canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

HZ. ALİ'NİN HALİFELİGİ - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 2.cilt)

HZ. ALİ'NİN HALİFELİGİ

 

 

Hz. Osman Hicretin 35. senesinin Zilhicce ayı­nın on sekizinci gününde ve Cumada öldürüldükten sonra halk Hz. Ali'ye yönelerek ona biat ettiler. Hz. Ali, kendisine biat etmeye icabet etmedi. Milletin teklifleri tekrarlanınca Hz. Ali, Benî Ömer bin Mebdul'ün bahçesine kaçtı ve kapıyı üze­rinde kilitledi. Halk, Hz. Ali'ye geldi, orada onu bul-dular. Kapıya vurdular, Hz. Ali'nin yanına girdiler. Halkın beraberinde Hz. Talha ve Hz. Zübeyr de vardılar. Hz. Ali'ye “Bu [devlet işi] emirsiz yürüyemez." dediler. Ve böylece Hz. Ali'yi ikna edinceye kadar ko-nuştular. Hz. Ali sonunda icabet etti. Mescide çıktı. Halkın hepsi gelerek biat ettiler.

İbnul Arabi der ki:

Eğer süratle Hz. Ali'ye biat edip halife seçmeseydiler, o başı­bozuk istilacılardan Medine ehlinin başına öyle bir felaket gele­cekti ki onu yamamak (tedavi etmek), mümkün olamazdı. Fakat muhacirlerle ensar Hz. Ali'yi zorladılar. O da bu vazifeyi almayı kendisine farz gördüğü için itaat ederek vazifeyi aldı.[1]

   

Beyt

 

Ol cihanın fahrinin sırrına kurban olayım

Hutbe-i levlâk inen şânına kurban olayım

Kabı kavseyni ev ednâsına kurban olayım

Ben anın ilm ile irfanına kurban olayım

Ben anın esrar-ı mi’racına kurban olayım

Ol Ebu Bekr ü Ömer Osman Ali dört yârıdır

Ol risalet bağının anlar gül-i gülzarıdır

Cümle ashabı hidayet râhının envarıdır

Ben anın âline ashabına kurban olayım

Ben anın ashab u ahbabına kurban olayım

Ol Hasan Hazretlerine zehr içirdi eşkıyâ

Hem Hüseyn oldu susuzluktan şehid-i Kerbelâ

İkisidir asl u nesl-i cümle âl-i Mustafâ

Ben anın âline evlâdına kurban olayım

Ben anın evlâd u ensabına kurban olayım

Cümle ümmetten hayırlıdır o şâhın ümmeti

Ümmetine cümleden artık eder Hak rahmeti

Enbiyâ anınla buldu bunca lûtf u izzeti

Ben anın lûtfuna ihsânına kurban olayım

Ben anın enva-i eltafına kurban olayım

Her ne denlü enbiyâ vü mürselin kim geldiler

Ümmeti olmaklığı Hak’tan temenni kıldılar

Evliyâ ana Niyâzi kul u kurban oldular     

Ben anın ayağının tozuna kurban
olayım

Yoluna gidenlerin izine kurban olayım

                               Niyazi Mısri (k.s.)

 

اَللّٰهُمَّ عَلِّمْ مُعَاوِيَةَ الْكِتَابَ وَالْحِسَابَ وَقِهِ الْعَذَابَ

“Allahım sen muaviyeye kitap ilmini ve hesab ilmini öğret ve azaptan muhafaza et.” [2]

Muaviye Hazretleri atına binmiş Peygamber Efendimizin arka-sında gidiyorlardı. Ya Muaviye bana neren yakın dedi. Karnım yakın ya Resullallah dedi. Allah karnını ilim ile doldursun dedi. Bunun hak-kında bizim ileri geri konuşmak ne haddimize, zaten buyuruyor ki; benim esharlarım kayınlarıma eniştelerime kayın babalarıma karış-mayın dil uzatmayın Cenab-ı Hak bizi sahabelerin aralarındaki hadi-seleri sulh edin diye hakem mi yaptı?

