canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

VEHHABİLİK - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 2.cilt)

VEHHABİLİK

 

Yaklaşık iki asır kadar önce Arab Yarımadası'nda Necd do­laylarında Muhammed b. Abdilvehhab (1115-1206) tarafından kurulan Vehhabilik, bugün Suudi Arabistan'ın resmi mezhebi durumundadır. Mısır, Hindistan, Afrika ve diğer bazı İslam ül­kelerinde taraftarları vardır.

Vehhabiler Osmanlı’nın Rus ve İran savaşları esnasında bu fırsatı ganimet bilip Osmanlı’ya sırt dönerek gizlice İngiliz devleti ile gizli anlaşmalar yapılıp birlikte Osmanlı devletine düşmanlıkla sırtlarını döndüler. İngiliz devletinin desteği ve himayesi altında zahirde bu hale geldiler. İtikat yönünden de Osmanlı Devletini, Kur’an’a Sünneti Resulullaha uyanları yanlış fetvalarla kitaplar yazıp tenkit ederek halen şimdi de Türk Devleti içindeki Kur’an’a Peygamberine ve Peygamberimiz Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetine bağlı olanlara düşman bir tarzdadırlar. Kitaplar bastırıp ehli sünneti iptal edip insanları vehhabiliğe aşılamak için bastırdıkları kitapları hacca giden hacılara kutsal yerin kitabıdır diyerek sırf vehhabiliği aşılamak için hacılara bedava olarak veriyorlar.

Biz de verdikleri kitabı müteala edip bir yerini okudum. Hiç kimse kimseye şefaat yapamaz. Hiçbir kimse Allah’a yakınlık için araya bir vasıta koşamaz. Her kim Allah ile kendi arasına bir vasıta koşar ise icmai oy birliği ile o kimseler kafirdir kararını vermişler. Hiç kimse kimseye şefaat yapamaz. Peygamber de öldü gitti onun ve yaptığı sünnetin ne gereği kaldı diyorlar.

Onlara cevap olarak surei Kehf’te Musa aleyhisselam Cenab-ı Hak’tan ilmi ledün istediğinde Cenab-ı Hak ya Musa biz o ilmi ledünü kendi rahmetimizden bir kulumuza verdik. Git ilmi ledünü ondan öğren deyip Musa aleyhisselam’ı ilmi ledün için Hızır aleyhisselam’a göndermesi vasıta değil mi Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e Mi’raca gitmesinde Cebrail aleyhisselam delil vasıta olmadı mı. Cebrail aleyhisselam Allah ile Resulullah arasına delil olarak yirmi-dört bin kere inmedi mi. Adem babamıza ekin ekmeyi biçmeyi un öğütmeyi, giymeyi talim edip öğretmedi mi? Ayetler ile cevaplar kitabımıza yazıldı. Şefaat hakkında surei Taha, Surei Nebe, surei Sebe ve ayetel kürside Allah’ın sevip izin verdikleri kimseler Allah’ın izniyle şefaat yapacaklarına ayetler delildir. Şefaat hakkında hadisi şeriflerde kitabımıza kaynakları ile yazıldı.

‘Vehhabi’ ismi, kurucusunun hayatında muhalifleri tara­fından verilmiştir. Bugün bu isimle anılmaktadırlar. Vehhabili­ğe, Türk tarihinde ‘Haricilik’ hareketi olarak bakılmış ve o şe­kilde isimlendirilmiştir. İleride görüleceği üzre; davranışların­daki sertlik, imanlarındaki taassub ve kendi inanışlarında olma­yanları küfürle suçlamak bakımların-dan Vehhabilik ile Harici­lik arasında benzerlik bulmak, tabii karşılanmaktadır.

Bununla birlikte Vehhabiler, kendilerine Muvahhidün derler ve kendilerini İbn Teymiyye'nin açıkladığı şekilde Ahmed b. Hanbel'in mezhebini devam ettiren Sünniler olarak görürler. Bu ise o büyük imama iftiradır. Onun ismi altında kendi bozuk zihniyetlerini Müslü-manların kafasına takmak şaşırtmak aşılamak maksatı ile o isimleri elde kullanıp Müslümanları onunla kandırıyorlar.

Bu bozuk fikirliler bozuk mezhebli olanlar yanlış itikatlı olanlar bunlar kendileri sapık bir itikata yapıştıklarını aynen kendi fikirlerini itikatlarını maksat emellerini insanlara aşılayıp bozmak için ehli sünnet itikatlarını tebdil tahayyur edip kendi bozuk itikatlarını çok muteber büyük zatların kitaplarına el karıştırmışlar. Bozuk itikatlarını o büyük zatların kitapları insanlar arasında muteber tutulduğundan o kitapların adıyla fırsat buldukları zamanda o muteber kitaplara el ka-rıştırıp yanlış itikatlarını sokmuşlar. Halk o büyük zatların kitabıdır, diye okuyup kabul edecekler diye kendileri bozuk itikatlarını yaymak için o muteber kitaplara da yerleştirmişler. Bu konuya kendim şahit oldum. Pirimiz şeyh Abdulkadir Geylani Efendimizin kitaplarının su-retini bastırıp kendi fikirlerini emellerini yerleştirdiklerini okudum. Muteber kitapları ele alıp bununla beraber ehli sünnet alimlerinin ehli sünnet imamlarımızdan olan Ahmed İbni Hanbel Hazretlerinin ismi ile o ismin altında kendi arzularına göre ilaveler yapıyorlar. Allah şerle-rinden korusun.

