulursunuz. Zerre kadar ameliniz gaib olmaz, hayır şer ne işlediyseniz onu bulursunuz buyuruyor. (Secde suresi 32/14-15-16-17. Ayetlerine bakınız.

Ehli sünnet imamlarından imamı Azam Efendimize sordular ki: Levhi Mahfuzda yazı var mı? Yok mu? Diye sordular. İmamı Azam Efendimiz cevap verdi. Levhi Mahfuzdaki yazı var. Ama sizin dediğiniz gibi değil siz diyorsunuz ki: Filan kulum cennetlik filan kulum cehennemlik böyle takdir kader yazılmış diyorsunuz. Bu inanç şeytan mezhebidir. Şeytan inancıdır. Levhi Mahfuzdaki yazıyı Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri kulların hakkında vasıf sıfatı ile yaz-dırmıştır. Yani kullarım emre itaat, emrime uyarlar ise şöyle müka-fatlar var. Kanuni ilahiyeme uymazlar, itaat etmezler, asilik, isyanda bulunurlarsa karşılık şöyle cezalar var. Önceden kullara haber verip sonraki alacağı mükafatını cezasını haber veriyor. Vasf ederek. Tekrar bu kullar dünya alemine gelirken günahsız olarak İslam olaraktan geliyorlar. Hadisi şerifin mealinde:

Bütün dünya yüzünde anadan doğan çocukların hepsi kafir değil cehennemlik de değil fıtratıl İslam üzerine geliyor.

Buluğ çağına kadar günah da yazılmıyor. Buluğ çağında tama-men hayrını, şerrini anlayacak akıl, zekasıyla seçecek akıl, fikir, idrak veriliyor. İradeyi cüz’iye vücuttaki azaları kullanma şekli iradeyi cüz’i-ye dreksiyonunu buluğ çağına gelince ikazlarla, irşadlarla, kitapları ile resulları ile resullarının verisçisi hakiki ülemalar ile hepsini anlatıp haber veriliyor.

Dehr Suresinde Ayetin mealinde; Şimdi vücuttaki aza, iske-let, organlarını kullanma yetki iradesini eline verdim. Hangi yola gidersen yardımda ederim. Benim rıza yoluma gidersen seve seve yardım var, gazap yoluma gidersen istemeyerek yardım var.

Bu konular çok yazıldı idi. Tekrar madem geldik. Kul dünya alemine buluğ çağına kadar günahsız kaldı. İnşeallah hata olmaz yola yürüyen şoförlere hepsi anlatıldı. Yolda zorlayıp geçilmeyecek yerler gösterildi. Daha ileriye tehlike yerlere varmadan berideyken tehlike rampalarını, virajlarını, hepsini gösteren işaretlerde dikildi. Şoförün eline dreksiyon verildi. Sana söylenmedik bir şey kalmadı bundan sonra kârın zararın sana ait. Makinayı çarptın, takaza verdin, yu-varladın bu hata, suç fabrikanın değildir. Senin kurallara uymadı-ğındandır. Ya içkiye meyyal oldun, ya uyuşturucu içtin, şehvetiyin arzusuna yanına kadın aldın arabayı devirdin, çarptın, yuvarladın. Daha da bu suç ile durma git fabrikaya bu arabayı icat eden, yapan sanatkar ustaya sen bu arabayı yaparken böyle yollarda devrileceğini hata yapılacağını niye bu arabaya yazdın kayıt ettin. Bu gülünç bir soru değil mi?

Cenab-ı Hak Teala Hazretleri kullarına hepsine kitabıyla, resulla-rıyla, alim ülemalarıyla hepsine haber verdiği halde Allah’ın sözünü, Resulünün sözünü, alim ülemaların sözünü bir tarafa at. Nefsin şeytanın arzusuna köle ol. Onların emri altına gir. Allah’ın sözünü bırak nefsin ile şeytanın ne derlerse onu tut yaptığın cürümleri tekrar bunu bu kazaları, bu belaları, bu günahları Allah beni yaratırken böyle taktir etmiş anlıma böyle, levhi mahfuza böyle yazmış de. Şeytanına, nefsine uyduğundan kendi kendine suç almayıp suçu Allah’a yükle niçün böyle anlıma taktir ettin yazdın diye şeytan gibi haşa Allah’a iftira ediyorsunuz bu dalalet yolundakilere kısadan ayetin mealini söyleyeceğim.

“Ya Habibim şol sınıf insanlar var ki nefislerinin emrine itaat ederek nefislerinin havasına uyarak, bunlar yaratan Allah’ın sözünü de emrini de bırakmış kendi nefislerini kendilere ilah-Allah etmişler. Nefisleri ne emrederse ne derse onu tutuyorlar. Görmüyor musun ya Habibim bunları.”

Cebri mezhebinden kurtulmaya bakın. Anlıma yazılmış böyle gelmiş. Ehli sünnet itikatına göre dünya alemine gelinince dikkat edin. Cenab-ı Hak kulun iradesini kula vermiş. İradende serbest kılıyor. Kul niyetine aldığı gerek hayır gerekse şer işleri niyetine aldı. Daha yazılmadı. Ne zaman niyete aldığı işi karara geçer iradesini de hayra veyahut şerre ne zaman sarf eder, Allah da hayır şerrini o anda yazar halk eder. Buradaki omuzlardaki katip melaikelerde o anda yazar.