اِحْفِظُون۪ى ف۪ى أَصْحَاب۪ى وَأَصْحَار۪ى فَمَنْ حَفِظَن۪ى ف۪يهِمْ حَفِظَهُ اللّٰهُ فِى الدُّنْيَا وَاْلآخِرَةِ وَمَنْ لَمْ يُحَفِّظَن۪ى ف۪يهِمْ تَخَلَّى اللّٰهُ مِنْهُ وَمَنْ تَخَلَّى اللّٰهُ مِنْهُ أَوْشَكَّ اَنْ يَاْخُذُهُ   

Ashabım ve akrabalarıma hürmet ederek Bana hürmeti-nizi muhafaza ediniz. Her kim onlara hürmetle Bana olan hürmetini teyid ederse Allah’ta onu dünya ve ahrette korur. Her kim de onlara hürmet etmeyerek Bana olan hürmetini muhafaza etmez ise Allah ondan yüz çevirir. Bir kimseden de Allah yüz çevirirse onun azap için yakalanması yakındır. [3]

Hazreti Pirimiz Şeyh Abdulkadir Geylani Efendimiz birçok sahabeden rivayet olarak şöyle söylüyor. Bir gün Peygamberimiz ashaplar ile otururken “Ben deniz harbi yapamadım benim ümmetimin en hayırlılarından birisi deniz harbini yapacak onun askeri ne güzel asker kendisi ne güzel” deyince ashapdan birisi ayağa kalkıp ya Resulullah o harpde ben de bulunur muyum deyince “Sen de bulunursun senin hanımın da bulunur bir adaya gidersiniz o adada ikinizde ölür kalırsınız buyurdu” ashaplar bu adamla bu kadını takip etdiler ne zamanki Hazreti Hasan Muaviyenin elinden tutup biat edip reyini ona verip halifeligini kabul etdikden sonra o seneye bütün Müslümanların birleşdigi sene adı verildi bu birleşmede Hazreti Hasan radıyallahu anh’ın reyini ver-mesiyle oldu.

Daha öncede Hz. Muaviye Hazreti Ali Efendimizle harp edecegi zaman kostantin kıralı bir mektup yazmış seninle harbim var dedi-ginde Hz. Muaviye cevaben şöyle diyor: Sen Müslümanlar bölündü zayıf düşdü diye bana harp açıyorsun benim imamı Ali ile aramda bir kan davası var din davası yok o kan davasını da bir kenara koyar gider imamı Ali ile birleşirim seni bahçeden turp söker gibi söker atarım deyince kostantin savaşdan vazgeçiyor. Hz. Muaviye ile Haz-reti Ali’nin savaşı bitince Muaviye Hazretleri İskenduruna gelip kon-sallar kurduruyor orada sandallar yapdırıyor kayıklar yapdırıyor ora-dan Kıbrısa çıkartma yapıyor bu harp İslam askerinin ilk deniz harbi oluyor o kadınla o erkek de beraber Kıbrıs’a çıktılar orada vefad edip oraya defin oldular şimdi kabirleri oradadır.

Kardeşlerim dikkat etmeliyiz itikadımız sağlam olmalı bir adamın ameli eksik olursa Allah’u Teala dilerse affeder veya günahı miktar cehennemde yanar sonunda cennete gider. Fakat itikatda noksan olursa ebedi cehennemden çıkmaz zerre kadar itikat da noksan olursa ebedi cehennem den çıkmaz. Eğer Hazreti Muaviye radıyallahu anh’a buğuz etmek lazım gelse idi. Hazreti pirimizin hepsinden ziyade buğuz etmesi lazım gelirdi. Çünkü hazreti Hasan Baba tarafından dedesidir. Hazreti Hüseyin ana tarafından dedesidir. Hazreti Ali’ye herkesden daha yakındır.

Pirimiz kitabında Hazreti Muaviye radıyallahu anh. Yani Allah ondan razı olsun diyor Hazreti Peygamberimiz hadisi şeriflerinde meth ediyor hazreti Muaviye’nin kötülüğüne veya buğuz edilmesine hiçbir hadis hiçbir rivayet olmadığı halde sana ne oluyor da Peygam-berin ashabına buğuz ediyosun sen bu emri kimden alıyorsun? Bizim mezhebimiz ehlisünnet velcemaat mezhebidir. İtitkadımız ehli sünnet vel cemaat mezhebinin itikadıdır. Ehli sünnetin dışındaki şii, kaderiye, cebriye ve bütün bozuk mezheblerin hepsinin itikadından sakınma-lıdır. Çünkü ehli sünnetin itikatına onların itikatları ters düşer. Allah cümlemizi muhafaza etsin amin.