Bu konunun iyi açıklanması için şeyhimiz Bilal Baba Hazretleri Giresun’da sürgünde iken zuhuratı Geylani isminde bir kitap yazmış idi. O kitap kendi köyümüze geldi. İhvanlardan bir tanesi yazısı güzel olan Ömer isminde bir başka ihvana o kitapın aynı suretini yazdırı-yorlar. O Ömer’de şeyhimizin yazdığı kitapın suretini başka bir kitaba yazıyor. Orijinal kitaptan çekilip yazılan ikinci kitap bizim elimize geçti. Okudum. Bir konu üzerine gelince orda kararsız kaldım. Acaba nasıl diye karara varamadım. Bunun üzerine şeyhimiz Bilal Baba Hazretleri kendi köyümüze evimize geldi. Konuyu anlattım. Getir hele o kitabı dedi. Getirdim. Açıp gösterdim. Kalemini eline alıp yahu burayı yanlış yazmışlar deyip orayı kalemle bozdu. İyi düşünecek olursak bakınız. Kitabı yazan şeyhimiz bu kitaptan bu kitabın aynı suretini yazdıran ıhvan yazan da ıhvan daha birinci elden nasıl kelam değişiyor nasıl kalem değişiyor bakınız. Böyle bilerek veyahut bilmeyerek hatalar muteber olan zatların kitabına eller sözler karışır ise ona göre düşü-nün çok kitaplara el karıştırıp temelini anlamını olayı tebdil tahayyür yapabiliyorlar.

Cenab-ı Hak bilmeyerek yazmış olduğumuz hata kusurlarımızı Habibine bağışlayıp affı mağfiret eylesin amin.

Yine bir konu kendi köyümüzde Ramazan içinde gece teravih namazında bizi imamlığa sürdüler. Bir ihvanda müezzinlik yaptı. So-nunda dua toplandı. Müezzinlik yapan ıhvan dedi ki ben şeyhimiz ile namaz kıldım. Kendisi imam oldu ben de müezzinlik yaptım. Alla-hümme le tec’alna mine'l-ğafilin deyince bana öyle söyleme. Öyle söylersen Allah’ım bizi gafillerden yaz demek olur. Le katmayacaksın Allahümme Tec’alna mine-l-ğafilin diyeceksin. Böyle dersen Allah’ım bizi gafillerden yapma demek olur dedi. Kendisi de o şekilde le katmadan müezzinlik yaptı. Şeyhimiz deyince herkes hiçbir itirazda bulunmadılar. Ama evelden bu konu Allahümme Le tec’al-na mine'l-ğafilin diyerek ondan sonra tesbihler çekilir. Burda hep toplu ıhvana bu değişiklik konusu uygun gelmediyse de bunu şeyhimiz böyle dedi deyince kimse ses çıkarmadı.

Tatmin olmayarak ses çıkarmadılar ama ortaya bir pürüz girmiş oldu. Dedim ki çok dedikodu yapmayın şeyhimiz hayattadır. Hanginiz giderseniz sorun dilinden çıkanı iyi anlayın yazınız tereddütler gidip müşküller hallolsun. Sonra bizim Antep’e gitmemiz icab etti. Gidip Şeyhimiz Bilal Baba Hazretlerine izah edip sordum? dinledi. Biraz da canı sıkılarak yahu yanlış anlamış burda ben namaz kılarken kendisi de müzezzinlik yaptı. Tesbihten evelki Allahümme Le tec’alna mine'l-ğafilinkelimesini yanlış söyledi. Allahümme le Tec’alna mine'l-ğafilin olursa dedim Allah’ım bizi gafillerden yapma demek olur. Sen de dedin ki Allahümme Tec’alna mine'l-ğafilin dedin. Yanlış yaptın Allahümme LeLe katılırsa Allah’ım bizi gafillerden yapma demek olur. Le demeden Allahümme Tec’alna mine'l-ğafilin dersen Le katmadığın için mana değişir. Allah’ım bizi gafil-lerden yap demek olur, dedim. Diye cevap verdi.

