canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

YETMİŞ ÜÇ FIRKA - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 2.cilt)

YETMİŞ ÜÇ FIRKA

 

Burada anlatılacak yetmiş üç fırkanın hepsini tek tek yazılsa ki-tap çok uzayacak bunlardan tehlikeli olanlardan bir kısmını yazıyo-ruz.

Bir, Mutezile bunların bozuk itikatlarının hülasası günahı kebair işleyen kimse tevbe etmeden ölürse ebedi cehennemden çıkmaz, der-ler.

Bu itikat ehli sünnete muhaliftir. Ehli sünnetin itikatına göre günah karşılığı cezasını çeker. İmanı itikatı sağlam ise cezasını çeker geri cennete girer.

İkinci bozuk itikatları, insanoğulları yaptıkları yapacakları fiilleri-nin kendisi onun yaratıcısı onun halıkıdır. Allah’ın bir medhalı bir işi yoktur derler.

Ehli sünnete göre Allah murad edip dilemeden bir şey olmaz, yalnız Allah’ın dilemesi onu halk etmesi kulun niye-tine alıp yapacağı hayır ve şerre iradesini sarf etmeyince Al-lah onu halk etmez. Kul iradesini hayra şerre sarf eder. O anda da Allah onu halk eder. Melaikeler de o anda yazar.

Bu yanlış itikatta olanlara hem mutelize hem de kaderiye de-nilmiş. Bunların hakkında Peygamber Efendimiz hadisi şerifte şöyle buyuruyor.

اَلْقَدَرِيَّةُ مَجُوسِ هٰذِهِ الْاُمَّةِ

“Kaderiye itikatında olanlar ümmetimin mecususidir.”[1] Mutelize olanlar bu yanlış itikatta Mecusi ile birleşiyorlar. Kul yapacağı işlerin halıkıdır. O işte Allah’ın bir tesiri yoktur. Derler.

Ücüncü bozuk itikatlarınının birisi de Allah’u Teala Hazretlerinin sekiz sıfatı subutiyesini inkar ederler. Allah’ın sekiz sıfatı subu-tiyesi Akaid bölümünün baş tarafına tafsilatı ile yazıldı.

Dördüncü yanlış itikatları Kur’an’ı Kerim Allah kelamı olduğu halde Allah kelamı değil mahluk olduğuna itikat ederler.

Ehli sünnet itikatında Kur’an’ı Kerim mahluk değil. Bizzat Allah’ın kelamıdır.

Bunların yanlış ictihatları yarın cenneti alada Cenab-ı Allah’ın cemalinin görülmesini inkar ederler.

Ehli sünnet itikatına göre Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin hadisi kitabımızda kaynağı ile yazıldı idi. Peygam-berimiz Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; yarın cen-neti âlaya Allah dostları yerleştirildikten sonra mükafatlardan izzet ikram saygı sevgilerin en üstü en kıymetli en lezzetli olan Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri cennet ehline bizzat kendi cemalini gösterecek buyuruyor.

Sizler berrak açık havada semadaki ondördüncü gecesi ayı nasıl ayan açık görür iseniz, Cenab-ı Hak’kın cemalini de öyle göreceksiniz. Bir rivayete göre de onbeş günde bir defa cemalini gösterecek. O Cemalullahın şevkı, aşkı, tesiri görenlerin içinden çıkmayacak. Ayriyeten bir mükafat daha Melaikeler her cennet ehlinin odasına girecekler ey Mü’minler deyip selam verecekler. Ey Mü’minler Rab-bınızdan sizlere selam getirdik. Rabbınızdan razı mısınız diye bütün ehli cennet büyük bir sevinçle aşka, şevke, sevinç, surura gelecekler. Yine bir revayette Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri cennet ehlinin cümlesine kendi selam edecek ey kullarım Benden razı oldu-nuz mu diye. Büyük bir beşaret müjde ile kullarına cennet ehline se-lam verecek. Yasin suresinde:

سَلَامٌ قَوْلًا مِنْ رَبٍّ رَح۪يمٍ

Yani “Rabbıları tarafından ehli cennetin cümlesine selam verilecek.”[2]

Muteziler kendi aralarında bu konuların tefarruatında anlaşama-yıp yirmi fırkaya ayrılmışlardır. Hepsinin de ictihatı itikatı ehli sünnetin dışındadır.