Hazreti İmamı Azam meseleyi diniyenin bir çoğunu yazarken Hazreti Muaviye r.a.’den şu hadis delildir diye dinimizin hükümlerini bize öğretiyor. Bir kimse Hazreti Muaviyeyi kabul etmezse dini mese-lelerin hepisini kabul etmemiş oldu. Çünkü İmamı Azam dini mesele-lerin bir çoğunda Hazreti Muaviye’den hadis getirerek o mevzuyu onunla tasdik etmişdir. Kötü olanın, münafık olanın rivayet etdiği ha-dis kabul edilmez. İmamlarımız her hadis rivayet edenin rivayetini kabul etmemişlerdir. Dini hükümlere hadis delil getirilirken seçme ashablerin rivayetleri kabul görmüşdür. İnsan dinini bilmeli mezhebini bilmelidir. İtikadını bilmelidir. itikatda mezhebin nedir? Ehlisünnet vel cemaat mezhebi. Amelde mezhebin nedir? İmamı Azam Ebu Hanife-dir. İmamı Azam ne diyor sen ona bak o münafıkların bozuk mezhep-lilerin bilir bilmez kafasından konuşanların sözlerine bakma. Bunların bozuk fikirlerinden Allah Ümmeti Muhammedi korusun itikadımızı Allah düzgün etsin amin. Bak devamlı söylediğimiz salavatı şerife bize ne söylüyor:

أَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ

“Allahümmesalli ale seyyidine Muhammedin veala ali seyidine Muhammed” yani Allah’ım bizim seyidimiz ulumuz olan Muhammedin üzerine sen kavuş onun âlinin ashabının üzerine de. Yani ya Rabbi sen Muhammedin üzerine salat ile selam eyle onun üzerine nasıl salat selam eylediysen onun alinin, ashabının, ezvacının, ahbabının üzerine de eyle demekdir. Onun eshabı seçilmiş Cenab-ı Hak tarafından önceki Peygamberlere meth ederek övülmüştür. Yani O Muhammed gelecek onun vasfı eshabının vasıflarıyla şöyle olacak diye haber vermiştir. O Peygamberler de ümmetlerine ahir zamanda adı yerde gökde övülmüş olan Muhammed gelecek O nun vasfı şöyle olacak O nun etrafında şöyle yüksek vasıflı ashapleri olacak diye Cenab-ı Hak Peygamberlerine onlar da ümmetlerine överek haber vermişlerdir. Halifei Mensur zamanında İmamı Azam da beraber beş-yüz din ulaması toplanıp batıl mezhepleri iptal etmek için çok çalış-mışlar hakiki ehli sünnet mezhebini kurmuşlar. Allah bizi ehli sünnet mezhebinin itikadın dan ayırmasın amin.

 

Yüzün nur-u hudadır ya Muhammed.

Sana canım fedadır ya Muhammed.

Bir ismin Ahmed-i mürseldir,

Bir adın Mustafadır ya Muhammed.

 

Lebin zemzem cemalin kabetullah,

Makamın hem uladır ya Muhammed.

Biz günahkar ümmetine kıl şefeat ya Resul,

İşimiz gücümüz hatadır ya Muhammed.

 

Yine bir hadisi şerif; Bu hadis İbni Ömer den rivayetdir. Pey-gamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:

إِذَا رَاَيْتُمُ اللَّذ۪ينَ يَسُبُّونَ أَصْحَاب۪ي فَقُولُوا لَعْنَةُ اللّٰهِ عَلٰى شَرِّكُمْ

“Ne zaman ki eshabıma kötü söylüyenleri gördüğünüzde Allah’ın laneti sizin şerrinize olsun deyin”[4] Allah şerlerinden muhafaza etsin yine bir hadisi şerifde buyuruyor ki. Enes r.anh riva-yetiyle:

أَللّٰهْ أَللّٰهْ ف۪ى أَصْحَاب۪ى فَمَنْ أَبْغَضَهُمْ فَلْبُغْض۪ى أَبْغَضَهُمْ وَمَنْ أَحَبَّهُمْ فَلِحُبّ۪ى أَحَبَّهُمْ أَللّٰهُمَّ أَحَبَّ مَنْ أَحَبَّهُمْ وَأَبْغِضْ مَنْ أَبْغَضَهُمْ

“Ashabım hakkında Allah Allah derim, her kim onlara buğz ederse Bana buğz etmiştir. Ben de o kimseye buğz ederim. Her kim ashabımı severse Beni sevmiştir. Ben de o kimseyi severim. Allah’ım Sen Ashabımı sevenleri sev ve As-habıma buğz edenlere Sende buğz et”[5] diye buyurmuştur.

Ashaba kötü söylemek ayet ve hadisi şeriflere muhalefet et-mektir. Ayet ve hadise muhalefetse küfürdür. Bu ashaplar hakkında konuşan güya kendince iyi bir iş yaptığını sanıyor. Safi cahalet, safi cehalet, yaptığı işle dinden çıkıyor haberi bile yok.