Dikkat edecek olursak yanılmalar, yanlışlar ne yanlışlıklara yollar açıyor. Kendi hayatta olmasa idi. Kendinin yazdığı orijinal kitaptan ikinci kitapa yanlış olarak çevrilen konu öyle kabul olup bu şeyhimiz Bilal Babanın yazdığı kitap diye okunacak o yanlışlığı fark etmeyenler öyle öyle kabul edip o konuları halka öyle yayacak idi. Anlayabilenler de anladığı için şeyhimize itirazlar yapıp hakkında kötü kelamlar yayılacak idi.

İkinci müezzinlik yapan ıhvanın yanlış anlayıp, anladığını da yan-lışa sarf ederek delil olarakta şeyhimiz Bilal Baba Hazretlerinin ağzın-dan dinledim böyle söyledi diye kararlaştıracak kendi hayatında iken bu yanlışlıkları kendisi açığa çıkarmasa idi bunu Bilal Baba yanlış fetva vermiş diye muterizlerin itirazcıların yağmurları yağmaya başlar idi.

İşte bu konulardaki anlatılmak istenen maksat: İmamı Azam Efendimiz beşyüz din ülaması halife Mensur zamanında dinin ahkam-larına kurallarına bozuk mezhebler yanlış ictihatcılar bozuk yanlış fetva verenler hadisleri ayetleri okuyup anlamıyanları yanlış itikatlarına çevirmek için cesaretle ayet okuyup hadis okuyup an-lamını kendileri arzularına göre tefsir edenlerin çoğaldığı zamanda insanların kafa ve zihnini bozdukları zamanda İmamı Azam Efendimiz beşyüz din ülaması ile dünya yüzüne sahabeler dağılmışlar idi. Bu Ülamalar dünya yüzüne yayılan hayatta kalan ulaşabildikleri saha-beleri teker teker bulup her mesele her konu hakkında sahabelerden sözlerine tam hakkıyla itimat edilen takvası kuvvetli olan sahabeler-den din hakkında sen Resulullahtan şu konularda ne hadis duydun diye hadisler topladılar. Toplanan hadisler sözlerine tam hakkıyla güvenilip itimat edilen belli sahabelerden her konu hakkında hadisler topladılar. Sözlerine tam hakkıyla güvenilmeyen takvası tam kuvvetli olmayanlardan hadis almadılar. Toplanan hadisleri bir araya gelip beşyüz din ülaması Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sel-lem’in şu hadisine karşı benim hadislerim Kur’anı tutar. Kur’an hadisi tutar. Hadis Kur’anı tutar. Kur’anı tutmayan hadisler benim değildir buyuruyor. İşte bu ülamalar toplanan hadisleri teker teker Kur’an’da ayetler yerini bulup karşılaştılar. Kur’anı tutmayan hadisi almadılar. Şimdi zamanımızda hadisler hoşuna gelmiyenler hadislere itirazları bu Hadisi Mevzudur. Sahih değildir diyenlere cevap. Sizin Hadisi mevzu dedikleriniz beşyüz din ülaması ayetle karşılaştırıp tutanları almışlar ayetleri tutmayanları hadisi Mevzudur diye ondan almamışlar.

Onun için Tarikat yönünde Alim Ülema ismi altında evladı Resu-lüm diye secere gösterenler vardır. Bunların mühim olan bakılacak yönleri konuşmaları fiilleri halları sünnetleri tamam mı şeriatları tamam mı kendilerinde bid’at var mı sünnet noksanlığı var mı sünneti tamam mı kerih görülen bütün ülemalar arasında bid’atı seyyie olan Sigara içmekler var mı buna benzeyen bid’atlar var mı matlubçuluk var mı menfaatçılık var mı. Davetlerde hürmete hizmetlerde kubarıp haz duyması var mı.

Bunların hepsinden arınmış temiz olan bir kamil ehli takvanın sözleri muteberdir. Rüyaları muteberdir. Onların peşine takılmak re-vadır. Bu hala gelmeyen hakkıyla kendi nefsini tanıyıp bilmeyenler hürmet hizmetlerde zevk haz duymaktan kurtulmayanlar sünnet yarım bid’atların içinde ayet hadise uymayan kavilleri halları yarım olanlara takılmayınız teslim olmayınız

  Alimlerden şeyhlerden biraz bahis edildi idi. Alim ülema şeyh bu yalnız zahir isim insanı tatmin etmez. Sözüne itimat edilip gü-venilecek alimin takvasına bakılır. Zühdüne bakılır. Takva denilen anlamı yani hakkıyla imanla beraber emirlere son derece itaat nehy edilip yasak kılananlardan son derece ictinap edip sakınmaktır.

Bunların ile beraber bütün şüphelilerden sakıncalı olmak yeme-sinde içmesinde oturup kalkmasında yatmasında alış verişinde konuş-masında hatta kalbine gelenlerde bütün Allah’tan çok korkup şüp-helilerden sakıncalı olmak Cenab-ı Hak’ta böyle bir amel istiyor. Riyalı gösterişli halk beğensin iyi desinler maksatı amele karışır ise o ameller makbule geçmiyor. Amelleri yok ediyor.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>