İkinci fırka Şiiler, şii mezhebinin bozuk itikatlarının hülasası Pey-gamber Efendimizin vefatından sonra imametlik halifelik hakkı İmamı Ali kerremallahu veche Efendimizin hakkı idi dediler. Ve ondan sonra da kıyamete kadar halifelik İmamı Ali evlatlarından dışarı çıkmaması lazımdır. Derler. Üç büyük halifei raşidin efendilerimizi yani Hz. Ebu-bekir radıyallahu anh’ı, Hz. Ömer radıyallahu anh’ı, Hz. Osman radıyallahu anh’ı tanımazlar kabul de etmezler. Bunların hakkı değil idi. Hak İmamı Ali’nin idi derler. Bir de bir kısımları Cebrail aleyhisselam’a da adavet buğuz ederlerki hâşa vahyi doğru getirmeyip iltimas etti diye ona da buğuz ederler.

Yanlış itikatlarından biri de namazı sabah ile öğlen namazını birleştirir kılarlar. Akşam ile yatsıyı da birleştirir öyle kılarlar. Beş vakti üç vakte getirirler. Ayriyeten bir de Mute nikahları var. Bir kadını para mukabilinde bir gün tayin ederler o güne kadar mute nikahı diye kadınları alırlar anlaşma günleri gelince geri bırakırlar. Namazlarında fabrikadan çıkan kerbela toprağından kaynatılıp kiremit parçası gibi ufak taşları camiye koyarlar her namaz kılan o taşın birisini alıp secde yerine korlar. Secdelerini taşın üstünde yaparlar.

Bu Şiiler de kendi aralarında anlaşamayıp itikatlarında görüş ayrılıkları olduğundan yirmi iki fırkaya ayrılmışlardır. Hepsi de yanlış bozuk itikattır. Ehli sünnetin dışında olan yanlış itikattır.

Üçüncü bozuk mezhep hariciler, bunların da yanlış itikatları Hz. İmamı Ali kerremallahu veche efendimize buğuzları, Muaviye haz-retleri ile anlaşmaya hakem karar versin diye hakemin kararına razı olduğu için İmamı Ali kerremallahu veche efendimize buğuz yaparlar.

Daha başka yanlış itikatlarıda dinin tamamen ahkamlarını bil-meyen kimselere kafirdir derler. Büyük günah işleyenlere de kafirdir derler. Büyük günah işlenen yerlere de darul harp derler. Bunlarda kendi içlerinde yirmi fırkaya ayrılmışlardır.

Darul harp olan yerlerde can emniyeti kalmaz, mal em-niyeti kalmaz, namus emniyetide kalmaz. Çünkü o vilayeti o kazayı düşman istila eder çevresini çembere alır bağlar ca-miye cumaya gitmeye de emniyeti kalmaz. O zaman öyle yerlere darul harp demişler. Bu darul harp konusu fıkıh bö-lümünde daha geniş tafsilatı ile yazıldı.

Dördüncü bozuk yanlış mezheb mürcie ismindeki bozuk mezhe-bin itikatlarının hülasası, bir kimse imanlı ise o kimsenin ibadeti terk etmesi o kimseye zarar vermez. Ne kadar günah işlese zarar vermez. Yaptığı günahtan dolayı da azap olunmaz derler. Bu itikat ise ehli sünnetin dışında sapık bozuk bir itikattır. Çünkü:

فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُۜ ﴿﴾ وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ ﴿﴾

Meali: İnsanoğullarının dünyada zerre kadar hayır ve şer ne yaptıysa onu mahşer gününde noksansız olarak bulacağı-nı haber veriyor.[3]

Ehli sünnetin inancı dayancı Kur’ana ayetine hadise dayanır. Ona inanır. Ehli sünnet inancına göre, günah işleyenler küçük büyük günah işleyenler günahını bilip pişman müteessir olarak Allah’a boyun büker, iman eder, ameli saliha eder bir daha bu günahları yapma-maya sıdk ile tevbe eder ise bütün günahları mahve uğrar afv olunur. Ayeti kerimeye hadise göre aynen böyledir.

