canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

HAZRETİ FATIMA’NIN FAZİLETİ - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 2.cilt)

HAZRETİ FATIMA’NIN FAZİLETİ

 

اَحَبُّ اَهْلِى اِلَىَّ فَاطِمَةُ

“Ehl-i beytim meyanında en ziyade sevdiğim Fatıma’-dır.”[1]

سَيِّدَةُ نِسٰٓاءِ اَهْلِ الْجَنَّةِ اَرْبَعُ مَرْيَمُ وَفَاطِمَةُ وَخَد۪يـجَةُ وَآسِيَةُ

“Cennet hanımlarının ekabiri dörttür. Onlar; Meryem, Fatıma, Hatice ve Asiye hazeratıdır.”[2]

فَاطِمَةُ بِضْعَةٌ مِنّ۪ى فَمَنْ اَغْضَبَهَا اَغْضَبَن۪ى

“Fatımatü’z–Zehra benden bir cüzdür. Onu gazaplandı-ran beni gazaplandırmış olur.”[3]

فَاطِمَةُ سَيِّدَةُ نِسٰٓاءِ اَهْلِ الْجَنَّةِ اِلّٰا مَرْيَمَ

“Hazret-i Meryem müstesna olduğu halde Fatımatü’z–Zehra cennet kadınlarının büyüğüdür.” [4]

Hazret-i Fatıma validemiz nübüvvetten beş sene evvel Ha-tice radiyallahu anha’dan tevellüd etmiştir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin kızlarının cümlesinin küçüğüdür. Ve nisa-i aleminin seyyidesi ve Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin sevgilisidir. Zira Hazreti Fatıma radiyallahu anha ziyade zahide ve abide idi. Zahid ve abid olan evladı diğer evladından ziyade sevmek mubahtır.

Ve Hazret-i Fatıma radiyallahu anha’nın Fatıma ism-i şerifinden gayri dört isimleri vardır ki, biri Betül, biri Zahir, biri Zahire ve biri de Mutahhire’dir. Bu isim ile tesmiye olunduğunun aslı budur ki, yani hayızdan ve evlat getirdiğinde nifas kanından Zahire ve Mutahhara olup, asla kan görmemiş ve bir vakit namazı tehir etmemiş ve namaz ve ibadeti bütün ömründe kamil ve mükemmel olmakla, bu isimler ile tesmiye olunmuştur.

Hazreti Fatma-tü-z-Zehra-i Mutahhara validemizin daha özellik-lerinden biriside pirimiz Şeyh Abdulkadir Geylani Gaddese sirrehu hazretleri çalışıp Allah’a kavuşmak azminde ve sülukunda çok azimle çalıştığı zamanlarda bir seneye yakın yemesiz, içmesiz, yatmasız iba-dete zikrullaha devamla meşgul olduğu zamanlarda Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri buyurdularki ya Abdulkadir bir seneye ya-kın yemeden, içmeden, uyumadan azimle çalışıyorsun meram arzu is-teklerin nedir? Ya Abdulkadir; deyince çok utanıp çok fazla hayâ-sından bir cevap veremeyince kalben teveccühünü Hazreti Fatma-tü-z-Zehra ve Mutahhara validemize çevirdi.

Hazreti Fatma-tü-z-Zehra-i Mutahhara validemiz buyurdularki ey ciğer köşem Abdulkadir Rabbından aşıklık iste buyurunca Cenab-ı Hak’tan çok hayâ ettiğinden onuda isteyemedi. Onun üzerine Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri Ya Abdulkadir mademki sende bu hayâ edep ihlas vardır. Biz sana hem aşıklık hemde maşukluk verdik. Buyurdular.[5]

Burada kitabı okuyanlarımız. Kul Allah’la konuşabilirmi? Evet en-biyalar vahiy ile konuşurmuş hakiki sıdkı sadakatı tamam olan evliya-ullahlara Cenab-ı Hak dilediği zaman ilham ile konuşması olmuş. Sabittir. Tereddüt yapmayınız. Hatta Hazreti Meryem validemiz çalıştığı zamanlarda bizzat Cebrail aleyhisselam gelip Meryem validemize:

اِذْ قَالَتِ الْمَلٰٓئِكَةُ يَا مَرْيَمُ اِنَّ اللّٰهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِنْهُۗ اِسْمُهُ الْمَس۪يحُ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ وَج۪يهًا فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَمِنَ الْمُقَرَّب۪ينَۙ ﴿﴾ وَيُكَلِّمُ النَّاسَ فِي الْمَهْدِ وَكَهْلًا وَمِنَ الصَّالِح۪ينَ ﴿﴾ قَالَتْ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ ل۪ي وَلَدٌ وَلَمْ يَمْسَسْن۪ي بَشَرٌۜ قَالَ كَذٰلِكِ اللّٰهُ يَخْلُقُ مَا يَشَآءُۜ اِذَا قَضٰىٓ اَمْرًا فَاِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ ﴿﴾

“Senden bir oğlan doğup peygamber olacağını Rabbın sana haber müjde verdi. Meryem validemiz bana hiçbir ku-şun kanadı bile dokanmamış nasıl benden evlat olur deyince. Cebrail aleyhisselam o senin Rabbıyın indinde kolaydır. Mer-yem Validemize meleklerin Cenab-ı Hak’tan vahiy ile gelip senden bir oğlan doğacak ismi İsa olacak melekler bu müjde beşareti verince Meryem validemiz ya Rabbi bana hiçbir beşer dokanmamış benden nasıl çocuk olacak deyince Ce-nab-ı Hak dediki öyle fakat senin Rabbın ne dilerse onu ya-par. Rabbın bir işin yapılmasına hüküm edince o işe ol der o anda o iş olur.”[6]

Bu konuya kaynak Kur’anı kerimde

وَاَوْحَيْنَآ اِلٰىٓ اُمِّ مُوسٰىٓ اَنْ اَرْضِع۪يهِۚ فَاِذَا خِفْتِ عَلَيْهِ فَاَلْق۪يهِ فِي الْيَمِّ وَلَا تَخَاف۪ي وَلَا تَحْزَن۪يۚ اِنَّا رَآدُّوهُ اِلَيْكِ وَجَاعِلُوهُ مِنَ الْمُرْسَل۪ينَ

“Cenab-ı Hak Musa aleyhisselam doğup dünyaya gelince annesi çok telaşla korkmaya başladıki bunuda duyup Firavu-na haber verirler ise firavun bu çocuğumuda öldürür diye çok telaşlanınca Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri Musa aleyhisselam’ın anasına “o senden doğan çocuğu emzir. O çocuğa bir tehlike gelir yönünden korkuyor isen o çocuğu nehire bırak korkma müteesirde olma kederlenme çünkü biz o çocuğu geri sana dönderip seni bulduracağız hemde onu peygamberlerden bir peygamber yapacağız diye vahyettik.”[7] Buyuruyorlar.

Cenab-ı Hakk’ın kuluna dilediği zaman ilham etmesi Şura suresinde:

وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ اَنْ يُكَلِّمَهُ اللّٰهُ اِلَّا وَحْيًا اَوْ مِنْ وَرَآئِ حِجَابٍ اَوْ يُرْسِلَ رَسُولًا فَيُوحِيَ بِاِذْنِه۪ مَا يَشَآءُۜ اِنَّهُ عَلِيٌّ حَك۪يمٌ

Ayetin meali: Fahri Razı ve Nisaburinin beyanlarına göre Cenab-ı Hakk’ın beşer ile kelamı üç surette dir.

Birinci Melek vasıtası ile, enbiyayı izam Hazretine gelen emri ilahiye ve nehyi subhaniye dair tebliğatı ilahidir. Enbiyayı izam Hazretine gelen vahyin cümlesinde o vahyin tarafı ilahiyeden olduğunu o nebi ilmi zaruri ile veyahut mucizei saire ile bilir. Hatta ilk vahiy geldiğinden Resulullahın Cebrail eminden mucize istediğide mervidir.