Bu hayır şer evvelden yazılmış ise takdir olunmuş ise bozulmaz ise bu omuzdaki not tutan katip melaikelerinin de gereği kalmaz. İkazlar irşadlar da gereği kalmaz. Kul ne kadar tevbe etse bunların inancına göre tevbede fayda etmez. Madem ki daha evvelden kayıt olmuş kulun elinde bir şey yok. Bunlar ezelden böyle yazıldığından zamanı gelince kul o yazılanı gerekse hayır gerekse şer kul onu yapmaya mecbur derler. Bunlar hep kaderiye cebriye bozuk mez-heplerin itikatıdır.

Yarın mahşerde mizan teraziye de hacet kalmaz. O zaman kulların içinden diyen olmaz mı? Ya Rabbi sen Allah’sın, adilsin, mer-hamet, şefkat sahibisin kimseye zulüm etmezsin. Beni daha dünyaya çıkmadan bu günahları, bu cürümleri, bu fuhşiyetleri bana niye taktir ettin? Niçün beni cehennemlik halk ettin? Niçün o insanları cennetlik halk ettin? Sen adilsin ya Rabbi demesi için Cenab-ı Hak ayetin mealinde:

“Allah öyle bir adalet sahibi Allah ki hiçbir kuluna zulüm etmez zulüm eden Allah değildir. Zulümden beridir. Hiç birini durup dururken ataşta yanmak için azap için yaratmadım.”

Tekrar ayetin Mealinde: “Sizlerin cehennemde ataşta cayır cayır yanmanızda Allah’ın ne menfaati var?”

Allah’a iftira etmeyin.

Yine ayetlerin Arapça metinleri yazıldığından mealini söyleyim.

“Cehennemi gösterecek şu gördüğünüz cehennemdeki azaplar, ataşlar benim size takdir ettiğim değil, kendiniz iradenizle seve seve elinizle takdir ettiklerinizin karşılığıdır.”

Ayetin mealinde: “Karada, denizde zuhur eden fesatlar, belalar Benim sizlere yazdıklarım değildir. Kendi iradenizle seve seve elinizle kisb edip kazandıklarınızın karşılığıdır.”

Biz Allah’ın kelamına, Resulünün kelamlarına bakarız. Yetmiş iki tane bozuk mezheb sözleri, kitapları, ictihatları dağılmış insanların durmadan inançları ile imanları ile itakatları ile oynamadan bozmadan başka işleri kalmamış. Allah şerlerinden korusun.

يَمْحُوا اللّٰهُ مَا يَشَآءُ وَيُثْبِتُۚ وَعِنْدَهُٓ اُمُّ الْكِتَابِ

“Allah Teâlâ dilediğini mahveder ve dilediğini isbat bu-yurur ana kitap O'nun nezdindedir.”[54]

Kur'an-ı Kerimde, yani ümmül kitab olan levh-i mahfuz Cenab-ı Hak’kın yanındadır. Ondan dilediğini bozar, dilediğini yerinde olduğu gibi bı­rakır, demektir. Enam-ı-şerifte mutezileye böylece çok cevaplar var­dır. Berat Gecesi duasında, ya Rabbi, ben şaki defterinde isem oradan sil, said defterine kayd eyle. Eğer said defterinde isem orada sabit olarak bırak demektir. Cenab-ı Hak’ka kul kendini sevdirdiği gibi kulun isteğini yapar. Yeter ki kul kendini sevdirsin.

Bu hususda Kur'an-ı Kerimde çok sıkı sıkı tenbih vardır ki, siz hemen isteyiniz vereceğim, demiştir. Biz her ne ister isek Hak’kın rı-zasına mu­vafık yani şeriata muvafık olan isteklerimizin hepsini vere-ceğine inanma­lıdır. Kaderimde var ise zaten istesem de istemesem de olur, demek bü­yük günahdır. Hatta belki küfürdür. Çünkü Cenab-ı Hak bu kadar va'dler ediyor ki, siz çalışınız, isteyiniz. Cenneti, cemali, rızayı hep va'dedi­yor:

وَعَدَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْرًا عَظ۪يمًا

 “Allah Teâlâ, onlardan imân edip sâlih amellerde bulunanlar için bir mağfiret ve pek büyük bir mükâfaat vaad buyurmuştur.”[55]

Va'dallahu hakka, bu va'dlere inanmayan kafirdir. Allah'ın va'di hakdır. Allah va'dediyor ki Allah'a iman eyleyip güzel salih işler eden­lere büyük mağfiret vardır. Büyük ücretler de vardır. Anlayana bunlar ka­fidir. Kur'an-ı Kerim hep bunu vadetti.   Bir de asilere azabı vad e-der her kim inanmaz da, canım sen de olacak zaten olur derse kü-fürdür. Kur'a­n'ın hulasaten her manası Fatiha-i şerifededir. Fatiha-i şerifte ne diyor, bak:

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ ﴿﴾ اَلرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِۙ ﴿﴾ مَالِكِ يَوْمِ الدّ۪ينِۜ ﴿﴾ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَع۪ينُۜ ﴿﴾ اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَق۪يمَۙ ﴿﴾ صِرَاطَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْۙ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّآلّ۪ينَ ﴿﴾

Ayet manası: “Hamd ederim alemleri yokdan var eyleyip besleyip bü­yüten Allah'a ki, O Rahmandır. Alemlere zahir, batın sebepler altında gelen in'am, ihsanın sahibidir. Ve hem de Rahimdir. Alemlere merhametle şef­kat muamele eden odur. Her ne kadar darda kalanlar her birini bir sebeplerle müşkülleri hallolsada hakıkatta kur­taran O'dur. Hem zahir hem batın hem dünyanın hem ahiretin bir tek sahibi O'dur. Ey Allah'ım, sen bu söylediğimiz evsafdasın. Biz dünyada, ahiret­te büyük vakalara karşı aciz, sefil, hor, hakir olarak ancak Sana ibadet eder, Sana sığınırız. Senden meded inayet olmaz ise biz kur­tulamayız. Bizi Senin doğru yolun olan yola gönder. O yol ki Senden istediğimiz, Senin yolundan çıkmayıp doğrulukdan ayrılmayan­lara verdiğin. O yolu bize de ver ki onlar şaşmadılar.”[56]

Eğer Allah’u Teala kulun dilediğini vermeyip zaten mukadder ne ise olur deyip o halde kalmak sahih olsa idi namazda bize Fatiha'da bu kadar, ya Rabbi, şunu ver, bunu ver demeğe ne lazım idi? İyi güvenirsen Allah'a güven, sığınır isen Allah'a sığın, verir. Bazıları bundan mana çıkarır da, şeyhlere teveccüh, rabıta etmeği nehyeder. Halbuki bilmezler ki:

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِق۪ينَ

“Ey imân edenler! Allah’u Teâlâ’dan korkunuz ve sâdık-lar ile beraber olunuz.”[57]

Bu emir, hem zahir hem batınadır. Yani sadıklar ile beraber olunuz demek, gizli aşikare muhakkak ehli olanlara açıktır. Zahiren va'zlarında, nasihatlarında bulunuruz. Onların batını Hak ve Re­sulullah'a vasıl olmuşdur. Onun için onlar her vakıtlarda kalblerini huzur-u İlahiden ve huzur-u Resulullah sallallahu taala aleyhi ve sellemden ayır­mazlar. Sadıklar demek budur. Hak’kın sadık kullarıdır. Biz de teveccüh ve rabıta ile onlardan batında huzur-u Hak'da ve Resulullah sallallahu taala aleyhi ve sellemle beraber olub ayrılmayız. Ne yapayım, anlayana bu sözler yeter, anlamayana kurşundan beter. Anlayana bir söylesen yüz olur, anlamayana bin söylesen az olur. Bu kadar uzatmakdan maksadım, çok yanlış iti­kadlar söylüyorlar.

Şimdi ya sen ezelki ilm-i ezel olan kaderi inkar mı edersin der isen, cevap şudur ki, ondan bahs etmek caiz olmadığı şudur ki, Cenab-ı Hak’kın ilm-i ezelisinde cennetlik, cehennemlik kim olduğunu bilmez mi? İlm-i ezelisinde yok mudur, mukadder değil midir? der isen, biz eğer desek ki, Allah’u Teala her ne kadar olacak ise onu bi­lir ve olacak da ne etsek olur, der isek bu söz Kur'an'a olan va'de muha­lifdir. Eğer desek ki, böyle şeyler Cenab-ı Hak’kın ilm-i ezelisinde yoktur Allah’u Tealaya cehl isbat etmiş oluruz, haşa, Allah’u Teala bilir, iki gözüm, din kardeşim, insaf eyle sözlerimi iyi dinle, bu mesele çok mühim.

Bunun için Resulullah kader bahsinden nehy eyledi. Bir kimse dese ki, Allah’u Teala cennet ehlinin nefesinin hesabını bilir mi? dese, cevabında bilir dese de küfürdür, bilmez dese de küfürdür. Çünkü bilir der ise Kur'an'ı inkar gelir. Kur'an'da cennet ehli cennette ebedidir, diyor. Bu söz ebedi olmadığını isbat eder. Eğer derse ki, Allah’u Teala bilmez dese Allah’u Tea­la'ya cehl isbat etmiş olur küfre varır.

Bir kimse dese ki, Allah’u Teala kendi gibi bir Allah yaratır mı, yaratır dese kafir olur, yaratamaz dese de kafir olur. Çünkü birinde Cenab-ı Hak’kın yaratmak kudretini inkar vardır. Allah’u Teala dilediğini derhal yokdan var eder. Yaratamaz demek kudreti inkardır.. Yaratır dese Allah’u Teala'nın yaratılmasına imkan vermiş olur.

Kader de ay

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>