Neccariye Mezhebi; Bunlarında itikatlarının bozuk olması ehli sünnetin dışına kaymaları mutelize olanların Cenab-ı Allah’ın sıfatı su-butiyesini inkar ettikleri gibi bunlar da aynen inkar ettiklerinden dolayı fırkaı dalledendir. Bunlar kendi aralarında üç kısma ayrılmışlardır.

Altıncı Cebriye mezheblerinin bozuk itikatları ehli sünnetin dışına kaydıkları konu bunlar kuldaki iradei cüz’iyeyi inkar ederler. İbadet de yapsan günah da yapsan kulun elinde bir şey yoktur. Allah ezelde levhi mahfuza hayır yazdı ise veya şer yazdı ise dünyaya gelince onun zamanı geldikçe o kimse gerekse hayırı gerekse şerri yapmaya mec-burdur. Çünkü Allah böyle takdir etmiş kulun elinde hiçbir şey yoktur derler. Şeytan gibi suçu Allah’a yüklerler.

Buraya kadar söyleyip yazdıklarımız ne yönde olurlarsa olsunlar ehli sünnetin dışına saptıkları için ya ilave ya da noksan bıraktıkları için bunları dört mezheb imamlarımız tart etmişler. Atmışlar. Bunlar fırkayı dalle demişler. Yani bunlar dalalat fırkaları. Cehennem fırkala-rıdır diye atmışlar.

Ehli sünnet dediğimiz Peygamber Efendimiz ve ona canı ile malı ile inancı ile sarılıp Allah’ın ayetlerine Resulünün itikat hadislerine sımsıkı sarılıp kıl kadar ayrılmayıp ne ilave ne de noksan etmeyenler. İşte bunlar ehli sünnet mezhebi dediğimiz bunlardır.

Peygamber Efendimizin de yetmiş üç tane mezhebin hepsi ce-hennemi boylayacak içinde yalnız bir tanesi kurtulacak. Kurtulanlar kimlerdir ya Resulallah sorusuna Ben ve eshabım ne itikatta isek bizi takip edenlerdir. Buyurmuştur.

Zaten aklı, zekası olan kimseler Cenab-ı Hak’kın kelamına ina-nıyorsanız:

وَمَآ اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ

Maksatınız Allah’ı Resulünü sevip kavuşmak ise bu ayetin hükmüne dikkatle itaat edin. Ayetin mealinde;

“Ya Habibim, Biz seni bütün alemlere yani yere göğe bütün alemlere rahmet olarak indirdik.”[4]

Onun itikatını, ameleni, ahlakını, fiilini, kavlini, hal ve evsafını o-na uymayı, tabi olmayı ve onun şeriatının kıyamete kadar baki ola-cağını başka peygamberlerin şeriatlarının mensuh olduğunu bildirmiş, haber vermiş. O Sevgili Habibi olan iki cihan serveri Peygamberimiz Allah’ın inzal edip indirdiği ayetleri ile hadisi kutsileri ile ve kendisi kendi kafasından haşa hiç bir uydurma kelam söylemeyip ne söylerse ayetin hükmü, vahiyle veyahut Cenab-ı Hak’kın hadisi kutsisi ile ve kendisine Cenab-ı Hak ihsan ettiği kelamları ile Allah’ın razı olduğu dinin temelini ahkamını noksansız olarak kurmuş. Sahabeleri ile beraber bu dini mubinin esas özetlerini çalışıp kurmuşlar.

Cenab-ı Hak’ta kullarına emir etmiş ki Allah’a itaat etmeniz Allah’ın emrine tabi olmanız nasıl ise onun Resulüne de aynen itaat edin tabi olun. Ayet, Sureyi Ali İmran. 31-32

Resulüne uymayı uyup O’na itaat edip ona tabi olmayı aynen kendisine uyup tabi olmayı beraber müsavi kılmış.

İşte bozuk yanlış mezhebler ne arıyorsunuz ne istiyorsunuz Al-lah’a sevilmek istiyorsanız O buyuruyor ki; Benim Sevgili habibime sözüne ameline ahlakına tabi olun uyun. Bana sevilmek is-tiyorsanız beni de sevmek istiyorsanız Resulüme Habibime uyunuz itaat ediniz tabi olunuz diye tekrar tekrar ayetlerinde haber veriyor.