Sahabelerin hiç birinin hakkında suizanda bulunulmasın buğuz adavet kötü konuşulmasın bu konuları kitabımızda tekrar tekrar çok yerlerde yazıldı.

Kısadan son olarak sahabeler hakkında yazacaklarımıza dikkat edilsin. Ashabı Resulullah ilk İslamiyetin temel kuruluşunda iman edip dinin kuruluşunda canlarını feda ederek Allah’ın dinine Resulullah’a hizmet yapmışlar. Onlara buğuz adavet kötü kelamlar ile haklarında suizanda bulunulur ise çok büyük tehlikelere düşülür.

Mekke’yi Mükerremede yaşanmayacak bir hala gelince sahabe-ler Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizden izin iste-yerek ya Resulallah bizim burada yaşamaya tahamülümüz kalmadı, diyerek izin alıp Mekke’den muhacir olup hicret ettiler. Ekseri Me-dine’yi Münevvereye hicret yaptılar. Allah için din için Resulullah için vatanlarını, yurtlarını evlerini terk ederek muhacir olup Medine’ye hicret ettiler. Medine’deki daha evvel Müslüman olan ensar kabileleri Muhacirleri karşılayıp ensarların neleri var ise evlerine kadar baba mirası gibi yarı yarıya bölüşüp muhacirlere verdiler.

İyi dikkat olunursa nasıl dinin temelinde biribirlerine sarılıp yardımda bulunmuşlar. Bunlardan sonra Mekke’de bir kısım sahabeler aile evlat sözleriyle muhacir olup gelemediler. Mekke’de kaldılar. Çok zaman sonra Mekke’de kalan son üçüncü posta sahabeler, onlar da muhacir olup Medine’ye geldiler.

Üçüncü posta Medine’ye kendilerden evvel gelen ilk postaları gördüler ki çok yüksek bir kemale dereceye kavuşmuşlar. Üçüncü posta bunların bu hallarını görünce gelip ıssız yerlerde Cenab-ı Allah’a hem tevbe istiğfar hem de evvel gelen eshabların kavuşmuş olduk-ları makamı derecelerinden aşağı düşmemeleri için
üçüncü postanın nasıl bir Allah’a yalvarıp münacat ve dua ettiklerini Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri geride kalan gelen yaşayan Ümmeti Mu-hammed’e bunların hallarını

وَالَّذ۪ينَ جَآؤُ۫ مِنْ بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِاِخْوَانِنَا الَّذ۪ينَ سَبَقُونَا بِالْا۪يمَانِ وَلَا تَجْعَلْ ف۪ي قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا رَبَّنَآ اِنَّكَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ۟

Ayetin meali: “Ya Rabbi biz Mekke’den ilk muhacir olanlar ile beraber gelemeyip evlat aile sözleri ile Mekke’de kaldı-ğımızdan dolayı bu hata günahlarımızı sen affı mağfiret eyle ya Rabbi bizden önce ilk sebgat edip muhacir olup Medine’ye gelmiş olan kardaşlarımızın ulaşmış oldukları makamı ala derecelerinden mertebelerinden bu kardaşlarımızı aşağı dü-şürme bu kardaşlarımızın bu makama derecelerine ulaştık-larına bizim nefisler tarafından kalbimize gelen hasetlik, kıs-kançlık buna benzeyen kıllı kışları bizim kalblerimizden sil günahlarımızı afv eyle Sen Ğafururrahimsin bu kardaşlarımı-zı da kavuşmuş oldukları makam derecelerinden aşağı dü-şürme muhafaza eyle ya Rabbi.”[6]

Bu şekilde dua ettiklerini kusurlarını bilip günahlarının affını talep ettiklerini haber veriyor. Ayeti Kerimenin mealinde buyuruluyor ki sizler ensar muhacirler derecelerine ulaşamadınız ise üçüncü son gelen postaların aynen din kardaşlarına yaptıkları duaları gibi cidden din kardaşınızı yüksek derece makama ulaşmalarını ve ulaşmış oldukları makamlardan aşağı düşmemeleri için aynı duada bulunur iseniz. İşte üçüncü muhacir olup ücüncü postanın derecelerine ulaşırsınız.

 


[1] El Avasım minel Kavasim, s. 142.

[2] Ramuze-l-Ehadis c.1s.185/12.

[3] Ramuze-l-Ehadis c.1s.19/5.

[4] Ramuze-l-Ehadis c.1.s.47/5.

[5] Ramuze-l-Ehadis c.1.s.185/5.

[6] Haşr Suresi, 59/10.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>