İkincisi ilham suretiyle olur. Hazreti Musa’nın validesine Firavunun şerrinden saklamak için Musa aleyhisselam’ı bir sandık içine koyup denize ırmağa bırakmasını ilham bu-yurduğu gibi. Yahut uyku halında rüya suretiyle vahy olur hazreti İbrahime oğlunu kurban etmesini rü’yada emir ettiği gibi.

Üçüncüsü doğrudan doğruya bila vasıta Vacibi Tealadan emir ve nehy talakki etmektir. Bu kısım vahiy enbiyayı izam hazretinden iki zatı şerife müyesser olmuştur. Birincisi Haz-reti Musa’ya tur dağında bulunduğu zamanda vuku bul-muştur. İkincisi Bizim Peygamberimize Mi’racda vuku bul-muştur. Bu ikiden başka diğer enbiyayı izam hazretinden bu şerefe nail olan olup olmadığına dair kati bir delil olmadığı cihetle bu hususta söz söylemek caiz olamaz.[8]

Bu ilham konularını daha iyi açıklanmasını isteyenler kitabımızın gerisinde ilham konuları yazıldı idi. Bakmak isteyenler oraya tekrar tekrar bakabilirler. İnşallahu Teala.

İlham konuları İlhami Rabbani gelen kimse bana ilham geldi diyenler o kimseler ahlakı zemime olan yedi tane başlıklı huy ahlaklar kibir, ucup, riya, hased, tamah, puhul, gazap, dünya sevgileri bunlar o kimselerin kalbinde bunların eseri arzuları tamamen Allah’ın hidayeti ile arınmış temiz olan bir kalb lazımdır. Bu saydığımız kötü huy ve ahlaklar kalbde temizlenmeden kötü ahlaklar mevcut iken, şeriatı sünneti düzgün değil iken o kalbe Cenab-ı Hak tecelli etmez.

Kendisi çok çok temizlerin temizidir. Temiz olanları sever. İkinci Hakkı ile bir kamil mürşide rabıtası teveccühü tamam olması lazım. Üçüncüsü şeriatı (ne demek olduğunu anlattık) şeriatı sünneti tamam olup bid’atlerin cümlesinden arınmış olması lazım ki şeytan karışmasın. Mümkün mertebe nefsi emmareden, nefsi levvameden, nefsi mülhime makamına ulaşması lazım. Evet inşeallahu Teala riyadan iftihardan benlikten korunmamazı habibinin hürmetine cümlemizi koruyup muhafaza eylesin amin. Ya Muin.

Bu İlhami rabbani başımdan geçtiği için iyi anlaşılması için iftihar için değildir. İtikat ve iyi anlaşılması için söylemeye mecbur kaldım. İlhami rabbani bu mülhime makamında olan kimseye sünnet, şeriatı tamam olan kimseye bid’atlerden tamamen arınıp kurtulmuş olan kimseye Cenab-ı Hak ilham etmek ister ise namazda olabilir. Kıb-leye karşı abdesti yemesi içmesi hayâ edebi her şeyi şeriat ölçüsünde olarak namazda ve kıbleye karşı oturup huzur mürakabasında tevec-cühünde Cenab-ı Hak diler ise ilham eder.