Hülasaı kelam bunun dışında kendi kafasından kendi ictihatın-dan konuşan sapık mezheblere aşılananların sözlerine kat’iyen inanıp bağlanmayın. O gibi insanlar ile çok ülfet, sohbette yapmayınız. On-ların yazdıkları kitaplarını da okumayınız. Aklınıza, imanınıza, itika-tınıza zarar olur. Bunları bu kadar uzatmaktaki gayemiz Allah’ı, O’nun Resulünü hakkıyla tanıyıp hakkıyla onların kurmuş olduğu şeriatına, sünnetine kıymet verilsin. Ayrılınmasın. Gayemiz budur iki cihanın saadetini, servetini, selametini, refahını istiyorsanız. Allah’a, Resulüne canı gönülden seve seve sevip uyunuz tabi olunuz vesselam.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin hayatında iken mezhebe ihtiyaç yok idi. Kendisi hayatta her müşkül halde ayeti kerime gelip kendisi hayatta müşküller ayetle hadis ile hal olur idi. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Hülefa-i Raşidin Efendilerimiz ve bunlara tabiinler zamanında da Kur’an’dan hadisten zerre kadar ayrılmadılar. Bu tabiinler de toprağın altına çekildikten sonra meydanı boş bulup kendi kafalarından sanki ayetin hükmü Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin hadisi şerifleri ile Allah’ın kanunu ilahiyesi bunlar kendilere sanki kifayet etmiyormuş gibi kendi kafalarından ictihatlarından bozuk itikatlar zuhur edip mezheb kurucuları zuhur etmeye başladılar.

Kur’anın emredip gösterdiği yoldan Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin hadisi şerifi ile lisanından çıkan dinimizin bütün ahkamları kurulmuş iken bu bozuk mezhebler kimisi ilaveler yazıp kimileri noksan bıraktılar. Allah’u Teala Hazretlerinin kanunları ile hadisi şerifleri ile oynayıp meallerini kendileri arzularına göre değiştirip ilaveler yapıp noksanlara düşürüp mezhebler kurucular zuhur etti.

Aynen zamanımızdaki siyasette particilerin parti kurup her partinin kendine göre ayrı ayrı tüzükleri olduğu gibi her mezheb de kendi itikatına göre mezheb kurdular. Ayeti kerimenin ve hadisi Resu-lullahın kurmuş oldukları dini mubinin temel itikatlarını bozmaya başladılar.

Bunların bir kısmı vahhabi ismi altında, vahhabilik kuruluşu ilk Mekke’den zuhur etti. Bunların yanlış bozuk itikatları: Cenab-ı Hak’kın alemlere rahmet olup indirdiği sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize ve onun yaptığı sünnetlerine kıymet vermezler, uyup, itaatte etmezler, O bize Allah’tan kitap getirdi biz ona bakarız. Kendisi öldü gitti kendinin ve yaptığının ne gereği kaldı, derler. Kur’an’da okudukları halde bu itikatları Kur’anı Kerime uymayıp dala-lete çıkardı.

Bu konular tekrar tekrar yazıldı. Cenab-ı Allah’u Teala Hazretleri Resulüne itaat etmeyi kendisine itaat etmekle beraber müsavi buyu-ruyor. Hemen Ali İmran suresi:

قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُون۪ي يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

“Ya Habibim Benim namı hesabıma kullarıma de ki, siz gerçekten Allah'ı seviyorsanız Bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok esirgeyici ve bağışlayıcıdır.”[5]

قُلْ اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَۚ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْكَافِر۪ينَ

“Ya Habibim Benim namı hesabıma de ki, Allah'a ve Peygamber'e itaat edin! Eğer aksine giderlerse, şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez.”[6]

Kur’an okurlar içindeki bu ayetleri gözleri körmüş gibi üstüne basıp söylemek işlerine gelmez.

İkinci bozuk itikatları kimse kimseye şefaat edemez derler, bu itikatta Kur’anı Keriminin kaç yerinde Allah’ın izniyle Allah’ın izin ver-diklerinin şefaat yapacaklarına dair ayetler Taha Suresi, Sebe Suresi, Ayetel Kürsüde, Amme Suresinde sabittir. Bu ayetlerin hükmünü de inkar etmekte ve hiçe saymaktadırlar.

