canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

BELKIS’IN KÖŞKÜNÜN GETİRİLMESİ BAHSİ - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 2.cilt)

BELKIS’IN KÖŞKÜNÜN GETİRİLMESİ BAHSİ

 

Evliya kerametine delil surei Neml’de sultan Süleyman aleyhis-selam ile Belkısın bahsi havada tahtı ile tacı rüzgar emrinde mazotsuz benzinsiz bir saatte bir günlük yol kat eder istediği yere iner istediği yere kalkar tahtın üstünde at meydanları vardı. Neml suresinde Süleyman aleyhisselamın ümmetinden Vezir-i A'zamı ve teyze zadesi Asaf bin Berhiya'nın kerameti ni bildireceğiz inşaallahu teala.

Başlangıcı, Süleyman aleyhisselam beyt-i Mukaddes'in binasını ikmalden sonra hacca niyet eder ve askerleriyle beraber Mekke-i Mü-kerreme'de haccı edadan sonra, bir gün sabah vakti Yemen cihetine hareket eder ve öğleden sonra San'a'da bir arazi görünce namaz kıl-mak için havadan indi. Çünkü rüzgar emrinde idi. Fakat su bulama-yınca derhal hüdhüd kuşunu aradı, bulamadı. Çünkü suyun keşfini Cenab-ı Hak o kuşa vermişti. Hüdhüd de kendi gibi bir hüdhüdle bu-luşup, beraber Sebe' memleketine gidip orada bir kız ismi Belkıs ve oranın padişahı çok akıllı, güzel. Kendilerinin güneşe taptıklarını haber verdi.

Bunun üzerine Süleyman aleyhisselam bir mektup yazdı ki, Belkıs'ın müslüman olup, derhal gelmesini istedi. Mektubu hüdhüd götürdü. Belkıs'ın sarayının penceresinden girmek suretiyle Belkıs'ın göğsüne koydu ve Hazreti Süleyman'ın emri üzerine geri çekilip bir tarafa saklandı. Belkıs uyandı, nameyi alıp, mühr-i Süleyman'ı görünce, korku her tarafını sardı. Derhal yardımcılarını toplayarak, Belkıs yardımcılarına ve memleketin eşraflarına der ki, ey ulu kişiler, muhakkak bana güzel bir mektup atıldı. İşte ayeti kerime:

اِنَّهُ مِنْ سُلَيْمٰنَ وَاِنَّهُ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِۙ ﴿﴾ اَلَّا تَعْلُوا عَلَيَّ وَاْتُون۪ي مُسْلِم۪ينَ۟ ﴿﴾

Yani, “Bu mektup Süleyman'dandır. Bu mektubu Rahman ve Rahim olan Allah'ın ismi ile yazıyorum. Bana Baş kaldırmayın, Müslüman olarak bana gelin.”[1] Diyor.

Bu mektubu Belkıs okuyunca, meşveret edip, benim fikrimce ben onlara münasip bir hediye göndereceğim. Belkıs, vekilleri Münzir bin Amr namında bir zatı hediyeyi götürecek cemaate reis tayin ederek gönderdi. Gönderdiği hediyeler kadın elbisesinde oğlanlar ve oğlan elbisesinde cariyeler ve bir halka içinde deliksiz bir inci ve bir boncuk ki, eğri delinmiş ve mücevherat ve altın ve gümüş vesaire.

Belkıs giden elçiye tenbih eder ve der ki, eğer Süleyman aley-hisselam nebi ise, yani Peygamber ise bu cariyelerle ve oğlanları daha siz geriden gelirken bilir ve inciyi doğrultur ve eğri boncuğa ipliği takar ve eğer bunları bilmez ve gazaplı bulunursa, bilin ki padişahtır, nebi değildir. Nebi olmadığı tahakkuk ederse, ben ondan korkmam.

Belkıs'ın elçilerinin hediyelerle Süleyman aleyhisselamın huzu-runa geldiklerinde Süleyman aleyhisselam inciyi bir kurda deldirdi. Diğer işlerde halloldu. Hediyelerini kabul etmedi. Benim isteğim dünya malı değildir, sizin hediyeniz sizleri sevindirir bana ancak İslam olarak geleceksiniz.

Belkıs'ın elçisi geri gelip, Hazret-i Süleyman'ın ahvalini haber verdi. Belkıs, Süleyman aleyhisselam'ın nebi olduğunu tasdik etti ve yakın vakitte huzuruna gelip, müşerref olacağını bir elçi ile bildirdi kendi yol tedarikine başladı ve sarayının yedi kapı içinde olan kendine mahsus köşkünde ki eşyalarını bekçilerine bıraktı ve yola çıktı.

Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri Belkıs Hazreti Süley-man'ın ikametgahına bir konak mesafeye geldiğinde, Süleyman aleyhisselamın ondan evvel Belkıs'ın köşkünü getirecek bir kimse aradığını beyan etmek üzere,

قَالَ يَآ اَيُّهَا الْمَلَؤُ۬ا اَيُّكُمْ يَاْت۪ين۪ي بِعَرْشِهَا قَبْلَ اَنْ يَاْتُون۪ي مُسْلِم۪ينَ

Yani, “Süleyman aleyhisselam, ey ulu kişiler Belkıs ve o-nun adamları bana muti olarak geliyorlar. Belkıs ise mahsun mütesir geliyor. Sebebi çok kıymetli sevdiği muazzam köşkü getiremeyip kaldığı için. Onlar gelmezden evvel Belkıs’ın köşkünü bana evvel getirecek kimse yokmu deyince ”[2]

قَالَ عِفْر۪يتٌ مِنَ الْجِنِّ اَنَا۬ اٰت۪يكَ بِه۪ قَبْلَ اَنْ تَقُومَ مِنْ مَقَامِكَۚ

Yani “Cinnilerden bir Müslüman cinni dedi ki, ben Belkıs gelmeden Belkıs’ın köşkünü sen oturduğun yerden kalk-madan getiririm. Dedi.” Ayetin devamı;

وَاِنّ۪ي عَلَيْهِ لَقَوِيٌّ اَم۪ينٌ

Yani, “Ben onun köşkünü getiririm.”[3] Cinni bunu söyle-yince Süleyman aleyhisselam içinizden Belkıs’ın köşkünü daha çabuk daha seri getirecek kimse yokmu deyince

قَالَ الَّذ۪ي عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَابِ اَنَا۬ اٰت۪يكَ بِه۪ قَبْلَ اَنْ يَرْتَدَّ اِلَيْكَ طَرْفُكَۜ فَلَمَّا رَاٰهُ مُسْتَقِرًّا عِنْدَهُ قَالَ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّ۪ي۠ لِيَبْلُوَن۪يٓ ءَاَشْكُرُ اَمْ اَكْفُرُۜ وَمَنْ شَكَرَ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ رَبّ۪ي غَنِيٌّ كَر۪يمٌ

Yani “kitap ilmi olan Adem oğlu olarak Asaf bin Berhiya, ben, Belkıs'ın köşkünü gözünü bu taraftan bu tarafa dönene kadar getiririm” dedi. Bunun üzerine Süleyman aleyhisselam baktı ki o kadar çok uzun mesafedeki Belkıs’ın köşkünü kendi köşkünün karşısına konmuş gördü. Bunun üzerine Süleyman aleyhisselam

هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّ۪ي۠

İşte bu nimet, benim Rabbimin fazlıdır.”[4]

Buyurdular. İşte bu ayetler evliya kerametine ve vasıtaya inkarı mümkün olmayan delildir. Bu ayete göre evliya kerametini inkar eden kafirdir.

Bu ayetleri yazmaya sebepler oldu ki, Pirimiz Abdülkadir Geylani Efendimizden zuhur eden büyük kerametlere itiraz ediyorlar. İşte cevaplar; Süleyman aleyhisselam'ın ümmetinde bu gibi kerametler olunca bizim Peygamberimiz Allah’ın Habibi olan sultanı enbiya olan O’nun ümmetinden niçün olmasın.Yoksa bizim Peygamberimiz Süley-man aleyhisselam’dan yüksek değilmi? Yoksa pirimiz Abdulkadir Gey-lani Hazretleri Böyle keramete layık değilmi diyorsunuz. Deyince hafızlardan biri ya bizim hocalarımız deyince öbür hafız hemen onun ağzını tuttu. Konuşturmadı. Hafız kendine gel önünden konuştu. İnanmayaların dini imanı gider kendi kafir olur hanımıda boş olur dedi.. Biz yüzünden okur asıl anlatmak istediğini anlayamazmışız. Hakkıyla söyledi. Hakkıyla konuştu. Hakkıylada böyledir dedi.

 


[1] Neml Suresi, 27/30-31.

[2] Neml Suresi, 27/38.

[3] Neml Suresi, 27/39.

[4] Neml Suresi, 27/40.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>