İlhamın özeti: Ses seda ile olmaz. Suret şahıs ile olmaz. Bir mekanda olmaz. Ancak insanın kendi kalbinden kendi kalbine kendi kalbinin deruninden kendi kalbinin derunune ses olmayarak, şahıs olmayarak bir anda böyle kalbinden kalbine söylenir. İnsan bunu ayet hadise şeriata vurduğu gibi uygun bulur. Hak’tan olduğunu anlar. Sünnet şeriat tamam olmayıp yarım olanlar ahlakı zemime kötü huylar içinden çıkamayanlar banada ilham geliyor diyorsa şeytanidir. Şeytanında yol bulması şeriatı tamam değil düzgün değil sünnete uyması tamam değil bid’atlerden arınmış değil kalbi ise kötü huy ve ahlaklardan arınmış değil şeytan bunlardan faydalanır kalbine girip şaşırtır. Mürşidide tam kamil mürşid değilse yarımlardan ise çok kerih bid’atı seyyiye olan tütün içmek şeyhinde kendinde mevcut ise bu ilhamlara itimat edilmez.

Kalbin temiz olması dedik Cenab-ı Hak Teala Hazretleri temizleri tevbekarları sever denildi. Aşıklardan söyledikleri bir beyiti ilave edelim.

 

Kenz açılmaz her gönülde Taki cümleden dur olmadan.

Hak Tecelli etmez sana o gönül temizlenip pürnur olmadan.

Sür çıkar şu kalbte Hak’tan gayrilerini Hak tecelli ede sana,

Padişah konmaz o saraya taki o hane mamur olmadan.

 

Hazreti Fatmatü'z-Zehra validemizin bir konusu daha. Peygam-berimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir gün mescide gider-ken yolu Fatmatü'z-Zehra Mutahara validemizin evi önünden geçerken içeri baktıki Fatma validemiz bir eli ile beşikteki çocuğu sallıyor bir eliyle el değirmeni çekiyor idi. El değirmeni eskiden siyah kara taştan yaparlar onda buğdayı el ile çekerler idi. Bu hala sevgili Pey-gamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bakıp nazar edince bu-yurdularki ya Fatıma sende böyle bir gayret çalışma var. Buna bu zahmete mütesir olma yarın inşeallah cenneti alada bütün kadınların seyyidi olacaksın buyurdular.

Hicretin ikinci senesinde Fatıma radiyallahu anha Hazret-i İmam-ı Ali kerremallahu vechehu ve radiyallahu anh Hazretlerine tezvic edilip, ondan Hasan, Hüseyin, Muhsin, Zeynep, Ümmü Gülsüm ve Rukiyye namında üç erkek, üç kız evladı oldu. Ama Muhsin ve Ru-kiyye henüz tıfıl iken, vefat eylediler ve Zeyneb Abdullah bin Cafer’e ve Ümmü Gülsüm dahi Ömer bin Hattab’a tezvic edildi ve onlardan nesil kalmadı.

Hazret-i Fatıma radiyallahu anha, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemden altı ay sonra Medine-i Münevvere’de teşrif-i dar-ı ukba bu-yurdular. Ve ömr-ü şerifleri yirmi yedi, yahut yirmi sekize vasıl olmuş idi. Fatıma radıyallahu anha’yı Ali kerremallahu veche gusül edip ve namazını kılıp, Baki’ye defin eyledi ve bazıları da Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin yanına defin olundu dediler ve Fatıma radiyallahu anha’nın fedail-i şerifesi gayet çoktur.   

 


[1] C.Sağir Muhtasarı c.1. s.83/124 (1:168/203), Kenzü-l-İrfan 1001 Hadis s.27/143.

[2] C.Sağir Muhtasarı c.2. s.478/2387 (4:124/4759), Kenzü-l-İrfan 1001 Hadis s.27/144.

[3] Kenzü-l-İrfan 1001 Hadis s.28/145, C. Sağir Muhtasarı c.3. s.39/2807 (4:421/5834).

[4] C.Sağir Muhtasarı c.3. s.39/2808 (4:421/5835), Kenzü-l-İrfan 1001 Hadis s.28/146.

[5] Min Menakıbi-l-Gavsi Abdulkadir Kuddise Sirrehü-t-Tahir.

[6] Ali İmran Suresi, 3/45.46.47.

[7] Kasas Suresi, 28/7.

[8] Şura Suresi, 42/51 (Hulasatu-l-Beyan Fi Tefsiri-l-Kur’an).

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>