Üçüncü talkını inkar ederler. Öldü gitti bir şeyden haberi yoktur derler. Talkını inkar ederler Allah ile kul arasına bir vasıta koşulmaz der vasıtayı da inkar ederler. Tarikatı, mürşidi kamilleri de inkar ederler.

Bunlara çok yerde deliller gösterildi. Cebrail aleyhisselam Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize delil olmadımı. Miracda kılavuz, delil oldu. Musa aleyhisselam ilmi ledün istediğinde Hızır aleyhisselam’a git ondan öğren denilmedi mi. İlmi ledün öğren-mek için vasıta olmadı mı? Hulasayı kelam bunları kısadan anlatmak-taki gaye bunların yanlış itikat tuzaklarına düşülmesin.

Şiilerin en büyük tehlike yönleri üç tane Hülefa-i Raşidin efen-dilerimizin haklarında kötü kelamlar konuşurlar. Onlara buğuz ederler hulasayı kelam bu yetmiş iki bozuk dalalet Cehennem fırkası olacağını daha Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hayatta iken haber verilmiş. Ayan açık söylemiş Ben ve sahabelerim ne itikat-ta isek bunu kabullenmeyip dışına çıkanlar dalalet cehennem fırkası olduğunu haber verildi.

Bir kurtulan fırka Fırkayı Naciyedir. Onlar da Resulullah sallal-lahu aleyhi ve sellem Efendimize ve dört halifeye, sahabelere hiç biri-ni ayrım yapmayarak hepsini sevip hepsinin itikatını kabul edip ve sünneti Resulullahtan ayrılmayanlar ve onların itikatlarından zerre kadar ayrılmayanlar bir fırka o da fırkayı naciyedir. Müslüman olanlar bunların temelini iyi anlayıp ehli sünnet itikatından ayrılmasınlar.

Ehli sünnet Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ve dört Hülefa-i Raşidin ve eshabı güzinlerdir. Cenab-ı Allah bizleri bunların itikatı istikameti ibadetinden ayırmasın. Amin, Ya Muin.

Yetmiş iki mezheb sizler iki dünyanın sultanı olan bütün alemle-re rahmet olarak indirilen, O’na Habibim, Sevgilim ünvanı verilen, hiçbir yaratılan ferde müyesser nasip olmayan bizzat mi’racına davet edip cemali ile aşkı ile zevki ile diller tabir edemez halları ile cemaline kavuşturup doksan bin kelamlar ile bu şerefe layık olan Sevgili Pey-gamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efen-dimizin Kur’anı Kerim altı bin altıyüz atmış altı ayetlerin yekünü onun mübarek lisanından çıkıp zuhur etmiştir.

Bütün hadisi şerifleri onun mübarek dillerinden zuhura gelmiş bunun yaşadığı kavli, fiili, halı, evsafı ve Cenab-ı Hak’ka kavuşmak için kılavuz ve önder olan böyle bir Peygamberimizin Allah’ın emriyle bütün insanlara nur saçtığı ikaz irşat ettikleri dinin ahkam temelini kurduğu bunlar Allah’a kavuşmaya size kafi gelmedi mi?

Yetmiş iki mezhebe söylüyorum. Bunun dışında başka bir peygamber mi vardır daha başka bir Kur’anın dışında ayetlermi var hepsinin Cemi hadisle beraber insanlara anlayacakları şekilde cem olup kanuni ilahiye bir yol kurulmuş bunun dışında ne arıyorsunuz maksatınız ne dört halifeden ben şunu kabul eder, bunları kabul etmem diyenler siz bu itikatı kimden alıyorsunuz.

Yarın mahşerde düşününüz yakayı elden alamazsınız.

 


[1] Hakim El Müstedrek Ala-s-Sahıhin c.1. s.159/286 (Beyrut), Süneni Ebi Davud c.4. s.222/4691, Deylemi El Firdevsi bi Me’sûru-l-Hıtab c.3. s.237/4705 (Beyrut).

[2] Yasin Suresi, 36/58.

[3] Zilzal Suresi, 99/7-8.

[4] Enbiya Suresi, 21/107.

[5] Âli İmran Suresi, 3/31.

[6] Âli İmran Suresi, 3/32.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>